6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Ata Yayınları Sayfa 173
Merhaba sevgili 6. sınıf öğrencim! Türkçe dersinde bugün sana gönderdiğim görseldeki metni ve “Hazırlık Çalışması” bölümündeki soruyu birlikte inceleyeceğiz. Bu bölüm aslında bir soru olmaktan çok, seni okumaya hazırlayan ve üzerine düşünmeye yönelten bir etkinlik. Ama biz yine de adım adım nasıl cevaplayabileceğimizi, metinden nasıl faydalanabileceğimizi konuşacağız. Hazır mısın? Başlayalım!
Soru 1: En beğendiğiniz hikâye ve roman yazarının adını arkadaşlarınızla paylaşınız. Ardından yazarın, eserlerini nasıl yazdığıyla ve yazdıklarının kendi hayatından izler taşıyıp taşımadığıyla ilgili yaptığınız araştırmalardan edindiğiniz bilgileri açıklayınız.
Çözüm:
Sevgili öğrencim, bu soru aslında iki bölümden oluşuyor. İlk bölüm tamamen senin kişisel tercihinle ilgili. Hangi yazarı seviyorsan, onun adını söyleyeceksin. İkinci bölüm ise biraz araştırma ve düşünme gerektiriyor. Ama merak etme, görseldeki metin bize Gülten Dayıoğlu özelinde bu ikinci bölümü nasıl cevaplayabileceğimize dair çok güzel ipuçları veriyor. Hadi, adım adım ilerleyelim:
Adım 1: En sevdiğin yazarın adını paylaş.
Bu kısımda sen kendi sevdiğin bir yazarın adını söylemelisin. Mesela, “Benim en beğendiğim yazar…” diye başlayıp, okuduğun bir kitabından da kısaca bahsedebilirsin. Şimdilik ben, örnek olarak senin için bir boşluk bırakıyorum ki sen kendi cevabını yazabilesin:
- Benim en beğendiğim hikâye ve roman yazarı ____________________’dır. Onun ____________________ adlı kitabını çok severim.
Adım 2: Yazarın eserlerini nasıl yazdığını ve hayatından izler taşıyıp taşımadığını incele.
Şimdi gelelim sorunun ikinci ve daha detaylı kısmına. Bu kısım için görseldeki Gülten Dayıoğlu metnini çok dikkatli okumamız gerekiyor. Yazarın biyografisi ve “Yaşadıklarım ve Düşlediklerim” başlıklı kendi yazısı bize bu konuda çok yardımcı olacak. Hadi, Gülten Dayıoğlu’nun yazma serüvenine ve eserlerindeki kendi izlerine birlikte bakalım:
- Gülten Dayıoğlu eserlerini nasıl yazıyor?
- Yazar, “GÖKYÜZÜNE KEMENT ATMAK” deyiminin kendi mesleğiyle, yani yazmakla örtüştüğünü söylüyor. Bu ne demek biliyor musun? Tıpkı gökyüzüne kement atıp bir şeyleri yakalamaya çalışmak gibi, o da eserlerini yazarken hayallere, düşüncelere, türlü fantezilere uzanıyor.
- Metinde şöyle diyor:
“Çünkü eserlerimi yazarken bir bakıma gökyüzüne kement atıyorum. Düşler, düşünceler, türlü fanteziler, en çok da yüreğime sığdıramayacağım kadar sevgi ve coşku yakalıyorum. Yetmiş iki kitabı, işte o ganimetlerle yazdım.”
Yani, Gülten Dayıoğlu eserlerini yazarken hayal gücünü, içindeki sevgiyi ve coşkuyu birer hazine gibi kullanıyor. Bunlar onun için tam birer “ganimet” oluyor. Ne kadar güzel bir açıklama, değil mi?
- Yazdıkları kendi hayatından izler taşıyor mu?
- Kesinlikle taşıyor! Hatta yazının büyük bir bölümü bunun üzerine kurulu. Yazar, çocukluğunda çok yaramaz olduğunu ve annesinin ona “Benim kız öyle yaramaz ki gün olur düz duvara tırmanır, gün olur gökyüzüne kement atar.” dediğini anlatıyor.
- Bu sözler, onun belleğinde, yani hafızasında çok önemli bir yer tutmuş. Yazar, büyüdükçe bile kendini hep o “gökyüzüne kement atan kız” olarak hissetmiş.
- İşte bu çocukluk anısı, onun yazma biçimiyle doğrudan bağlantılı. “Gökyüzüne kement atmak” deyimi, onun hayal gücünün, sınırsız düşüncelerinin ve yazma tutkusunun bir özeti haline gelmiş. Kendi hayatındaki bu yaramaz ve hayalperest çocuk, onun eserlerinin ilham kaynağı olmuş.
Sonuç:
Görseldeki metni incelediğimizde Gülten Dayıoğlu’nun yazma sürecinin hayal gücü, sevgi ve coşkuyla dolu olduğunu görüyoruz. En önemlisi de onun eserlerinin, çocukluğundaki yaramaz ve hayalperest kişiliğinden, yani bizzat kendi hayatından derin izler taşıdığını anlıyoruz. O, kendi çocukluğunu ve hayal gücünü eserlerine taşıyarak okuyucularına unutulmaz hikâyeler sunuyor.