8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 88
Merhaba sevgili öğrencilerim, ben İnkılap Tarihi öğretmeniniz. Bugün, Milli Mücadele’mizin en zorlu dönemlerinden birini, Sevr Antlaşması’nı ve onunla ilgili ders kitabımızdaki soruları birlikte inceleyeceğiz. Bu antlaşmanın neden bizim için bu kadar önemli olduğunu ve tarihimizi nasıl şekillendirdiğini daha iyi anlayacağız.
Haydi, şimdi kitaptaki sorulara bir göz atalım ve adım adım cevaplayalım.
***
Soru 1: Sevr Antlaşması’nın askerî hükümlerinin Osmanlı Devleti’ne etkileri neler olabilir? Tartışınız.
Sevgili arkadaşlar, bu soruyu cevaplamak için önce antlaşmanın askerî maddelerine bakalım. Metinde ne diyor? “Osmanlı ordusu, jandarma gücü dahil 50.700 askerle sınırlı olacak.” Bu çok önemli bir madde. Şimdi bunun ne anlama geldiğini düşünelim.
-
Adım 1: Savunma Gücünün Yok Edilmesi
Bir ülkenin en önemli gücü ordusudur. Ordu, ülkenin sınırlarını korur, iç güvenliği sağlar ve bağımsızlığının en büyük güvencesidir. Düşünün ki, koskoca Osmanlı Devleti’nin ordusu sadece 50.700 kişiyle sınırlandırılıyor. Bu sayı, bir ülkeyi değil, büyük bir şehri bile korumak için yeterli değildir. Bu madde ile Osmanlı Devleti’nin aslında savunma gücü tamamen elinden alınmak istenmiştir.
-
Adım 2: İşgallere Açık Hale Getirilmesi
Ordusu bu kadar zayıflatılmış bir devlet, dışarıdan gelebilecek herhangi bir saldırıya karşı koyabilir mi? Elbette hayır. Bu durum, İtilaf Devletleri’nin Anadolu’daki işgallerini çok daha kolay bir şekilde yapabilmelerine zemin hazırlamıştır. Yani Osmanlı Devleti, tamamen savunmasız ve işgallere açık bir hale getirilmiştir.
-
Adım 3: Bağımsızlığın Fîlen Sona Ermesi
Kendi toprağını koruyamayan bir devlet, bağımsız sayılabilir mi? Bu askerî hükümler, Osmanlı Devleti’nin egemenlik haklarına yani kendi kendini yönetme hakkına vurulmuş en büyük darbelerden biridir. Kısacası, bu maddelerle devletin sadece ordusu değil, bağımsızlığı da hedef alınmıştır.
Sonuç olarak; Sevr’in askerî hükümleri, Osmanlı Devleti’ni kendini savunamayan, işgallere karşı koyamayan ve dolayısıyla bağımsızlığını kaybetmiş bir kukla devlete dönüştürmeyi amaçlamıştır.
***
Soru 2: Sevr Antlaşması’nın ekonomik hükümlerinin Osmanlı Devleti’ne etkileri neler olabilir? Tartışınız.
Şimdi de gelelim işin para pul kısmına, yani ekonomiye. Bir devletin ayakta kalabilmesi için askerî gücü kadar ekonomik gücü de önemlidir. Bakalım Sevr, ekonomimiz için neler planlamış. Metindeki iki önemli maddeye odaklanalım: Kapitülasyonlar ve Mali Komisyon.
-
Adım 1: Kapitülasyonların Geri Gelmesi
Kapitülasyonları hatırlayalım. Bunlar, yabancı devletlere verilen ekonomik ayrıcalıklardı. Mesela yabancı tüccarların bizden daha az vergi vermesi gibi. Bu durum, yerli esnafımızın ve sanayicimizin yabancılarla rekabet etmesini imkânsız hale getiriyordu. Sevr ile kapitülasyonların genişletilerek geri getirilmesi, Osmanlı ekonomisinin tamamen yabancıların kontrolüne girmesi anlamına geliyordu. Kendi ülkemizde kendi esnafımız para kazanamaz hale gelecekti.
-
Adım 2: Mali Komisyon Kurulması
Antlaşmanın en ağır maddelerinden biri de budur: İtilaf Devletleri’nin kuracağı bir mali komisyonun, Osmanlı bütçesini kontrol etmesi. Bu ne demek biliyor musunuz? Devletin gelirlerinin nereye harcanacağına, hangi vergilerin toplanacağına, memur maaşlarının nasıl ödeneceğine artık Osmanlı yöneticileri değil, yabancı bir komisyon karar verecek. Yani devlet, kendi parasını bile yönetemez hale geliyordu. Bu, ekonomik bağımsızlığın tamamen bittiği anlamına gelir.
Sonuç olarak; Sevr’in ekonomik hükümleri, Osmanlı Devleti’nin tüm yeraltı ve yerüstü zenginliklerini sömürmeyi, hazinesine el koymayı ve onu ekonomik olarak tamamen dışa bağımlı bir sömürge haline getirmeyi amaçlamıştır.
***
Soru 3: Sevr Antlaşması için kullanılan, “ölü doğmuş bir antlaşma” ifadesiyle anlatılmak istenen nedir? Açıklayınız.
Bu çok güzel bir soru ve sık sık karşımıza çıkar. “Ölü doğmuş” ifadesi, bir şeyin en başından beri geçersiz, uygulanamaz ve hayata geçmemiş olduğunu anlatmak için kullanılır. Peki Sevr Antlaşması neden en başından beri geçersizdi? Gelin nedenlerine bakalım.
-
Adım 1: Hukuki Geçersizlik
O dönemdeki anayasamız olan Kanun-i Esasi’ye göre, uluslararası bir antlaşmanın yürürlüğe girebilmesi için Mebusan Meclisi tarafından onaylanması gerekiyordu. Ancak Sevr imzalandığı sırada, İstanbul’un işgaliyle Mebusan Meclisi İtilaf Devletleri tarafından dağıtılmıştı. Yani, antlaşmayı onaylayacak bir meclis ortada yoktu. Bu yüzden Sevr, hukuken geçersizdir, yani yasal bir dayanağı yoktur.
-
Adım 2: Millî Mücadele’nin Varlığı
Daha da önemlisi, Türk milleti bu antlaşmayı asla kabul etmedi. Ankara’da kurulan Büyük Millet Meclisi (BMM) ve onun lideri Mustafa Kemal Paşa, bu antlaşmayı şiddetle reddetti. Hatta imzalayanları vatan haini ilan etti. Türk milleti, Kurtuluş Savaşı’nı vererek bu antlaşmanın uygulanmasını engellemek için canla başla savaştı. Bir milletin zorla kabul ettirilmeye çalışılan bir antlaşmaya karşı topyekûn savaşması, o antlaşmayı fiilen de geçersiz kılmıştır.
Sonuç olarak; “Ölü doğmuş bir antlaşma” ifadesi, Sevr’in hem meclis onayı olmadığı için hukuken geçersiz olduğunu hem de Türk milletinin Millî Mücadele ile ona karşı koyduğu için uygulama imkânı bulamadığını anlatır. Kısacası, bu antlaşma kâğıt üzerinde kalmış, hiçbir zaman hayata geçememiştir.
Umarım bu açıklamalar, Sevr Antlaşması’nın vatanımız için ne kadar büyük bir tehlike olduğunu ve Millî Mücadele’nin neden bu kadar kutsal olduğunu anlamanıza yardımcı olmuştur. Derslerinizde başarılar dilerim