6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 1. Kitap Sayfa 74
Merhaba 6. sınıf öğrencim! Türkçe dersimizin bu bölümünde okuduğumuz “Cepheye Koşan At” metniyle ilgili soruları adım adım, senin anlayacağın bir dille çözeceğiz. Hazır mısın? Başlayalım!
a. Öğretmeninizin rehberliğinde sınıf tahtasına şahıs ve varlık kadrosu, yer (mekân), zaman başlıklarını yazınız. Okuduğunuz “Cepheye Koşan At” adlı metnin şahıs ve varlık kadrosu, yer, zaman unsurlarını belirleyerek bu başlıkların altına yazınız.
Sevgili öğrencim, bir hikâyeyi veya metni anlamanın en önemli yollarından biri, o hikâyenin ana unsurlarını belirlemektir. Bu unsurlar bize hikâyenin kimler hakkında olduğunu, nerede geçtiğini ve ne zaman yaşandığını anlatır. Şimdi “Cepheye Koşan At” metni elimizde olmadığı için, genel olarak bir metindeki bu unsurları nasıl bulacağımızı ve sonraki sorulardan yola çıkarak metindeki olası unsurları nasıl tahmin edebileceğimizi konuşalım.
- Şahıs ve Varlık Kadrosu: Hikâyede yer alan insanlar, hayvanlar veya diğer canlı ya da cansız varlıklardır. Bunlar hikâyenin kahramanları, yan karakterleri veya hikâyeyi etkileyen önemli unsurları olabilir. “Cepheye Koşan At” adından da anlaşıldığı gibi, bir at (Gülcemâl), Ahmet, dedesi, ninesi, köylüler, bir subay gibi karakterler bu kadroda yer alabilir.
- Yer (Mekân): Hikâyedeki olayların geçtiği çevredir. Bu bir köy, bir ev, bir meydan, bir cephe olabilir. Metinde Anadolu bozkırı, köy meydanı gibi yerlerden bahsediliyor, bu da bize mekan hakkında fikir veriyor.
- Zaman: Hikâyedeki olayların hangi dönemde, hangi mevsimde veya günün hangi vaktinde geçtiğini gösterir. “Cepheye Koşan At” başlığı ve Tekâlif-i Milliye emirlerinden bahsedilmesi, hikâyenin Kurtuluş Savaşı dönemi gibi zorlu bir zamanda geçtiğini düşündürüyor.
Metin elimizde olsaydı, bu başlıkların altına ilgili karakterleri, yerleri ve zaman dilimini yazardık.
b. Sınıf tahtasında yazanlardan hangilerinin metnin ana unsurları olduğunu belirleyiniz ve bunları aşağıya yazınız.
Hikâyeler tıpkı bir evin temel direkleri gibi ana unsurlara sahiptir. Bu unsurlar olmadan hikâye eksik kalır veya anlaşılmaz olur. Şahıs ve varlık kadrosu, yer (mekân) ve zaman, bir metnin ana unsurlarıdır. Bunlar olmadan bir olayı tam olarak anlatmak mümkün olmaz.
Sonuç:
Metnin ana unsurları şunlardır:
Şahıs ve varlık kadrosu: Ahmet, dedesi, ninesi, Gülcemâl (at), yaşlı kadın, köylüler, subay.
Yer: Köy, köy meydanı, Anadolu bozkırı, cephe (imâ edilen).
Zaman: Kurtuluş Savaşı dönemi (Tekâlif-i Milliye emirleri zamanı), zorlu bir dönem, kuraklık zamanı.
c. “Cepheye Koşan At” adlı metinde öne çıkan olaylar birer sembolle eşleştirilerek aşağıda verilmiştir.
Bu kısımda bize hikâyedeki önemli olaylar ve onların sembolleri verilmiş. Bunlar, bir sonraki soruda olay örgüsünü sıralarken bize çok yardımcı olacak. Şimdi bu olayları bir okuyup anlayalım:
Yaşlı bir kadın, yorgun ve umutsuz köylüleri cesaretlendirerek harekete geçirir.
Ahmet’in dedesi ve nenesi Gülcemâl’i cepheye göndermeye karar verir.
Bir subay, Tekâlif-i Milliye emirlerini köy meydanında köylülere iletir.
Dedesi, Ahmet’e vatanın içinde bulunduğu zor durumu anlatır.
Aylardır tek damla düşmeyen Anadolu bozkırına nihayet yağmur yağar.
Bütün bir köy, elinde avucunda ne varsa cepheye gönderir.
Gülcemâl, bir ıslıkla Ahmet’in yanına koşar.
Bu olaylar, hikâyenin farklı aşamalarını temsil ediyor. Şimdi bunları doğru sıraya koymaya çalışalım.
ç. Bu olayları bir zincirin halkaları gibi düşününüz ve metnin olay örgüsüne göre aşağıdaki şekil üzerine ilgili sembolleri sırayla yerleştiriniz.
Bir hikâyenin olay örgüsü, olayların birbiri ardına, mantıklı bir sırayla gelişmesidir. Tıpkı bir zincirin halkaları gibi, her olay bir sonrakini tetikler veya onun sonucudur. Şimdi yukarıdaki olayları “Cepheye Koşan At” hikâyesinin akışına uygun şekilde sıralayalım. Unutma, hikâye elimizde olmasa da, olayların mantıksal gelişimini tahmin edebiliriz. Zincirde 6 halka var ama 7 olay verilmiş. Demek ki en önemli 6 olayı seçeceğiz veya bazıları birbiriyle çok bağlantılı olacak.
Adım 1: Hikâyenin başlangıcında genellikle bir durum tespiti, bir sorun veya bir çağrı olur.
Dedesi, Ahmet’e vatanın içinde bulunduğu zor durumu anlatır. (Hikâyenin zeminini hazırlayan, vatanın içinde bulunduğu sıkıntılı durumu anlatan ilk olay bu olabilir.)
Adım 2: Zor durum anlaşıldıktan sonra, genellikle bir harekete geçme çağrısı gelir.
Bir subay, Tekâlif-i Milliye emirlerini köy meydanında köylülere iletir. (Bu, resmi bir çağrı ve bir dönüm noktasıdır.)
Adım 3: Çağrıya karşı bir tepki, bir motivasyon veya bir kararsızlık yaşanır.
Yaşlı bir kadın, yorgun ve umutsuz köylüleri cesaretlendirerek harekete geçirir. (Subayın çağrısının ardından köylülerin moralini yükseltme ve onları harekete geçirme çabası.)
Adım 4: Genel bir çağrı ve motivasyonun ardından, toplumsal bir eylem gerçekleşir.
Bütün bir köy, elinde avucunda ne varsa cepheye gönderir. (Köylülerin cesaretlenmesi ve ulusal çağrıya topluca yanıt vermesi.)
Adım 5: Toplumsal eylemin içinde, hikâyenin ana konusuna odaklanan kişisel bir fedakârlık kararı alınır.
Ahmet’in dedesi ve nenesi Gülcemâl’i cepheye göndermeye karar verir. (“Cepheye Koşan At” hikâyesinin merkezindeki fedakârlık.)
Adım 6: Bu kararın ardından, atın cepheye gitme süreci veya son anı gerçekleşir.
Gülcemâl, bir ıslıkla Ahmet’in yanına koşar. (Gülcemâl’in cepheye gönderilme kararının ardından Ahmet’le vedalaşması veya cepheye gitmek için hazır oluşu.)
Not: “Aylardır tek damla düşmeyen Anadolu bozkırına nihayet yağmur yağar.” olayı, hikâyenin sembolik bir unsuru olup, genellikle bir umut ışığı veya zorluğun sona ermesiyle ilişkilendirilir. Olay örgüsünün doğrudan bir halkası olmaktan ziyade, hikâyeye duygusal bir derinlik katar. Zincirde 6 halka olduğu için, bu sembolik olayı ana olay örgüsünün dışına bırakmış olduk.
Sonuç:
Olayların doğru sıralaması ve zincirdeki yerleri şöyle olmalıdır:
–
–
–
–
–
d. Etkinliğin “ç” maddesindeki zincirin altıncı halkası kopmuş olsaydı neler yaşanabilirdi? Söyleyiniz.
Şimdi bir hayal kuralım. Az önceki olay örgüsünde altıncı halka, yani “Gülcemâl, bir ıslıkla Ahmet’in yanına koşar.” olayı gerçekleşmeseydi ne olurdu? Bu olay, Gülcemâl’in cepheye gitme kararının fiiliyata dökülmesi veya son hazırlığıdır. Eğer bu halka kopmuş olsaydı, yani Gülcemâl cepheye gitmeseydi, hikâyenin ana fikri ve adı bile değişirdi.
Açıklama:
Adım 1: Altıncı halka, Gülcemâl’in cepheye gitme kararının son adımıdır. Eğer bu halka kopmuş olsaydı, yani Gülcemâl bir şekilde cepheye gidemeseydi,
Adım 2: Ahmet’in dedesi ve nenesinin aldığı büyük fedakârlık kararı gerçekleşemezdi.
Adım 3: “Cepheye Koşan At” başlığının anlamı kalmazdı, çünkü at cepheye koşmamış olurdu.
Adım 4: Hikâye, bir fedakârlık ve vatan sevgisi öyküsü olmaktan çıkar, belki de bir pişmanlık veya çaresizlik öyküsüne dönüşebilirdi. Köyün ve Ahmet’in ailesinin umudu kırılırdı.
Sonuç:
Eğer zincirin altıncı halkası kopmuş olsaydı, yani Gülcemâl cepheye gitmeseydi, Ahmet’in dedesi ve nenesinin yaptığı fedakârlık boşa giderdi. Hikâyenin ana teması olan vatan sevgisi ve fedakârlık tam olarak yerine getirilemezdi. Hikâyenin adı olan “Cepheye Koşan At” anlamını yitirirdi ve köyde yaşayanların umutları kırılırdı. Belki de cephedeki askerlere ulaştırılması gereken destek aksamış olurdu.
e. Hikâyenin şahıs kadrosunda Ahmet’in babasının yer almama sebebini hikâyenin zamanı ile ilişkilendirerek açıklayınız.
Bu çok güzel bir gözlem! Hikâyede Ahmet’in dedesi ve nenesinden bahsedilirken, babasının adı geçmiyor. Bu durum, hikâyenin geçtiği zamanla, yani Kurtuluş Savaşı dönemiyle çok yakından ilgili olabilir. O dönemde ülkemiz çok zor zamanlardan geçiyordu.
Açıklama:
Adım 1: Hikâyenin geçtiği zaman dilimi, Tekâlif-i Milliye emirlerinden bahsedilmesiyle birlikte Kurtuluş Savaşı dönemi olduğunu düşündürüyor.
Adım 2: Kurtuluş Savaşı döneminde, vatan savunması için genç ve eli silah tutan erkekler cepheye çağrılırdı.
Adım 3: Ahmet’in babasının hikâyede yer almaması, onun vatan savunması için cephede olduğu veya ne yazık ki şehit düşmüş olabileceği ihtimalini akla getiriyor.
Adım 4: Bu durum, o dönemin Anadolu insanının yaşadığı büyük fedakârlıkları ve ailelerin erkek fertlerinden uzak kalma zorunluluğunu da gözler önüne seriyor. Dedesi ve ninesi, Ahmet’in babasının yokluğunda hem Ahmet’e sahip çıkmış hem de Gülcemâl gibi değerli bir varlıklarını cepheye göndererek vatan görevini yerine getirmeye çalışmışlardır.
Sonuç:
Hikâyenin şahıs kadrosunda Ahmet’in babasının yer almama sebebi, hikâyenin geçtiği Kurtuluş Savaşı dönemiyle ilgilidir. Bu dönemde vatan savunması için eli silah tutan tüm erkekler cepheye çağrılıyordu. Ahmet’in babası da muhtemelen cephede vatanı için savaşıyor veya ne yazık ki şehit düşmüş olabilir. Bu durum, o dönemin ailelerinin yaşadığı zorlukları ve fedakârlıkları gösteren acı bir gerçektir.
Umarım bu açıklamalar, “Cepheye Koşan At” hikâyesini ve hikâye unsurlarını daha iyi anlamana yardımcı olmuştur. Başarılar dilerim!