7. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Kitabı Cevapları Ekoyay Yayınları Sayfa 74
Merhaba sevgili öğrencilerim! Ben sizin Sosyal Bilgiler öğretmeniniz. Bugün elimize geçen bu harika görselle hem geçmişe bir yolculuk yapacak hem de bilgimizi tazeleyeceğiz. Hazırsanız başlayalım!
—
Soru 1:
Metinde tulumbacıların yangınlara giderken giydiği kıyafetlerin özelliği hakkında ne söylenmektedir?
Çözüm:
Metni dikkatlice okuduğumuzda şu ifadeyi görüyoruz: “…yangınlara giderken tulumba mahallenin, semtin sembolü hâline geldi. Yangına giderken ve yangın dönüşü koşular, yangını unutturacak kadar iddialı oluyordu. “Yangın var!” cümlesi dulunulunca hepsi koşuşlarına giderek cevaplarını, üniformalarını atıyorlar, dizliklerini çekip formaları-nı geçiriyorlar ve yalınayak tulumba sandığının kolu altına girerek yangına koşuyorlardı.”
Bu cümleden anladığımız kadarıyla, tulumbacılar yangınlara giderken ve dönerken çok hızlı koşuyorlarmış. Hatta öyle ki, üniformalarını çıkarıp dizliklerini çekip, yalınayak koşarak yangına müdahale ediyorlarmış. Bu da onların kıyafetlerinin hareketlerini kısıtlamadığını, hatta bazı durumlarda daha rahat hareket etmelerini sağladığını gösteriyor.
Açıklama:
Bu soruda bizden istenen, metinde tulumbacıların yangınlara giderken giydiği kıyafetlerin hangi özelliğinin vurgulandığını bulmak. Metni okuduğumuzda, tulumbacıların üniformalarını çıkarıp, dizliklerini çekip, yalınayak koştuklarını anlıyoruz. Bu durum, kıyafetlerinin onları yavaşlatmadığını, hatta bazen daha hızlı olabilmeleri için bazılarını çıkardıklarını gösteriyor. Yani, kıyafetlerinin hareket özgürlüğünü kısıtlamadığı, hatta bazen daha rahat hareket edebilmeleri için değiştirildiği söylenebilir.
—
Soru 2:
Aşağıdaki ifadelerden hangisi tulumbacıların görevlerini yerine getirirken yaşadığı zorluklardan birini ifade etmektedir?
- a) Yangın söndürme malzemelerinin azlığı
- b) Yetersiz sayıda tulumbacı olması
- c) Yangınlara ulaşımın zorluğu
- d) Halkın tulumbacılara destek olmaması
Çözüm:
Metinde tulumbacıların bir şiirinde şöyle deniyor:
Yangın olur biz yangına gideriz
Düz ovada keklik gibi sekeriz
Yokuşlarda şahin gibi uçarız
Sandık sandıklar içinde çok şanımız var
Hazreti Mevla’ya yalvarmamız var
Bu şiirde geçen “Yokuşlarda şahin gibi uçarız” ifadesi, yokuşlu yerlerde yangınlara ulaşmanın zorluğuna işaret ediyor. Çünkü yokuşlar, özellikle de yangın söndürme ekipmanlarıyla birlikte yokuş tırmanmak oldukça zahmetlidir. Şahin gibi uçmak, bu zorluğa rağmen hızlı ve çevik olmaya çalıştıklarını gösteriyor.
Açıklama:
Bu soruda, tulumbacıların görevlerini yaparken karşılaştıkları zorluklardan birini bulmamız isteniyor. Metinde yer alan bir şiirde “Yokuşlarda şahin gibi uçarız” deniyor. Bu dizeyi düşünelim. Yokuşlar, özellikle de ağır tulumba gibi ekipmanlarla yangına giderken, iniş ve çıkışlarda zorluk çıkarabilir. Yani, bu ifade, yangın çıkan yerlere ulaşımın, özellikle de yokuşlu arazilerde zor olabileceğini anlatıyor. Diğer seçenekler metinde doğrudan bu şekilde belirtilmiyor.
—
Soru 3:
Görseldeki tulumbacılar ile günümüzdeki itfaiye teşkilatı arasında ne gibi farklılıklar bulunmaktadır?
Çözüm:
Görsele baktığımızda, tulumbacıların genellikle elden ele su taşıyan basit tulumba araçları kullandığını görüyoruz. Giysileri de daha geleneksel kıyafetler şeklinde. Günümüzdeki itfaiye teşkilatları ise son teknoloji araçlara (itfaiye merdivenleri, özel yangın söndürme araçları, modern kıyafetler, iletişim sistemleri vb.) sahip. Ayrıca itfaiye teşkilatları daha organize, eğitimli ve profesyonel bir yapıya sahip.
Açıklama:
Bu soruda bizden, görselde gördüğümüz tulumbacılar ile şimdiki itfaiyeciler arasındaki farkları bulmamız isteniyor. Görseldeki tulumbacılara dikkat edince, ellerinde tuttukları aletlerin basit tulumba olduğunu ve kıyafetlerinin de o döneme ait olduğunu görüyoruz. Günümüzdeki itfaiyeciler ise kocaman, teknolojik araçlar kullanıyorlar; ambulanslar, özel yangın söndürme tüpleri, yüksek merdivenli araçlar gibi. Ayrıca itfaiyecilerin giydiği kıyafetler de özel olarak üretilmiş, yanmaz ve koruyucu özelliklere sahip. Yani en büyük farklar kullanılan teknoloji, araçlar, ekipmanlar ve profesyonellik seviyesinde diyebiliriz.
—
Etkinlik Zamanı
A. Lale Devri’ndeki bazı yenilikler ve bunların ilgili olduğu alanlar verilmiştir. Bunları uygun şekilde eşleştiriniz.
1. Kütüphaneler açıldı.
- a) sağlık
- b) eğitim-kültür
- c) siyasi
- ç) ekonomi
- d) sanat
Çözüm:
Kütüphaneler, bilgi ve öğrenme yerleridir. Bu nedenle, kütüphanelerin açılması doğrudan eğitim-kültür alanıyla ilgilidir.
Açıklama:
Sevgili öğrenciler, bu kısımda Lale Devri’ndeki yenilikleri hangi alanlara ait olduğunu bulacağız. İlk olarak “Kütüphaneler açıldı” diyor. Kütüphaneler ne işe yarar? Kitapların olduğu, insanların okuyup bilgi edindiği yerlerdir değil mi? İşte bu yüzden kütüphaneler eğitim ve kültür alanına girer.
—
2. Çiçek aşısı uygulanmaya başlandı.
- a) sağlık
- b) eğitim-kültür
- c) siyasi
- ç) ekonomi
- d) sanat
Çözüm:
Çiçek aşısı, hastalıkları önlemek ve insanları korumak için yapılır. Bu da doğrudan sağlık alanına aittir.
Açıklama:
Şimdi de “Çiçek aşısı uygulanmaya başlandı” diyor. Aşılar ne için yapılır? Hastalanmamak, daha sağlıklı olmak için değil mi? O zaman bu yenilik de sağlık alanıyla ilgilidir.
—
3. Yabancı eserler Türkçeye çevirmek için tercüme odası kuruldu.
- a) sağlık
- b) eğitim-kültür
- c) siyasi
- ç) ekonomi
- d) sanat
Çözüm:
Yabancı eserlerin Türkçeye çevrilmesi, bilginin ve kültürün yayılmasını sağlar. Bu da eğitim-kültür alanına girer.
Açıklama:
Sıradaki yenilik: “Yabancı eserler Türkçeye çevirmek için tercüme odası kuruldu.” Düşünün bakalım, yabancı kitapları okuyup anlamak, yeni bilgiler öğrenmek hangi alana girer? Elbette ki eğitim ve kültür alanına!
—
4. Kumaş ve çini imalathaneleri açıldı.
- a) sağlık
- b) eğitim-kültür
- c) siyasi
- ç) ekonomi
- d) sanat
Çözüm:
Kumaş ve çini üretimi, mal ve hizmetlerin ortaya çıkmasıyla ilgilidir. Bu da ekonomi alanına girer.
Açıklama:
Şimdi de “Kumaş ve çini imalathaneleri açıldı” maddesine geldik. İmalathane demek, bir şeyler üretilen yer demek. Kumaş dokumak, çini yapmak birer üretim faaliyetidir. Üretim ve ticaret işleri de hangi alanla ilgiliydi? Hatırlayalım, ekonomi!
—
5. Avrupa mimarisi örnek alınarak eserler yapıldı.
- a) sağlık
- b) eğitim-kültür
- c) siyasi
- ç) ekonomi
- d) sanat
Çözüm:
Mimari, estetik ve yapım biçimleriyle ilgilidir. Bu nedenle, Avrupa mimarisinin örnek alınarak eserler yapılması sanat alanına girer.
Açıklama:
Bir diğer yenilik: “Avrupa mimarisi örnek alınarak eserler yapıldı.” Mimari dediğimiz şey, binaların nasıl yapılacağı, nasıl görüneceği ile ilgilidir. Güzel binalar yapmak, estetik değer katmak da sanatla ilgilidir.
—
6. Avrupa başkentlerine elçiler gönderildi.
- a) sağlık
- b) eğitim-kültür
- c) siyasi
- ç) ekonomi
- d) sanat
Çözüm:
Elçiler göndermek, devletler arası ilişkileri yürütmekle ilgilidir. Bu da doğrudan siyasi alanla ilgilidir.
Açıklama:
Son olarak “Avrupa başkentlerine elçiler gönderildi” maddesi var. Elçiler, ülkeler arasındaki ilişkileri kurmak, konuşmak için gönderilirler. Bu da tamamen devlet işleri, yani siyasi alanla ilgili bir durumdur.
—
B. Yukarıda verilen yeniliklerin Osmanlı toplumuna ve ekonomisine etkilerini söyleyiniz.
Çözüm ve Açıklama:
Bu soruda bizden, yukarıda öğrendiğimiz yeniliklerin hem Osmanlı toplumuna hem de ekonomisine ne gibi etkileri olduğunu düşünmemiz isteniyor. Hadi birlikte düşünelim:
-
Kütüphaneler açılması ve yabancı eserlerin çevrilmesi gibi yenilikler, insanların daha çok okumasını, bilgiye ulaşmasını sağlayarak toplumun eğitim ve kültür seviyesini yükseltir. Yeni fikirlerin yayılmasına yardımcı olur.
-
Çiçek aşısının uygulanması, hastalıkların daha az görülmesini sağlayarak halkın sağlığını iyileştirir. Daha sağlıklı insanlar daha üretken olacağı için dolaylı olarak ekonomiye de katkı sağlar.
-
Kumaş ve çini imalathanelerinin açılması, yeni ürünlerin üretilmesini sağlar. Bu da hem halkın ihtiyaçlarının karşılanmasına hem de ekonominin canlanmasına, yeni iş alanları açılmasına yol açar.
-
Avrupa mimarisi örnek alınarak eserler yapılması, şehirlerin daha güzel görünmesini sağlar, estetik açıdan gelişime katkıda bulunur. Bu da kültürel ve sanatsal gelişimi gösterir.
-
Avrupa başkentlerine elçiler gönderilmesi, Osmanlı Devleti’nin diğer ülkelerle olan ilişkilerini güçlendirir, diplomasiyi geliştirir. Bu da devletin siyasi gücünü ve itibarını artırır.
Yani özetle, bu yenilikler Osmanlı toplumunu daha bilgili, sağlıklı ve modern hale getirirken, ekonomiyi de canlandırmış ve devletin uluslararası alandaki yerini güçlendirmiştir.
—
Umarım bu çözümler ve açıklamalar sizin için faydalı olmuştur. Hepinize başarılar dilerim!