8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Nev Kitap Yayınları Sayfa 113
Merhaba sevgili öğrencilerim! Bugün İnkılap Tarihi dersinde, görseldeki soruları birlikte çözeceğiz. Bu sorular, Atatürk’ün en önemli ilkelerinden biri olan laiklik ilkesini daha iyi anlamamıza yardımcı olacak. Hazırsanız başlayalım!
Soru: Atatürk’e göre din, vicdan işidir. İsteyen her insan herhangi bir dine inanır ve bu dinin kurallarını yerine getirebilir. Ancak hiç kimse başkasını herhangi bir dine inanmaya zorlayamaz.
Bu paragrafta Atatürk’ün din ve vicdan özgürlüğü konusundaki düşünceleri anlatılıyor. Atatürk, dinin kişisel bir mesele olduğunu, yani her insanın kendi vicdanına göre istediği dine inanabileceğini ve bu inancını yaşayabileceğini söylüyor. En önemlisi de kimsenin başka birini kendi inancına zorlayamayacağını vurguluyor. Bu, **laiklik ilkesinin temel taşlarından biridir**. Çünkü laiklik, devletin tüm dinlere eşit mesafede durmasını ve vatandaşların inanç özgürlüğünü güvence altına almasını ifade eder.
Soru: Laiklik yönetimde devlet, millet egemenliğini esas alır. Devlet yönetimine din kurallarını karıştırmaz. Bu sebeple laiklik ilkesinin bir gereği olarak Türk devletinde, cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren din ve devlet işleri birbirinden ayrılmıştır.
Bu paragraf ise laikliğin devlet yönetimiyle olan ilişkisini açıklıyor. Laik bir devlette yönetim, dini kurallara göre değil, milletin egemenliğine ve akla dayalı olarak yürütülür. Yani devlet işlerine din karışmaz. Bu da **laiklik ilkesinin devlet işlerini ve din işlerini birbirinden ayırması** anlamına gelir. Bu ayrım, cumhuriyetimizin kuruluşundan itibaren gerçekleşmiştir.
Soru: Cumhuriyetin ilk Diyanet İşleri Başkanı Rıfat Börekçi anılarında şöyle diyor: “Ata’nın huzuruna girdiğimde beni ayakta karşılar… ‘Paşa’m beni mahcup ediyorsunuz,’ dediğim zaman ‘Din adamlarına saygı göstermek Müslümanlığın icaplarındandır,’ bu yürurlardı, Atatürk, şahsi çıkarılan için kutsal dindimizi siyasete alet eden cahil din adamlarını sevmezdi.”
Bu alıntı, Cumhuriyet’in ilk yıllarından önemli bir kesiti bizlere sunuyor. Diyanet İşleri Başkanı Rıfat Börekçi, Atatürk’ün din adamlarına karşı saygılı olduğunu ancak dini duyguları kendi çıkarları için kullanan cahil kişileri sevmediğini anlatıyor. Bu durum, Atatürk’ün **dini değerlere saygı duyduğunu ama dinin siyaset aracı olarak kullanılmasını asla kabul etmediğini** gösteriyor. Bu da laiklik ilkesinin bir başka önemli yönünü ortaya koyuyor: Dinin istismar edilmesine karşı durmak.
Soru: Verilen fotoğrafı ve metni inceleyiniz. Atatürk’ün hangi özelliğe sahip din adamlarını sevmediğini açıklayınız.
Sevgili öğrenciler, bu soruya cevap vermek için hem yukarıdaki “Metin İnceleme” bölümündeki Rıfat Börekçi’nin anısını hem de fotoğrafı dikkate almalıyız. Fotoğrafta Atatürk’ü bir din adamıyla sohbet ederken görüyoruz. Metinde ise Rıfat Börekçi’nin anlattığına göre Atatürk, **”şahsi çıkarları için kutsal dindimizi siyasete alet eden cahil din adamlarını” sevmiyordu**. Yani Atatürk, dini kendi çıkarları için kullanan, dini siyasi amaçlarına alet eden ve bu konuda bilgisiz olan din adamlarından hoşlanmıyordu.
Soru: Laiklik ilkesinin topluma kazandırdıkları
Bu başlık altında verilen metinleri inceleyerek laikliğin topluma neler kazandırdığını öğreneceğiz.
Metin: Atatürk’ün laiklik ilkesi, ülkede yaşayan bütün vatandaşlara din, vicdan ve ibadet özgürlüğü sağlayan bir düşüncenin ürünüdür. Bu anlayışın bir sonucu olarak devlet, halkın her türlü dinî inancını yerine getirmesine yardımcı olur. Atatürk, laiklik konusundaki düşüncesini şu şekilde açıklamıştır: “Laiklik, yalnı z din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Bütün yurttaşların vicdan, ibadet ve din özgürlüğünü üstlenmek demektir.” Atatürk’ün laiklik ilkesi doğrultusunda Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın da “Herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.” maddesine yer verilmiş, böylece toplumda din ve vicdan özgürlüğü anayasa ile güvence altına alınmıştır. Aynı zamanda Atatürk’ün laiklik ilkesi, Türk devletinde toplumsal barış ve huzuru sağlamanın en önemli aracıdır. Türk milleti, barış ve huzur ortamında yaşamayı ancak laiklik ilkesini benimseyerek ve koruyarak devam ettirebilir.
Bu metin, laikliğin topluma kazandırdıklarını çok güzel özetliyor. Gelin birlikte maddeler halinde bakalım:
* Din ve Vicdan Özgürlüğü: Laiklik sayesinde ülkemizdeki herkes, istediği dine inanma, istediği gibi ibadet etme ve kendi vicdanının sesini dinleme özgürlüğüne sahip olmuştur. Devlet, bu özgürlüğü güvence altına alır.
* Toplumsal Barış ve Huzur: Laiklik, farklı inançlara sahip insanlar arasında hoşgörüyü ve anlayışı artırarak toplumsal barışın ve huzurun sağlanmasına büyük katkı sağlar. Kimse, inancı yüzünden ayrımcılığa uğramaz.
* Devletin Tarafsızlığı: Laiklik, devletin tüm dinlere eşit mesafede durmasını sağlar. Devlet, hiçbir dini grup veya inanç lehine veya aleyhine hareket etmez.
Metin: Laik bir devlette yönetim, din kurallarına göre değil, toplumun ihtiyaçlarına, akılcı ve bilimsel değerlere göre olur. Atatürk’ün laiklik ilkesinin devlet yönetiminde uygulanmasının bir sonucu olarak devlet işleri, din kurallarından tamamen ayrılmıştır. Böylece Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet ve hukuk düzenü laik bir yapıya kavuşmuştur. Ayrıca laiklik ilkesi sayesinde toplumun tüm bireyleri din, inanç ve iba-
Bu son metin de laikliğin devlete ve topluma etkilerini anlatıyor.
* Akılcı ve Bilimsel Yönetim: Laik bir devlette yönetim, dini dogmalara değil, toplumun ihtiyaçlarına ve bilime dayalı olarak yürütülür. Bu da daha adil ve çağdaş bir yönetim anlamına gelir.
* Hukuk Düzeninin Laikleşmesi: Laiklik sayesinde, devletin ve hukukun temeli dine değil, akılcı ve bilimsel ilkelere dayandırılmıştır. Bu, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin daha iyi korunmasını sağlar.
Umarım bu çözümlerimiz, laiklik ilkesini daha iyi anlamanıza yardımcı olmuştur. Anlamadığınız yerleri lütfen sormaktan çekinmeyin!