6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 1. Kitap Sayfa 98
Merhaba sevgili öğrencilerim! Bugün Türkçe dersimizdeki bu güzel etkinlikleri ve soruları hep birlikte inceleyip cevaplayacağız. Hazır mısınız? Öyleyse başlayalım!
Öncelikle ilk bölümdeki “4. ANLATALIM” başlığı altındaki görevimize bakalım.
a. Aşağıdaki rol kartlarını okuyunuz ve rol kartlarından birini seçiniz.
Bu kısımda bize dört farklı rol kartı verilmiş. Bu kartları dikkatlice okuyup içlerinden birini seçmemiz isteniyor. Hadi her birini tek tek okuyalım:
Birinci Rol Kartı (Pembe Kutu, ilk kısım):
Milli Mücadele Dönemi’nde yaşayan 13 yaşında bir çocuksun. Komşu köye subayların yardım toplamak için geldiğini duydun. Annen evdeki son malzemelerle bir sepet ekmek pişirdi. Ekmekleri komşu köye yürüyerek götürme görevi sana düştü. Sabah namazı ile çıktığın yolculuğu gece yarısı tamamlayabildin. Komşu köye ulaştığında subayların diğer köye doğru çoktan yola çıktığını gördün ve “Asker ağabey!” diye seslendin.
Vay be! 13 yaşında minicik bir çocuk, annesinin pişirdiği ekmekleri Milli Mücadele için subaylara ulaştırmak için ne kadar da büyük bir fedakârlık yapıyor, değil mi? Sabah yola çıkıp gece yarısı varıyor. Gerçekten takdire şayan!
İkinci Rol Kartı (Pembe Kutu, ikinci kısım):
Köyde yardım toplayan bir subaysın. Komşu köyden de bir çocuğun ekmek getireceği haberi geldi fakat bir sonraki köye hareket etmelisin. Tam yola çıktığın anda çocuk bayır aşağı koşarak geldi. Doğaçlamanız çocuğun sana “Asker ağabey!” diye seslenmesiyle başlıyor.
Burada da yardım toplayan bir subay rolündeyiz. O küçücük çocuğun ekmeklerle koşarak geldiğini görmek nasıl bir duygu olurdu, bir düşünsenize!
Üçüncü Rol Kartı (Yeşil Kutu, ilk kısım):
60 yaşında bir öğretmensin. Bütün öğrencilerin cepheye koşmuş. Mustafa Kemal Paşa’nın bağımsızlık mücadelesi için Samsun’a doğru bir vapurla yola çıktığını duymuştun. Vapurun limana varmak üzere olduğu haberini aldın. Heyecanla limana koştun. Paşa’nın etrafı çok kalabalık, ona ulaşamadın ve “Paşam!” diye seslendin.
Bu rol, bir öğretmenin vatan sevgisini ve Mustafa Kemal Paşa’ya olan bağlılığını gösteriyor. Öğrencileri cephedeyken, kendisi de Paşa’yı görmek için limana koşuyor. Ne büyük bir coşku ve umut!
Dördüncü Rol Kartı (Yeşil Kutu, ikinci kısım):
Mustafa Kemal adında genç bir subaysın. Ülkenin geleceği için bir vapur ile günler süren bir yolculuğa çıkmışsın. Hedefinde Anadolu var. Vapur limana yaklaşırken gözlerin limana doğru koşan bir adama takılıyor. Ancak liman çok kalabalık, herkes sana ulaşmaya çalışıyor. Doğaçlamanız adamın “Paşam!” diye bağırmasıyla başlıyor.
Bu rol ise bizzat Mustafa Kemal Paşa’nın kendisi! Bandırma Vapuru ile Samsun’a doğru yola çıkmış, ülkenin geleceği için büyük bir adım atmış. Limandaki coşkulu kalabalık ve kendisine seslenen o adam… Tarihi bir anın tam içindeyiz!
Şimdi bu dört karttan birini seçmemiz gerekiyor. Ben, bence en etkileyici ve ders çıkarıcı olanlardan birini seçmek istiyorum. Hadi, “60 yaşında bir öğretmen” rolünü seçelim!
Seçilen Rol Kartı:
- 60 yaşında bir öğretmensin. Bütün öğrencilerin cepheye koşmuş. Mustafa Kemal Paşa’nın bağımsızlık mücadelesi için Samsun’a doğru bir vapurla yola çıktığını duymuştun. Vapurun limana varmak üzere olduğu haberini aldın. Heyecanla limana koştun. Paşa’nın etrafı çok kalabalık, ona ulaşamadın ve “Paşam!” diye seslendin.
b. Seçtiğiniz rolün kimliğine bürününüz. Bu role uygun konuşmayı zihninizde kurgulayınız ve arkadaşınızla sınıfta bir doğaçlama yapınız. Doğaçlamaya uygun yeni karakterler ekleyebilirsiniz. Doğaçlamanız sırasında vatan sevgisi, kararlılık, birlik ve beraberlik, fedakârlık, bağımsızlık gibi temel değerleri vurgulayınız.
Sevgili öğrenciler, bu soru aslında sınıfta yapmamız gereken harika bir etkinlik! Burada bir cevap yazmak yerine, seçtiğimiz rolü canlandırmamız isteniyor. Ben şimdi size bu rolü nasıl canlandırabileceğinizi ve hangi değerleri vurgulayabileceğinizi kısaca anlatacağım:
Adım 1: Kimliğe Bürünme ve Zihinde Kurgulama
- Öğretmen rolünü seçtiğimize göre, 60 yaşında, vatanını ve öğrencilerini çok seven, bilgili ve deneyimli bir öğretmen olduğumuzu hayal edelim.
- Gözlerimizde bir yandan endişe (öğrencilerimiz cephede olduğu için), bir yandan da umut (Paşa’nın gelişiyle) olmalı.
- Limanın kalabalığını, Paşa’ya ulaşma çabamızı ve “Paşam!” diye seslenişimizi zihnimizde canlandıralım.
Adım 2: Doğaçlama ve Değerleri Vurgulama
- Bu doğaçlamada yanımıza bir arkadaşımızı alabiliriz. Belki o da limana gelmiş, Paşa’yı bekleyen başka bir vatansever olabilir. Ya da bir öğrenci rolüne bürünüp, öğretmeniyle karşılaşan bir genç olabilir.
- Konuşmalarımızda vatan sevgisini, “Bu vatan bizim, onu asla düşmana bırakmayız!” gibi cümlelerle gösterebiliriz.
- Kararlılık için, “Ne olursa olsun, bu mücadeleyi kazanacağız!” diyebiliriz.
- Birlik ve beraberlik ruhunu, “Hep birlikte omuz omuza durarak bu zorlukların üstesinden geleceğiz!” sözleriyle anlatabiliriz.
- Fedakârlık, öğrencilerimizin cepheye koşmasıyla zaten vurgulanmış oluyor. “Gençlerimiz gözünü kırpmadan vatan için koştu, biz de elimizden geleni yapmalıyız!” diyebiliriz.
- Ve tabii ki bağımsızlık! “Tek hedefimiz, tam bağımsız bir Türkiye!” sözleriyle bu değeri açıkça ifade edebiliriz.
Unutmayın, bu bir oyun, bir canlandırma. İçinizden geldiği gibi, o dönemin ruhuna uygun davranarak en güzel doğaçlamayı yapabilirsiniz!
Şimdi de “5. ANLATALIM” bölümündeki sorularımıza geçelim.
a. Aşağıdaki metni okuyunuz ve renkli yazılmış karşılaştırma ifadelerini inceleyiniz.
Hadi metni dikkatlice okuyalım ve renkli kelimelere odaklanalım:
Bir köy kahvesinde oturmuş, haberleri izliyordum. Haberlerden duyduğuma göre ülkemizin neredeyse her karışı işgal altındaydı. Bu ne zaman, nasıl olmuştu? Şaşkınlıkla ayağa fırlayınca üstümdeki kıyafetlerin ne kadar eski olduğunu fark ettim. Ben bunları ne kadar zaman giymiştim? Etrafıma bakındım. İşin kötüsü tanıdık bir yüz de yoktu. Her ne kadar korksam da kendimi ve oradakileri cesaretlendirmek için ayağa kalkıp haykırdım: “Geldikleri gibi giderler!” Kan ter içinde yataktan fırlamıştım. Belli ki her şey sadece kötü bir rüyaydı. Bağımsızlığımızdan daha değerli ne vardı? Nasıl ki bir kartal bir kafeste yaşayamaz, biz de öyleyiz. Ulu Önder’imizin dediği gibi “Söz konusu vatan ise gerisi teferruattır.”
Şimdi renkli yazılmış kelime ve ifadelere bakalım ve ne anlama geldiklerini kısaca açıklayalım:
- göre: Bu kelime, bir şeye veya birine göre bir durumu belirtmek için kullanılır. Metinde “duyduğuma göre” diyerek, haberlerden edinilen bilgiye atıfta bulunulmuş.
- neredeyse: Bu ifade, “hemen hemen”, “yaklaşık olarak” anlamlarına gelir. Metinde ülkenin tamamına yakınının işgal altında olduğunu anlatıyor.
- ne kadar: Bu ifade, bir şeyin miktarını, derecesini veya süresini sormak ya da belirtmek için kullanılır. Metinde kıyafetlerin eskiliğini ve giyilme süresini vurgulamış.
- işin kötüsü: Bu ifade, bir durumun olumsuz veya kötü bir yönünü belirtmek için kullanılır. “Maalesef”, “en kötü yanı” gibi düşünebiliriz.
- Her ne kadar: Bu ifade, “e rağmen”, “olsa da” anlamlarında kullanılır ve bir zıtlığı veya koşulu belirtir. Metinde korkuya rağmen cesaretlendiğini anlatıyor.
- daha: Bu kelime, bir şeyin diğerine göre üstünlüğünü veya fazlalığını belirtmek için kullanılır. Burada “daha değerli” diyerek bağımsızlığın kıymetini vurgulamış.
- Nasıl ki: Bu ifade, bir durumu örnek vererek, benzetme yaparak açıklamak için kullanılır. “Tıpkı… gibi” anlamındadır. Kartal örneğiyle açıklama yapılmış.
- ise: Bu ek, “eğer öyleyse”, “gelince” anlamlarında kullanılır ve bir koşul veya karşılaştırma belirtir. “Söz konusu vatan ise” derken, vatanın söz konusu olması durumunu vurgulamış.
Gördüğünüz gibi, bu kelimeler ve ifadeler cümlelerimize farklı anlamlar katıyor ve anlatımımızı daha zengin hale getiriyor.
b. Bu ifadelerden dördünü seçiniz ve her birini defterinizde birer cümle içinde kullanınız.
Bu da yine defterimize yazmamız gereken bir etkinlik. Ben şimdi size örnek olması için dört tanesini seçip cümle içinde kullanacağım. Siz de defterinize farklı cümleler kurabilirsiniz.
Adım 1: Dört ifadeyi seçelim.
Ben şunları seçiyorum:
- neredeyse
- işin kötüsü
- Her ne kadar
- Nasıl ki
Adım 2: Her birini birer cümle içinde kullanalım.
İşte örnek cümlelerim:
- neredeyse: Okuldan eve geldiğimde açlıktan neredeyse bayılacaktım.
- işin kötüsü: Pikniğe gitmek için hazırlık yapmıştık ama işin kötüsü yağmur yağmaya başladı.
- Her ne kadar: Her ne kadar çok çalışsam da sınav sonuçlarım istediğim gibi gelmedi.
- Nasıl ki: Nasıl ki kuşlar yavrularını besler, anne babalar da çocuklarına özenle bakar.
Siz de şimdi kendi seçtiğiniz dört ifadeyle defterinize birbirinden güzel cümleler yazabilirsiniz. Unutmayın, pratik yaptıkça bu kelimeleri daha iyi kullanırsınız!
Evet sevgili öğrencilerim, bugünkü dersimizi tamamladık. Umarım hem çok şey öğrenmiş, hem de eğlenmişsinizdir. Bir sonraki derste görüşmek üzere, kendinize iyi bakın!