6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Ata Yayınları Sayfa 134
Merhaba sevgili öğrencim! Ben Türkçe öğretmeniniz. Gönderdiğin görsele baktım ve çok güzel bir Cahit Külebi şiiriyle karşılaştık. Şimdi bu görseldeki bilgileri ve şiiri hep birlikte inceleyip soruları cevaplayalım. Unutma, her zaman önce soruyu çok iyi anlamak, sonra cevaplamak önemlidir. Hazırsan başlayalım!
Soru 1: Görseldeki “Hazırlık Çalışması” bölümünde yer alan şu yönerge sizden ne yapmanızı istiyor:
Rüzgârın oluşumu, çok görüldüğü bölgeler ve yol açtığı olaylar hakkındaki araştırma-nızdan edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınızla paylaşınız.
Çözüm:
Sevgili öğrencim, bu bölüm aslında derse başlamadan önce senin biraz araştırma yapıp konu hakkında bilgi edinmeni ve bu bilgileri arkadaşlarınla paylaşarak konuya ısınmanızı istiyor. Yani, rüzgâr hakkında bildiklerini, öğrendiklerini sınıf arkadaşlarına anlatarak hem sen tekrar etmiş olacaksın hem de onlar senden yeni bilgiler edinecekler. Bu, bilgiyi paylaşmanın ve öğrenmenin güzel bir yoludur.
Adım 1: Önce rüzgârın nasıl meydana geldiğini, yani nasıl oluştuğunu araştıracaksın. Mesela, sıcak ve soğuk havanın yer değiştirmesiyle ilgili olabilir mi?
Adım 2: Sonra, rüzgârın en çok hangi bölgelerde görüldüğünü düşüneceksin. Deniz kenarları, dağlık alanlar veya açık ovalar gibi yerler olabilir mi?
Adım 3: Ve en önemlisi, rüzgârın yol açtığı olayları düşüneceksin. Bazen bize serinlik verir, yel değirmenlerini döndürür; bazen de fırtınalara, ağaçların devrilmesine neden olabilir. Bu gibi olayları araştırıp not alacaksın.
Adım 4: En sonunda da bu topladığın bilgileri arkadaşlarına anlatarak paylaşacaksın. Böylece hem sen konuyu daha iyi kavramış olacaksın hem de sınıfça bir bilgi alışverişi yapmış olacaksınız.
Sonuç: Bu yönerge, ders öncesinde rüzgâr hakkında araştırma yaparak bilgi edinmenizi ve bu bilgileri arkadaşlarınızla paylaşarak konuya hazırlanmanızı istiyor.
Soru 2: Görseldeki “Şiiri noktalama işaretlerine dikkat ederek sesli okuyunuz.” yönergesi ne anlama gelmektedir ve şiiri okurken nelere dikkat etmeliyiz?
Çözüm:
Bu yönerge, bir şiiri okurken sadece kelimeleri peş peşe sıralamak yerine, şiire duygu katmamızı ve anlamını daha iyi yansıtmamızı ister. Noktalama işaretleri, tıpkı trafik işaretleri gibi, bize nerede duracağımızı, nerede nefes alacağımızı, sesimizi nerede yükseltip nerede alçaltacağımızı gösterir. Böylece şiiri dinleyen kişi de şiirin anlamını ve şairin vermek istediği mesajı daha iyi anlar.
Adım 1: Şiiri sesli okumadan önce bir kere sessizce oku. Böylece şiirin genel anlamını ve duygusunu kavrarsın.
Adım 2: Noktalama işaretlerine özellikle dikkat et. İşte bazı önemli işaretler ve okumadaki anlamları:
- Nokta (.) ve Ünlem (!): Cümlenin bittiği yerdir. Burada biraz durup nefes almalısın. Ünlem işareti varsa, o cümleyi biraz daha coşkulu veya şaşkın bir ifadeyle okumalısın.
- Virgül (,): Kısa bir duraklama yeridir. Cümle bitmez ama anlam bütünlüğünü korumak için kısa bir nefes almak gerekir.
- Soru İşareti (?): Sorulan bir şey varsa, o cümleyi soru sorar gibi, sesini biraz yükselterek okumalısın.
- Üç Nokta (…): Cümlenin veya düşüncenin yarım kaldığını, devamının dinleyicinin hayal gücüne bırakıldığını gösterir. Burada ses tonunu düşürerek, biraz düşünceli bir şekilde durmalısın.
Adım 3: Şiirin konusuna ve duygusuna uygun bir ses tonu kullanmalısın. Rüzgârın bazen hırçın, bazen nazik etkilerini sesine yansıtmalısın.
Sonuç: Bu yönerge, şiiri okurken noktalama işaretlerine uyarak doğru duraklamalar yapmamızı, ses tonumuzu ve vurgumuzu ayarlayarak şiirin anlamını ve duygusunu en iyi şekilde dinleyiciye aktarmamızı ister.
Soru 3: Şiire göre şair, rüzgârı yakalamak istemiş ama yakalayamamıştır. Peki, şair rüzgârın hangi yerlerden geçtiğini nasıl anlamıştır?
Çözüm:
Şiirde şair, rüzgârı bir şeye benzetmiş ve peşinden koşsa da ona yetişememiş. Ama rüzgârın geçtiği yerlerde bıraktığı izlerden, kokulardan ve etkilerden onun nerelerden geldiğini ve nerelere gittiğini anlamaya çalışmış.
Adım 1: Şair, rüzgârın ilk önce denizden geldiğini düşünmüş. Bunu “Besbelli denizden çıkıp / Kıyılar boyunca gitmiştir.” dizelerinden anlıyoruz.
Adım 2: Denizden geldiğine dair en büyük ipucu ise rüzgârın taşıdığı kokular. Şair, rüzgârda “Tuz kokusu, katran kokusu, ter kokusu” hissetmiş. Tuz kokusu denizi, katran kokusu belki gemileri veya deniz kenarındaki iskeleleri, ter kokusu ise denizde çalışan insanları veya sıcak havayı çağrıştırıyor olabilir.
Adım 3: Daha sonra rüzgârın dağlara doğru tırmandığını ve bulutları koyun gibi güttüğünü, yaylalardaki otları okşayıp büyüttüğünü anlatıyor. Buralar da rüzgârın geçtiği yerler.
Adım 4: Son olarak, köylere de uğramış olabileceğini ve karanlık odalarda beşik sallamış olabileceğini düşünüyor. Bu da rüzgârın insan yaşamına dokunduğu bir başka iz.
Sonuç: Şair, rüzgârın kendisini yakalayamasa da, bıraktığı kokulardan (tuz, katran, ter) ve doğa üzerindeki etkilerinden (denizden çıkışı, dağlara tırmanması, bulutları gütmesi, otları büyütmesi) nerelerden geçtiğini anlamıştır.
Soru 4: Şiirde rüzgârın doğa üzerindeki etkileri nasıl anlatılmaktadır? Özellikle dağlara çıktığında ve yaylalara uğradığında neler yapmıştır?
Çözüm:
Şair, rüzgârın doğa üzerindeki etkilerini çok canlı ve güzel benzetmelerle anlatmış. Rüzgâr sadece esip geçmekle kalmamış, doğada bir sürü şeye dokunmuş ve onları değiştirmiş.
Adım 1: Rüzgârın denizden çıktığı anlatılırken, “Yüreğini allak bullak etmiştir.” dizesiyle denizin dalgalanıp hareketlenmesine neden olduğu ima ediliyor. Yani denizi karıştırmış, dalgalandırmış.
Adım 2: Denizden sonra rüzgâr, “dağlara doğru tırmanmaya başlamış.” Burada rüzgârın yüksek yerlere doğru hareket ettiğini anlıyoruz.
Adım 3: Dağlara çıktığında çok ilginç bir şey yapmış: “Bulutları koyun gibi gütmüştür.” Bu dize, rüzgârın bulutları bir çobanın koyunlarını gütmesi gibi sürüklediğini, hareket ettirdiğini anlatıyor. Ne kadar güzel bir benzetme, değil mi?
Adım 4: Daha sonra yaylalara uğramış. Yaylalarda “Okşayıp otları yaylalarda / Büyütmüştür.” Rüzgâr, otları nazikçe okşayarak onların büyümesine yardımcı olmuş gibi anlatılıyor. Bu da rüzgârın doğaya hayat veren, büyüten bir etkisi olduğunu gösteriyor.
Sonuç: Şiirde rüzgârın doğa üzerindeki etkileri; denizi allak bullak etmesi, dağlara tırmanıp bulutları koyun gibi gütmesi ve yaylalardaki otları okşayıp büyütmesi şeklinde anlatılmıştır.
Soru 5: Şair, rüzgârın köylere uğraması durumunda ne gibi bir etki bırakabileceğini düşünmektedir?
Çözüm:
Şair, rüzgârın sadece doğayı değil, insan yaşamını da etkilediğini düşünmüş. Köylere uğraması ihtimalini düşünürken, rüzgârın getirebileceği farklı durumları hayal etmiş.
Adım 1: Şair, “Köylere de uğradıysa eğer” diyerek bir varsayımda bulunuyor. Yani rüzgârın köylere gitmiş olma ihtimalini düşünüyor.
Adım 2: Eğer köylere uğradıysa, “Islak, karanlık odalarda beşik sallamıştır,” diyor. Bu dize, rüzgârın evlerin içine girerek beşiklerde uyuyan bebekleri sallaması, belki de onlara ninni fısıldaması gibi bir etki yaratabileceğini düşündürüyor. Buradaki “ıslak” ve “karanlık” kelimeleri, belki de rüzgârın yağmurla birlikte geldiğini veya eski, loş köy evlerini çağrıştırıyor.
Adım 3: Ayrıca, rüzgârın “Güneş altında çalışanlara” da bir etkisi olabileceğini düşünüyor. Belki onlara serinlik vermiştir, belki de işlerini zorlaştırmıştır. Şiir burada bitiyor ama bu dize, rüzgârın köyde, tarlada çalışan insanların hayatına da dokunduğunu gösteriyor.
Sonuç: Şair, rüzgârın köylere uğraması durumunda ıslak ve karanlık odalarda beşik sallayarak bebekleri etkileyeceğini ve güneş altında çalışan insanlara da ulaşarak onların hayatına dokunacağını düşünmektedir.
Harika bir iş çıkardın sevgili öğrencim! Şiirleri ve metinleri bu şekilde dikkatlice okuyup anlamaya çalışmak, hem Türkçe dersinde hem de hayatının her alanında sana çok yardımcı olacak. Okuduğunu anlama becerisi, en önemli becerilerden biridir. Başarılarının devamını dilerim!