8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 92
Merhaba sevgili öğrencilerim, bugün Milli Uyanış ünitesindeki sorularımızı birlikte çözeceğiz. Unutmayın, her soru bir fırsat, dikkatli okuyup doğru cevabı bulacağız. Haydi başlayalım!
F. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.
1. Havza Genelgesi: Mitingler düzenlenerek işgallerin protesto edilmesi istenmiştir.
Amasya Genelgesi: Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.
Erzurum Kongresi: Manda ve himaye kabul edilemez.
Sivas Kongresi: Ülke genelindeki tüm millî cemiyetler birleştirildi.
Yukarıdaki genelge ve kongrelerin han-
gisinde alınan karar millî iradenin öne-
mini vurgulamaktadır?
a) Havza Genelgesi
b) Amasya Genelgesi
c) Erzurum Kongresi
d) Sivas Kongresi
Çözüm:
Bu soruda bizden, verilen genelge ve kongre kararlarından hangisinin “millî iradenin önemi”ni vurguladığını bulmamız isteniyor. Millî irade, halkın kendi kendini yönetme hakkıdır, yani milletin söz sahibi olmasıdır. Şimdi şıklara tek tek bakalım:
- Havza Genelgesi: Mitinglerle işgallere karşı çıkılması istenmiş. Bu, halkın tepkisini gösterir ama doğrudan “millî irade” vurgusu yok.
- Amasya Genelgesi: Kararda açıkça “Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” deniyor. Bu ifade, yönetimin millette olacağını, yani millî iradenin egemen olacağını çok net bir şekilde vurguluyor.
- Erzurum Kongresi: “Manda ve himaye kabul edilemez.” kararı, bağımsızlık isteğini gösterir. Bağımsızlık, millî iradenin bir sonucudur ama bu cümle doğrudan millî iradeyi değil, bağımsızlığı vurguluyor.
- Sivas Kongresi: Farklı cemiyetlerin birleştirilmesi, milli mücadeleyi güçlendirmek için atılmış bir adımdır. Bu da millî iradenin bir göstergesi olsa da, Amasya Genelgesi’ndeki kadar net bir vurgu yok.
Bu nedenle, en net şekilde millî iradenin önemini vurgulayan karar Amasya Genelgesi’ne aittir.
Doğru cevap: b) Amasya Genelgesi
2. Sinop Milletvekili Şerif Bey’in Büyük Mil-
let Meclisinin açılış konuşmasının bir bö-
lümü şöyledir: “…Bu yüce meclisin en yaşlı
başkanı sıfatıyla Allah’ın izniyle milletimizin
iç ve dış tam bağımsızlık dâhilinde kaderini
doğrudan üstlendiğini ve idare etmeye başla-
dığını bütün dünyaya ilan ederek Büyük Mil-
let Meclisini açıyorum…”
Buna göre aşağıdaki yargılardan han-
gisine ulaşılabilir?
a) Osmanlı Devleti sona ermiştir.
b) İstanbul Hükümeti istifa etmiştir.
c) Büyük Millet Meclisi ülkenin egemen-
gücü haline gelmiştir.
d) Millî Mücadele başarıyla sonuçlanmıştır.
Çözüm:
Şimdi Şerif Bey’in sözlerine dikkatlice bakalım. Diyor ki: “Bu yüce meclis… milletimizin iç ve dış tam bağımsızlık dâhilinde kaderini doğrudan üstlendiğini ve idare etmeye başladığını… ilan ederek…” Bu ifadelerden ne anlıyoruz? Meclis artık ülkenin kendi kaderini belirleyecek, yani egemen gücün kendisi olduğunu söylüyor. Bu da demek oluyor ki, ülkenin yönetimi artık bu meclise geçmiş. Hadi şıkları inceleyelim:
- Osmanlı Devleti sona ermiştir: Konuşma, yeni bir yönetimin başladığını söylüyor ama Osmanlı Devleti’nin tamamen bittiğini doğrudan belirtmiyor.
- İstanbul Hükümeti istifa etmiştir: Konuşmada İstanbul Hükümeti’nden bahsedilmiyor veya istifasıyla ilgili bir bilgi yok.
- Büyük Millet Meclisi ülkenin egemen gücü haline gelmiştir: İşte tam da Şerif Bey’in sözleri bunu anlatıyor. Meclis, “kaderini üstlenip idareye başladığını” ilan ediyor. Bu, egemen gücün artık meclis olduğunu gösterir.
- Millî Mücadele başarıyla sonuçlanmıştır: Konuşma, mücadelenin başladığını ve meclisin yönetime el koyduğunu söylüyor. Mücadelenin sonuçlandığına dair bir bilgi yok.
Bu yüzden, bu konuşmadan en net şekilde ulaşabileceğimiz yargı, Büyük Millet Meclisi’nin ülkenin egemen gücü haline geldiğidir.
Doğru cevap: c) Büyük Millet Meclisi ülkenin egemen-
gücü haline gelmiştir.
3. Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra
sonra 7. maddeye dayanarak İngiliz-
lerin Musul’u, Fransızların İskenderun,
run’u işgal etmelerinin daha çok han-
gi amaca yönelik olduğu söylenebilir?
a) Sömürgecilik yapmaya
b) Güvenliği sağlamaya
c) Ticareti geliştirmeye
d) Azınlıkların ihtiyaçlarını karşılamağa
Çözüm:
Arkadaşlar, Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra işgaller başladı. Soruda İngilizlerin Musul’u ve Fransızların İskenderun’u işgal etmeleri hangi amaca yönelik diye soruluyor. Bu işgallerin temel nedenini düşünelim:
- Sömürgecilik yapmaya: Sömürgecilik, bir devletin başka bir ülkenin yer altı ve yer üstü kaynaklarını kendi çıkarı için kullanmasıdır. Bu işgaller, Osmanlı Devleti’nin zengin topraklarını ele geçirme isteğiyle yapılmıştır. Bu, sömürgecilik anlayışıyla örtüşüyor.
- Güvenliği sağlamaya: İşgal eden devletler kendi güvenliklerini sağladıklarını iddia etseler de, asıl amaçları toprak kazanmak ve kaynakları ele geçirmektir.
- Ticareti geliştirmeye: Bu işgallerin amacı, kendi ticaretlerini geliştirmekten çok, ele geçirdikleri bölgelerin kaynaklarını sömürmektir.
- Azınlıkların ihtiyaçlarını karşılamağa: Bu işgallerin azınlıkların ihtiyaçlarıyla doğrudan bir ilgisi yoktur.
Bu işgallerin temelinde yatan sebep, o toprakların zenginliklerini ele geçirme ve kendi çıkarlarını genişletme isteğidir. Bu da sömürgecilik anlamına gelir.
Doğru cevap: a) Sömürgecilik yapmaya
4. Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Sava-
şı’nda Yafa, Kudüs ve Gazze şehirlerini
kaybetmesi hangi cephede başarısız ol-
duğunu göstermektedir?
a) Çanakkale Cephesi
b) Kafkas Cephesi
c) Galiçya Cephesi
d) Filistin Cephesi
Çözüm:
Bu soruda, Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’nda Yafa, Kudüs ve Gazze gibi şehirleri kaybetmesinin hangi cephedeki başarısızlığı gösterdiği soruluyor. Bu şehirlerin coğrafi konumunu düşünelim:
- Çanakkale Cephesi: Bu cephe, İstanbul’u korumak için açılmıştı ve bu şehirlerle doğrudan bir bağlantısı yok.
- Kafkas Cephesi: Bu cephe, Doğu Anadolu ve Rusya sınırında savaştığımız bir cepheydi. Yafa, Kudüs ve Gazze bu cephede değil.
- Galiçya Cephesi: Bu cephe, Avusturya-Macaristan’a yardım amacıyla açılmıştı ve Osmanlı Devleti’nin ana topraklarından uzaktı.
- Filistin Cephesi: Yafa, Kudüs ve Gazze şehirleri, bugünkü İsrail ve Filistin topraklarında yer alır. Bu bölgedeki mücadeleler doğrudan Filistin Cephesi ile ilgilidir. Bu şehirlerin kaybedilmesi, bu cephede alınan yenilgiyi gösterir.
Yani, bu şehirlerin kaybedilmesi, Filistin Cephesi’ndeki başarısızlığın bir sonucudur.
Doğru cevap: d) Filistin Cephesi
5. Misakımillî’de yer alan
I. Osmanlı Devleti’nin Mondros Ateşkes
Antlaşması öncesi işgal edilmemiş toprak-
larının tamamı bir bütündür, parçalanamaz.
II. Batı Trakya’nın hukuki durumunun
belirlenmesinde halk oylamasına başvu-
rulmalıdır.
III. Siyasi, adli ve mali gelişmemize engel
olan sınırlamalar kaldırılacaktır.
kararlarından hangileri ulusal bağım-
sızlığın korunmasına yöneliktir?
a) Yalnız I
b) Yalnız III
c) I, III
d) I, II, III
Çözüm:
Şimdi Misakımillî’de yer alan bu kararların hangilerinin “ulusal bağımsızlığın korunması” ile ilgili olduğunu bulalım. Ulusal bağımsızlık, bir milletin kendi kendini yönetmesi, dış müdahaleye açık olmaması demektir. Hadi maddelere bakalım:
- Madde I: “Mondros Ateşkes Antlaşması öncesi işgal edilmemiş toprakların tamamı bir bütündür, parçalanamaz.” Bu madde, vatanımızın bütünlüğünü ve bölünmezliğini savunuyor. Vatanın bütünlüğü de bağımsızlığın temelidir. Eğer vatan bölünürse, bağımsızlığımız da tehlikeye girer. Dolayısıyla bu madde bağımsızlığı korur.
- Madde II: “Batı Trakya’nın hukuki durumunun belirlenmesinde halk oylamasına başvurulmalıdır.” Bu madde, bir bölgenin geleceğine halkın karar vermesini istiyor. Halkın kendi geleceğine karar vermesi, yine millî egemenliğin ve bağımsızlığın bir göstergesidir.
- Madde III: “Siyasi, adli ve mali gelişmemize engel olan sınırlamalar kaldırılacaktır.” Bu madde, Osmanlı Devleti’nin ekonomik ve siyasi olarak gelişmesini engelleyen kısıtlamaların kaldırılmasını istiyor. Kapitülasyonlar gibi ekonomik sınırlamalar, bizim tam bağımsız olmamızı engeller. Bu sınırlamaların kaldırılması, bağımsızlığımızı güçlendirir.
Gördüğünüz gibi, bu üç madde de ulusal bağımsızlığımızın korunması için atılmış adımlardır. Hepsi de milletin kendi kaderini belirlemesi, ülkenin bütünlüğünü koruması ve dış baskılardan kurtulmasıyla ilgilidir.
Doğru cevap: d) I, II, III
6. Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra
6. Ordu Komutanı Ali İhsan Paşa ve 9.
Ordu Komutanı Yakup Şevket Paşa gibi
bazı komutanlar oldukça ağır buldukları
ateşkes hükümlerini uygulamaktan ka-
çındıkları için görevlerinden alınıp İstan-
bul’a çağrılmışlardır.
Buna göre aşağıdaki yargılardan han-
gisine ulaşılabilir?
a) İstanbul Hükümeti başarılı bir ateşkes
imzalamıştır.
b) Ateşkes tartışmalı hükümler içermektedir.
c) Bazı komutanlar hükümetle görüş ayr-
lığı yaşamıştır.
d) Komutanlara yeni görevler verilmiştir.
Çözüm:
Şimdi bu durumu bir analiz edelim. Bazı komutanlar, Mondros Ateşkes Antlaşması’nın hükümlerini “ağır bulup” uygulamaktan kaçınıyorlar. Hatta bu yüzden görevlerinden alınıp İstanbul’a çağrılıyorlar. Bu bize ne anlatıyor?
- İstanbul Hükümeti başarılı bir ateşkes imzalamıştır: Eğer ateşkes başarılı olsaydı, komutanlar bu kadar tepki göstermezdi. Bu şık yanlış.
- Ateşkes tartışmalı hükümler içermektedir: Komutanların “ağır bulduğu” ve uygulamaktan kaçındığı hükümlerin olması, ateşkesin içeriğinde sorunlu, yani tartışmalı maddeler olduğunu gösterir.
- Bazı komutanlar hükümetle görüş ayrılığı yaşamıştır: Komutanların antlaşmayı uygulamaması ve bunun sonucunda görevden alınması, hükümetin antlaşma konusundaki yaklaşımıyla komutanların yaklaşımının farklı olduğunu, yani bir görüş ayrılığı yaşandığını gösterir.
- Komutanlara yeni görevler verilmiştir: Soruda komutanların görevlerinden alındığı belirtiliyor, yeni görevler verildiğiyle ilgili bir bilgi yok.
Komutanların ateşkes hükümlerini uygulamaktan kaçınması ve bunun üzerine görevden alınmaları, hem ateşkesin sorunlu maddeler içerdiğini hem de komutanlarla hükümet arasında bir fikir ayrılığı olduğunu gösteriyor. Ancak soru “ulaşılabilir” dediği için, bu durumun en doğrudan göstergesi, antlaşmanın kendisinin tartışmalı olmasıdır. Komutanların tepkisi bu tartışmanın bir sonucudur.
Doğru cevap: b) Ateşkes tartışmalı hükümler içermektedir. (Aynı zamanda c şıkkı da doğru bir çıkarım olsa da, b şıkkı doğrudan olayın nedenini açıklıyor.)
7. Herhangi bir durumda kamuoyunun doğ-
ru bilgilendirilmesi millî birlik ve beraber-
lik açısından oldukça önemlidir.
Aşağıdaki gelişmelerden hangisi bu du-
rumla daha az ilgilidir?
a) Temsil Heyeti’nin oluşturulması
b) İrade-i Millîye gazetesinin yayımlanması
c) Anadolu Ajansı’nın kurulması
d) Hâkimiyet-i Millîye gazetesinin yayımlanması
Çözüm:
Bu soruda, “kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi ve millî birlik” açısından hangisinin daha az ilgili olduğu soruluyor. Yani, diğerleri kamuoyunu bilgilendirmek ve birliği sağlamak için yapılmışken, bir tanesi bu amaca daha az hizmet etmiş olacak. Hadi şıkları inceleyelim:
- Temsil Heyeti’nin oluşturulması: Temsil Heyeti, milli mücadele döneminde halkın sesini duyurmak, milli iradeyi temsil etmek ve milli mücadeleyi koordine etmek için kuruldu. Bu, kamuoyunu bilgilendirme ve birlik sağlama açısından önemlidir.
- İrade-i Millîye gazetesinin yayımlanması: Gazeteler, halkı bilgilendirmek, milli mücadele etrafında birleştirmek için çok önemli araçlardır. “İrade-i Millîye” ismi bile doğrudan milli iradeyi ve halkın gücünü vurguluyor.
- Anadolu Ajansı’nın kurulması: Anadolu Ajansı da tıpkı gazeteler gibi, doğru bilgiyi halka ulaştırmak, milli mücadeleyle ilgili gelişmeleri duyurmak ve kamuoyunu doğru yönlendirmek amacıyla kurulmuştur.
- Hâkimiyet-i Millîye gazetesinin yayımlanması: Bu gazete de “Milletin Egemenliği” anlamına gelir ve milli mücadele döneminde halkı bilgilendirmek ve milli birlik ruhunu güçlendirmek için yayımlanmıştır.
Şimdi düşünelim: Temsil Heyeti bir temsil organıdır, yani halkın sesini duyurur. Gazeteler ve Anadolu Ajansı ise doğrudan bilgi yayma, halkı bilinçlendirme ve bir araya getirme araçlarıdır. Temsil Heyeti’nin oluşturulması, millî birliği ve temsili sağlamak için önemli olsa da, diğer üç seçenek (gazeteler ve ajans) doğrudan “kamuoyunu bilgilendirme” faaliyetidir. Bu nedenle, Temsil Heyeti’nin oluşturulması, doğrudan haber yayma ve bilgilendirme açısından diğerlerine göre daha az ilgilidir. Daha çok milli birliği temsil etme ve karar alma mekanizmasıdır.
Doğru cevap: a) Temsil Heyeti’nin oluşturulması