4. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 2 Sayfa 198
Merhaba sevgili öğrencim! Bugün seninle çok güzel iki tane Türkçe etkinliği yapacağız. Hem bir hikayeyi sıraya koymayı öğreneceğiz hem de atasözlerinin anlamlarını bulacağız. Hazır mısın? Haydi başlayalım!
7. Cümleleri romen rakamlarıyla oluş sırasına göre sıralayınız.
Bu soruda, bize karışık verilmiş cümleleri okuyarak bir hikaye oluşturmamız isteniyor. Tıpkı bir yapboz gibi, parçaları doğru yere koyarak resmi tamamlayacağız. Bir hikayenin nasıl başladığını, nasıl devam ettiğini ve nasıl bittiğini düşünerek cümleleri sıraya koymalıyız.
Çözüm:
Adım 1: Önce tüm cümleleri dikkatlice okuyalım ve genel olarak ne hakkında olduğunu anlayalım. Anladığımız kadarıyla Mimar Sinan ve Süleymaniye Camii ile ilgili bir olay anlatılıyor.
Adım 2: Hikayenin nasıl başladığını bulmaya çalışalım. Genellikle hikayeler bir durumu veya bir olayı anlatarak başlar. Burada halkın camiyi görmeye gelmesi, hikayenin başlangıcı olabilir.
- I. Halk, henüz tamamlanmamış olan Süleymaniye Camii’ni görmeye geliyordu.
Adım 3: Sonra ne oldu? Halk oradayken, bir çocuk minareleri seyrediyordu. Bu, hikayenin bir sonraki adımı olmalı.
- II. Bu sırada, minareleri seyreden bir çocuk:
Adım 4: Çocuk minarelere bakarken ne yaptı? Bir şey fark etti ve bağırdı.
- III. A, şu minare eğri, diye bağırdı.
Adım 5: Çocuk bağırdığında etraftaki insanlar ne yaptı? Çocuğun gösterdiği yere baktılar.
- IV. Herkes çocuğun işaret ettiği tarafa bakmaya başladı.
Adım 6: Olayı duyan veya gören Mimar Sinan ne yaptı? Çocuğun yanına gitti.
- V. Mimar Sinan çocuğun yanına gitti:
Adım 7: Mimar Sinan çocuğun yanına gidince ne söyledi? Ona hangi minarenin eğri olduğunu sordu ve düzeltileceğini söyledi. Bu da hikayenin son cümlesi.
- VI. Hangi minare yavrum, merak etme ben onu şimdi düzeltirim, dedi.
Sonuç:
Doğru sıralama şu şekilde olmalıdır:
- I. Halk, henüz tamamlanmamış olan Süleymaniye Camii’ni görmeye geliyordu.
- II. Bu sırada, minareleri seyreden bir çocuk:
- III. A, şu minare eğri, diye bağırdı.
- IV. Herkes çocuğun işaret ettiği tarafa bakmaya başladı.
- V. Mimar Sinan çocuğun yanına gitti:
- VI. Hangi minare yavrum, merak etme ben onu şimdi düzeltirim, dedi.
8. Atasözlerini anlamlarıyla eşleştiriniz.
Bu soruda, bildiğimiz atasözlerini, bize verilen anlamlarıyla eşleştireceğiz. Atasözleri, büyüklerimizin tecrübelerinden süzülüp gelmiş, öğüt veren kısa ve özlü sözlerdir. Her atasözünün bize vermek istediği bir ders vardır. Hadi, bu dersleri bulalım!
Çözüm:
Şimdi her atasözünü tek tek okuyalım ve en uygun anlamıyla birleştirelim.
-
1. Danışan dağı aşmış, danışmayan düz yolda şaşmış.
Bu atasözü bize ne anlatıyor sence? Eğer bir konuda bilgin yoksa, bilen birine sormanın, yani danışmanın ne kadar önemli olduğunu anlatıyor. Danışan, yani soran kişi en zor işlerin (dağların) bile üstesinden gelirken, danışmayan kişi en kolay yolda (düz yolda) bile şaşırıp kalır.
Anlamı:
Bilmediklerimizle ilgili bilen kişilere danışmalıyız. -
2. Komşu komşunun külüne muhtaçtır.
Komşularımızın bize her zaman lazım olabileceğini anlatan bir atasözü bu. Bazen çok küçük bir şeye bile ihtiyacımız olabilir ve ilk yardımımıza koşacak kişi komşumuz olur. Tıpkı eskiden bir komşunun diğerinden ateş, yani kül istemesi gibi.
Anlamı:
İnsanlar en küçük şeye bile ihtiyaç duyabilir. -
3. Bağa bak üzüm olsun, yemeye yüzün olsun.
Üzüm yemek istiyorsak, bağımıza iyi bakmalıyız, değil mi? Yani bir şeyden iyi bir sonuç almak istiyorsak, o işe emek vermeli, çalışmalıyız. Yoksa karşılığını beklemeye yüzümüz olmaz.
Anlamı:
Kişi verim beklediği şeyden istediğini alabilmek için gereken emeklerden kaçınmamalıdır. -
4. Birlikten kuvvet doğar.
Tek başına yapamadığımız işleri, arkadaşlarımızla veya ailemizle birleşerek daha kolay yapabiliriz. Bir araya geldiğimizde daha güçlü oluruz ve işlerimiz daha iyi gider.
Anlamı:
Bir arada yapılan işlerden hep kazançla çıkarılır. -
5. İyilik eden iyilik bulur.
Bu atasözü çok güzel bir şeyi anlatıyor: Eğer sen başkalarına iyi davranır, iyilik yaparsan, bir gün o iyilikler sana geri döner. Hayatta yaptığımız her şeyin bir karşılığı vardır.
Anlamı:
Her şeyin karşılığı mutlaka vardır. -
6. Bin ölçüp bir biçmeli.
Bir işe başlamadan önce onu çok iyi düşünmeliyiz. Tıpkı terzilerin kumaşı kesmeden önce defalarca ölçmesi gibi. Her yönüyle düşünüp, planlayıp sonra karar vermeliyiz ki pişman olmayalım.
Anlamı:
Yapılacak bir işin bütün yönleri önceden iyi düşünülmeli.
Sonuç:
Atasözleri ve anlamlarının eşleştirmesi şu şekildedir:
-
1. Danışan dağı aşmış, danışmayan düz yolda şaşmış.
Bilmediklerimizle ilgili bilen kişilere danışmalıyız. -
2. Komşu komşunun külüne muhtaçtır.
İnsanlar en küçük şeye bile ihtiyaç duyabilir. -
3. Bağa bak üzüm olsun, yemeye yüzün olsun.
Kişi verim beklediği şeyden istediğini alabilmek için gereken emeklerden kaçınmamalıdır. -
4. Birlikten kuvvet doğar.
Bir arada yapılan işlerden hep kazançla çıkarılır. -
5. İyilik eden iyilik bulur.
Her şeyin karşılığı mutlaka vardır. -
6. Bin ölçüp bir biçmeli.
Yapılacak bir işin bütün yönleri önceden iyi düşünülmeli.
Aferin sana! Harika iş çıkardın. Hem bir hikayeyi sıraya koyduk hem de atasözlerinin gizli anlamlarını çözdük. Türkçe dersinde böyle başarılı olmaya devam et!