6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Ata Yayınları Sayfa 204
Merhaba sevgili öğrencilerim, 6. sınıf Türkçe dersimize hoş geldiniz! Bugün “Gelecek Derse Hazırlık” bölümündeki iki güzel soruyu birlikte inceleyeceğiz ve cevaplayacağız. Bu sorular hem araştırma yapmanızı hem de hayal gücünüzü kullanmanızı gerektiriyor. Hazırsanız başlayalım!
1. Ampulü icat eden kişi hakkında araştırma yapınız?
Sevgili çocuklar, bu soru bize gündelik hayatımızın vazgeçilmezi olan ampulü kimin icat ettiğini soruyor. Hadi hep birlikte bu önemli mucidi ve onun icadını tanıyalım.
Çözüm:
Adım 1: Ampulün Mucidi Kimdir?
Ampul denince aklımıza ilk gelen isim, şüphesiz Thomas Edison‘dur. Edison, ampulü sıfırdan icat eden kişi olmasa da, onu pratik ve uzun ömürlü hale getirerek evlerimize ve sokaklarımıza ışığı getiren kişidir.
Adım 2: Thomas Edison Hakkında Bilgiler
- Thomas Alva Edison, 1847 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde doğmuş, çok önemli bir mucit ve iş adamıdır.
- Çocukluğunda meraklı ve araştırmacı bir yapısı varmış. Hatta okulda “yavaş anlayan” biri olarak görülse de, annesinin desteğiyle evde eğitimine devam etmiş.
- Sadece ampulü değil, fonografı (ses kaydeden ilk cihaz) ve sinematografı (hareketli görüntüleri kaydeden ve gösteren cihaz) gibi pek çok önemli icada imza atmıştır. Hayatı boyunca 1000’den fazla patent almıştır, bu inanılmaz bir sayı!
- Ampul üzerindeki çalışmaları yıllar sürmüş, defalarca deneme yapmış ve yüzlerce kez başarısız olmuştur. Ama o hiç pes etmemiş! “Ben başarısız olmadım, sadece işe yaramayan 10.000 yol buldum” diyerek azmini göstermiştir.
- 1879 yılında, evlerde ve iş yerlerinde güvenle kullanılabilecek, uzun süre yanan karbon filamanlı ampulü geliştirerek dünyaya ışığı getirmiştir.
Sonuç:
Ampulü icat eden kişi olarak bilinen ve onu kullanışlı hale getiren mucit, Thomas Edison‘dur. Onun azmi ve çalışkanlığı sayesinde bugün evlerimiz, okullarımız ve sokaklarımız aydınlık.
—
2. Elektriğin olmadığı bir dünyada yaşasaydık nasıl bir hayatımız olurdu? Duygu ve düşüncelerinizi bilgilendirici metin şeklinde defterinize yazınız.
Şimdi sıra geldi hayal gücümüzü kullanmaya! Elektrik, hayatımızın her alanında var. Peki ya olmasaydı? Hadi hep birlikte elektriksiz bir dünyaya yolculuk yapalım ve bu konuda bir metin yazalım.
Çözüm:
Adım 1: Elektriğin Hayatımızdaki Yeri Üzerine Düşünelim
Öncelikle, elektriğin hayatımızda nerelerde kullanıldığını bir düşünelim:
- Evlerimizdeki lambalar, televizyonlar, buzdolapları, çamaşır makineleri…
- Okuldaki bilgisayarlar, projeksiyon cihazları…
- Hastanedeki yaşam destek üniteleri, ameliyat lambaları…
- Şehirdeki trafik ışıkları, sokak lambaları, asansörler…
- Fabrikalardaki makineler, üretim bantları…
- Telefonlarımızı şarj etmek, internete bağlanmak…
Gördüğünüz gibi, elektrik her yerde! Onsuz bir hayatı hayal etmek bile zor.
Adım 2: Elektriksiz Bir Dünyayı Hayal Edelim ve Duygularımızı Belirleyelim
Elektriğin olmadığı bir dünyada şunlar olurdu:
- Evler karanlık olurdu, mumlar ve gaz lambalarıyla aydınlanırdık.
- Buzdolapları çalışmazdı, yiyecekleri saklamak çok zorlaşırdı.
- Televizyon, bilgisayar, tablet olmazdı. Eğlence anlayışımız değişirdi.
- Telefonlar çalışmazdı, iletişim kurmak çok zorlaşırdı.
- Hastanelerdeki birçok cihaz çalışmazdı, hastalıklarla mücadele çok daha zor olurdu.
- Fabrikalar dururdu, birçok ürün üretilemezdi.
- Kışın ısınmak, yazın serinlemek zorlaşırdı.
Bu durum bizi nasıl hissettirirdi? Belki biraz korku, çaresizlik, yalnızlık hissi. Ama aynı zamanda doğaya daha yakın olma, eski oyunları oynama, aileyle daha çok vakit geçirme gibi farklı güzellikler de olabilir miydi?
Adım 3: Bilgilendirici Metni Oluşturalım
Şimdi bu düşüncelerimizi bir araya getirerek bir metin yazalım. Unutmayın, bu bir bilgilendirici metin olacak ve kendi duygu ve düşüncelerinizi de içerecek.
Elektriksiz Bir Dünya: Işığın ve Kolaylığın Yokluğu
Hayatımızda o kadar önemli bir yere sahip ki, bir an bile onsuz yaşamayı hayal edemiyoruz: Elektrik. Peki ya bir sabah uyansak ve elektriğin hiç var olmadığını fark etsek? Nasıl bir dünyada yaşardık? Bu düşünce bile içimi bir ürkütücü hisle dolduruyor.
Elektriksiz bir dünya, her şeyden önce karanlık bir dünya olurdu. Güneş battığında evlerimiz mum ışığıyla, belki de gaz lambalarıyla aydınlanırdı. Sokaklar zifiri karanlık, şehirler hayalet şehirlere dönerdi. Buzdolapları çalışmadığı için yiyeceklerimizi saklamak büyük bir sorun haline gelirdi; belki eskiden olduğu gibi kilerler, kuyular veya tütsüleme yöntemleri kullanırdık. Yemek pişirmek için odun ateşi yakmak zorunda kalırdık.
İletişim, günümüzdeki kadar hızlı ve kolay olmazdı. Akıllı telefonlar, bilgisayarlar, internet… Hepsi birer hayal ürünü olurdu. Sevdiklerimizle konuşmak için mektuplar yazardık ya da yüz yüze görüşmek için uzun yollar kat ederdik. Haberleri almak için radyolarımız olmaz, gazeteler bile basılamazdı belki de. Eğlence anlayışımız da tamamen değişirdi. Televizyon, sinema, video oyunları yerine, ailece sohbetler eder, kitap okur, belki de şarkı söyleyip enstrüman çalardık. Bu durum, bizi birbirimize daha çok bağlar mıydı, yoksa daha mı yalnızlaştırırdı, bunu düşünmek bile ilginç.
Sağlık alanında da büyük zorluklar yaşanırdı. Hastanelerdeki birçok cihaz elektriksiz çalışamazdı. Ameliyatlar, tanı koyma işlemleri çok daha ilkel yöntemlerle yapılmak zorunda kalırdı. Fabrikalar durur, üretim olmazdı; bu da günlük kullandığımız birçok eşyanın ortadan kalkması anlamına gelirdi. Kışın ısınmak, yazın serinlemek ise bambaşka bir mücadele olurdu.
Elektriğin olmadığı bir dünya, bana hem korkutucu hem de bir yandan sadeleşmiş bir yaşamı çağrıştırıyor. Modern hayatın getirdiği tüm kolaylıklardan mahrum kalırdık. Belki doğayla daha iç içe olur, yıldızları daha net görür, sessizliği daha çok dinlerdik. Ama aynı zamanda hayatımız çok daha zorlu ve kısıtlı olurdu. Bu yüzden, elektriğin değerini bilmeli ve onu verimli kullanmaya özen göstermeliyiz. Çünkü o, hayatımızı aydınlatan ve kolaylaştıran en büyük icatlardan biri.
Sonuç:
Elektriğin olmadığı bir dünya, günlük hayatımızın her alanında büyük değişikliklere yol açardı. İletişimden eğlenceye, sağlıktan üretime kadar her şey derinden etkilenirdi. Bu durum, bize elektriğin ne kadar değerli olduğunu ve onu dikkatli kullanmamız gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor.