8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 123
Harika bir çalışma konusu! Sevgili öğrenciler, Lozan Barış Antlaşması, Kurtuluş Savaşımızın zaferle sonuçlandığını tüm dünyaya kanıtlayan, yeni Türkiye’nin tapu senedi gibidir. Gelin şimdi kitaptaki bu önemli soruları birlikte, adım adım inceleyelim ve cevaplayalım.
Soru 1: Lozan Barış Antlaşması’nda Boğazlar’ın yönetiminin uluslararası bir komisyona bırakılması Türkiye’nin egemenlik haklarını nasıl etkilemiştir? Değerlendiriniz.
Harika bir soru! Bu soruyu cevaplamak için önce “egemenlik hakkı” ne demek, onu bir hatırlayalım. Egemenlik, bir devletin kendi toprakları üzerinde tam ve mutlak söz sahibi olması demektir. Yani, kendi evimizin kurallarını kendimizin koyması gibi bir şey.
- Adım 1: Metnimize bakalım. “Boğazlar” başlığı altında ne yazıyor? “Boğazlar’ın yönetimi, başkanı Türk olan uluslararası bir komisyona verilecektir.” Bu cümle, sorumuzun kilit noktası.
- Adım 2: Şimdi düşünelim. İstanbul ve Çanakkale Boğazları bizim topraklarımız, değil mi? Evet. Peki, bu topraklar üzerindeki yönetime başka ülkelerin de dahil olduğu “uluslararası bir komisyon” karar veriyorsa, biz tam olarak söz sahibi olabilir miyiz?
- Adım 3: Cevap, hayır. Her ne kadar komisyonun başkanı Türk olsa da, kararların alınmasında başka devletlerin de söz hakkı olması, bizim Boğazlar üzerindeki egemenlik haklarımızı zedelemiştir. Bu durum, tam bağımsızlık anlayışımıza aykırıdır. Kendi evimizde misafirlerin de kural koyması gibi bir durum oluşmuştur. Bu yüzden Boğazlar konusu, Lozan’da istediğimiz gibi çözülemeyen konulardan biridir. (Neyse ki bu durumu daha sonra, 1936’da Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile düzelteceğiz!)
Sonuç: Boğazların yönetiminin uluslararası bir komisyona bırakılması, Türkiye’nin kendi toprakları üzerindeki tam kontrolünü engellediği için egemenlik haklarımızı sınırlandırmış ve tam bağımsızlık ilkesiyle çelişmiştir.
Soru 2: Lozan Barış Antlaşması’na göre Ortodoks Rum Patrikhanesi’nin elinden siyasi yetkileri neden alınmıştır? Açıklayınız.
Bu da çok önemli bir konu. Patrikhane’nin durumunu anlamak için Osmanlı Devleti’nin son dönemlerini ve yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin hedeflerini düşünmeliyiz.
- Adım 1: Osmanlı Devleti’nde Patrikhane, sadece bir dini merkez değildi. Kendi cemaati üzerinde yargılama yapma, vergi toplama gibi siyasi ve hukuki yetkilere sahipti. Yani devlet içinde adeta küçük bir devlet gibiydi.
- Adım 2: Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti ise laik ve ulus egemenliğine dayalı bir devletti. Bu ne demek? Tüm vatandaşlar, dinleri ne olursa olsun, sadece Türk kanunlarına bağlıdır. Hiçbir dini kuruma siyasi veya hukuki ayrıcalık tanınamazdı.
- Adım 3: Metindeki “Rum Patrikhanesi” maddesine bakalım: “Patrikhane’nin ekümenik (evrensel) özelliği olmayacak ve siyasi yetkileri kaldırılacaktır.” Bu madde, Patrikhane’nin artık sadece Türkiye’deki Rum vatandaşlarımızın dini işleriyle ilgilenen bir kurum olacağını belirtiyor. Siyasi bir gücü olmayacaktı.
Sonuç: Patrikhane’nin siyasi yetkilerinin elinden alınmasının temel nedeni, Türkiye Cumhuriyeti’nin laiklik ve ulusal birlik ilkelerini korumak, ülke içinde kanun birliğini sağlamak ve yabancı devletlerin Patrikhane aracılığıyla iç işlerimize karışmasını önlemektir. Böylece tüm vatandaşların eşit bir şekilde Türk kanunlarına tabi olması sağlanmıştır.
Soru 3: Lozan Barış Antlaşması’na göre Batılı devletlerin elde ettiği ayrıcalıklardan hangisinin kaldırılması Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığını sağlamasında etkili olmuştur? Açıklayınız.
Ekonomik bağımsızlık, bir ülkenin kendi ekonomisi hakkında kararları kendisinin verebilmesidir. Bu sorunun cevabı metinde çok net bir şekilde duruyor!
- Adım 1: Metindeki maddeleri tarayalım. Ekonomiyle ilgili en çarpıcı başlık hangisi? Elbette “Kapitülasyonlar” başlığı!
- Adım 2: Kapitülasyonların ne olduğunu hatırlayalım. Bunlar, Osmanlı Devleti’nin yabancı devletlere tanıdığı ekonomik, hukuki ve ticari ayrıcalıklardı. Bu ayrıcalıklar yüzünden yabancılar çok az vergi veriyor, kendi mahkemelerinde yargılanıyor ve Osmanlı ekonomisini sömürüyorlardı. Bu durum, bizim ekonomik olarak ellerimizi kollarımızı bağlıyordu.
- Adım 3: Şimdi metindeki “Kapitülasyonlar” maddesine bakalım: “Kesin olarak kaldırılmasına karar verildi.” İşte bu cümle, Türkiye’nin ekonomik prangalarından kurtulduğu andır! Bu maddenin kabul edilmesi, Lozan’ın en büyük zaferlerinden biridir.
Sonuç: Batılı devletlerin ayrıcalıklarından kapitülasyonların kaldırılması, Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığını sağlamasındaki en önemli adım olmuştur. Çünkü bu sayede Türkiye, kendi gümrük vergilerini koyma, kendi ekonomisini planlama ve yabancıların ekonomik sömürüsüne son verme hakkını geri kazanmıştır.
Umarım açıklamalarım anlaşılır olmuştur. Lozan’ı anlamak, bugünkü Türkiye’yi anlamaktır. Hepinize iyi çalışmalar dilerim