6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 1. Kitap Sayfa 73
Merhaba sevgili öğrencim, Türkçe dersine hoş geldin! Bugün seninle çok önemli bir konuyu, yani Bağımsızlık Yolu‘nu anlatan metin ve videolarla ilgili soruları adım adım çözeceğiz. Unutma, bu sorular hem okuduğunu anlama becerini hem de vatan sevgisi gibi güçlü duyguları anlamana yardımcı olacak. Hazırsan başlayalım!
3. ANLAYALIM
a. Aşağıdaki ifadeleri okuduğunuz metinden hareketle tamamlayınız.
Sevgili öğrencim, bu soruları cevaplarken metnin kendisi olmasa da, başlığın “Bağımsızlık Yolu” olduğunu ve genellikle bu tür metinlerin vatan sevgisi, fedakârlık, milli mücadele gibi konuları işlediğini düşünerek cevaplayalım.
Çözüm:
-
• Ahmet’in ninesi Gülcemâl’in yelesine ve kuyruğuna kına yakıyordu çünkü Gülcemâl, milli mücadele için cepheye gönderilecek, yani bir fedakârlık yapılacaktı. Kına, Türk kültüründe özel bir veda ve adanmışlık sembolüdür.
Açıklama: Türk kültüründe kına, özel durumlar için yakılan bir semboldür. Askerler cepheye giderken, gelinler evlenirken kına yakılır. Bu, bir tür adanmışlık, fedakârlık veya önemli bir yolculuğa çıkışın işaretidir. Metnin genel teması bağımsızlık ve fedakârlık olduğuna göre, Gülcemâl adlı atın da vatan için bir göreve gideceği, belki de cephede kullanılacağı için kına yakıldığı tahmin edilebilir.
-
• “Eğer ki biz bu ata toprağından gidersek türküler susar, ozanlar dilsiz kalır evlâdım. Yunus Emre ölür, Karacaoğlan ölür, Pir Sultan ölür…” dedi. Bence Ahmet’in dedesi bu sözleri söylerken vatan toprağının kültürel değerlerle olan derin bağını ve toprağın kaybedilmesi durumunda milli kimliğin de yok olacağını vurgulamak istiyor.
Açıklama: Dedenin bu sözleri, vatan toprağının sadece bir coğrafya parçası olmadığını, aynı zamanda bizim kimliğimizin, kültürümüzün, sanatımızın ve tarihimizin de üzerinde yaşadığı yer olduğunu anlatıyor. Eğer toprağımız elimizden giderse, Yunus Emre, Karacaoğlan gibi büyük ozanlarımızın mirası da unutulur, türkülerimiz susar, yani kültürümüz yok olur demek istiyor. Bu, vatan sevgisinin ve toprağa bağlılığın ne kadar önemli olduğunu gösterir.
-
• “Ahmet soluk soluğa kalmıştı. Ellerini kavuşturup yutkundu, hiç ses etmedi. Büyük insanlara mahsus bir ağırbaşlılıkla kısrağa yaklaştı…” Bence Ahmet’in bu fedakârlığa karar vermesinde etkili olan vatan sevgisi, bağımsızlık aşkı ve milletine duyduğu derin bağlılık değeridir.
Açıklama: Ahmet’in bu halleri, onun çok zor ama bir o kadar da önemli bir karar verdiğini gösteriyor. Soluk soluğa kalması, yutkunması, bu kararın onun için ne kadar güç olduğunu anlatır. Ancak buna rağmen, ağırbaşlılıkla kısrağa yaklaşması, kararlılığını ve bu fedakârlığı yapmaya hazır olduğunu gösterir. Bu tür büyük fedakârlıkların arkasında genellikle vatan sevgisi, özgürlük isteği ve milletine karşı duyulan sorumluluk gibi yüce değerler yatar.
b. Ön bilgilerinizden ve etkinliğin “a” maddesine yazdığınız cevaplardan hareketle okuduğunuz metnin ana fikrini belirleyerek yazınız.
Çözüm:
Adım 1: “a” maddesindeki cevaplarımızı hatırlayalım. Vatan için fedakârlık, toprağın kültürel önemi ve vatan sevgisinin büyük bir değer olduğu konuları üzerinde durduk.
Adım 2: Bu düşünceleri bir araya getirdiğimizde metnin bize ne anlatmaya çalıştığını bulabiliriz.
Açıklama: Ana fikir, bir metnin bize vermek istediği en önemli mesajdır. Az önceki cevaplarımızda vatan sevgisi, fedakârlık ve toprağın korunması gibi temalar öne çıktı. İşte bu temaları birleştirince metnin ana fikri ortaya çıkıyor.
Sonuç: Okuduğumuz metnin ana fikri, vatan sevgisiyle dolu insanların bağımsızlık uğruna her türlü fedakârlığı yapmaya hazır olduğu ve vatan toprağının sadece bir yer değil, aynı zamanda milli kimliğimizin ve kültürümüzün de temeli olduğudur.
c. Yakın zamanda ülkemizde yaşanan, birlik ve beraberliğimizle üstesinden geldiğimiz olayları düşününüz. Metnin ana fikrinden yola çıkarak zor günlerde ülkemiz için gösterebileceğiniz fedakârlıkların neler olabileceğini tartışınız.
Çözüm:
Adım 1: Yakın zamanda ülkemizde yaşadığımız ve birlik olarak üstesinden geldiğimiz olayları düşünelim. Mesela, büyük depremler, sel felaketleri, salgın hastalıklar gibi zor zamanlar geldi aklımıza.
Adım 2: Bu olaylarda millet olarak nasıl kenetlendiğimizi, birbirimize nasıl yardım ettiğimizi hatırlayalım.
Adım 3: Metnin ana fikri olan fedakârlık ve vatan sevgisini düşünerek, bizlerin de böyle zor zamanlarda neler yapabileceğimizi belirleyelim.
Açıklama: Sevgili öğrencim, ülkemiz zaman zaman doğal afetler, salgın hastalıklar gibi zorlu süreçlerden geçiyor. Böyle zamanlarda tüm millet olarak bir araya gelip birbirimize destek oluyoruz. Tıpkı milli mücadele dönemindeki gibi, herkes elinden geleni yapıyor. Senin de bu yaşta bile yapabileceğin fedakârlıklar var elbette. Belki büyük bir savaş gibi değil ama başka türlü fedakârlıklar…
Sonuç: Yakın zamanda yaşadığımız deprem, sel gibi felaketlerde veya salgın hastalık dönemlerinde milletimiz büyük bir birlik ve beraberlik örneği gösterdi. Metnin ana fikri olan fedakârlık ruhuyla ben de ülkem için zor zamanlarda şunları yapabilirim:
-
Bilinçli bir vatandaş olarak kurallara uyar, toplumsal sağlığa ve güvenliğe katkıda bulunurum.
-
İhtiyaç sahiplerine elimden geldiğince yardım ederim, belki kumbaramdaki parayı bağışlarım ya da yardım kampanyalarına katılırım.
-
Okulda ve çevremde birlik ve beraberliği güçlendirecek davranışlar sergilerim, arkadaşlarım arasında dayanışmayı teşvik ederim.
-
Ülkemin geleceği için çok çalışır, derslerime iyi odaklanır, başarılı bir birey olarak vatanıma hizmet etmeye şimdiden hazırlanırım.
4. ANLAYALIM
a. Yandaki karekodu okutarak “Kurtuluştan Kuruluşa (Tekâlif-i Milliye)” adlı içeriği önce sessiz izleyiniz.
Çözüm:
Sevgili öğrencim, ben bir yapay zeka olduğum için maalesef yandaki karekodu okutarak “Kurtuluştan Kuruluşa (Tekâlif-i Milliye)” adlı içeriği izleyemiyorum. Ancak bu videonun adından ve genel konumuzdan yola çıkarak, içeriğin Kurtuluş Savaşı döneminde halkımızın büyük fedakârlıklarla orduya nasıl destek verdiğini anlattığını tahmin ediyorum. Özellikle “Tekâlif-i Milliye” kelimesi, bu dönemde Mustafa Kemal Atatürk’ün ordunun ihtiyaçlarını karşılamak için halktan istediği yardımları ifade eder. Bu bilgiler ışığında diğer soruları cevaplayalım.
b. İçeriğin son sahnesinde masada oturan ihtiyar adamın görevini ve bu görevi hangi amaçla yerine getirdiğini tahmin ediniz ve tahmininizin gerekçesini sözlü olarak açıklayınız.
Çözüm:
Adım 1: Videonun adındaki “Tekâlif-i Milliye” kavramını hatırlayalım. Bu, Kurtuluş Savaşı sırasında ordunun ihtiyaçları için halktan toplanan mal ve hizmet yardımlarıydı.
Adım 2: İhtiyar adamın masada oturup bu tür bir görevde olduğunu düşünerek, onun ne yapıyor olabileceğini tahmin edelim.
Açıklama: Tekâlif-i Milliye Emirleri, ordunun yiyecek, giyecek, silah gibi ihtiyaçlarını karşılamak için çıkarılmıştı. Bu emirler doğrultusunda halk, elinde ne varsa ordumuza bağışlamıştı. Köylerde, kasabalarda bu yardımları toplayan görevliler vardı. İhtiyar adam da bu görevlilerden biri olabilir.
Sonuç: Tahminimce, içeriğin son sahnesinde masada oturan ihtiyar adamın görevi, Tekâlif-i Milliye Emirleri kapsamında halktan gelen yardımları (yiyecek, giyecek, hayvan, silah vb.) kaydetmek ve düzenlemekti. Bu görevi yerine getirmesindeki amacı ise vatanın düşman işgalinden kurtarılması için Milli Ordu’ya destek olmak, bağımsızlık mücadelesine katkıda bulunmaktı. Onun için bu, vatan borcunu ödemenin bir yoluydu.
c. İçeriğin son sahnesinde kadın, yaşlı ve çocukların çoğunlukta olduğu görülmektedir. Bu durumun sebebi ne olabilir? Tartışınız.
Çözüm:
Adım 1: Kurtuluş Savaşı döneminde cephede kimlerin savaştığını düşünelim.
Adım 2: Cephede savaşanlar dışındaki nüfusun kimlerden oluştuğunu ve onların ne gibi görevler üstlendiğini hatırlayalım.
Açıklama: Kurtuluş Savaşı’nda cephede genç ve yetişkin erkekler savaşıyordu. Bu durumda cephe gerisinde, yani köylerde ve şehirlerde hayatı devam ettiren, tarım yapan, üretim yapan, ordunun ihtiyaçlarını karşılayanlar kimlerdi? İşte onlar genellikle kadınlar, yaşlılar ve çocuklardı. Onlar cepheye asker gönderirken, bir yandan da memleketi ayakta tutmaya çalışıyorlardı.
Sonuç: İçeriğin son sahnesinde kadın, yaşlı ve çocukların çoğunlukta olmasının sebebi şudur: Kurtuluş Savaşı döneminde genç ve sağlıklı erkekler cephede düşmanla savaşıyordu. Bu yüzden cephe gerisinde kalan, üretimi sürdüren, ev işlerini yapan, çocuklara bakan ve aynı zamanda Tekâlif-i Milliye gibi yardımlara katkıda bulunan kesim genellikle kadınlar, yaşlılar ve çocuklardı. Bu durum, savaşın sadece cephede değil, tüm toplumun katılımıyla, cephe gerisinde de büyük bir mücadeleyle verildiğini gösterir.
ç. İçeriği tekrar sesli izleyiniz. Türk halkının yurdunu düşman işgalinden kurtarmak için varını yoğunu ortaya koyması hangi duygu ve değerlere sahip olduğunu gösteriyor? Söyleyiniz.
Çözüm:
Adım 1: “Varını yoğunu ortaya koymak” ne anlama geliyor, bunu düşünelim. Yani elinde avucunda ne varsa, sahip olduğu her şeyi feda etmek demektir.
Adım 2: Bir insanın veya bir milletin bu kadar büyük bir fedakârlığı neden yapabileceğini, arkasındaki duyguları ve değerleri sorgulayalım.
Açıklama: Sevgili öğrencim, bir insan ya da bir millet, ancak çok sevdiği, çok değer verdiği bir şey için “varını yoğunu” ortaya koyar. Vatan da bizim için işte öyle bir değerdir. Atalarımızın bu toprağı canları pahasına koruması, elindekini avucundakini esirgememesi, çok güçlü duyguların ve değerlerin bir göstergesidir.
Sonuç: Türk halkının yurdunu düşman işgalinden kurtarmak için varını yoğunu ortaya koyması, milletimizin derin bir vatan sevgisine, bağımsızlık aşkına, özgürlük tutkusuna, fedakârlık ruhuna, birlik ve beraberlik duygusuna, dayanışma ve kahramanlık gibi yüce değerlere sahip olduğunu gösteriyor. Bu, aynı zamanda büyük bir azim ve kararlılıkla hareket ettiklerinin de ispatıdır.
Umarım bu açıklamalar senin için anlaşılır ve öğretici olmuştur. Unutma, bu tür konuları anlamak, hem tarihimizi öğrenmek hem de vatanımıza olan sevgimizi pekiştirmek için çok önemlidir. Başka sorularda görüşmek üzere!