8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 119
Merhaba sevgili öğrencilerim, ben 8. Sınıf İnkılap Tarihi öğretmeniniz.
Bana gönderdiğiniz ders kitabı sayfasındaki soruları inceledim. Gelin şimdi bu soruları hep birlikte, adım adım anlayarak çözelim. Bu konular, Kurtuluş Savaşı’mızın en kritik anlarını ve zaferin nasıl diplomasi masasına taşındığını anlamamız için çok önemli.
Büyük Taarruz ile ilgili verilen sonuçların yanına askerî, siyasi, sosyal alanlardan hangisine ait olduğunu yazınız.
Bu soruda bizden, verilen cümlelerin hangi alana ait olduğunu bulmamız isteniyor. Yani cümlenin konusu savaş ve orduyla mı ilgili (askerî), devletler arası ilişkiler ve yönetimle mi ilgili (siyasi), yoksa toplumun geneliyle mi ilgili (sosyal)?
“…Büyük Taarruz’da Türk ordusunun zayiat oranı % 6.3, Yunan ordusunun zayiat oranı ise % 65’tir. Kazanılan zafer, Türk topraklarının işgal kuvvetlerinden tamamen temizlenmesini sağladı.”
Çözüm: Askerî
Açıklama:
Adım 1: Cümleyi dikkatlice okuyalım. Cümlede “Türk ordusu”, “Yunan ordusu”, “zayiat oranı” (yani kayıp oranı) ve “işgal kuvvetleri” gibi ifadeler geçiyor.
Adım 2: Bu ifadelerin hepsi doğrudan doğruya savaşın kendisi, ordular ve savaşın sonuçlarıyla ilgilidir. Bir savaşın kazanılması, düşmanın topraklardan atılması tamamen askerî bir başarıdır. Bu yüzden bu sonucun alanı askerî‘dir.
“Bu zafer, sömürgeci devletlerin ellerinde esir olan bütün mazlum milletlere örnek oldu.”
Çözüm: Siyasi
Açıklama:
Adım 1: Cümle ne anlatıyor? Türklerin zaferi, başka esir milletlere (mazlum milletlere) ilham kaynağı olmuş, onlara örnek olmuş.
Adım 2: Bir milletin başka milletlere örnek olması, onlara yol göstermesi durumu, uluslararası ilişkileri ve dünya üzerindeki siyasi dengeleri etkiler. Bu durum, Türkiye’nin uluslararası alandaki saygınlığını ve etkisini artırmıştır. Bu nedenle bu sonucun alanı siyasi‘dir.
“Askerî güçle kabul ettirilmek istenen Sevr Antlaşması, Türk askerî gücü ile muharebe sahasında yırtılmış oldu. Lozan Barış Antlaşması’nın yapılmasını sağladı…”
Çözüm: Siyasi
Açıklama:
Adım 1: Cümlede hangi anahtar kelimeler var? “Sevr Antlaşması” ve “Lozan Barış Antlaşması”.
Adım 2: Antlaşmalar, devletler arasında yapılan resmi sözleşmelerdir ve tamamen diplomasi ve siyaset alanına girerler. Askerî bir zaferin sonucunda, geçersiz bir antlaşmanın (Sevr) ortadan kalkması ve yeni bir barış antlaşmasının (Lozan) yolunun açılması, savaşın en önemli siyasi sonucudur.
1. İngilizler Boğazlar ve İstanbul’u neden bırakmak istememiştir? Açıklayınız.
Çözüm ve Açıklama:
Sevgili çocuklar, İngilizlerin İstanbul ve Boğazları bırakmak istememesinin birden fazla önemli nedeni vardı. Bu nedenleri şöyle sıralayabiliriz:
- Stratejik Önem: Boğazlar (Çanakkale ve İstanbul Boğazları), Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayan tek su yoludur. Tıpkı bir evin ana kapısı gibi düşünebilirsiniz. Bu kapıyı kontrol eden, tüm Karadeniz ticaretini ve askeri geçişlerini de kontrol eder. İngiltere, bu stratejik üstünlüğü kaybetmek istemiyordu.
- Siyasi Güç ve Baskı Unsuru: İstanbul, Osmanlı Devleti’nin başkentiydi. Başkenti elinde tutmak, yeni kurulan Türk hükümeti (TBMM) üzerinde büyük bir siyasi baskı kurmak anlamına geliyordu. İngilizler, barış görüşmeleri sırasında İstanbul’u bir koz olarak kullanarak kendi istediklerini kabul ettirebileceklerini düşünüyorlardı.
- Tarihi ve Sembolik Değer: İstanbul, yüzyıllardır büyük bir imparatorluğun merkezi olmuş, tarihi ve sembolik değeri çok yüksek bir şehirdi. Bu şehri kontrol altında tutmak, İngiltere için bir prestij meselesiydi.
Kısacası, İngilizler hem askeri ve ticari yolları kontrol etmek, hem de siyasi olarak güçlü kalıp pazarlık masasında üstün olmak için İstanbul ve Boğazlar’dan vazgeçmek istemiyorlardı.
2. Mudanya Konferansı öncesinde İngilizlerin diplomasi masasına oturmalarında hangi gelişmeler etkili olmuştur? Açıklayınız.
Çözüm ve Açıklama:
İngilizler başta savaşı göze almış gibi davransalar da, sonunda masaya oturmak zorunda kaldılar. Peki neden? Gelin adım adım inceleyelim:
Adım 1: Türk Ordusunun Kararlı İlerleyişi
Büyük Taarruz zaferinden sonra kahraman Türk ordusu durmadı. Yunanları denize döktükten sonra yönünü Boğazlar ve İstanbul’a çevirdi. Mustafa Kemal Paşa’nın komutasındaki ordumuzun bu kararlı ve durdurulamaz ilerleyişi, İngilizleri ciddi şekilde endişelendirdi. Savaşacak güce ve morale sahip bir orduyla karşı karşıya olduklarını anladılar.
Adım 2: İngiltere’nin Yalnız Kalması
İngiltere, Türklere karşı yeni bir savaş başlatmak için müttefiklerinden (İtilaf Devletleri’nden), yani Fransa ve İtalya’dan destek istedi. Ancak hem Fransa hem de İtalya, Türklerin zaferini görmüş ve TBMM Hükümeti ile zaten anlaşma yolları arıyordu. Yeni bir savaşa girmek istemediler ve İngiltere’yi yalnız bıraktılar.
Adım 3: Kamuoyu ve Sömürge Desteğini Kaybetmesi
Sadece müttefikleri değil, İngiliz halkı da I. Dünya Savaşı’ndan yeni çıkmıştı ve artık savaş istemiyordu. Ayrıca, İngiltere’nin sömürgeleri (Kanada, Avustralya gibi) de Türkiye ile yapılacak yeni bir savaş için asker göndermeyi reddettiler. Yani İngiltere, ne içeriden ne de dışarıdan destek bulabildi.
Sonuç:
Karşısında kararlı bir Türk ordusu, yanında ise ne müttefik ne de halk desteği… İşte bu şartlar altında İngiltere için tek bir akıllıca yol kalmıştı: Savaşmak yerine masaya oturup anlaşmak. Bu gelişmeler, onları Mudanya Ateşkes Görüşmeleri’ne katılmaya mecbur etti.
Umarım açıklamalarım faydalı olmuştur. Unutmayın, tarihi olayları neden-sonuç ilişkisi içinde öğrenmek, konuları daha kalıcı hale getirir. Başarılar dilerim!