8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Nev Kitap Yayınları Sayfa 117
Merhaba sevgili öğrencilerim! Bugün İnkılap Tarihi dersimizin bu bölümünde, görseldeki soruları birlikte inceleyip çözeceğiz. Hazırsanız, ilk soruyla başlayalım!
Ankara’nın Başkent Olması
Araştırınız
Bir şehrin başkent olması için ne gibi özellikler taşıması gerektiğini araştırınız.
Bu soruda bizden, bir şehrin başkent olabilmesi için hangi niteliklere sahip olması gerektiği araştırılmamızı istiyor. Gelin birlikte bu özellikleri bulalım:
Adım 1: Başkent, genellikle bir ülkenin siyasi ve idari merkezi olur. Bu nedenle, ulaşım ağlarının gelişmiş olması, haberleşmenin kolay olması gibi özellikler aranır.
Adım 2: Güvenlik açısından stratejik bir konuma sahip olması önemlidir. Hem savunmaya elverişli hem de ülkenin her yerine kolayca ulaşım imkanı sunan bir yer tercih edilebilir.
Adım 3: Ekonomik açıdan da gelişmiş veya gelişmeye müsait olması, başkentin ihtiyaçlarının karşılanması açısından önemlidir.
Adım 4: Tarihi ve kültürel bir öneme sahip olması da başkent seçiminde rol oynayabilir. Bu, ülkenin kimliğini ve birliğini pekiştirmeye yardımcı olur.
Sonuç: Kısacası, bir şehrin başkent olabilmesi için ulaşım, güvenlik, ekonomi, siyasi ve idari konum gibi birçok açıdan avantajlı olması gerekmektedir.
Şimdi de metinde geçen şu bilgiyi inceleyelim:
“İşgalci güçlere karşı direniş hareketini başlatan Mustafa Kemal ve Temsil Heyeti, 27 Aralık 1919’da Ankara’ya geldi. Ankaralılar Mustafa Kemal’in gelişini büyük coşkuyla karşıladılar. Bu tarihten itibaren Milli Mücadele’nin yönetim merkezi olan Ankara, Kurtuluş Savaşı’nda önemli günler yaşadı. Yeni devletin kuruluşunu sağlayan Türkiye Büyük Millet Meclisi burada açıldı. Kurtuluş Savaşı’nın zor günlerinde Ankara, resmen olmasa bile fiilen Türkiye Devleti’nin yönetildiği bir merkez özelliği gösteriyordu.”
Bu paragraf, Ankara’nın neden başkent olarak seçildiğine dair önemli ipuçları veriyor. Mustafa Kemal ve Temsil Heyeti’nin Ankara’ya gelmesi, halkın gösterdiği coşku, Milli Mücadele’nin merkezi olması, TBMM’nin burada açılması ve fiilen devletin yönetildiği yer olması Ankara’yı başkent yapma yolunda önemli kılan etkenlerdir.
Şimdi de metnin sağ tarafında yer alan bilgiyi okuyalım:
“İstanbul’un 6 Ekim 1923’te düşman işgalinden kurtarılmasından sonra yeni bir sorunla karşılaşıldı. Bu sorun, devletin başkentinin neresi olacağı idi. Bazı kişiler İstanbul’un başkent olarak kalmasını istiyordu. Fakat Lozan Barış Antlaşması’na göre, boğazların her iki yakasında asker bulundurmak yasaktı. Bu sebeple Ankara, güvenlik açısından ve coğrafi özelliklerinden dolayı İstanbul’a göre başkent olmaya daha elverişli bir konumdaydı. Meclise sunulan bir kanun teklifi ile Ankara yeni Türk devletinin başkenti oldu (13 Ekim 1923).”
Bu kısım ise, İstanbul’un işgalden kurtulmasına rağmen neden başkent olarak kalmadığını açıklıyor. Lozan Antlaşması’nın getirdiği kısıtlamalar ve Ankara’nın stratejik konumu, coğrafi avantajları başkentin Ankara olmasında etkili olmuştur. Ve en önemlisi, 13 Ekim 1923 tarihinde Ankara’nın başkent ilan edilmesiyle bu süreç tamamlanmıştır.
Görselde yer alan iki fotoğraf da bu durumu destekliyor:
- 4.6 Ankara Ulus Meydanı (1935): Bu fotoğraf, Ankara’nın o dönemdeki görünümünü gösteriyor. Meydanlardaki hareketlilik, binalar, Ankara’nın gelişmekte olan bir şehir olduğunu gösteriyor.
- 4.7 Ankara Ulus Meydanı (2017): Bu fotoğraf ise günümüz Ankara’sını gösteriyor. Gelişmiş trafik, modern binalar, Ankara’nın ne kadar büyüdüğünü ve geliştiğini net bir şekilde ortaya koyuyor.
Cumhuriyetin İlanı
Araştırınız
Cumhuriyet yönetiminin özellikleri hakkında bir araştırma yapınız.
Bu soruda bizden cumhuriyet yönetiminin özelliklerini araştırmamız isteniyor. Cumhuriyet, halkın egemenliğine dayanan bir yönetim şeklidir. Gelin bu özelliklere daha yakından bakalım:
Adım 1: Egemenlik kayıtsız şartsız millete aittir. Bu, en temel özelliktir. Yani, yönetme gücü bir kişiye veya gruba değil, millete aittir.
Adım 2: Seçimler yoluyla yöneticiler belirlenir. Halk, belirli periyotlarla yapılan seçimlerde oy kullanarak kendi temsilcilerini meclise gönderir ve bu temsilciler ülkeyi yönetir.
Adım 3: Devlet başkanı ve milletvekilleri belirli süreler için seçilir. Yani, yöneticilerin görev süreleri sınırlıdır. Bu da gücün tek elde toplanmasını engeller.
Adım 4: Temel hak ve özgürlükler güvence altındadır. Vatandaşların düşünce, ifade, din ve vicdan özgürlüğü gibi hakları yasal güvenceye alınır.
Adım 5: Kanun üstünlüğü esastır. Herkes kanunlara uymak zorundadır, kanunlar herkese eşit şekilde uygulanır.
Sonuç: Cumhuriyet, halkın kendi kendini yönettiği, seçimlerin yapıldığı, temel hak ve özgürlüklerin korunduğu bir yönetim biçimidir.
Şimdi metnin devamındaki bilgileri inceleyelim:
“Mustafa Kemal, Milli Mücadele’nin ilk yıllarından itibaren yakın arkadaşlarına rejimin değişeceğini ve millet egemenliğinin sağlanması gerekliliğini sık sık vurguluyordu. Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılmasıyla, millet egemenliğine dayanan demokratik yapıda bir devlet kurulmuştu. Fakat bu devletin yönetim biçiminin cumhuriyet olduğu, koşullar uygun olmadığı için açıklanmamıştı.
Saltanatın kaldırılmasıyla yeni Türk devletinin adı ve yönetim biçimi konusunda Mecliste tartışmalar yaşandı. Lozan Barış Konferansı’nda, İtilaf Devletleri ülke içindeki bu durumdan yararlanmak istediler. Bu durum karşısında TBMM, 1 Nisan 1923 tarihinde, milletvekili seçimlerinin yenilenmesine karar verdi. Yapılan seçimler sonucunda ikinci Türkiye Büyük Millet Meclisi, çalışmalarına başladı (11 Ağustos 1923).
Yeni açılan Meclis, imzalanan Lozan Barış Antlaşması’nı görüşerek onayladı. Ayrıca, 13 Ekim 1923″
Bu metin, cumhuriyetin ilan edilme sürecini anlatıyor. Mustafa Kemal’in başından beri hedefinin millet egemenliğine dayalı bir yönetim kurmak olduğunu görüyoruz. TBMM’nin açılmasıyla demokratik bir yapı oluşmuş ancak yönetim şekli tam olarak belirlenmemişti. Saltanatın kaldırılması ve Lozan Konferansı gibi gelişmeler bu süreci hızlandırmış. Milletvekili seçimlerinin yenilenmesi ve yeni Meclis’in açılmasıyla cumhuriyetin ilanı için zemin hazırlanmış. Özellikle 1 Nisan 1923‘te yapılan seçimler ve 11 Ağustos 1923‘te yeni Meclis’in toplanması bu sürecin önemli adımlarıdır.
Son olarak, metnin sonunda yarım kalan bir cümle var: “Yeni açılan Meclis, imzalanan Lozan Barış Antlaşması’nı görüşerek onayladı. Ayrıca, 13 Ekim 1923”. Bu cümlenin devamı, metnin tamamlanmamış olmasından dolayı burada verilemiyor. Ancak biz biliyoruz ki 13 Ekim 1923, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilan edildiği tarihtir.
Umarım bu açıklamalarımız soruları daha iyi anlamanıza yardımcı olmuştur. Bir sonraki dersimizde görüşmek üzere, hepinize başarılar dilerim!