8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 115
Merhaba sevgili gençler, ben İnkılap Tarihi öğretmeniniz. Bugün birlikte kitabımızdaki çok önemli bir konu olan Sakarya Meydan Savaşı’nın sonuçlarını ve Atatürk’ün savaş hakkındaki düşüncelerini inceleyeceğiz. Gönderdiğiniz görseldeki soruları adım adım, hep birlikte çözümleyelim. Hazırsanız, başlayalım!
Soru: Sakarya Zaferi’nin diplomasi alanında ortaya çıkardığı gelişmeler nelerdir? Açıklayınız.
Harika bir soru! Unutmayın çocuklar, savaşlar sadece cephede kazanılmaz. Cephede kazanılan bir zafer, masada, yani diplomasi alanında da ülkenin elini güçlendirir. Sakarya Zaferi de tam olarak bunu yapmıştır. Gelin bakalım bu büyük zaferin ardından diğer ülkelerle ilişkilerimizde ne gibi olumlu gelişmeler yaşanmış:
- TBMM’nin Uluslararası Saygınlığı Arttı: Bu zafere kadar birçok ülke TBMM Hükümeti’ni ciddiye almıyordu. Ancak Sakarya’da kendilerinden çok daha güçlü bir orduyu durdurduğumuzu görünce, bize saygı duymaya ve bizi resmen tanımaya başladılar. Artık masada sözü dinlenen bir güç olmuştuk.
- Kafkas Cumhuriyetleri ile Kars Antlaşması (13 Ekim 1921): Zaferin hemen ardından doğu komşularımız Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan ile Kars Antlaşması’nı imzaladık. Bu antlaşma ile doğu sınırımız kesin olarak çizildi ve güvence altına alındı. Böylece ordumuzun bütün gücünü Batı Cephesi’ne yönlendirebildik.
- Fransa ile Ankara Antlaşması (20 Ekim 1921): Bu en önemli sonuçlardan biridir! İtilaf Devletleri’nden biri olan Fransa, Sakarya Zaferi’nden sonra bizimle anlaşma yoluna gitti. Bu antlaşma ile Fransa, işgal ettiği Güney Anadolu topraklarından (Adana, Antep, Maraş vb.) çekildi ve TBMM’yi tanıyan ilk İtilaf Devleti oldu. Bu durum, İtilaf Devletleri arasındaki birliğin bozulduğunu gösteriyordu.
- İtalyanların Anadolu’dan Tamamen Çekilmesi: Fransa’nın çekildiğini gören İtalya da Anadolu’da daha fazla durmanın bir anlamı olmadığını anladı ve işgal ettiği yerleri tamamen boşalttı.
- İngiltere ile Esir Değişimi: İngiltere, Malta’ya sürdüğü Türk esirleri serbest bırakmayı kabul etti. Bu da İngiltere’nin TBMM’yi muhatap aldığını gösteren önemli bir diplomatik adımdır.
Kısacası Sakarya Zaferi, askeri bir başarı olmanın ötesinde, Türkiye’nin uluslararası alanda tanınmasını ve Kurtuluş Savaşı’nın zafere ulaşmasını sağlayan çok önemli diplomatik kapılar açmıştır.
Metni okuyunuz ve aşağıdaki soruları cevaplayınız.
“Bilirsiniz ki savaş ve çarpışma demek, iki ulusun yalnız iki ordunun değil, iki ulusun bütün varlıklarıyla, bütün mallarıyla, bütün maddi ve manevi güçleriyle karşılaşması ve birbirleriyle vuruşması demektir. Bunun için bütün Türk ulusunu, cephedeki ordu kadar düşüncesi ve duygusuyla ve fiilî (eylemli) olarak savaşla ilgilendirmeliydim. Ulus bireyleri, yalnız, düşman karşısında olanlar değil, köyde, evinde, tarlasında bulunan herkes, silahla vuruşan savaşçı gibi kendini görevli bilerek bütün varlığını savaşa verecekti. Bütün maddi ve manevi varlığını yurt savunmasına vermekte ağır davranan ve titizlik göstermeyen uluslar, savaşı ve çarpışmayı gerçekten göze almış ve başarabileceklerine inanmış sayılamazlar.” (M. Kemal Atatürk, Nutuk)
1. Topyekûn mücadele ne demektir? Araştırınız.
Çocuklar, Atatürk’ün yukarıdaki sözleri aslında “topyekûn mücadele” kavramını çok güzel açıklıyor.
Adım 1: “Topyekûn” kelimesi, “hep birlikte, tamamen, bütün olarak” anlamına gelir. Mücadele ise savaşmak, uğraşmak demektir.
Adım 2: Bu iki kelimeyi birleştirdiğimizde Topyekûn Mücadele; bir milletin sadece ordusuyla değil, tüm fertleriyle, tüm imkanlarıyla, maddi ve manevi bütün gücüyle hep birlikte savaşa katılması demektir.
Yani;
- Asker cephede savaşırken,
- Çiftçi tarlasında asker için ekin eker,
- Kadınlar cepheye mermi taşır, askerlere çorap örer,
- Sanayici fabrikasında silah üretir,
- Öğretmen ve yazarlar halkın moralini yüksek tutmak için çalışır.
Kısacası, 7’den 70’e herkesin vatan savunmasında bir görevi vardır. İşte Kurtuluş Savaşı’mız, topyekûn mücadelenin en güzel örneğidir.
2. Mustafa Kemal’in savaş kavramına bakış açısı nedir? Açıklayınız.
Metinden anladığımız kadarıyla Mustafa Kemal Atatürk için savaş, sadece iki ordunun karşı karşıya gelmesinden ibaret değildir.
Adım 1: Atatürk’e göre savaş, iki milletin karşı karşıya gelmesidir.
Adım 2: Bu karşılaşmada milletler sadece askeri güçleriyle değil, bütün varlıklarıyla çarpışırlar. Bu varlıkların içine;
- Maddi güçler: Para, silah, yiyecek, fabrikalar gibi somut şeyler girer.
- Manevi güçler: İnanç, kararlılık, vatan sevgisi, birlik ve beraberlik ruhu gibi soyut ama çok önemli duygular girer.
Adım 3: Atatürk, bir savaşın kazanılabilmesi için milletin her bir ferdinin, cephedeki asker kadar kendini sorumlu hissetmesi ve elinden gelen her şeyi yapması gerektiğine inanır. Eğer bir millet topyekûn bir şekilde bu mücadeleye katılmazsa, o savaşı gerçekten kazanabileceğine inanmış sayılmaz.
3. Milletlerin karşılaştıkları zorluklarla başa çıkmalarında hangi faktörler etkili olur? Tartışınız.
Bu harika bir tartışma sorusu. Hem metinden hem de tarihimizden yola çıkarak bu zorlukların üstesinden gelmek için gereken faktörleri şöyle sıralayabiliriz:
- Birlik ve Beraberlik: Tıpkı Atatürk’ün dediği gibi, milletin tek bir vücut gibi hareket etmesi en önemli faktördür. Farklılıkları bir kenara bırakıp ortak bir amaç için kenetlenmek, en büyük zorlukları bile aşmayı sağlar.
- Güçlü Liderlik: Milleti bir araya getirecek, onlara yol gösterecek, zor zamanlarda umut aşılayacak kararlı ve vizyon sahibi bir lidere ihtiyaç vardır. Mustafa Kemal Atatürk, bunun en büyük örneğidir.
- Milli Bilinç ve Bağımsızlık Ruhu: Bir milletin neden savaştığını, neyi korumaya çalıştığını bilmesi çok önemlidir. Vatan sevgisi ve bağımsız yaşama arzusu, insanlara inanılmaz bir güç ve fedakârlık yapma isteği verir.
- Manevi Güç ve İnanç: Sadece silahların olması yetmez. Kazanacağına dair sarsılmaz bir inanç, yüksek bir moral ve kararlılık, maddi imkansızlıkları bile yenebilir. Görseldeki dua eden askerler ve halk, bu manevi gücün en güzel kanıtıdır.
- Fedakârlık: Her bireyin kendi çıkarlarından önce vatanın çıkarlarını düşünmesi ve bu uğurda her türlü fedakârlığı göze alması gerekir.
Sonuç olarak, bir millet bu faktörleri bir araya getirebildiğinde, karşısındaki zorluk ne kadar büyük olursa olsun, başarıya ulaşma ihtimali o kadar artar. Kurtuluş Savaşı’mız da bunun en parlak ispatıdır.