Merhaba çocuklar! Bugün çok eğlenceli ve düşündürücü bir etkinliğimiz var. Görsellerden yola çıkarak, hepimizin çok sevdiği, akıllı ve esprili Nasrettin Hoca‘mızın meşhur fıkralarından birini yazacağız. Hadi, görselleri dikkatlice inceleyelim ve Hoca’mızın başından geçenleri adım adım anlatalım.
10. ETKİNLİK: Görsellere göre Nasrettin Hoca’nın fıkrasını yazınız.
Çözüm:
Sevgili öğrenciler, görsellere baktığımızda Nasrettin Hoca‘nın meşhur “Kazan Doğurdu” fıkrasını görüyoruz. Şimdi bu fıkrayı adım adım birlikte yazalım:
Adım 1: İlk görselde ne olduğunu anlayalım.
İlk görselde, Nasrettin Hoca kapısında duruyor. Yüzünde gülümseme var. Bir komşusu elinde büyük bir kazanla Hoca’nın kapısına gelmiş. Komşusu da gülümsüyor. Anlaşılan o ki, komşu Hoca‘dan bir kazan ödünç istemiş. Hoca da hiç düşünmeden, iyiliksever biri olduğu için kazanı komşusuna ödünç vermeyi kabul etmiş.
Adım 2: İkinci görseldeki olayı inceleyelim.
Aradan birkaç gün geçmiş. Komşu, ödünç aldığı kazanı geri getirmek için tekrar Nasrettin Hoca‘nın kapısına gelmiş. Ama bakın ne olmuş! Hoca, kazanı geri alırken komşusuna bir de küçük bir tencere uzatmış. Komşusu şaşkınlıkla bakarken, Hoca gülümseyerek, “Komşu, senin kazan doğum yaptı, işte yavrusu!” demiş. Komşu bu duruma çok şaşırmış ama bir o kadar da sevinmiş. Hem büyük kazanı hem de küçük tencereyi alarak evine dönmüş.
Adım 3: Son görselde neler yaşanmış, tahmin edelim.
Bir süre sonra komşu, yine bir işi için Nasrettin Hoca‘dan kazanı ödünç almak istemiş. Hoca da komşusunu kırmamış ve kazanı tekrar ödünç vermiş. Ama bu sefer kazanı geri almaya geldiğinde, Hoca‘nın yüzü asıkmış. Hoca, üzgün bir şekilde komşusuna, “Komşu, çok üzgünüm ama senin kazan öldü,” demiş. Komşu şaşkınlık ve kızgınlıkla, “Hocam, hiç kazan ölür mü?” diye sormuş. Nasrettin Hoca da o meşhur cevabını vermiş: “Doğurduğuna inandın da öldüğüne niye inanmıyorsun?”
Sonuç:
İşte Nasrettin Hoca‘nın “Kazan Doğurdu” fıkrası bu şekilde. Hoca, bu fıkrada bize çok güzel bir ders veriyor, değil mi? İnsanlar bazen kendi işlerine geldiğinde, mantıksız şeylere bile inanabiliyorlar. Ama işler tersine döndüğünde, aynı şeylere inanmak istemiyorlar. Nasrettin Hoca, bu durumu esprili bir dille bize anlatmış.