7. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Kitabı Cevapları Ekoyay Yayınları Sayfa 134
Merhaba sevgili öğrencilerim! Bugün sizlerle birlikte “Türk-İslam Medeniyetinde Bilginler” konusunu işleyeceğiz. Gelin, görseldeki soruları hep birlikte adım adım çözelim ve bu harika medeniyetin bilgilerini daha yakından tanıyalım.
***
Minyatürleri inceleyiniz. Minyatürlerde yer alan insanlar ne yapıyor olabilirler? Sizce minyatürler hangi döneme aittir? Neden?
**Çözüm:**
Görselde üç farklı minyatür görüyoruz.
* **Birinci Minyatür (Cervâhiyetü’l-Hâniyye – 4.17):** Bu minyatürde bir kişi, elindeki boruyu başka bir kişinin kulağına tutuyor. Bu durum, tıbbi bir uygulamayı veya bir tür tedavi yöntemini anlatıyor olabilir. Bu minyatürün hangi döneme ait olduğunu kesin olarak söylemek için ek bilgilere ihtiyaç duyarız ancak dönemin tıp bilgilerini yansıttığı düşünülebilir.
* **İkinci Minyatür (Şehibenname-i Murad-ı Sâlis – 4.18):** Bu minyatürde birden fazla insan, çeşitli aletlerle gökyüzünü veya bir alanı inceliyorlar. Gördüğümüz aletler teleskop, pusula gibi gözlem araçlarına benziyor. Bu da bu insanların astronomi veya coğrafya gibi bilimlerle uğraştığını gösteriyor. Bu minyatürün de bilimsel gözlemlerin yapıldığı bir döneme ait olduğunu düşünebiliriz.
* **Üçüncü Minyatür (Şehibenname-i Murad-ı Sâlis – 4.19):** Bu minyatürde ise karmaşık bir alet görünüyor. Bu alet, bir tür astronomik ölçüm cihazı veya bir küre modeli olabilir. Bu da yine bilimsel çalışmaların, özellikle astronominin yapıldığı bir dönemi işaret ediyor.
**Genel Yorum:** Bu minyatürlerde yer alan insanlar, yaptıkları eylemlerle bilimsel çalışmalarla, gözlemlerle ve tedavi yöntemleriyle meşgul görünüyorlar. Bu tarz detaylı ve bilimsel konuları işleyen minyatürler, genellikle Türk-İslam medeniyetinin altın çağlarında, özellikle de bilim ve sanata büyük önem verilen dönemlerde yapılmıştır. Bu nedenle bu minyatürlerin bu döneme ait olduğunu söyleyebiliriz.
***
Kâğıt, saat, talvîm, cam, kumaş gibi günlük hayatımızda sıkça kullandığımız nesneleri düşünelim. Herhâlde bun- lar icat edilmeseydi yaşamımızda zorluklarla karşılaşacaktık. Bunlar ve daha pek çok icat birçok medeniyetin katkısıy- ladır. Örneğin, önceki konudan da hatırlayacağımız gibi kâğıdı Çinliler icat etmişler- dir. Bununla birlikte kâğıt, önce Müslümanlar, sonra Avrupalılar tarafından geliştirilerek günümüzde kullandığımız hâlini almıştır.
Mezopotamya, Mısır, Çin, Yunan ve Roma medeniyetleri İlk Çağ’da bilimsel gelişmelere öncülük etmişlerdir. Or- ta Çağ’da ise Türk-İslam medeniyeti bilimsel gelişme sürecine önemli katkılar yapmıştır. Hz. Muhammed, sözleriyle Müslümanları bilimsel çalışmalar yapmaları için teşvik etmiştir.
“İlim peşinde koşmak her Müslüman üzerine farzdır.”
“Kuşkusuz ki âlimler peygamberlerin mirasçısıdır.”
“Beşikten mezara kadar ilmi isteyin.”Seyyid Hüseyin Nasr, İslam ve Bilim, s. 8.
Hz. Muhammed’in gösterdiği yolda ilerleyen Müslümanlar, Orta Asya’dan Atlas Okyanusu’na kadar geniş bir alanda büyük bir medeniyet kurdular. Türklerin İslamiyet’i kabul etmesiyle bu medeniyet daha da güçlendi ve yayıldı. Türk-İslam medeniyeti adını alarak 9. yüzyıldan 16. yüzyıla kadar bilimsel gelişmelere öncülük etti. Bu süreçte Müslü- man bilgiler deney ve gözleme dayalı bilimsel araştırmalar yaparak astronomi, coğrafya, matematik, tıp, kimya, fizik gibi bilim dallarında önemli buluşlar yaptılar.
Türk-İslam medeniyetinde bilimsel gelişmeler Abbasi Devleti döneminde hız kazandı. 8. yüzyıl sonlarında Beytü’l- Hikme adıyla kurulan akademi daha sonra Darü’l-Hikme olarak adlandırılmaya başlandı. Zengin bir kütüphaneye sa- hip Darü’l-Hikme’de her bilim dalı için ayrı bölümler vardı. Burası bilim insanları, sanatçılar, tercümanlar, yazarlar ve şairlerle dolup taşıyordu. Arapçadan Yunancaya kadar çok sayıda dil konuşuluyordu. Sicilya ve Bizans İmparatorluğu kütüphanelerinden getirilen eserler Arapçaya tercüme ediliyordu. Bilimsel gelişmeler daha sonra Türk-İslam devletleri döneminde de devam etti. Büyük Selçuklu Devleti Dönemi’nde 11. yüzyılda Nizamiye Medreselerinin kurulması ile günümüzdeki üniversiteler düzeyinde eğitim veren okullar açıldı. Gözlemevleri, hastaneler, kütüphaneler açılarak bi- limsel çalışmalar desteklendi. Çok sayıda bilim insanı yetişti.
134
***
Yukarıdaki metni okuyarak aşağıdaki soruları cevaplayınız.
1. Metinde tanıtılan Türk-İslam medeniyeti bilginlerinin yetişmesinde etkili olan en önemli gelişme aşağıdakilerden hangisidir?
a) Sadece Arapça bilmenin yeterli olması
b) İlim öğrenmenin sadece erkeklere mahsus olması
c) İslamiyet’in bilime ve öğrenmeye verdiği önem
d) Sadece tercüme faaliyetlerine odaklanılması
**Çözüm:**
Bu sorunun cevabını bulmak için metni dikkatlice okuyalım. Metinde Hz. Muhammed’in “İlim peşinde koşmak her Müslüman üzerine farzdır.” ve “Kuşkusuz ki âlimler peygamberlerin mirasçısıdır.” gibi sözlerine yer verilmiş. Bu sözler, İslamiyet’in bilime ve öğrenmeye ne kadar büyük önem verdiğini açıkça gösteriyor. Ayrıca metinde, Türk-İslam medeniyetinin bu önem sayesinde geliştiği ve birçok bilim insanının yetiştiği belirtiliyor.
Şimdi seçeneklere bakalım:
* **a) Sadece Arapça bilmenin yeterli olması:** Metinde Arapçadan başka dillere de tercüme yapıldığı ve farklı dillerde konuşulduğu belirtiliyor. Bu nedenle bu seçenek doğru değil.
* **b) İlim öğrenmenin sadece erkeklere mahsus olması:** Metinde böyle bir bilgi yer almıyor. Aksine, “her Müslüman” ifadesiyle bilginin genel bir gereklilik olduğu vurgulanıyor.
* **c) İslamiyet’in bilime ve öğrenmeye verdiği önem:** Metinde bu konuya bolca değinilmiş. Hz. Muhammed’in sözleri ve bilimin gelişmesindeki rolü bu seçeneği destekliyor.
* **d) Sadece tercüme faaliyetlerine odaklanılması:** Metinde tercüme faaliyetlerinin önemli olduğu belirtilse de, bunun tek başına bilginlerin yetişmesindeki en önemli gelişme olmadığını anlıyoruz. Bilimsel araştırmalar ve buluşlar da yapılmış.
Bu nedenlerle, Türk-İslam medeniyeti bilginlerinin yetişmesinde en etkili gelişme, İslamiyet’in bilime ve öğrenmeye verdiği önemdir.
**Sonuç:** c) İslamiyet’in bilime ve öğrenmeye verdiği önem
***
2. Metne göre, Türk-İslam medeniyetinde bilimsel gelişmelerin hızlandığı ve Darü’l-Hikme’nin kurulduğu dönem aşağıdakilerden hangisidir?
a) 9. yüzyıl
b) 11. yüzyıl
c) 16. yüzyıl
d) 8. yüzyıl
**Çözüm:**
Bu sorunun cevabını metnin içinde bulacağız. Metinde şu ifade geçiyor: “Türk-İslam medeniyetinde bilimsel gelişmeler Abbasi Devleti döneminde hız kazandı. 8. yüzyıl sonlarında Beytü’l- Hikme adıyla kurulan akademi daha sonra Darü’l-Hikme olarak adlandırılmaya başlandı.”
Bu cümleden de anladığımız gibi, bilimsel gelişmelerin hızlandığı ve Darü’l-Hikme’nin kurulduğu dönem 8. yüzyılın sonlarıdır.
Seçeneklere baktığımızda:
* **a) 9. yüzyıl:** Metinde bu yüzyıldan bahsediliyor ancak Darü’l-Hikme’nin kurulduğu dönem olarak değil.
* **b) 11. yüzyıl:** Bu yüzyılda Nizamiye Medreselerinin kurulduğundan bahsediliyor, Darü’l-Hikme’nin kuruluşundan değil.
* **c) 16. yüzyıl:** Metinde bu yüzyıl medeniyetin sonlarına doğru bir zaman dilimi olarak geçiyor.
* **d) 8. yüzyıl:** Metin açıkça bu yüzyılda Darü’l-Hikme’nin kurulduğunu belirtiyor.
Bu nedenle doğru cevap 8. yüzyıldır.
**Sonuç:** d) 8. yüzyıl
***
Umarım bu açıklamalar soruları daha iyi anlamanıza yardımcı olmuştur. Bilimle kalın!