Harika bir soru! 8. sınıf İnkılap Tarihi dersimizin en önemli konularından birine parmak basmışsın. Gelin, bu soruyu bir öğretmeniniz olarak size tane tane açıklayayım.
Soru: Mustafa Kemal sanayileşmeyi niçin millî bir dava olarak görmektedir? Açıklayınız.
Merhaba sevgili öğrencilerim, gelin bu önemli sorunun cevabını metnimizden de faydalanarak adım adım birlikte bulalım. Bu soru, Atatürk’ün ekonomi anlayışının temelini oluşturuyor.
Adım 1: Osmanlı Devleti’nden Kalan Durumu Anlamak
Öncelikle, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin Osmanlı’dan nasıl bir ekonomi devraldığını hatırlamamız lazım. Metinde de belirtildiği gibi, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde modern sanayi yani fabrikalaşma çok zayıftı. Ülkede üretilenler yetmediği için sanayi ürünlerinin neredeyse tamamı yurt dışından, yani başka ülkelerden alınıyordu. Bu durum, ülkemizi ekonomik olarak dışa bağımlı hâle getiriyordu.
Adım 2: “Millî Dava” İfadesinin Anlamı
Mustafa Kemal için “millî dava”, tıpkı vatanı düşman işgalinden kurtarmak gibi, bir milletin geleceği için hayati önem taşıyan, vazgeçilmez bir mücadele demektir. Kurtuluş Savaşı ile siyasi bağımsızlığımızı kazanmıştık. Ancak Atatürk, ekonomik bağımsızlık olmadan siyasi bağımsızlığın bir anlamı olmayacağını çok iyi biliyordu. Sürekli dışarıya muhtaç olan bir ülke, tam anlamıyla özgür ve bağımsız olamazdı.
Adım 3: Sanayileşmenin Amacı
İşte bu nedenlerle Atatürk, sanayileşmeyi bir “millî dava” olarak görmüştür. Kendi fabrikalarımızı kurarak, kendi kaynaklarımızı işleyerek, temel ihtiyaçlarımızı kendimiz üreterek ekonomik olarak da ayağa kalkmayı hedeflemiştir. Sanayileşmek demek;
- Dışa bağımlılıktan kurtulmak,
- Ülke kaynaklarını en verimli şekilde kullanmak,
- Yeni iş sahaları açarak halkın refahını artırmak,
- Ve en önemlisi, kazanılan siyasi bağımsızlığı ekonomik bağımsızlıkla taçlandırmak demekti.
Sonuç:
Kısacası, Mustafa Kemal’e göre sanayileşme, Türkiye’nin sadece ekonomik kalkınması için değil, aynı zamanda tam bağımsızlığını koruyabilmesi ve dünya milletleri arasında saygın bir yer edinebilmesi için zorunlu bir mücadeleydi. Bu yüzden bu konuyu bir “millî dava” olarak görmüş ve bu uğurda önemli adımlar atmıştır.