8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 193
Merhaba sevgili öğrencilerim! Kitabımızdaki bu güzel etkinlik sorularını birlikte analiz edip çözelim. Bu konular, Atatürk dönemi dış politikasının ne kadar akılcı ve onurlu olduğunu anlamamız için harika örnekler içeriyor. Haydi başlayalım!
Soru 1: Yunanistan’ın Batı Trakya’daki Türklerin mallarına el koymasına karşılık, Türkiye’nin de İstanbul’daki Rumların mallarına el koyması Atatürk’ün hangi dış politika ilkesiyle açıklanabilir?
Çözüm:
Adım 1:
Öncelikle soruda anlatılan durumu iyi anlayalım. İki devlet arasında bir sorun yaşanıyor. Yunanistan, kendi ülkesindeki Türk azınlığın mülklerine, yani evlerine, tarlalarına el koyuyor. Bu, uluslararası hukuka aykırı ve haksız bir davranıştır.
Adım 2:
Türkiye Cumhuriyeti, bu haksızlık karşısında sessiz kalmıyor. O da aynı şekilde karşılık veriyor ve kendi ülkesindeki, yani İstanbul’daki Rumların mülklerine el koyuyor. Yani, Yunanistan’ın yaptığı hareketin bir benzerini ona karşı uyguluyor.
Adım 3:
İşte devletler arası ilişkilerde bu “karşılık verme” durumuna biz Mütekabiliyet deriz. Bu kelime size biraz yabancı gelebilir ama anlamı çok basittir: Karşılıklılık. Yani, “Sen bana nasıl davranırsan, ben de sana aynı şekilde davranırım.” demektir. Bu ilke, devletlerin birbirine karşı eşit ve onurlu bir politika izlemesini sağlar. Kimsenin kimseye üstünlük taslamasını engeller.
Sonuç:
Türkiye’nin bu davranışı, Atatürk’ün dış politikadaki temel ilkelerinden biri olan mütekabiliyet (karşılıklılık) ilkesiyle açıklanır.
Soru 2: Türkiye Milletler Cemiyetine girme konusunda neden mesafeli bir tutum sergilemiştir? Açıklayınız.
Çözüm:
Adım 1:
Milletler Cemiyeti, I. Dünya Savaşı’ndan sonra dünya barışını korumak için kurulan uluslararası bir örgüttü. Tıpkı bugünkü Birleşmiş Milletler gibi düşünebilirsiniz. Türkiye’nin bu örgüte hemen katılmak istememesinin, yani “mesafeli durmasının” metinde de belirtilen birkaç önemli nedeni vardı.
Adım 2:
Bu nedenleri birlikte inceleyelim:
- Cemiyetin Taraflı Olması: Metinde de yazdığı gibi, Milletler Cemiyeti Musul meselesinde İngiltere’nin çıkarlarını koruyan, yani taraflı bir karar vermişti. Bu olay, Türkiye’nin cemiyetin adaletine olan güvenini sarsmıştı. “Eğer bu örgüt adil değilse, bizim orada ne işimiz var?” diye düşünmüşlerdi.
- Büyük Devletlerin Kontrolünde Olması: Cemiyet, daha çok I. Dünya Savaşı’nı kazanan İngiltere ve Fransa gibi büyük devletlerin etkisi altındaydı. Bu devletler, cemiyeti kendi çıkarları için kullanabiliyorlardı. Türkiye, böyle bir yapının içinde ezilmek istemiyordu.
- Sovyetler Birliği Faktörü: O yıllarda Türkiye’nin en önemli komşularından ve müttefiklerinden biri Sovyetler Birliği idi. Sovyetler Birliği, Milletler Cemiyeti’ni “Batılı devletlerin bir oyunu” olarak görüyordu ve Türkiye’nin oraya girmesini istemiyordu. Türkiye de komşusuyla ilişkilerini bozmamak için temkinli davrandı.
Sonuç:
Kısacası Türkiye, Milletler Cemiyeti’nin
Musul konusunda taraflı davranması, büyük devletlerin güdümünde olması ve komşusu Sovyetler Birliği ile ilişkilerini düşünmesi
gibi nedenlerle bu örgüte başlangıçta mesafeli durmuştur. Ancak unutmayın, Türkiye barışçıl bir devlettir ve dünya barışına katkıda bulunmak istediği için daha sonra şartlar olgunlaşınca İspanya’nın daveti üzerine 1932’de bu cemiyete üye olmuştur.
Umarım açıklamalarım anlaşılır olmuştur. Konuları tekrar etmeyi unutmayın, sevgiler!