6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 1. Kitap Sayfa 46
Merhaba sevgili 6. sınıf öğrencim! Bugün seninle çok güzel, hem düşündürücü hem de eğlenceli iki etkinliği inceleyeceğiz. Bu etkinlikler, hem kendini ifade etme becerini hem de Türkçe’mizi ne kadar iyi anladığını göstermeni sağlayacak. Hazırsan ilk etkinliğimizle başlayalım.
1. ANLATALIM
a. “Gelecek Derse Hazırlanalım” bölümünde yaptığınız araştırma sonucu belirlediğiniz kişilerden birini seçiniz. Seçtiğiniz kişi olduğunuzu düşünerek arkadaşlarınıza kendinizi tanıtan bir konuşma yapınız. Konuşmanız sırasında aşağıdaki yönergelere dikkat ediniz.
Sevgili öğrencim, bu ilk görevimiz aslında bir sahne performansı gibi düşünebilirsin! Daha önce “Gelecek Derse Hazırlanalım” kısmında bir araştırma yapmıştın, değil mi? İşte o araştırmada belirlediğin kişilerden birini seçiyorsun. Sonra da o kişinin yerine geçip, sanki o kişiymişsin gibi kendini arkadaşlarına tanıtıyorsun. Ama bunu yaparken bazı önemli kurallara dikkat etmen gerekiyor:
Anlatıcıysanız (Yani sen konuşma yapan kişiysen):
- Konuşma sırasında seçtiğiniz kişinin ismini söylememeye özen gösteriniz.
- Konuşmanıza başlarken arkadaşlarınızı selamlamayı ve konuşmanızı sonlandırırken onlara teşekkür etmeyi unutmayınız.
- Konuşmanızda bu temada öğrendiğiniz söz varlıklarını kullanmaya özen gösteriniz.
- Size yöneltilen soruları nezaketle cevaplamaya ve dinleyicide merak uyandıracak sorular sorarak onları da sürece dâhil etmeye dikkat ediniz.
Bu çok önemli bir kural! Kim olduğunu hemen söylemek yerine, anlattıklarınla arkadaşlarının seni tahmin etmesini sağlamalısın. Tıpkı bir bilmece gibi düşün!
Nezaket kuralları her zaman önemlidir. Konuşmana “Merhaba arkadaşlar!” gibi bir başlangıçla başlayıp, bitirirken de “Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.” demeyi unutma. Bu, hem sana hem de arkadaşlarına saygı duyduğunu gösterir.
Derslerimizde öğrendiğimiz yeni kelimeler, deyimler ve atasözleri vardı, değil mi? Konuşmanı yaparken bu öğrendiklerini kullanmaya çalış. Bu, hem kelime dağarcığını zenginleştirdiğini gösterir hem de konuşmanı daha etkileyici yapar.
Arkadaşlarından gelen soruları güzelce, nazikçe cevapla. Ayrıca, sen de onlara arada bir sorular sorarak onların da konuya dâhil olmasını sağla. Mesela, “Sizce ben kim olabilirim?” ya da “Bu konuda sizin fikriniz ne?” gibi sorular sorabilirsin. Böylece herkesin ilgisi canlı kalır.
Dinleyiciyseniz (Yani sen konuşmayı dinleyen kişiysen):
- Başkalarını rahatsız etmeden, anlatıcıya odaklanarak dinleyiniz.
- Anlatıcı konuşmasını tamamladıktan sonra kimseden etkilenmeden anlatıcıya kendi bakış açınızı yansıtan sorular sorunuz.
- Dinleme sırasında soracağınız soruları örnekteki gibi defterinize not alınız.
Konuşmayı yapan arkadaşına saygı duyarak onu dikkatlice dinlemelisin. Başkalarını rahatsız edecek hareketlerden kaçınmalısın. Göz teması kurmak, onu dinlediğini gösterir.
Konuşma bitince, aklına takılanları ya da merak ettiklerini sorabilirsin. Ama bunu yaparken arkadaşının ne sorduğundan etkilenmeden, tamamen kendi merak ettiğin şeyleri sormaya çalış. Mesela, “Kitap yazdınız mı?” ya da “Günümüz bilim insanlarından mısınız?” gibi sorularla daha fazla bilgi edinebilirsin.
Dinlerken aklına gelen soruları hemen not alman çok işe yarar. Böylece konuşma bitince ne soracağını unutmazsın ve daha düzenli sorular sorabilirsin.
Sonuç: Bu etkinlik, araştırmayı, konuşma becerilerini, dinleme becerilerini ve nezaket kurallarını bir araya getiren interaktif bir derstir. Tek bir doğru cevabı yoktur, önemli olan kurallara uyarak etkinliği en iyi şekilde gerçekleştirmektir.
b. Konuşmanızın ardından anlaşılmayan noktaları açıklığa kavuşturmak için arkadaşlarınızın sorularını cevaplayınız ve onlardan kim olduğumuza dair tahminde bulunmalarını isteyiniz. Arkadaşlarınızın tahmininden sonra tanıttığınız kişinin kim olduğunu sınıfta paylaşınız.
Evet, sevgili öğrencim, bu da az önceki konuşma etkinliğinin devamı! Konuşmanı bitirdikten sonra arkadaşların sana sorular soracak. Sen de o soruları nezaketle cevaplayacaksın. Amaç, onların aklındaki soru işaretlerini gidermek ve senin kim olduğunu tahmin etmelerini sağlamak. Onlar tahminlerini söyledikten sonra da artık sır perdesini aralayabilirsin! Gerçekten kim olduğunu, yani hangi ünlü kişiyi tanıttığını arkadaşlarınla paylaşacaksın.
Sonuç: Bu kısım, konuşmanın soru-cevap ve kimlik açıklama aşamasıdır. Amaç, dinleyicilerin merakını gidermek ve etkinliği eğlenceli bir tahmin oyunuyla sonlandırmaktır.
***
Şimdi ikinci ve son etkinliğimize geçelim. Bu kısım biraz daha düşünmeye ve kelimelerin anlamlarını hatırlamaya yönelik!
2. ANLATALIM
a. Yan tarafta verilen çember üzerindeki sorulara göz gezdiriniz. Deneyimlerinizden hareketle cevap olarak hangilerini niçin tercih edeceğinizi düşünerek kısa süreli zihinsel planlama yapınız.
Sevgili öğrencim, şimdi karşımızda bir çember var ve içinde altı tane farklı seçenek çifti bulunuyor. Bunlar genellikle deyimler veya günlük hayatta kullandığımız ifadeler. Bu etkinlikte senden beklenen şey şu: Her bir çiftteki iki ifadeyi de iyice düşünmek, anlamlarını hatırlamak ve sonra da kendi deneyimlerine göre hangisini neden tercih edeceğini belirlemek. Hadi tek tek bu ifadelere bakalım ve ne anlama geldiklerini hatırlayalım:
- Kalp kırmak mı, pot kırmak mı?
- Kalp kırmak: Birini üzecek, incitecek sözler söylemek ya da davranışlarda bulunmak demektir. Birinin duygularını incitmek.
- Pot kırmak: Farkında olmadan, istemeden, uygunsuz veya komik bir söz söylemek, bir gaf yapmak demektir. Bazen insanları güldürür ama bazen de utanılacak bir duruma düşürebilir.
Düşünce: Hangisini tercih edersin? Birini bilerek üzmeyi mi, yoksa istemeden bir hata yapmayı mı? Genelde insanlar istemeden yapılan hataları (pot kırmak) tercih eder çünkü kalp kırmak daha ağır bir durumdur ve telafisi zor olabilir. Bu yüzden ben pot kırmayı tercih ederim.
- Bitap düşmek mi, gözden düşmek mi?
- Bitap düşmek: Çok yorulmak, takati kalmamak, enerjisi bitmek demektir. Fiziksel bir yorgunluk halidir.
- Gözden düşmek: Birinin beğenisini, güvenini veya sevgisini kaybetmek, artık eskisi kadar değerli görülmemek demektir. Bu daha çok sosyal veya duygusal bir durumdur.
Düşünce: Hangisi daha kötü? Çok yorulmak mı, yoksa birinin sevgisini/güvenini kaybetmek mi? Çoğu kişi fiziksel yorgunluğu (bitap düşmek) tercih eder, çünkü gözden düşmek, ilişkilerde veya sosyal hayatta daha kalıcı olumsuzluklara yol açabilir. Ben bitap düşmeyi tercih ederim, çünkü yorgunluk geçer ama güveni kaybetmek zor toparlanır.
- Göle maya çalmak mı, ipe un sermek mi?
- Göle maya çalmak: Gerçekleşmesi imkânsız veya çok zor bir şeyi yapmaya çalışmak, boş yere uğraşmak demektir. “Tutmayacak işe girişmek” anlamında kullanılır.
- İpe un sermek: Bir işi yapmamak için, çeşitli bahaneler ileri sürmek, işi yokuşa sürmek demektir. İşten kaçmak için mazeret uydurmak.
Düşünce: Hangisini tercih edersin? Boş yere uğraşmayı mı, yoksa bir işten kaçmak için bahaneler uydurmayı mı? Genelde boş yere uğraşmak (göle maya çalmak) daha dürüst bir çaba olarak görülebilir, ipe un sermek ise sorumluluktan kaçmak olarak algılanabilir. Ben göle maya çalmayı tercih ederim, en azından denemiş olurum.
- Ne var ne yok mu, n’aber mi?
- Ne var ne yok: Daha kapsamlı bir hal hatır sorma şeklidir. Kişinin hayatında son zamanlarda neler olup bittiğini, genel durumunu öğrenmek için kullanılır.
- N’aber: “Ne haber?” kelimesinin kısaltılmış, günlük konuşma dilindeki halidir. Daha kısa ve samimi bir selamlaşma ifadesidir.
Düşünce: Bu tamamen senin kime ne kadar yakın olduğuna ve hangi durumda kullandığına bağlı. Çok samimi olduğun bir arkadaşına “n’aber” dersin, ama uzun zamandır görmediğin ya da daha resmi birine “ne var ne yok” diyerek daha kapsamlı bir sohbet başlatabilirsin. Bu, kişisel tercihe ve duruma göre değişir. Ben genellikle samimi ortamlarda “n’aber” kullanmayı tercih ederim.
- Bata çıka mı, düşe kalka mı?
- Bata çıka: Bir işi yaparken çok zorluk çekerek, güçlüklerle boğuşarak ilerlemek demektir. Özellikle bataklık gibi zorlu bir zeminde yürümek gibi düşün.
- Düşe kalka: Bir işi yaparken hatalar yaparak, başarısızlıklar yaşayarak ama yine de devam ederek öğrenmek ve ilerlemek demektir. Tıpkı küçük bir çocuğun yürümeyi öğrenmesi gibi.
Düşünce: Her ikisi de zorlu bir süreci anlatır. Bata çıka daha çok engellerle mücadele etmeyi, düşe kalka ise hatalardan ders çıkararak ilerlemeyi ifade eder. Senin için hangisi daha anlamlı? Belki de ikisi de hayatın bir parçasıdır. Ben düşe kalka ilerlemeyi tercih ederim, çünkü hatalardan ders çıkararak öğrenmek çok değerli.
- İğneyle kuyu kazmak mı, deveye hendek atlatmak mı?
- İğneyle kuyu kazmak: Çok küçük ve yetersiz araçlarla, çok büyük ve zor bir işi yapmaya çalışmak demektir. Sabır ve azim gerektiren, imkânsıza yakın bir çabadır.
- Deveye hendek atlatmak: Çok zor bir işi, kurnazca ve büyük bir çaba sarf ederek başarmaya çalışmak demektir. Genellikle birini ikna etmek veya zor bir engeli aşmak için kullanılır.
Düşünce: Her ikisi de aşırı zor işleri anlatır. İğneyle kuyu kazmak daha çok sabır ve uzun süreli bir çabayı vurgularken, deveye hendek atlatmak daha çok imkânsız görünen bir engeli aşma çabasını anlatır. Hangisi sana daha yakın geliyor? Ben iğneyle kuyu kazmayı tercih ederim, çünkü sabırla ve azimle yapılan her işin bir gün meyve vereceğine inanırım.
Sonuç: Bu etkinlikte senden beklenen, bu deyimlerin ve ifadelerin anlamlarını iyice kavramak ve sonra da kendi hayat deneyimlerinle veya düşüncelerinle bağ kurarak hangi seçeneği neden tercih edeceğini belirlemektir. Unutma, burada tek bir doğru cevap yok; önemli olan senin neden öyle düşündüğünü açıklayabilmen!
***
Umarım bu açıklamalar senin için anlaşılır ve faydalı olmuştur sevgili öğrencim. Türkçe dersinde hem bilgini hem de düşünme becerilerini geliştirmeye devam edeceğiz. Harika bir ders geçirmen dileğiyle!