8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 200
Harika bir çalışma! Merhaba sevgili öğrencim, ben 8. Sınıf İnkılap Tarihi öğretmeniniz. Gönderdiğin bu testteki soruları senin için analiz ettim ve şimdi adım adım, kolayca anlayacağın bir dille çözeceğim. Hazırsan başlayalım!
Soru 2: Aşağıdaki Türk dış politikası konularından hangisi Lozan Barış Antlaşması’yla çözüme kavuşturulamamıştır?
Haydi bu soruyu birlikte adım adım çözelim.
Adım 1: Soru bizden ne istiyor?
Soru, Lozan Barış Antlaşması’nda masaya yatırılan konulardan hangisinin o an için bir sonuca bağlanamadığını, yani sonraya bırakıldığını bulmamızı istiyor.Adım 2: Şıkları inceleyelim.
Lozan’da neler görüşülmüştü bir hatırlayalım:
- A) Azınlıklar sorunu: Lozan’da, Türkiye’deki tüm azınlıkların Türk vatandaşı sayılmasına karar verildi ve bu konu kesin olarak çözüldü.
- B) Patrikhane sorunu: Patrikhane’nin siyasi yetkileri elinden alındı ve sadece dini bir kurum olarak İstanbul’da kalmasına izin verildi. Bu konu da çözüme kavuştu.
- C) Musul sorunu: Musul, petrol zenginlikleri nedeniyle İngiltere ile aramızdaki en büyük anlaşmazlıktı. Lozan’da bu konuda bir anlaşmaya varılamadı. Konunun, Türkiye ve İngiltere arasında 9 ay içinde yapılacak ikili görüşmelerle çözülmesi kararlaştırıldı. Yani bu sorun ertelenmişti.
- D) Kapitülasyonlar: Kapitülasyonlar, yani yabancılara tanınan ekonomik ayrıcalıklar, Lozan’da tamamen ve kesin olarak kaldırıldı. Bu, bizim için büyük bir zaferdi!
Adım 3: Sonuca ulaşalım.
Gördüğün gibi, diğer sorunlar Lozan’da çözülürken, Musul sorunu daha sonra görüşülmek üzere ertelenmiştir. Bu yüzden Lozan’da çözüme kavuşturulamayan konu Musul’dur.Doğru Cevap: C) Musul sorunu
Soru 3: 27 Ocak 1937 tarihinde Milletler Cemiyeti Konseyi tarafından onaylanan Sandler raporunda; İskenderun Sancağı’nın iç işlerinde bağımsız kalacağı, dışişlerinin Suriye Devletince yönetileceği; Türkçenin resmi dil olacağı, ikinci bir dil için Milletler Cemiyeti Konseyinin karar vereceği gibi açıklamalara yer verilmiştir. Bunun yanı sıra Fransa’yla Türkiye’nin bir anlaşma yaparak, sancağın toprak bütünlüğünü birlikte garanti altına almaları kararlaştırılmıştır.
Metne göre Hatay Meselesiyle ilgili aşağıdaki yorumlardan hangisi çıkarılamaz?
Bu metin sorusunu dikkatlice okuyarak çözelim.
Adım 1: Metni ve soruyu anlayalım.
Metin, Hatay’ın (o zamanki adıyla İskenderun Sancağı) statüsü hakkında alınan kararları anlatıyor. Soru ise bu metne bakarak hangi yorumu yapamayacağımızı soruyor. Yani şıklardan üçü doğru, biri yanlış olacak.Adım 2: Şıkları metinle karşılaştıralım.
- A) Hatay yarı bağımsız bir statü elde etmiştir. Metinde “iç işlerinde bağımsız kalacağı” yazıyor. Bu, tam bağımsız olmasa da bir tür özerklik, yani yarı bağımsızlık kazandığını gösterir. Bu yorumu çıkarabiliriz.
- B) Türkiye Hatay meselesinde garantör devletlerden biri olmuştur. Metnin sonunda “Fransa’yla Türkiye’nin… sancağın toprak bütünlüğünü birlikte garanti altına almaları kararlaştırılmıştır” diyor. “Garantör olmak”, bir şeyin korunması için güvence vermek demektir. Türkiye de Fransa ile birlikte garantör olmuş. Bu yorumu da çıkarabiliriz.
- C) Hatay’da Türk kültürünün korunmasına yönelik karar alınmıştır. Metinde “Türkçenin resmi dil olacağı” belirtiliyor. Dil, kültürün en önemli parçasıdır. Türkçenin resmi dil olması, Türk kültürünü korumaya yönelik bir adımdır. Bu yorumu da çıkarabiliriz.
- D) Hatay meselesi Türk devletinin istediği şekilde çözülmüştür. Metinde anlatılanlar, Hatay’ın anavatana katılması değil, özel bir statüye kavuşmasıdır. Türkiye’nin asıl ve nihai hedefi ise Hatay’ın tamamen Türkiye’ye katılmasıydı. Dolayısıyla bu metindeki çözüm, Türkiye’nin istediği nihai çözüm değildir, sadece bir ara aşamadır. Bu yüzden bu yorumu metinden çıkaramayız.
Adım 3: Yanlış olanı bulalım.
Metne göre yapılamayacak yorum D şıkkındadır.Doğru Cevap: D) Hatay meselesi Türk devletinin istediği şekilde çözülmüştür.
Soru 4: Mustafa Kemal’in “Türk’ün saygınlığı, onuru ve yeteneği çok yüksek ve büyüktür. Bir millet esir yaşamaktansa yok olsun daha iyidir.” sözü Türk dış politikası ilkelerinden hangisiyle ilgilidir?
Atatürk’ün bu anlamlı sözünü yorumlayalım.
Adım 1: Sözün ana fikrini bulalım.
Atatürk bu sözüyle ne demek istiyor? “Esir yaşamaktansa yok olsun” ifadesi, başka bir devletin egemenliği altına girmeyi, manda ve himayeyi, yani esareti kesinlikle kabul etmemeyi vurguluyor. Bir milletin kendi kaderini kendi tayin etmesi, kimseye bağlı olmadan yaşaması anlamına gelir bu.Adım 2: Ana fikri dış politika ilkeleriyle eşleştirelim.
- A) Bağımsızlık: Bir devletin iç ve dış işlerinde başka hiçbir devlete bağlı olmadan, özgürce karar verebilmesidir. Atatürk’ün sözü tam olarak bunu anlatıyor. “Esir yaşamamak” bağımsız olmaktır.
- B) Mütekabiliyet: Karşılıklılık demektir. Yani bir devletin, başka bir devlete ve onun vatandaşlarına nasıl davranıyorsa, aynı karşılığı beklemesidir. “Sen bana ne yaparsan, ben de sana onu yaparım” ilkesidir. Sözle ilgisi yok.
- C) Barış: “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesidir. Sorunları barışçıl yollarla çözmektir. Söz, barıştan çok, varoluş şartından bahsediyor.
- D) Akılcılık: Hayalperest politikalardan uzak durup, mantığa ve bilime dayalı hareket etmektir. Bu da önemli bir ilke ama sözün ana vurgusu bu değil.
Adım 3: En uygun ilkeyi seçelim.
Atatürk’ün sözü, milletin onurunu ve varlığını her şeyin üzerinde tuttuğunu ve bunun da ancak bağımsızlıkla mümkün olacağını anlatıyor.Doğru Cevap: A) Bağımsızlık
Soru 5: Lozan Barış Görüşmeleri’nde gündeme gelen,
I. Patrikhane
II. Hatay
III. Nüfus Mübadelesi
Sorunlarından hangilerinin Türkiye lehine çözüme kavuşturulmasıyla sınır değişimi yaşanmıştır?
Bu soruda hem konuları bilmemiz hem de sonucunda sınırların değişip değişmediğine bakmamız gerekiyor.
Adım 1: Soruyu dikkatlice analiz edelim.
Soru, verilen üç konudan hangisinin çözümü sonucunda Türkiye’nin sınırlarının değiştiğini soruyor.Adım 2: Öncülleri tek tek değerlendirelim.
- I. Patrikhane: Bu sorun, İstanbul’daki Fener Rum Patrikhanesi’nin statüsü ile ilgiliydi. Çözümü siyasi ve hukuki bir sonuç doğurdu, ancak toprakla veya sınırla bir ilgisi yoktu. Dolayısıyla sınırları değiştirmedi.
- II. Hatay: Hatay sorunu Lozan’da tam olarak çözülemedi, ancak gündeme geldi. Daha sonraki yıllarda, 1939’da Hatay meclisinin kararıyla anavatana katıldı. Hatay’ın Türkiye’ye katılması demek, Suriye ile olan sınırımızın yeniden çizilmesi, yani bir sınır değişimi demektir.
- III. Nüfus Mübadelesi: Bu, Türkiye’deki Rumlarla Yunanistan’daki Türklerin karşılıklı olarak yer değiştirmesiydi. Bu olayda insanlar yer değiştirdi, topraklar değil. Dolayısıyla herhangi bir sınır değişikliği yaşanmadı.
Adım 3: Sonuca varalım.
Verilen öncüllerden sadece Hatay’ın anavatana katılmasıyla sınırlarımızda bir değişiklik yaşanmıştır.Doğru Cevap: B) Yalnız II
Soru 6: Mustafa Kemal Paşa, 26 Kasım 1930’da Samsun’da bir liseyi ziyaretinde, öğrencilerden birini tahtaya kaldırarak Türkiye haritası çizmesini istemiş ve öğrencinin çizdiği haritayı inceledikten sonra “Yavrum bu haritayı çizerken kırk asırlık Türk yurdunu sınırlarımız dışında bırakmadın mı?” diye sormuş ve ardından tebeşiri alarak İskenderun’u Türkiye sınırları içinde gösteren bir harita çizmiş ve “Böyle olmayacak mı?” demiştir.
Mustafa Kemal Paşa’nın bu hatırasında Türkiye sınırları içinde gösterdiği yöre aşağıdakilerden hangisidir?
Bu soru, okuduğumuzu anlamaya dayalı çok güzel bir soru.
Adım 1: Paragraftaki ipucunu bulalım.
Paragrafı dikkatlice okuduğumuzda, Mustafa Kemal’in öğrencinin çizdiği haritayı düzelttiğini görüyoruz. Peki nereyi eklemiş? Paragrafın sonuna doğru şöyle diyor: “…tebeşiri alarak İskenderun’u Türkiye sınırları içinde gösteren bir harita çizmiş…”.Adım 2: İpucunu şıklarla eşleştirelim.
İskenderun, bugün hangi ilimizin bir ilçesidir? Tabii ki Hatay‘ın! Atatürk’ün “kırk asırlık Türk yurdu” diyerek milli davamız haline getirdiği yer Hatay’dır. O dönemdeki adıyla İskenderun Sancağı.Adım 3: Doğru cevabı işaretleyelim.
Paragrafta açıkça belirtilen İskenderun, Hatay bölgesini ifade etmektedir.Doğru Cevap: D) Hatay
Soru 7: Atatürk Döneminde yaşanan gelişmelerden bazıları şunlardır:
I. Montrö Boğazlar Sözleşmesiyle Boğazlar’ın yönetimi Türkiye’ye bırakıldı.
II. Nüfus Mübadelesiyle Yunanistan ve Türkiye arasında karşılıklı nüfus değişimi yapıldı.
III. Türkiye, Balkan Antantı’yla Balkan ülkeleriyle dostluk ve iş birliğini geliştirdi.
Buna göre yukarıda verilen öncüllerden hangisi Türk dış politikası ilkelerinden mütekabiliyetle ilgilidir?
Bu soruyu çözmek için önce “mütekabiliyet” ilkesinin ne olduğunu hatırlamamız gerek.
Adım 1: Mütekabiliyet (Karşılıklılık) ilkesini hatırlayalım.
Mütekabiliyet, uluslararası ilişkilerde karşılıklılık esasına dayanır. Yani, “bir devletin benim ülkeme veya vatandaşıma tanıdığı hakları, ben de onun ülkesine ve vatandaşına tanırım” demektir. Kısacası, bir nevi “kısasa kısas” veya “eşit muamele” ilkesidir.Adım 2: Öncülleri bu ilkeye göre değerlendirelim.
- I. Montrö Boğazlar Sözleşmesi: Bu sözleşme ile Boğazlar üzerindeki tam egemenliğimizi kazandık. Bu durum, tam bağımsızlık ve milli egemenlik ilkeleriyle doğrudan ilgilidir. Mütekabiliyet ile doğrudan bir ilgisi yoktur.
- II. Nüfus Mübadelesi: Türkiye ile Yunanistan arasında yapılmıştır. Bu anlaşmaya göre, İstanbul’daki Rumlar ile Batı Trakya’daki Türkler hariç, Türkiye’deki diğer Rumlar Yunanistan’a, Yunanistan’daki diğer Türkler Türkiye’ye gönderilmiştir. Burada İstanbul’daki Rumların haklarının, Batı Trakya’daki Türklerin haklarına karşılık olarak korunması, mütekabiliyet ilkesinin en net örneklerinden biridir. Yani iki taraf da birbirine eşit davranmıştır.
- III. Balkan Antantı: Bu, Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya’nın batı sınırlarını güvence altına almak için kurdukları bir ittifaktır. Bu durum, barışçılık ve bölgesel iş birliği ilkeleriyle ilgilidir.
Adım 3: Sonuca ulaşalım.
Mütekabiliyet ilkesine en uygun örnek, Nüfus Mübadelesi sırasında azınlıkların durumunun karşılıklı olarak belirlenmesidir.Doğru Cevap: B) Yalnız II
Umarım açıklamalarım anlaşılır olmuştur. Unutma, İnkılap Tarihi dersi sadece geçmişi öğrenmek değil, aynı zamanda bugünümüzü ve ülkemizin temellerini anlamaktır. Başarılar dilerim!