7. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Kitabı Cevapları Ekoyay Yayınları Sayfa 89
Merhaba sevgili öğrencilerim! Sosyal Bilgiler dersimizin bu bölümünde, metinleri dikkatlice okuyup görsellerle ilişkilendirerek soruları cevaplandıracağız. Hazırsanız, ilk sorumuzla başlayalım!
**Soru 1:** Ramazan Bayramı’nın Türkler için ne ifade ettiği metne göre açıklayınız.
Bu soruda bizden, Ramazan Bayramı’nın Türkler için ne kadar özel bir gün olduğunu metinden bularak anlatmamız isteniyor. Metni dikkatlice okuduğumuzda:
-
Ramazan Bayramı’nın Türklerin en büyük bayramı olduğunu,
-
Bu bayramda övülmeye değer bir şeye uyarıldığını,
-
Bütün düşmanlardan özür dilemelerinin ve onlarla barışmalarının olduğunu,
-
Çünkü eğer kalplerinde birine karşı kötülük varsa bayram yapamayacaklarına inandıklarını,
-
Ve en önemlisi, bayramın üç gün süresince tanıdıkları kimselere rastlarlarsa onlarla öpüşüp koklaştıklarını ve birbirlerine iyi bayramlar dilediklerini görebiliyoruz.
Yani özetle, Ramazan Bayramı Türkler için sadece bir tatil değil, aynı zamanda sevgi, barış ve af dolu bir zamandır.
**Soru 2:** Metinde bahsedilen “cirit oyunu” hakkında bilgi veriniz.
Şimdi de sırada cirit oyunu var! Metinlerde cirit oyunu hakkında bize neler anlatılmış, bir bakalım:
-
Seyahatnamelerde okunduğunu, cirit ve güreşten söz edildiğini,
-
Özellikle cirit oyununun seyyahların hayranlığını kazandığını,
-
İki takım halinde, üstünde uzun bir sopayla oynanan bir oyun olduğunu,
-
Bütün paşalar ve askeriyedeki kavak meydanı’nda silahşorluk edip cirit oynadıklarını,
-
Geniş bir meydan olduğundan ortasında üç kat gemi direklerini birbirine bağlayıp dikmişler,
-
Ve bu direklerin tepesinde de altın yaldızlı topun durduğunu,
-
Bütün oyuncuların atları üzerinde birbirleriyle yarışıp ok attıklarını,
-
Vuranların yarışmacılara hediye verildiğini öğreniyoruz.
Gördüğünüz gibi cirit oyunu, hem cesaret hem de beceri gerektiren, izlemesi de oldukça keyifli bir geleneksel Türk oyunudur.
**Soru 3:** Metne göre, seyyahların giyim kuşam hakkında yazdıklarına örnek veriniz.
Bu soruda bizden, seyyahların giyim kuşamla ilgili neler yazdığına dair bir örnek bulmamız isteniyor. Metnin son kısmına göz attığımızda:
-
Ayakların daima temiz olması gerektiğini,
-
Yazın giydikleri ayakkabıların ince deriden mor, kırmızı veya sarı renkte yapıldığını,
-
Bizdeki kumaşların boyanışı gibi deriye çok güzel renkler verildiğini,
-
Kepenek yerine de dolama adı verilen topuklara kadar uzun ve bol elbiseler giyildiğini,
-
Manto olarak uzun ve bol elbiseler giyildiğini,
-
Giysilerin mümkün olduğu kadar iyi kumaştan yapıldığını,
-
Kalite itibarıyla yüksek olmamakla beraber üzerine türlü nakışlar konmuş gösterişli ve zarif çeşit çeşit kumaş dokunduğunu
görebiliyoruz. Yani seyyahlar, Türklerin giyim kuşamlarının hem şık hem de kaliteli olduğunu belirtmişler.
**Soru 4:** Günümüzdeki giysi ve ayakkabılarla metinde anlatılanlar arasında ne gibi benzerlikler ve farklılıklar bulunmaktadır?
Bu soru biraz daha düşünmemizi gerektiriyor. Hem günümüzdeki giyim tarzımızı hem de metinde okuduklarımızı karşılaştıracağız. Bakalım ne gibi benzerlikler ve farklılıklar var:
Benzerlikler:
-
Ayakkabıların Önemi: Her iki dönemde de ayak sağlığına ve ayakkabıların rahatlığına önem verildiği anlaşılıyor. Metinde “Ayakların daima temiz olması gerekir.” denmesi, günümüzde de hijyenin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.
-
Renklerin Kullanımı: Metinde ayakkabıların mor, kırmızı veya sarı gibi renklerde yapıldığı belirtilmiş. Günümüzde de giyimde ve ayakkabılarda pek çok farklı renk kullanılıyor. Bu, renklerin her zaman modanın bir parçası olduğunu gösteriyor.
-
Kaliteli Kumaşlar: Metinde “mümkün olduğu kadar iyi kumaştan yapıldığı” ifadesi geçiyor. Günümüzde de insanlar kıyafet alırken kumaşın kalitesine dikkat ediyorlar.
Farklılıklar:
-
Giysi Çeşitliliği ve Tasarımı: Metinde bahsedilen “dolama” gibi geleneksel giysiler, günümüzdeki pantolon, etek, elbise gibi çok daha çeşitli ve modern kesimli giysilerden farklı. Günümüzde giyim tarzları hem daha pratik hem de çok daha fazla kişisel tercihe göre şekilleniyor.
-
Ayakkabı Modelleri: Metinde bahsedilen “ince deriden yapılmış ayakkabılar” ile günümüzdeki spor ayakkabıları, topuklu ayakkabılar, botlar gibi çok daha farklı ve teknolojik ayakkabı modelleri arasında büyük farklar var.
-
Süsleme ve Nakışlar: Metinde “üzerine türlü nakışlar konmuş gösterişli ve zarif çeşit çeşit kumaş” ifadesi geçiyor. Günümüzde de nakışlı giysiler olsa da, bu kadar yoğun ve geleneksel nakışlar daha çok özel günlere veya belirli yöresel kıyafetlere özgü kalmıştır.
-
Mevsimlere Göre Giyim: Metinde “Yazın giydikleri ayakkabılar ince deriden…” denmesi, mevsimlere göre giyimin önemli olduğunu gösteriyor. Günümüzde de bu durum devam etmekle birlikte, ısıtma ve soğutma sistemlerinin gelişmesiyle giyimde daha esnek davranılabiliyor.
Gördüğünüz gibi, zaman geçtikçe giyim ve ayakkabı modası da değişiyor ama bazı temel ihtiyaçlar ve tercihler hep aynı kalıyor.
**Soru 5:** Seyyah Osmanlı’da kullanılan giysi ve ayakkabıların hangi özelliklerinden etkilenmiştir?
Son olarak, seyyahların Osmanlı’daki giyim kuşamla ilgili en çok neyden etkilendiğini bulalım. Metni tekrar okuduğumuzda, seyyahların özellikle giysilerin:
-
Güzelliği ve Renkleri: “Bizdeki kumaşların boyanışı gibi deriye çok güzel renkler verilir.” ifadesi, renklerin ve kumaşların güzelliğinden etkilendiğini gösteriyor.
-
Kalitesi: “Mümkün olduğu kadar iyi kumaştan yapıldığı… Kalite itibarıyla yüksek olmakla beraber…” cümleleri, giysilerin kalitesinden ne kadar etkilendiğini ortaya koyuyor.
-
Gösteriş ve Zarafeti: “Üzerine türlü nakışlar konmuş gösterişli ve zarif çeşit çeşit kumaş dokunur.” ifadesi, giysilerin üzerindeki süslemelerin ve genel zarafetin seyyahları etkilediğini gösteriyor.
Yani seyyahlar, Osmanlı’nın giyim kuşamındaki hem estetik güzelliğe hem de kumaşların kalitesine hayran kalmışlar.