6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Ata Yayınları Sayfa 34
Merhaba sevgili öğrencilerim! Bugün Türkçe dersinde çok güzel sorularla karşınızdayım. Deyimler, atasözleri ve kelime anlamları üzerine harika bir çalışma yapacağız. Hazırsanız, ilk sorumuzla başlayalım mı?
3. Verilen deyimleri anlamlarıyla örnekteki gibi eşleştiriniz.
Sevgili çocuklar, deyimler dilimizin zenginliğini gösteren, genellikle gerçek anlamından uzaklaşmış, kalıplaşmış söz gruplarıdır. Şimdi gelin, bu deyimleri doğru anlamlarıyla eşleştirelim:
- I. Ağzını aramak
- II. Gözden çıkarmak
- III. Dile dolanmak
- IV. Ekmeğinden olmak
- V. Dişinden tırnağından artırmak
- VI. Ayağına bağ olmak
- VII. Bindiği dalı kesmek
- VIII. Kulağına çalınmak
- IX. Burun kıvırmak
Bu deyim, birinin düşüncesini, ne hissettiğini anlamak için ona sezdirmeden, dolaylı yoldan sorular sormak demektir. Kısacası, birinin içini yoklamak gibi düşünebilirsiniz.
Eşleştiği anlam: d. Konuşturarak düşüncesini öğrenmeye çalışmak
Sonuç: I – d
Bir şeyi veya bir kimseyi kaybetmeyi göze almak, ondan vazgeçmek anlamına gelir. Örneğin, eski bir eşyayı artık kullanmayacağınıza karar verip atmak gibi.
Eşleştiği anlam: g. Bir mal, para, değer yargısı vb. maddi veya manevi varlığın elden çıkarılmasını kabul etmek
Sonuç: II – g
Bir şarkının, bir sözün veya bir konunun sık sık tekrarlanması, herkes tarafından söylenir olması demektir. Bazen kulağımıza takılan bir şarkı dilimize dolanır durur, değil mi?
Eşleştiği anlam: ç. Bir şeyi veya konuyu sık sık tekrar etmek
Sonuç: III – ç
Geçimini sağladığı işini kaybetmek, işten çıkarılmak anlamına gelir. İnsanlar çalıştıkları işten ayrılmak zorunda kaldıklarında “ekmeğinden oldu” deriz.
Eşleştiği anlam: f. Geçimini sağlayan işinden zorunlu olarak ayrılmak
Sonuç: IV – f
Bu deyim, çok zor şartlarda, kendi ihtiyaçlarından kısıp para biriktirmek demektir. Yani, çok az harcayarak, zorlukla birikim yapmak.
Eşleştiği anlam: b. Yiyecek giderlerini kısarak para biriktirmek
Sonuç: V – b
Birine engel olmak, onun ilerlemesini, bir iş yapmasını zorlaştırmak anlamına gelir. Sanki birinin ayağına bir bağ takılmış da onu yavaşlatıyormuş gibi düşünebilirsiniz.
Eşleştiği anlam: h. Birinin bulunduğu yerden ayrılmasına veya yaptığı işi sürdürmesine engel olmak
Sonuç: VI – h
Kendi çıkarlarına ters düşecek, kendisine zarar verecek bir davranışta bulunmak demektir. Yani, kendi kendine zarar vermek gibi düşünebiliriz.
Eşleştiği anlam: c. Kendisine gerekli ve yararlı olan şeyi farkında olmadan yararsız duruma getirmek, kendi eliyle yok etmek
Sonuç: VII – c
Bir haberi, bir sözü başkasından duymak, kulaktan dolma bilgi edinmek anlamına gelir. Tam olarak ne olduğunu bilmediğimiz ama bir yerlerden duyduğumuz haberler için kullanırız.
Eşleştiği anlam: i. Başkasına söylenirken kendisi de duymuş olmak
Sonuç: VIII – i
Bir şeyi beğenmemek, küçümsemek, önemsememek anlamına gelir. Bir yemeği beğenmeyince burun kıvırırız ya, işte öyle.
Eşleştiği anlam: a. Önem vermemek, küçümsemek, beğenmemek
Sonuç: IX – a
Harikasınız, ilk soruyu başarıyla tamamladık! Şimdi geçelim ikinci sorumuza.
4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim yoktur?
Bu soruda bizden, içinde deyim bulunmayan cümleyi bulmamız isteniyor. Deyimler, kelimelerin bir araya gelerek yeni, genellikle mecazi bir anlam kazanmasıyla oluşur. Gerçek anlamda kullanılan kelimeler deyim olmaz, unutmayın!
Adım 1: Her bir şıkkı dikkatlice okuyup içinde deyim olabilecek bir söz grubu olup olmadığına bakmalıyız.
Adım 2: Şıkları tek tek inceleyelim:
- a) “İyi insan başkasının elindekine göz dikmez.”
- b) “Bazı konuları yeniden gözden geçirmeliyiz.”
- c) “Bu hatayı gözden kaçırmış olmalıyım.”
- d) “Parlak ışıktan gözlerimizi korumalıyız.”
Burada “göz dikmek” bir deyimdir. Başkasının malında gözü olmak, onu ele geçirmek istemek anlamına gelir. Gerçekten gözümüzü bir yere dikmiyoruz, değil mi?
“Gözden geçirmek” de bir deyimdir. Bir şeyi yeniden incelemek, kontrol etmek, değerlendirmek anlamındadır. Yine gerçek gözümüzle bir şeyin üzerinden geçmiyoruz.
“Gözden kaçırmak” da bir deyimdir. Fark etmemek, görmemek, dikkatten kaçırmak anlamına gelir. Hatayı gözümüzle bir yere saklamıyoruz.
Bu cümlede “gözlerimizi korumalıyız” ifadesi, kelimelerin gerçek anlamlarıyla kullanılmıştır. “Göz” organımızdır, “korumak” da onu zararlı bir etkiden sakınmak demektir. Burada herhangi bir mecazi anlam veya kalıplaşmış bir deyim yoktur. Gözümüzü gerçekten korumamız gerekiyor!
Sonuç: D şıkkında deyim yoktur.
Aferin size! Şimdi 5. soruya geçebiliriz.
5. Aşağıdaki cümlelerde altı çizili sözlerden hangisi deyim olarak kullanılmamıştır?
Bu soruda da yine deyim olup olmadığını anlamaya çalışacağız. Ama bu sefer altı çizili sözlere odaklanacağız. Hangisi kendi gerçek anlamında kullanılmış, mecazlaşmamış ona bakacağız.
Adım 1: Altı çizili sözlerin deyim mi yoksa gerçek anlamında mı kullanıldığına bakacağız.
Adım 2: Şıkları tek tek inceleyelim:
- a) “Onu yola getirmek için çok uğraştı.”
- b) “Temel arkadaşları, çocuğu yoldan çıkardı.”
- c) “Çocuklar doğruları söyleyerek olayın çözümüne katkıda bulundular.”
- d) “Bir yolunu bulup kitapları almalıyım.”
“Yola getirmek” bir deyimdir. Anlamı, birini doğru bildiği şeye veya istediği duruma razı etmek, ikna etmek. Burada birini gerçekten bir yola götürmüyoruz, değil mi?
“Yoldan çıkarmak” da bir deyimdir. Anlamı, birini kötü alışkanlıklara sürüklemek, yanlış davranışlara yönlendirmek. Çocuğu gerçek bir yoldan alıp başka bir yola koymuyoruz.
Burada “doğruları söylemek” ifadesi gerçek anlamında kullanılmıştır. Yani, yalan söylememek, olanı biteni olduğu gibi anlatmak. Çocuklar gerçekten doğru olan şeyleri anlatmışlar. Burada mecazi bir anlam veya deyim özelliği yok.
“Bir yolunu bulmak” da bir deyimdir. Anlamı, bir işi yapmak için bir çare, bir yöntem bulmak. Kitapları almak için gerçekten bir yol aramıyoruz, bir çözüm bulmaya çalışıyoruz.
Sonuç: C şıkkındaki altı çizili söz deyim olarak kullanılmamıştır.
Bravo çocuklar! Deyimlerin ne kadar önemli olduğunu anlıyorsunuz. Şimdi atasözlerine geçelim.
6. “Sürüden ayrılanı kurt kapar.” atasözü ile ne anlatılmak istenmiştir?
Atasözleri, atalarımızın uzun deneyimler sonucu söylediği, öğüt veren, yol gösteren kalıplaşmış sözlerdir. Bu atasözü de bize çok önemli bir ders veriyor.
Adım 1: Atasözünün ne anlattığını düşünelim. Bir sürüden ayrılan koyunun veya kuzunun yalnız kalacağını ve kurdun kolayca avı olabileceğini anlatıyor. Bu durumu insanlar için düşünürsek ne anlama gelir?
Adım 2: Bu atasözü, bir topluluktan, gruptan veya aileden ayrılan kişinin yalnız kalacağını, zor durumda kalabileceğini, tehlikelerle karşılaşabileceğini anlatır. Yalnız kalan kişi zayıf düşer, bir aradayken daha güvende ve güçlü oluruz. Bu da “birlik ve beraberlik” kavramıyla doğrudan ilişkilidir.
Adım 3: Şıkları değerlendirelim:
- a) Birlik ve beraberlik: Atasözü tam da bunu öğütler. Bir arada olmanın gücünü ve ayrılığın getirdiği tehlikeyi anlatır.
- b) Doğruluk: Atasözünün doğrulukla doğrudan bir ilgisi yoktur.
- c) Güvenirlik: Atasözü güvenirlik değil, birlikte olmanın getirdiği güvenliği anlatır.
- d) Verimli olma: Atasözünün verimlilikle bir bağlantısı yoktur.
Sonuç: A şıkkı, atasözünün anlatmak istediği anlamı en iyi şekilde karşılar.
Süpersiniz! Son sorumuza geldik bile.
7. Aşağıdaki atasözlerinden hangisi birikim yapmayı öğütlemektedir?
Yine bir atasözü sorusu! Bu seferki sorumuzda, hangisinin “birikim yapma” yani “tasarruf etme, az az biriktirme” anlamını taşıdığını bulacağız.
Adım 1: Her bir atasözünün anlamını düşünerek birikim yapma fikrine en uygun olanı bulmalıyız.
Adım 2: Şıkları inceleyelim:
- a) Çok arpa atı çatlatır.
- b) Damlaya damlaya göl olur.
- c) Şahin sinek avlamaz.
- d) Bugünün işini yarına bırakma.
Bu atasözü, aşırıya kaçmanın, fazlasının zarar vereceğini anlatır. Yani bir şeyin çok fazlası iyi değildir. Birikimle ilgili değil.
Bu atasözü, küçük şeylerin bir araya gelerek büyük bir bütün oluşturacağını, az az biriktirilen şeylerin zamanla çoğalacağını anlatır. Yani, birikim yapmanın önemini vurgular. Cebimizdeki az parayı biriktirdikçe büyüdüğünü düşünün.
Bu atasözü, büyük ve önemli kişilerin küçük, önemsiz işlerle uğraşmayacağını anlatır. Birikimle ilgisi yoktur.
Bu atasözü, işleri ertelememeyi, zamanında yapmayı öğütler. Tembellik yapmamak gerektiğini anlatır. Birikimle ilgili değildir.
Sonuç: B şıkkındaki “Damlaya damlaya göl olur.” atasözü birikim yapmayı öğütlemektedir.
Harikasınız çocuklar! Bugün deyimler ve atasözleri konusunda çok güzel bir çalışma yaptık. Hepsini doğru anladığınızdan eminim. Türkçe dersinde görüşmek üzere!