8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 157
Merhaba sevgili öğrencilerim, ben 8. Sınıf İnkılap Tarihi öğretmeniniz.
Bana gönderdiğiniz ders kitabı sayfasındaki soruyu inceledim. Gelin şimdi bu önemli konuyu hep birlikte, adım adım anlayarak çözelim. Bu konu, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği için neden bu kadar hayati, hep beraber göreceğiz.
Soru: Siyasi bağımsızlığın güçlendirilmesinde ekonomik bağımsızlığın rolünü nedir? Tartışınız.
Çözüm:
Bu soruyu cevaplamak için önce iki önemli kavramı anlamamız gerekiyor: Siyasi Bağımsızlık ve Ekonomik Bağımsızlık. Haydi gelin, bu kavramların ne anlama geldiğini ve birbiriyle nasıl bir ilişkisi olduğunu adım adım inceleyelim.
Adım 1: Siyasi Bağımsızlık Nedir?
Sevgili çocuklar, siyasi bağımsızlık, bir devletin kendi toprakları üzerinde egemen olması, kendi kararlarını başka bir devletin baskısı olmadan özgürce alabilmesi demektir. Yani, kendi meclisimiz var, kendi kanunlarımızı kendimiz yapıyoruz ve ülkemizi biz yönetiyoruz. Kurtuluş Savaşı’nı işte bu siyasi bağımsızlığı kazanmak için verdik. Düşmanı yurdumuzdan attık ve kendi devletimizi kurduk. Bu, zaferin ilk ve en önemli adımıydı.
Adım 2: Ekonomik Bağımsızlık Nedir?
Ekonomik bağımsızlık ise, bir ülkenin kendi kendine yetebilmesi, sanayisini kurması, tarımını geliştirmesi ve başka ülkelere muhtaç olmadan ayakta durabilmesidir. Kendi fabrikaların, kendi bankaların, kendi kaynakların varsa ve bunları özgürce kullanabiliyorsan ekonomik olarak bağımsızsın demektir. Eğer sürekli dışarıdan borç alıyorsan, en temel ihtiyaçlarını bile başka ülkelerden satın alıyorsan, o zaman ekonomik olarak onlara bağımlı hale gelirsin.
Adım 3: İkisi Arasındaki Bağlantı Nedir?
İşte sorumuzun can alıcı noktası burası! Düşünün ki bir eviniz var (siyasi bağımsızlık), ama evin içindeki her eşya için, yediğiniz her lokma için komşunuza borçlusunuz (ekonomik bağımlılık). O komşu bir süre sonra size “Şunu şöyle yap, bunu böyle yapma” demeye başlamaz mı? Başlar tabii ki! Çünkü ona muhtaçsınızdır.
Ülkeler için de durum aynıdır. Savaş meydanında kan dökerek kazandığın siyasi bağımsızlığı, eğer ekonomik olarak güçlenerek desteklemezsen, bir süre sonra kaybedersin. Sana borç veren, fabrikalarını işleten yabancı devletler, senin iç işlerine karışmaya, kendi çıkarlarına uygun kararlar aldırmaya başlarlar. Bu da siyasi bağımsızlığın kağıt üzerinde kalması demektir.
Adım 4: Mustafa Kemal Atatürk Bu Konuda Ne Düşünüyor?
Kitabımızda da yer alan Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözü, bu sorunun en güzel cevabıdır:
“Siyasi, askerî zaferler ne kadar büyük olurlarsa olsunlar, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazlarsa meydana gelen zaferler devamlı olamaz, az zamanda söner.”
Atatürk burada diyor ki; “Ne kadar büyük bir komutan olursan ol, ne kadar şanlı zaferler kazanırsan kazan, eğer ülkeni ekonomik olarak kalkındıramazsan o zaferlerin hiçbir anlamı kalmaz, bir mum gibi sönüp gider.” İşte bu yüzden, daha Lozan Barış Görüşmeleri devam ederken, savaşın yaraları sarılmaya çalışılırken İzmir’de Türkiye İktisat Kongresi‘ni toplamıştır. Çünkü gerçek ve kalıcı bağımsızlığın yolunun ekonomiden geçtiğini çok iyi biliyordu.
Sonuç:
Kısacası, ekonomik bağımsızlık, siyasi bağımsızlığın hem tamamlayıcısı hem de güvencesidir. Ekonomik olarak güçlü ve kendi kendine yeten bir ülke, başka devletlerin baskılarına boyun eğmez, kendi kararını kendi verir ve siyasi olarak tam anlamıyla özgür olur. Ekonomik olarak dışa bağımlı olan bir ülkenin siyasi bağımsızlığı ise her zaman tehdit altındadır.