6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Ata Yayınları Sayfa 109
Merhaba sevgili öğrencim,
Bugün birlikte Nasrettin Hoca’nın çok güzel bir fıkrasını okuyup, üzerindeki soruları cevaplayacağız. Hazır mısın? Hadi başlayalım!
Soru: Aşağıda verilen Nasrettin Hoca fıkrasını okuyunuz. Ardından fıkrada yer alan âlimlerin, soruları hangi amaçla sorduklarını belirleyiniz.
Çözüm:
Önce fıkrayı dikkatlice okuyalım. Fıkrada üç tane âlimin Nasrettin Hoca’nın olduğu şehre geldiğini ve Hoca’ya garip sorular sorduğunu görüyoruz. Peki, bu âlimler Hoca’ya neden böyle sorular sormuş olabilirler sence?
Adım 1: Fıkrayı Anlayalım
Fıkranın başında âlimlerin “her türlü konuda tartıştıkları” ve Hoca’nın oturduğu şehre geldiklerinde “şöhretli birisi var mı acaba?” diye araştırdıkları yazıyor. Bu âlimler, Hoca’ya dünyanın merkezi, gökteki yıldızların sayısı, sakalındaki kıl sayısı gibi sorular soruyorlar. Bu soruların hepsi aslında hemen cevaplanamayacak, ölçülemeyecek türden sorular, değil mi?
Adım 2: Âlimlerin Amacını Düşünelim
Düşün ki birisi sana “dünyanın merkezini bul” ya da “gökte kaç yıldız var say” dese, ne hissedersin? Muhtemelen “bu imkânsız!” dersin. İşte âlimler de Hoca’ya böyle sorular sorarak aslında onu sınamak, yani bilgisini ve zekâsını ölçmek istiyorlar. Belki de Hoca’yı zor durumda bırakıp kendilerinin ne kadar bilgili olduğunu göstermeyi amaçlıyorlardı.
Sonuç:
Âlimler, Nasrettin Hoca’ya bu soruları Hoca’nın bilgisini, zekâsını ve hazırcevaplığını sınamak, onu zor durumda bırakmak ya da kendi üstünlüklerini göstermek amacıyla sormuşlardır.
***
Soru: Nasrettin Hoca, âlimlerin sorduğu sorulara neden ölçülemeyecek birimleri kullanarak cevap vermiş olabilir? Düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.
Çözüm:
Nasrettin Hoca’nın verdiği cevapları hatırlayalım:
- Dünyanın merkezi neresidir?
“Benim eşeğimin sol ön ayağının bastığı yerdir.” - Gökteki yıldızların sayısı kaçtır?
“Benim eşeğimin derisindeki kıl ne kadar ise gökte de o kadar yıldız vardır.” - Sakalımın kaç kılı vardır?
“Benim eşeğimin kuyruğunda ne kadar kıl varsa o kadardır.”
Hoca’nın bu cevaplarında kullandığı birimler (eşeğin ayağının bastığı yer, eşeğin derisindeki kıl, eşeğin kuyruğundaki kıl) gerçekten de ölçülemeyecek, sayılamayacak şeyler. Peki, Hoca neden böyle cevaplar vermiş olabilir?
Adım 1: Âlimlerin Sorularının Özelliği
Âlimlerin soruları, aslında cevabı olmayan ya da bilimsel olarak o dönemde ölçülemeyen, sayılması imkânsız olan sorulardı. Yani âlimler, Hoca’yı köşeye sıkıştırmak istemişlerdi.
Adım 2: Hoca’nın Cevaplarının Anlamı
Hoca, âlimlerin bu zor ve anlamsız sorularına karşı onlara aynı şekilde, yani ölçülemeyecek birimlerle cevap vererek aslında çok zekice bir iş yapmış.
-
Hazırcevaplığını Göstermek: Hoca, sorular karşısında şaşırmamış, hemen akıllıca ve komik cevaplar bulmuş. Bu, onun ne kadar zeki ve pratik düşünen biri olduğunu gösterir.
-
Soruların Saçmalığını Vurgulamak: Hoca, “Siz bana sayılması imkânsız bir şey soruyorsanız, ben de size sayılması imkânsız bir şeyle cevap veririm” diyerek âlimlerin sorularının aslında ne kadar anlamsız olduğunu yüzlerine vurmuş.
-
Ders Vermek: Âlimler, sadece bilgiçlik taslamak için bu soruları sormuşlardı. Hoca da onlara hayatın her şeyin ölçülemeyeceği, bazı şeylerin mantık ve bilgelikle karşılanması gerektiği dersini vermiş.
-
Mizah ve Nükteyi Kullanmak: Hoca, cevaplarını verirken komik ve düşündürücü ifadeler kullanmış. Böylece hem ortamdaki gerginliği dağıtmış hem de âlimleri utandırmadan onlara bir şeyler öğretmiş.
-
Bilgeliğin Sadece Sayılarla Olmadığını Göstermek: Hoca, gerçek bilgeliğin sadece kitap bilgisi veya sayı saymak olmadığını, aynı zamanda akıl, zekâ ve pratik düşünme olduğunu göstermiştir.
Sonuç:
Nasrettin Hoca, âlimlerin ölçülemeyecek, zor ve anlamsız sorularına kendi hazırcevaplığını, zekâsını ve pratik düşünme yeteneğini göstermek amacıyla, onlara sorularının saçmalığını ve anlamsızlığını hissettirmek için ölçülemeyecek birimler kullanarak cevap vermiştir. Böylece onlara bilgiçlik taslamanın yerine bilgelik ve mizahla nasıl karşılık verileceğini öğretmiştir.