6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 1. Kitap Sayfa 96
Merhaba sevgili öğrencilerim, ben sizin Türkçe öğretmeniniz. Bugün size gönderdiğim bu görseldeki soruları hep birlikte, adım adım inceleyip cevaplayacağız. Hazır mısınız? Başlayalım!
6. ANLAYALIM
a. Mustafa Kemal Atatürk’e ait aşağıdaki anıyı okuyup düşüncelerinizi sınıfta paylaşınız.
Atatürk Karşıyaka’da İplikçizade Köşkü’nde konaklayacaktı. Girişte kadınlı erkekli kalabalık bir topluluk birikmişti. Atatürk onları selamlayarak köşke yöneldiğinde yüzü asıldı. Kaşlarını çattı. Çünkü geçeceği yerde boylu boyunca bir Yunan bayrağı seriliydi. Onu karşılayanlara bunun nedenini sordu. Onlar da Yunan Kralı Konstantin’in 1921 yılında İzmir’e geldiğinde bu köşkte ağırlandığını, yere serilen Türk Bayrağını çiğneyerek içeri girdiğini anlattılar. Atatürk’ün yanıtı kısa ve kesindi: “Yunan kralı hata etmiş. Çünkü bayrak bir milletin onurudur. Ben bu hatayı tekrarlamam,” diyerek yerdeki bayrağı kaldırttı. Köşkün bembeyaz mermerlerinde ilerleyerek içeri girdi.
Mavisel YENER
Çözüm:
Sevgili çocuklar, bu anı bize Mustafa Kemal Atatürk’ün ne kadar büyük bir lider olduğunu, vatanına ve milletine ne kadar derin bir saygı duyduğunu çok güzel anlatıyor, değil mi?
Adım 1: Anıyı anlama.
Anıda anlatılan olayda, Atatürk’ün konaklayacağı köşke girerken yerde serili bir Yunan bayrağı görüyoruz. Bu bayrak, daha önce Yunan Kralı Konstantin’in Türk bayrağını çiğneyerek içeri girmesi olayına bir gönderme olarak serilmiş. Ama Atatürk, düşman bayrağı bile olsa, bir milletin onur sembolünü çiğnemeyi reddediyor ve bayrağı kaldırttırıyor.
Adım 2: Düşüncelerimizi paylaşma.
Atatürk’ün bu davranışı, sadece kendi milletine değil, tüm milletlerin bağımsızlık sembollerine duyduğu saygıyı gösteriyor. O, bir milletin bayrağının, o milletin onuru ve şerefi olduğunu çok iyi biliyordu. Bu yüzden, düşman bayrağı olsa bile ona saygısızlık etmeyi, kendi değerlerine aykırı bulmuş. Bu durum bize şunu öğretiyor:
- Bir milletin bayrağı, o milletin bağımsızlığını, tarihini ve değerlerini temsil eder.
- Bayrağa saygı duymak, o millete ve onun geçmişine saygı duymaktır.
- Atatürk’ün bu hareketi, onun sadece bir komutan değil, aynı zamanda evrensel değerlere önem veren, insanlık onurunu gözeten bir devlet adamı olduğunu gösterir.
- Biz de kendi bayrağımıza nasıl sahip çıkıyorsak, başka milletlerin bayraklarına da aynı saygıyı göstermeliyiz. Çünkü saygı, barışın ve anlayışın temelidir.
b. Uluslararası bir spor yarışması düzenlendiğini ve yarışma başlamadan yapılan tören sırasında takımlardan birinin ulusal marşı okunurken diğer takımın taraftarlarının ıslık çaldığını düşününüz. Yarışmayı takip eden izleyicilerden biri Atatürk olsaydı bu duruma nasıl tepki verirdi? Yorumlayınız.
Çözüm:
Sevgili gençler, bu soruda az önceki anıdan yola çıkarak Atatürk’ün nasıl bir karakteri olduğunu hayal etmemiz isteniyor. Çok güzel bir soru, çünkü bize empati kurmayı öğretiyor.
Adım 1: Senaryoyu hayal etme.
Uluslararası bir spor yarışması düşünelim. Bir takımın milli marşı okunuyor, o sırada diğer takımın taraftarları ıslık çalıyor. Bu, marşı okunan takım için çok üzücü ve saygısızca bir durum olurdu, değil mi?
Adım 2: Atatürk’ün tepkisini yorumlama.
Atatürk, az önceki anıda da gördüğümüz gibi, bayrağa ve dolayısıyla bir milletin ulusal sembollerine karşı yapılan her türlü saygısızlığa kesinlikle karşı çıkardı. O, kendi vatanının bağımsızlığı için mücadele etmiş, bu uğurda nice zorluklar yaşamış bir liderdi. Bu yüzden, bir milletin marşının, yani bağımsızlık şarkısının ıslıklarla kesilmesine asla izin vermezdi.
- Eğer o an orada olsaydı, ıslık çalan taraftarlara bu davranışın ne kadar yanlış ve yakışıksız olduğunu mutlaka anlatırdı.
- Onlara, sporun centilmenlik ve karşılıklı saygı ruhuna aykırı davrandıklarını hatırlatırdı.
- Muhtemelen, “Her milletin marşı, o milletin kalbidir. Kalbe saygısızlık, insanlık onuruna saygısızlıktır!” gibi güçlü ve anlamlı bir söz söylerdi.
- Atatürk, milli marşın bir milletin varoluş mücadelesinin sesi olduğunu bildiği için, bu tür bir saygısızlığa asla kayıtsız kalmaz, duruma hemen müdahale ederdi.
Sonuç olarak, Atatürk bu duruma çok üzülür ve sert bir dille tepki gösterirdi. Çünkü saygı, onun için her şeyin üstündeydi.
c. Buna göre farklı milletlerin bağımsızlık sembollerine göstermemiz gereken tutum hakkındaki düşüncelerinizi bir slogan hâline getirerek yazınız.
Çözüm:
Şimdi de bu önemli düşüncelerimizi akılda kalıcı, kısa ve öz bir slogana dönüştürelim. Sloganlar, mesajımızı hızlıca iletmek için harika araçlardır.
Adım 1: Ana fikri belirleme.
Ana fikrimiz, farklı milletlerin bağımsızlık sembollerine saygı duymamız gerektiği.
Adım 2: Slogan oluşturma.
Bu ana fikri en iyi anlatan cümleleri düşünelim. Ne diyebiliriz mesela?
- “Bayraklar onurumuzdur, saygı duymak görevimizdir.”
- “Bağımsızlık sembollerine saygı, barışa açılan kapıdır.”
- “Her milletin bayrağı kutsaldır, saygı duymak insanlık onurudur!”
- “Marşlar kalplerin sesi, saygı duyalım herkese!”
Bu sloganlardan en uygun olanını seçebiliriz. Ben size bir tane yazayım:
Sonuç:
“Bağımsızlık sembollerine saygı, evrensel barışın temelidir!”
—
1. ANLATALIM
Yan tarafta verilen şiiri aşağıdaki yönergelere uygun şekilde seslendiriniz.
BU VATAN KİMİN?
Bu vatan, toprağın kara bağrında
Sıradağlar gibi duranlarındır;
Bir tarih boyunca onun uğrunda
Kendini tarihe verenlerindir…
Tutuşup kül olan ocaklarından,
Şahlanıp köpüren ırmaklarından,
Hudutlarda gaza bayraklarından,
Alnına ışıklar vuranlarındır…
Ardına bakmadan yollara düşen,
Şimşek gibi çakan, sel gibi coşan,
Huduttan hududa yol bulup koşan,
Cepheden cepheyi soranlarındır…
(…)
Orhan Şaik GÖKYAY
(Kısaltılmıştır.)
Çözüm:
Sevgili öğrencilerim, bu kısımda Orhan Şaik Gökyay’ın “Bu Vatan Kimin?” şiirini okuma şeklimizle ilgili iki farklı yönerge var. Şiir okurken sadece kelimeleri söylemeyiz, onlara duygu ve anlam da katarız, değil mi? Ses tonumuz, hızımız, vurgularımız çok önemlidir. Hadi bakalım, bu şiiri nasıl seslendirebiliriz?
Adım 1: Şiiri her bir dizeyi daha kalabalık bir kitleye okuduğunuzu düşünerek yani sesinizi gitgide yükselterek seslendiriniz.
Şimdi gözlerinizi kapatın ve kendinizi büyük bir salonda, belki bir törende, yüzlerce insanın karşısında hayal edin. Herkes sizi dinlemek için sabırsızlanıyor. Bu şiir, vatan sevgisiyle, kahramanlıklarla dolu coşkulu bir şiir. Bu yüzden:
- Şiire başlarken ses tonunuzu güçlü ve net tutmalısınız.
- Her dizeyi okudukça, sanki daha çok insan geliyormuş gibi, sesinizi yavaş yavaş yükseltmelisiniz.
- Vurguları doğru yapmalısınız. Özellikle “Bu vatan kimin?” sorusunu sorarken veya “Kendini tarihe verenlerindir” gibi kısımlarda sesinizi daha bir gür çıkarmalısınız.
- Daha heyecanlı, daha kararlı ve coşkulu bir ses tonu kullanın. Sanki vatanın ne kadar kıymetli olduğunu herkese haykırmak ister gibi okumalısınız. Bu, dinleyenlerin dikkatini çeker ve şiirin anlamını daha iyi hissetmelerini sağlar.
Adım 2: Şiiri her bir dizeyi daha az kalabalık bir kitleye okuduğunuzu düşünerek yani sesinizi gitgide alçaltarak seslendiriniz.
Şimdi de tam tersini düşünelim. Sanki sadece birkaç arkadaşına veya ailene, belki de sadece kendinize okuyormuşsunuz gibi. Daha sakin, daha içten bir ses tonu kullanmalısınız. Bu şiir, vatan için yapılan fedakârlıkları da anlatıyor, bu yüzden duygusal bir yanı da var:
- Şiire başlarken ses tonunuzu daha yumuşak ve daha düşünceli tutmalısınız.
- Her dizede sesinizi yavaş yavaş alçaltarak, sanki onlara bir sır veriyormuş gibi, daha samimi ve hüzünlü bir hava katmalısınız.
- Sanki vatanın büyüklüğünü ve ona duyduğunuz sevgiyi içinizden gelerek fısıldar gibi okuyun.
- Vurgular yine önemli ama bu kez daha duygusal bir tonda olmalı. “Tutuşup kül olan ocaklarından” derkenki o hüznü, “Huduttan hududa yol bulup koşan” derkenki o yorgun ama azimli sesi hissettirmelisiniz. Bu okuma şekli, şiirin duygusal yönünü ön plana çıkarır ve dinleyenlerin iç dünyasına daha çok dokunur.
Unutmayın, şiir okumak bir sanattır ve sesinizi kullanma şekliniz, şiirin ruhunu dinleyiciye aktarmanın en önemli yoludur!