8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 89
Merhaba sevgili gençler! Ben 8. Sınıf İnkılap Tarihi öğretmeniniz. Bugün birlikte kitabımızdaki çok önemli sorulara göz atacağız. Gönderdiğiniz görseldeki soruları, sanki sınıftaymışız gibi adım adım, tane tane çözeceğiz. Hazırsanız başlayalım!
Soru 1: Türk milleti Sevr Antlaşması’nı ortadan kaldırmak için nasıl bir mücadele vermiştir? Tartışınız.
Harika bir soru! Bu soru, aslında Kurtuluş Savaşı’mızın nedenini ve sonucunu özetliyor. Sevr Antlaşması, hatırlarsanız, vatanımızı paramparça eden, bağımsızlığımızı elimizden alan bir ölüm fermanı gibiydi. Türk milleti, tabii ki bu esareti kabul etmedi. Peki ne yaptı? Gelin adım adım inceleyelim.
-
Adım 1: Siyasi Mücadele
Her şeyden önce, milletimiz bu antlaşmayı imzalayan İstanbul Hükûmeti’ni değil, Ankara’da kurulan Büyük Millet Meclisi’ni (BMM) kendi temsilcisi olarak gördü. BMM, Sevr Antlaşması’nı kesinlikle tanımadığını ilan etti. Antlaşmayı imzalayanları ise vatan haini ilan etti. Bu, antlaşmanın hukuken geçersiz sayılması için atılan ilk ve en önemli siyasi adımdı. Yani dedik ki: “Sizin imzaladığınız bu paçavrayı biz tanımıyoruz!”
-
Adım 2: Askerî Mücadele (Kurtuluş Savaşı)
Sözle “tanımıyorum” demek yetmezdi, bunu sahada da göstermek gerekiyordu. İşte bu noktada tarihimizin en şanlı direnişi olan Kurtuluş Savaşı başladı. Vatanımızı işgal eden düşmanlara karşı üç cephede savaştık:
- Doğu Cephesi’nde Kazım Karabekir komutasındaki ordumuz Ermenileri yendi.
- Güney Cephesi’nde halkımız, yani Kuvâ-yi Millîye birlikleri, Fransızlara karşı Antep, Maraş ve Urfa’da kahramanca bir direniş gösterdi.
- Batı Cephesi’nde ise en çetin savaşlar yaşandı. Düzenli ordumuz, İnönü Savaşları, Sakarya Meydan Muharebesi ve son olarak Başkomutanlık Meydan Muharebesi (Büyük Taarruz) ile Yunan ordusunu vatan topraklarından tamamen attı.
-
Adım 3: Diplomatik Zafer
Askerî zaferler, masada kazanılan diplomatik zaferleri getirdi. İtilaf Devletleri, artık Sevr’i bize kabul ettiremeyeceklerini anladılar. Kurtuluş Savaşı’nın sonunda onlarla Lozan Barış Antlaşması’nı imzaladık. Lozan Antlaşması ile Sevr Antlaşması tamamen yırtılıp tarihin çöpüne atıldı ve bağımsız, yeni Türk Devleti tüm dünya tarafından tanındı.
Sonuç olarak; Türk milleti, Sevr Antlaşması’nı ortadan kaldırmak için siyasi, askerî ve diplomatik alanlarda topyekûn bir bağımsızlık mücadelesi vermiştir. Bu mücadelenin adı Kurtuluş Savaşı‘dır.
Soru 2: Anadolu Ajansı’nda çalışan bir gazeteci olduğunuzu varsayalım. Sevr Antlaşması’nı haber yapsaydınız nasıl bir manşet hazırlar ve haberi nasıl duyururdunuz? Yazınız.
Çok güzel bir etkinlik sorusu! Bu soru, o günlerin ruhunu anlamamızı sağlıyor. Unutmayın, Anadolu Ajansı, Kurtuluş Savaşı’nın sesini halka ve dünyaya duyurmak için bizzat Mustafa Kemal’in emriyle kurulmuştu. Yani amacımız sadece haber vermek değil, aynı zamanda millete umut aşılamak ve direniş ruhunu canlı tutmak! İşte benim hazırlayacağım gazete haberi:
Manşet: MİLLETİMİZ BU İHANETİ KABUL ETMEYECEK! SEVR, BİZİM İÇİN YOK HÜKMÜNDEDİR!
Ankara, 11 Ağustos 1920 – İstanbul’daki Saray Hükûmeti, dün Paris’in Sevr kasabasında milletimizin geleceğini karartan, vatanımızı düşmana peşkeş çeken bir utanç belgesine imza atmıştır. “Sevr Antlaşması” adını verdikleri bu paçavra ile güzel İzmir’imiz Yunan’a, bereketli güney topraklarımız Fransız ve İngiliz nüfuzuna, şanlı doğu illerimiz ise hayali bir Ermenistan’a bırakılmaktadır. Boğazlarımız, yani şah damarımız, yabancı bir komisyonun insafına terk edilmekte, ordumuz dağıtılmakta ve maliyemiz tamamen düşman kontrolüne girmektedir.
Bu antlaşma, Türk milletine reva görülen bir esaret fermanıdır. Ancak bilinmelidir ki, milletin gerçek temsilcisi olan Ankara’daki Büyük Millet Meclisi, bu ihanet belgesini ASLA tanımamaktadır.
Anadolu’da yakılan bağımsızlık ateşi, bu karanlık planları bozacaktır. Mustafa Kemal Paşa önderliğindeki Millî Mücadelemiz, vatanın her karış toprağı özgür olana dek sürecektir. Milletimiz müsterih olsun; bu kara günler geçecek, zafere olan inancımızla bu esaret zincirini kıracağız! Ya İstiklal Ya Ölüm!
Gördüğünüz gibi, haberde hem antlaşmanın ne kadar kötü olduğunu anlatıyoruz hem de umutsuzluğa yer olmadığını, mücadelenin devam ettiğini vurguluyoruz. İşte o günlerde bir gazetecinin görevi tam da buydu!
Umarım açıklamalarım faydalı olmuştur. Aklınıza takılan başka bir şey olursa çekinmeden sorun. Başarılar dilerim! 😊