8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 127
Harika bir çalışma konusu! Milli Mücadele’mizin sanata yansımalarını incelemek, o dönemin ruhunu anlamak için çok önemlidir. Hadi, bir öğretmeniniz olarak bu soruları birlikte adım adım, kolayca anlayacağın bir şekilde çözelim.
Soru 1: “Memleketin uçup giden kaygıları” ifadesiyle şair ne anlatmış olabilir açıklayınız.
Sevgili gençler, bu soruyu çözebilmek için öncelikle şiirin hangi olaydan bahsettiğini hatırlamamız gerekiyor. Şiir, Mustafa Kemal Paşa’nın Bandırma Vapuru ile Samsun’a çıkışını anlatıyor. Şimdi adım adım gidelim.
Adım 1: O Dönemin Durumunu Anlayalım
Mustafa Kemal Samsun’a gitmeden önce memleketin durumu nasıldı? Bir düşünelim… Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkmıştık, Mondros Ateşkes Antlaşması imzalanmıştı ve yurdumuzun dört bir yanı düşman askerleri tarafından işgal edilmişti. Padişah ve İstanbul Hükûmeti ise işgallere karşı sessiz kalıyordu. Bu yüzden halkımız geleceğe dair büyük bir endişe, korku ve umutsuzluk içindeydi. İşte şairin bahsettiği “kaygılar” tam olarak bunlardır: işgal, çaresizlik, geleceğin belirsizliği ve umutsuzluk.
Adım 2: Şairin Benzetmesini Yorumlayalım
Şair, geminin bacasından çıkan dumana bakıyor ve “Bu duman değildi!” diyor. Onun yerine bu dumanı, “memleketin uçup giden kaygıları” olarak hayal ediyor. Peki neden böyle bir benzetme yapıyor?
Çünkü o geminin içinde, bu vatanı kurtaracak olan lider, yani Mustafa Kemal Atatürk vardı. Onun Anadolu’ya ayak basması, Kurtuluş Savaşı’nı başlatacak ilk adımdı. Bu geliş, halkın üzerindeki o kara bulutları dağıtacak, umutsuzluğu bitirecek ve yeni bir başlangıcın müjdecisi olacaktı. Tıpkı bacadan çıkan dumanın gökyüzünde dağılıp yok olması gibi, Atatürk’ün gelişiyle birlikte milletin endişeleri ve korkuları da dağılıp yok olmaya başlayacaktı.
Sonuç:
Kısacası şair, “Memleketin uçup giden kaygıları” ifadesiyle, Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışıyla birlikte Türk milletinin karamsarlığının sona erdiğini, bağımsızlık için yeni bir umudun doğduğunu ve kurtuluşa olan inancın yeşerdiğini anlatmak istemiştir.
Soru 2: Millî Mücadele Dönemi’nde yaşamış olsaydınız duygularınızı sanatın hangi dalıyla ifade ederdiniz? Nedenini açıklayınız.
Bu çok güzel ve kişisel bir soru. Bu yüzden tek bir doğru cevabı yok. Burada önemli olan, seçtiğin sanat dalını nedeninle birlikte mantıklı bir şekilde açıklayabilmen. Ben bir öğretmen olarak kendi cevabımı örnek olarak vereyim, sen de buradan ilham alarak kendi cevabını oluşturabilirsin.
Adım 1: Bir Sanat Dalı Seçmek
Eğer ben o dönemde yaşasaydım, duygularımı ifade etmek için büyük ihtimalle resim sanatını seçerdim. Tıpkı yukarıdaki görselde yer alan Halil Dikmen’in “Mermi Taşıyan Kadınlar” tablosu gibi…
Adım 2: Nedenini Açıklamak
Peki neden resim? Çünkü:
- Görsel Etki: Bir resim, binlerce kelimenin anlatamadığı duyguyu tek bir karede insanlara hissettirebilir. O dönemdeki fedakârlığı, acıyı, cesareti ve umudu bir tuvale yansıtarak insanların zihninde daha kalıcı bir iz bırakabileceğimi düşünürdüm.
- Anı Yakalamak: Cepheye mermi taşıyan analarımızın yorgun ama kararlı yüzlerini, siperdeki askerin vatan sevgisiyle parlayan gözlerini veya bir zafer anındaki coşkuyu dondurup ölümsüzleştirmek isterdim. Bu sahneler, gelecek nesillere o ruhu en saf haliyle aktarmanın en güçlü yollarından biri olurdu.
- Evrensellik: Resim, dil bilmeyi gerektirmez. Yaptığım bir tablo, sadece kendi milletime değil, tüm dünyaya o zorlu mücadelemizin haklılığını ve milletimizin kahramanlığını anlatabilirdi.
Sen de mesela şiir yazmayı seçebilirsin; çünkü kelimelerle duyguları en derinden ifade edebileceğini düşünebilirsin. Veya bir marş bestelemeyi seçebilirsin; çünkü müzikle askerlere ve halka moral ve coşku aşılamak isteyebilirsin. Önemli olan, seçimin ve nedenin arasındaki tutarlı bağlantıyı kurabilmen.
Umarım bu açıklamalar konuyu daha iyi anlamana yardımcı olmuştur. Unutma, tarih sadece olayları ezberlemek değil, aynı zamanda o olayların yaşandığı dönemdeki insanların duygularını ve düşüncelerini anlamaktır. Başarılar dilerim!