8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 219
Merhaba sevgili öğrencilerim,
Bugün sizinle 8. Sınıf İnkılap Tarihi dersimizden çoktan seçmeli soruları birlikte çözeceğiz. Hem konuyu pekiştirecek hem de soru çözme becerilerimizi geliştireceğiz. Hazırsanız başlayalım!
—
1. Aşağıdakilerden hangisi II. Dünya Savaşı’nın sonuçlarından değildir?
Bu soruda II. Dünya Savaşı’nın bitiminde ortaya çıkan önemli gelişmelerden hangisinin bu savaşın bir sonucu olmadığını bulmamız isteniyor. Şimdi şıklara tek tek bakalım:
- A) Varşova Paktı’nın kurulması: Varşova Paktı, II. Dünya Savaşı’ndan sonra Sovyetler Birliği ve Doğu Bloku ülkeleri tarafından kurulmuş bir askeri ittifaktır. Bu, savaşın bir sonucudur.
- B) Atom bombasının ilk kez kullanılması: Atom bombası, II. Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru Hiroşima ve Nagazaki’ye atılarak ilk kez bu savaş sırasında kullanılmıştır. Bu da savaşın bir sonucudur.
- C) Almanya’nın ikiye ayrılması: II. Dünya Savaşı’ndan sonra Almanya, galip devletler tarafından işgal edilmiş ve Doğu ve Batı Almanya olarak ikiye ayrılmıştır. Bu da savaşın önemli bir sonucudur.
- D) Milletler Cemiyeti’nin kurulması: Milletler Cemiyeti, I. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulmuş bir uluslararası barış örgütüdür. II. Dünya Savaşı’ndan sonra ise yerine Birleşmiş Milletler kurulmuştur. Dolayısıyla Milletler Cemiyeti’nin kurulması II. Dünya Savaşı’nın bir sonucu değildir.
Sonuç: Bu nedenle doğru cevap D) Milletler Cemiyeti’nin kurulması‘dır.
—
2. II. Dünya Savaşı sırasında Türkiye’de kamu güvenliğini ve sağlığını korumak amacıyla bazı tedbirler alınmıştır. Aşağıda verilenlerden hangisi alınan önlemler arasında gösterilemez?
Bu soruda, II. Dünya Savaşı sırasında Türkiye’de halkın sağlığını ve güvenliğini korumak için alınan önlemlerden hangisinin bu gruba dahil olmadığını bulacağız. Ülkemiz, savaşa girmemiş olsa da olası tehlikelere karşı hazırlıklı olmaya çalışmıştır. Şimdi şıkları inceleyelim:
- A) İstanbul’da özel otomobillerin trafiğe çıkmasının yasaklanması: Savaş zamanlarında yakıt tasarrufu sağlamak ve olası hava saldırılarında hedef olmamak için böyle önlemler alınabilir. Bu, alınan bir önlem olabilir.
- B) Tifo, kolera gibi salgın hastalıklara karşı tedbirler alınması: Savaş koşulları ve göçler, salgın hastalıkların yayılmasına neden olabilir. Bu nedenle sağlık önlemleri almak çok doğaldır.
- C) Ekmek karnesi uygulamasının başlatılması: Savaş zamanlarında gıda sıkıntısı yaşanmaması ve herkese eşit dağıtım yapılabilmesi için karne uygulamaları yaygınlaşmıştır. Bu da alınan bir önlem olabilir.
- D) Bazı yörelerdeki erkeklerin silah altına alınması: Türkiye savaşa girmese de sınır güvenliğini sağlamak ve olası bir duruma karşı hazırlıklı olmak için askere alma işlemleri yapılmıştır. Ancak soruda “kamu güvenliğini ve sağlığını korumak” denmiş. Silah altına alma daha çok askeri hazırlıkla ilgilidir, doğrudan kamu sağlığı ve genel kamu güvenliğiyle ilgili bir önlem olarak diğer şıklar kadar net değildir. Ancak bu durum da bir önlem olarak kabul edilebilir.
Şimdi tekrar düşünelim. Soruda “gösterilemez” diyor. Diğer şıklar doğrudan halkın günlük yaşamını etkileyen ve sağlığını/güvenliğini hedefleyen önlemlerken, silah altına alma daha çok askeri bir hazırlıktır. Ancak bu da genel güvenlik kapsamına girebilir. Acaba soruda bir hata mı var diye düşünürken, bu tür sorularda en uygun şıkkı seçmek gerekir. Verilen bilgiler ışığında, diğer şıklar daha belirgin sağlık ve kamu güvenliği önlemleriyken, silah altına alma daha çok savunma hazırlığıdır. Ancak yine de genel güvenlik kapsamına girer. Belki de sorunun asıl amacı, bu önlemlerin hangisinin doğrudan halkın sağlığına yönelik olmadığını sormak olabilir.
Biraz daha detaylı düşünelim. İstanbul’da otomobil yasağı, yakıtın kamuya ayrılması ve hava saldırısı riski nedeniyle trafiği azaltmak içindir. Tifo, kolera gibi hastalıklar doğrudan halk sağlığıdır. Ekmek karnesi de gıda güvenliği ve halkın beslenmesiyle ilgilidir. Erkeklerin silah altına alınması ise ülkenin savunmasıyla ilgilidir. Ülkenin savunması, dolaylı olarak kamu güvenliğini sağlasa da, diğer şıklar kadar doğrudan halk sağlığı ve günlük kamu güvenliği ile ilgili değildir.
Bu soruda biraz kafa karıştırıcı bir durum var. Ancak eğer birini seçmemiz gerekirse, “kamu güvenliği ve sağlığını korumak” ifadesiyle en az örtüşen şık, ülkenin savunması için yapılan askeri hazırlıktır. Diğerleri ise daha çok sivil halkın günlük yaşamına ve sağlığına yönelik tedbirlerdir.
Tekrar gözden geçirelim: Savaş zamanında halkın sağlığı ve güvenliği için alınan önlemler denince aklımıza ilk gelenler, salgın hastalıklara karşı önlem almak, gıda stoklarını yönetmek, şehirdeki hareketliliği azaltmak gibi şeylerdir. Silah altına alma ise ülkenin savunma gücünü artırmaya yöneliktir. Bu da dolaylı olarak kamu güvenliğini sağlasa da, sorunun odak noktasında daha çok sivil halkın refahı ve sağlığı var gibi duruyor.
Bu tür sorularda bazen en “en az” ilgili olanı bulmak gerekir. Diğer şıklar doğrudan halkın sağlığını ve güvenliğini ilgilendirirken, silah altına alma daha çok ülkenin askeri gücüyle ilgilidir.
Sonuç: Bu nedenle doğru cevap D) Bazı yörelerdeki erkeklerin silah altına alınması olarak düşünülebilir. Çünkü diğer şıklar daha çok doğrudan halk sağlığı ve kamu güvenliğine yönelikken, bu durum daha çok askeri bir hazırlıktır.
—
3. Mustafa Kemal’in yazdığı eserlerden bazıları Zabit ve Kumandanla Hasbihal, Cihât-ı Maliyye Ordugâhı, Geometri ve Nutuk’dur. Buna göre Mustafa Kemal ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?
Sevgili öğrenciler, bu soruda Mustafa Kemal’in yazdığı eserlere bakarak onun hakkında hangi sonuca ulaşamayacağımızı bulacağız. Verilen eserlere dikkatlice bakalım:
- A) Farklı alanlarda eserler yazmıştır: Evet, “Zabit ve Kumandanla Hasbihal” askeri konularla, “Cihât-ı Maliyye Ordugâhı” mali ve askeri konularla, “Geometri” matematik alanıyla ve “Nutuk” da tarih ve siyaset alanıyla ilgilidir. Bu, onun farklı alanlarda eser yazdığını gösterir.
- B) Çok yönlü bir kişiliğe sahiptir: Farklı alanlarda eserler yazması, onun çok yönlü bir insan olduğunu gösterir. Askeri bilgisi, matematik bilgisi, siyasi ve tarihi bilgisi bir aradadır.
- C) En önemli eseri Nutuk’tur: Verilen eserler arasında Nutuk’un daha kapsamlı ve tarihi önemi daha büyük olabilir. Ancak soruda “en önemli eseri” denmiş. Diğer eserlerinin de önemi olabilir. Bizim sadece verilen bilgilere göre bir sonuca varmamız gerekiyor. Verilen eserler arasında hangisinin “en önemli” olduğunu kesin olarak söyleyemeyiz. Bu bir yorumdur ve verilen bilgilerle kesin olarak kanıtlanamaz.
- D) Eserlerinden bazıları askerlikle ilgilidir: “Zabit ve Kumandanla Hasbihal” ve “Cihât-ı Maliyye Ordugâhı” gibi eserleri açıkça askerlikle ilgili olduğunu gösteriyor.
Şimdi düşünelim, hangi yargıya kesin olarak ulaşamıyoruz? Eserlerin farklı alanlarda olması ve çok yönlü olması kesinlikle doğru. Askerlikle ilgili eserlerinin olması da doğru. Ancak “en önemli eseri Nutuk’tur” yargısı, sadece verilen eser listesine bakarak kesin olarak söylenemez. Belki de onun için başka bir eser daha önemlidir, bunu bilemeyiz. Bu, bir değer yargısıdır ve sadece eser isimleriyle bu sonuca varamayız.
Sonuç: Bu nedenle doğru cevap C) En önemli eseri Nutuk’tur‘dur.
—
4. Atatürk’ün ölümünden sonra hakkında yurt içinde ve yurt dışında yapılan yayınlarda ve açıklamalarda onun askeri bir deha, büyük bir devlet adamı, devlet kurucusu ve inkılapçı bir lider olduğundan söz edilmiştir. Bu bilgi Atatürk’ün kişilik özelliklerinden hangisiyle ilgilidir?
Sevgili gençler, bu soruda Atatürk’ün ölümünden sonra hakkındaki tanımlamalara bakarak onun hangi kişilik özelliğiyle ilgili bir sonuca ulaşacağımızı bulacağız. Verilen tanımlamalara dikkat edelim: “askeri bir deha”, “büyük bir devlet adamı”, “devlet kurucusu”, “inkılapçı bir lider”. Bu tanımlamalar, onun tek bir alanda değil, birçok alanda başarılı olduğunu gösteriyor.
- A) Çok yönlülüğü: Askeri alanda, devlet yönetimi alanında, yenilikler yapma alanında başarılı olması, onun birçok farklı yeteneğe ve bilgiye sahip olduğunu gösterir. Bu da onun çok yönlü bir insan olduğunu ifade eder.
- B) Kararlılığı: Kararlılık, bir işi başkasına bırakmadan, azimle yapmasıdır. Verilen tanımlamalarda doğrudan kararlılıktan bahsedilmiyor, daha çok başarılarından bahsediliyor.
- C) Açık sözlülüğü: Açık sözlülük, düşüncelerini doğrudan söylemesidir. Verilen tanımlamalarda bu özelliğiyle ilgili bir bilgi yok.
- D) İleri görüşlülüğü: İleri görüşlülük, geleceği tahmin edebilme ve ona göre plan yapabilme yeteneğidir. Devlet kuruculuğu ve inkılapçılığı ileri görüşlülükle ilgili olsa da, “askeri deha”, “devlet adamı” gibi tanımlamalar daha çok onun genel yeteneklerini kapsıyor.
Şimdi düşünelim, “askeri deha”, “devlet adamı”, “devlet kurucusu”, “inkılapçı lider” ifadeleri, onun tek bir alana sıkışıp kalmadığını, birçok farklı alanda yetenekli ve başarılı olduğunu göstermiyor mu? Bu da onun çok yönlü bir kişilik olduğunu en iyi şekilde ifade eder.
Sonuç: Bu nedenle doğru cevap A) Çok yönlülüğü‘dür.
—
5. Eylül 1939’da Almanya’nın Polonya’ya saldırması Avrupa ülkelerinde ve Türkiye’de derin endişe uyandırdı. Ülke yöneticileri Avrupa’da başlayacak savaşın dışında kalmaya yönelik hazırlıklarını her fırsatta dile getirmişti. Buna rağmen insanların henüz silinmemiş olan I. Dünya Savaşı’nın olumsuz sonuçları ve zorlukları, toplum üzerinde büyük bir ruhsal baskı oluşturdu. Metne göre II. Dünya Savaşı’nın başlaması, Türk toplumu üzerinde hangi alanda olumsuz etkilere yol açmıştır?
Sevgili öğrenciler, bu metinde II. Dünya Savaşı’nın başlamasının Türk toplumu üzerindeki etkisinden bahsediliyor. Metne dikkat edelim: “derin endişe uyandırdı”, “Avrupa’da başlayacak savaşın dışında kalmaya yönelik hazırlıklarını dile getirmişti”, “henüz silinmemiş olan I. Dünya Savaşı’nın olumsuz sonuçları ve zorlukları, toplum üzerinde büyük bir ruhsal baskı oluşturdu”. Buradaki anahtar kelime “ruhsal baskı”. Bu ifade, insanların duygusal ve zihinsel durumunu ifade eder.
Şimdi şıklara bakalım:
- A) Psikolojik: Ruhsal baskı, doğrudan psikolojik etki ile ilgilidir. İnsanların endişelenmesi, I. Dünya Savaşı’nın olumsuz anılarının tekrar gündeme gelmesi psikolojik etkilerdir.
- B) Ekonomik: Metinde ekonomik sıkıntılardan veya ekonomik etkilerden bahsedilmiyor.
- C) Askeri: Metinde askeri hazırlıklardan bahsedilse de, bu askeri hazırlıkların yol açtığı olumsuz etkiden değil, toplumun genel ruh halinden bahsediliyor.
- D) Siyasi: Siyasi endişeler olabilir ama metnin vurgusu daha çok insanların duygu dünyası üzerindeki etkidir.
Metinde açıkça “ruhsal baskı” ifadesi kullanıldığı için, bu durum en çok psikolojik alanı etkilemiştir.
Sonuç: Bu nedenle doğru cevap A) Psikolojik‘tir.
—
6. Aşağıdakilerden hangisi Türkiye’de çok partili hayata geçilmesinde etkili olan dış etkenlerden biridir?
Bu soruda, Türkiye’de birden fazla partinin kurulup seçimlere katıldığı “çok partili hayat”a geçişte etkili olan dış etkenlerden birini bulmamız isteniyor. Yani Türkiye’nin dışındaki gelişmelerin bu duruma nasıl katkı sağladığını anlamamız gerekiyor.
- A) Halkın ağır ekonomik sorunlara tepki göstermesi: Bu daha çok iç bir etkendir. Halkın ekonomik durumu, parti kurma isteğini etkileyebilir ama doğrudan dış etken değildir.
- B) Türkiye’nin Batıyla yakınlaşmak istemesi: II. Dünya Savaşı sonrasında Türkiye, Sovyetler Birliği’nden uzaklaşarak Batı Bloku’na yaklaşmak istemiştir. Batı ülkelerinde genellikle çok partili sistem olduğu için, Türkiye’nin de bu sisteme geçme isteği bu yakınlaşmanın bir parçası olarak görülebilir. Bu bir dış etkendir.
- C) Ülkede muhalefet partisine ihtiyaç duyulması: Bu da daha çok iç bir nedendir. Halkın veya siyasetçilerin bir muhalefet ihtiyacı hissetmesi, iç dinamiklerle ilgilidir.
- D) Çok partili hayata geçilmek istenmesi: Bu, çok partili hayata geçişin sonucu veya amacıdır, nedeni değil. Yani neden dış etkenlerden biri olsun ki?
Burada en belirgin dış etken, Türkiye’nin uluslararası alanda izlediği siyasi yönelimdir. Batı ile olan ilişkilerini güçlendirmek istemesi, onların siyasi sistemlerinden etkilenmesine ve kendi sistemini de buna uygun hale getirmeye çalışmasına yol açmıştır.
Sonuç: Bu nedenle doğru cevap B) Türkiye’nin Batıyla yakınlaşmak istemesi‘dir.
—
7. Atatürk, “Çok zaman geçmeden Avrupa’da bir fırtına kopacak, bu müthiş kasırga, dünyanın her tarafına yayılacak ve insanlık umumî bir harp felâketi nin bütün kötülükleri ile bir kere daha karşılaşacak! Anlı, tehlikeli durumda tarafsız kalmak, harbe varmamak ve devlet gemisini bu fırtına ortasında hiçbir mâniaya çarptırmadan yöneterek harp dışı barış içinde yaşamaya çabalamak, bizim için hayati önem taşımaktadır.” sözleriyle,
I. Balkan Savaşları,
II. I. Dünya Savaşı,
III. Dünya Ekonomik Bunalımı,
IV. II. Dünya Savaşı, gelişmelerinden hangisine ilişkin öngörüde bulunmuştur?
Gençler, bu soruda Atatürk’ün söylediği bu önemli söze bakarak, hangi gelişme hakkında öngörüde bulunduğunu bulacağız. Söze dikkat edelim: “Avrupa’da bir fırtına kopacak”, “müthiş kasırga”, “insanlık umumî bir harp felâketi nin bütün kötülükleri ile bir kere daha karşılaşacak”. Bu ifadeler, büyük bir savaştan bahsediyor. Ve bu savaşın daha önce yaşanmış bir savaşın sonuçlarından daha kötü olacağını ima ediyor.
Şimdi şıklara bakalım:
- I. Balkan Savaşları: Balkan Savaşları, I. Dünya Savaşı’ndan önce yaşanmıştır ve daha bölgesel bir savaştır. Atatürk’ün sözleri daha küresel ve daha büyük bir felaketten bahsediyor.
- II. I. Dünya Savaşı: Atatürk, I. Dünya Savaşı’nı yaşamış ve görmüştür. Sözlerinde “bir kere daha karşılaşacak” ifadesi, daha önce yaşanmış bir felaketin tekrar yaşanacağını ima ediyor. Ancak sözün söylendiği zamana bakmak da önemli. Eğer bu söz I. Dünya Savaşı’ndan sonra söylendiyse, o zaman II. Dünya Savaşı’nı kastediyor olabilir.
- III. Dünya Ekonomik Bunalımı: Ekonomik bunalım, savaş değildir. Atatürk’ün sözleri açıkça “harp felâketi”nden bahsediyor.
- IV. II. Dünya Savaşı: Atatürk’ün bu sözleri, Avrupa’da artan gerilimler ve yaklaşan savaş tehlikesi üzerine söylenmiş olabilir. “Fırtına kopacak” ve “umumî bir harp felâketi” ifadeleri, II. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birebir örtüşüyor. Özellikle I. Dünya Savaşı’nın yarattığı izler henüz tazeyken, yeni bir dünya savaşının geleceği öngörüsü bu sözlerle ifade edilmiş olabilir.
Atatürk’ün bu sözlerinin, II. Dünya Savaşı’nın başlangıcından önce söylendiği ve yaklaşan büyük savaşı öngördüğü düşünülürse, en doğru seçenek II. Dünya Savaşı’dır.
Şimdi şıklardaki numaralandırmaya bakalım:
- A) I
- B) II
- C) III
- D) IV
Atatürk’ün öngördüğü gelişme IV. II. Dünya Savaşı’dır.
Sonuç: Bu nedenle doğru cevap D) IV‘tür.
—
Umarım bu çözümlerimiz konuyu daha iyi anlamanıza yardımcı olmuştur. Bir sonraki dersimizde görüşmek üzere, hepinize başarılar dilerim!