8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 57
Harika bir çalışma! Sevgili öğrencilerim, gelin şimdi hep birlikte kitabımızdaki bu önemli Mondros Ateşkes Antlaşması ile ilgili soruları analiz edelim ve cevaplayalım. Unutmayın, tarihi anlamak, bugünü anlamaktır. Bu yüzden her maddeyi ve her soruyu dikkatlice inceleyeceğiz.
Soru 1: Size göre Mondros Ateşkes Antlaşması’nın en tehlikeli maddesi nedir? Açıklayınız.
Merhaba çocuklar. Bu soru, antlaşmanın ruhunu ne kadar anladığımızı ölçmek için harika bir soru. Mondros’un birçok tehlikeli maddesi var ama iki tanesi var ki, adeta Osmanlı Devleti’nin idam fermanı gibidir. Bunlar 7. ve 24. maddelerdir. Ama en tehlikelisini seçecek olursak, bu kesinlikle 7. Madde‘dir.
Adım 1: 7. Madde’yi hatırlayalım.
“İtilaf Devletleri, güvenliklerini tehdit edecek bir durumun ortaya çıkması hâlinde herhangi bir stratejik noktayı işgal etme hakkına sahip olacak.”
Adım 2: Neden bu kadar tehlikeli olduğunu düşünelim.
Bu maddenin tehlikeli olmasının sebebi, “güvenliklerini tehdit edecek bir durum” ifadesinin çok belirsiz olmasıdır. Yani, İtilaf Devletleri canları ne zaman isterse, Anadolu’nun herhangi bir yerinde “Aaa, burada güvenliğimiz tehlikede!” diyerek orayı işgal edebilirlerdi. Bu madde, onlara tüm yurdu işgal etmek için adeta bir hukuki kılıf, yani yasal bir bahane veriyordu. Bu maddeye dayanarak yurdumuzun dört bir yanını işgal etmeye başladılar. Bu yüzden antlaşmanın en tehlikeli, en sinsi maddesi budur.
Soru 2: Türk halkının örgütlenmesini engelleme amacı taşıyan madde hangisidir? Açıklayınız.
Çok güzel bir soru daha! Bir işgale karşı halkın direnebilmesi, yani örgütlenebilmesi için neye ihtiyacı vardır? Birbirleriyle haberleşmeye ve bir araya gelmek için ulaşıma, değil mi? İşte İtilaf Devletleri de bunu bildikleri için, bunu engelleyecek maddeler koydular.
Adım 1: İlgili maddeleri bulalım.
Bu amacı taşıyan en önemli madde 12. Madde‘dir.
“Hükûmet haberleşmesi dışında bütün haberleşme, ulaşım araç ve gereçleri İtilaf Devletlerinin kontrolünde olacak.”
Ayrıca 5. Madde (Osmanlı ordusunun terhis edilmesi) ve 10. Madde (Toros tünellerinin işgali) de bu amaca hizmet eder.
Adım 2: Maddelerin amacını açıklayalım.
- 12. Madde: Bu maddeyle telgraf hatları, postane ve demir yolları gibi her türlü iletişim ve ulaşım aracı onların denetimine geçiyordu. Böylece, Anadolu’nun bir ucunda başlayan bir direniş hareketinden diğer bölgelerin haberi olmayacaktı. İnsanlar bir araya gelip toplantı yapamayacak, örgütlenemeyecekti.
- 5. Madde: Osmanlı ordusunun dağıtılması ise halkın elindeki en büyük örgütlü gücü yok etmek demekti. Ordusuz kalan bir millet, savunmasız kalır.
Kısacası, bu maddelerle Türk milletinin eli kolu bağlanmak, olası bir direnişin daha başlamadan önüne geçilmek istenmiştir.
Soru 3: Mondros Ateşkes Antlaşması Osmanlı Devleti’nin geleceğini nasıl etkilemiştir? Tartışınız.
Sevgili gençler, bu sorunun cevabı aslında çok açık ve acıdır. Mondros Ateşkes Antlaşması, Osmanlı Devleti’nin fiilen sona erdiğini gösteren bir belgedir. Geleceğini olumlu değil, tam aksine olumsuz etkilemiş ve yıkılışına zemin hazırlamıştır.
Adım 1: Antlaşmanın getirdiklerini özetleyelim.
Mondros ile Osmanlı Devleti;
- Ordularını dağıtarak savunmasız bırakıldı. (Madde 5)
- Stratejik boğazları, demir yolları ve haberleşme ağını düşmana teslim ederek egemenliğini kaybetti. (Madde 1, 12)
- Topraklarının işgal edilmesine yasal bir zemin hazırlayarak toprak bütünlüğünü yitirdi. (Madde 7)
Adım 2: Sonuçlarını değerlendirelim.
Bu antlaşma, bir ateşkes antlaşmasından çok, bir teslimiyet belgesiydi. Osmanlı Devleti, artık kendi topraklarında bile söz sahibi değildi. Bu durum, İtilaf Devletleri’nin Anadolu’yu rahatça işgal etmesine ve Sevr Antlaşması gibi çok daha ağır bir barış antlaşmasını dayatmasına yol açmıştır. Ancak unutmayalım ki bu karanlık tablo, aynı zamanda Mustafa Kemal Atatürk önderliğindeki Milli Mücadele ateşinin de yakılmasına sebep olmuştur. Yani Mondros, Osmanlı’nın sonunu getirirken, Türkiye Cumhuriyeti’nin doğumuna giden yolu da açmıştır.
Soru 4: Mondros Ateşkes Antlaşması ile ilgili verilen metne bakarak antlaşmanın yoruma açık kısımları hakkındaki düşüncelerinizi açıklayınız. Antlaşmaya neden yoruma açık maddeler konulmuştur? Tartışınız.
Bu soru, antlaşmanın arkasındaki sinsi planı görmemizi istiyor. Metinde Sadrazam Ahmet İzzet Paşa’nın da şikayet ettiği gibi, antlaşmada bilerek belirsiz, yani “yoruma açık” ifadeler kullanılmıştır.
Adım 1: Yoruma açık ifadelere örnek verelim.
En bariz örnek yine 7. Madde‘deki “güvenliklerini tehdit edecek bir durum” ifadesidir. Bu durumun ne olduğuna kim karar verecek? Tabii ki İtilaf Devletleri! Bir başka örnek, Ahmet İzzet Paşa’nın metinde belirttiği “kontrol” kelimesidir. Bizimkiler bunu “denetim” olarak anlarken, İngilizler “hüküm, kumanda ve tasarruf”, yani “tamamen el koyma” olarak yorumlamışlardır.
Adım 2: Neden bu tür maddeler konulduğunu açıklayalım.
Bunun tek bir sebebi vardır: Kendi emperyalist amaçlarına hukuki bir dayanak oluşturmak.
İtilaf Devletleri, Osmanlı topraklarını paylaşmayı zaten savaş öncesinde planlamışlardı. Antlaşmaya bu tür genel ve yoruma açık maddeler koyarak, yapacakları her işgali “Bakın, antlaşmaya göre hakkımız var!” diyerek meşrulaştırmak istediler. Eğer maddeler çok net ve kesin olsaydı, her adımları antlaşmaya aykırı olabilirdi. Ama bu belirsiz ifadeler sayesinde, istedikleri her şeyi yapma özgürlüğüne sahip oldular. Kısacası, bu maddeler kötü niyetle ve planlı bir şekilde antlaşmaya eklenmiştir.