8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 186
Merhaba sevgili öğrencilerim,
Bugün sizlerle birlikte ders kitabımızdaki “Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası” konusunu işleyen bu sayfayı analiz edeceğiz. Bu sayfada dış politikamızın temel taşlarını oluşturan iki önemli ilke ve Atatürk’ün barışa dair o güzel sözleri var. Haydi gelin, bu metni sanki bir sınav sorusuymuş gibi adım adım inceleyip çözelim.
Soru 1: Metne göre Atatürk Dönemi Türk Dış Politikasının temel ilkelerinden biri olan Mütekabiliyet ne demektir? Metinden bir örnekle açıklayınız.
Çözüm:
Sevgili gençler, Mütekabiliyet kelimesi size ilk başta biraz yabancı gelebilir ama aslında anlamı çok basittir: Karşılıklılık. Yani, bir devletin başka bir devlete ve onun vatandaşlarına nasıl davranıyorsa, karşısındaki devletten de kendi vatandaşlarına aynı şekilde davranmasını beklemesidir. Kısacası “bana nasıl davranırsan, ben de sana öyle davranırım” ilkesidir. Bu ilke, devletlerarası ilişkilerde eşitliği temel alır.
Metnimizdeki adımları takip ederek açıklayalım:
- Adım 1: Mütekabiliyet ilkesi, Atatürk dönemi dış politikasında Türkiye’nin başka devletlerle eşit olduğunu vurgulamak için kullanılmıştır. Türkiye, kendi iç ve dış işlerine karışılmamasını, bağımsızlığına saygı gösterilmesini istemiş ve diğer devletlere de aynı saygıyı göstermiştir.
- Adım 2: Metinde bu ilkeye çok güzel bir örnek veriliyor: Lozan Antlaşması’nın 45. maddesi. Bu maddeye göre, Türkiye’deki gayrimüslim (Müslüman olmayan) azınlığın hakları ile Yunanistan’daki Müslüman Türk azınlığın hakları birbirine bağlanmıştır. Yani, Yunanistan oradaki Türklere hangi hakları verirse, Türkiye de buradaki Rumlara aynı hakları verecektir. Gördüğünüz gibi tam bir karşılıklılık ve eşitlik durumu söz konusu.
Sonuç olarak; mütekabiliyet, uluslararası ilişkilerde eşitlik, karşılıklı saygı ve denklik prensibidir.
Soru 2: Metinde Atatürk’ün dış politikasının en önemli ilkelerinden birinin Barış olduğu belirtilmektedir. Bu barışçıl politika doğrultusunda Türkiye’nin attığı somut adımlar nelerdir?
Çözüm:
Arkadaşlar, bildiğiniz gibi Türkiye, uzun yıllar süren savaşlardan sonra kurulmuş yorgun bir ülkeydi. Bu yüzden Atatürk’ün en büyük hedeflerinden biri, hem ülkemizde hem de dünyada kalıcı bir barış ortamı sağlamaktı. O’nun “Yurtta barış, dünyada barış.” sözü bu politikanın en güzel özetidir.
Metne göre Türkiye, dünya barışına katkıda bulunmak için şu adımları atmıştır:
- Adım 1: Milletler Cemiyetine üye olunması: O dönemin Birleşmiş Milletler’i gibi düşünebileceğiniz bu kuruma üye olarak Türkiye, dünya sorunlarının savaşla değil, barışçıl yollarla çözülmesinden yana olduğunu göstermiştir.
- Adım 2: Sadabat Paktı’nın imzalanması (1937): Bu pakt ile Türkiye, doğu komşuları olan İran, Irak ve Afganistan ile bir dostluk ve saldırmazlık antlaşması imzalamıştır. Bu sayede doğu sınırlarını güvence altına almıştır.
- Adım 3: Balkan Antantı’nın imzalanması (1934): Bu antant ile de batı komşularından Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya ile iş birliği yaparak batı sınırlarının güvenliğini sağlamayı ve bölgede barışı korumayı amaçlamıştır.
Sonuç olarak; Türkiye sadece barışı savunmakla kalmamış, uluslararası örgütlere üye olarak ve komşularıyla paktlar imzalayarak barış için aktif bir rol oynamıştır.
Soru 3: Metinde yer alan Atatürk’ün dünya barışıyla ilgili sözünü kendi cümlelerinizle yorumlayınız.
“…İnsanları mutlu edecek biricik çare, onları birbirlerine yaklaştırarak, onları birbirlerine sevdirerek, karşılıklı maddî ve manevî ihtiyaçlarını sağlamaya yarayan etkinlikler ve enerjidir. Dünya barışı içinde insanlığın gerçek mutluluğu ancak bu yüksek ülkü yolcularının çoğalması ve başarı kazanmasıyla sağlanacaktır.”
Çözüm:
Bu harika sözde Atatürk, bize dünya barışının ve insanlığın mutluluğunun sırrını veriyor.
- Adım 1: Atatürk’e göre insanları mutlu etmenin tek bir yolu vardır. Bu yol, insanları birbirine düşman etmekten değil, tam tersine onları birbirine yaklaştırmaktan, sevdirmekten ve birbirlerinin ihtiyaçlarını gidermelerine yardımcı olmaktan geçer. Yani barış, sadece savaşmamak demek değildir; aynı zamanda sevgi, saygı ve yardımlaşmadır.
- Adım 2: Sözün sonunda bahsettiği “yüksek ülkü yolcuları” ise işte bu barış, sevgi ve yardımlaşma ideallerine inanan ve bu yolda çalışan insanlardır. Atatürk, dünyadaki gerçek mutluluğun ancak bu gibi iyi niyetli insanların sayısının artmasıyla ve onların başarılı olmasıyla mümkün olacağını söylüyor.
Kısacası, Atatürk için barış; insanlar ve milletler arasında sevgi ve iş birliği köprüleri kurmaktır.
Soru 4: Görsel 6.2’de yer alan fotoğraf (Cumhurbaşkanı Atatürk’ün İran Şahı Rıza Pehlevi ile görüşmesi), metinde anlatılan hangi dış politika gelişmesiyle doğrudan ilgilidir?
Çözüm:
Sevgili öğrencilerim, tarih dersinde görselleri okumak da çok önemlidir. Bu fotoğraf bize metindeki bir olayı somut olarak gösteriyor.
- Adım 1: Fotoğrafta Cumhurbaşkanımız Mustafa Kemal Atatürk’ü ve İran’ın o dönemki lideri Şah Rıza Pehlevi’yi bir arada görüyoruz. Fotoğrafın tarihi 1934.
- Adım 2: Metinde Türkiye’nin doğu komşularıyla barışı sağlamak için imzaladığı bir pakt vardı, hatırladınız mı? Evet, Sadabat Paktı! İran da bu paktın üyelerinden biriydi.
- Adım 3: İşte bu fotoğraf, Sadabat Paktı’na giden süreçte Türkiye ile İran arasındaki dostane ilişkileri ve karşılıklı ziyaretleri gösteren çok değerli bir kanıttır. İki liderin bu samimi görüşmesi, bölge barışı için atılan adımların bir parçasıdır.
Sonuç olarak, bu fotoğraf Türkiye’nin barışçıl dış politikasını ve bu politika çerçevesinde kurulan Sadabat Paktı ile olan ilişkisini doğrudan göstermektedir.
Umarım bu analiz, konuyu daha iyi anlamanıza yardımcı olmuştur. Unutmayın, tarihi olayları neden-sonuç ilişkisi içinde ve temel ilkeleriyle öğrenmek, ezberlemekten çok daha kalıcıdır. İyi çalışmalar dilerim!