7. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Kitabı Cevapları Ekoyay Yayınları Sayfa 153
Merhaba canım öğrencilerim! Sosyal bilgiler dersimize hoş geldiniz. Bugün birlikte hem okuyacağız hem de öğreneceğiz. Hazırsanız, görseldeki soruları incelemeye başlayalım!
—
**Soru 1:** Tarih öncesi dönemde toprağın işlenmesi, ekilebilir alanların çoğalması, tarıma dayalı yeni bir yaşam biçiminin başlaması beraberinde yerleşik hayata geçişi getirmiştir. Zamanla bir arada yaşama tecrübesi edinen insanlar önce küçük toplulukları, sonra köyleri, daha sonra da şehirleri oluşturmuşlardır. Aşağıdaki Mezopotamya örneğinde yerleşik hayata geçişin hikayesi anlatılmaktadır.
Gönümüzden yaklaşık 10.000 yıl önce insanın yaşam biçimini kökünden değiştirecek bir süreç başlamıştır. İnsanlar yavaş yavaş yerleşik hayata geçmeye ve tarım yapmaya başlamışlardır. Tarım devriminin tamamlanması 1.000 yıl kadar sürdü. İnsanlar ilk köyde yaşayan iki üç bin kişilik insan topluluğu haline gelmişlerdir. Kerpiçten yapılma küçük, yuvarlak kulübelerde yaşıyorlardı. Köylerinin çevresine sağlam duvarlar örmüşler ve dokuz metre yüksekliğinde kuleler inşa etmişlerdi. Cıvardaki tepelerde ve çölde yaşayan avcı-haydutlardan korkmamaları gerekiyordu. Ancak refah içindeydiler.
*James C. Davis (Ceymus C. Deyus, Amerikan), İnsanın Hikayesi, s. 11-13 (Düzenlenmiştir.)*
—
**Soru 2:** Toprağın işlenmesi ile refah seviyesinin artması arasında nasıl bir ilişki vardır? Açıklayınız.
Çözüm:
Bu soruda, toprağın işlenmesinin insanların yaşam kalitesini nasıl artırdığı soruluyor. Metni dikkatlice okuduğumuzda, toprağın işlenmesiyle birlikte tarım alanlarının çoğaldığını ve bunun da yeni bir yaşam biçimi olan yerleşik hayatı başlattığını görüyoruz.
* **Adım 1:** Metinde, tarım alanlarının çoğalmasıyla birlikte insanların yerleşik hayata geçtiği belirtiliyor. Yerleşik hayat, insanların bir yerde toplanıp köyler ve şehirler kurmasını sağlıyor.
* **Adım 2:** Metin devamında, tarımla birlikte insanların daha düzenli ve güvenli bir yaşam sürdürdüğü anlatılıyor. Köylerin etrafına duvarlar örülmesi ve kuleler inşa edilmesi, insanların kendilerini dış tehditlere karşı koruduğunu gösteriyor.
* **Adım 3:** Son olarak, metin “Ancak refah içindeydiler.” diyerek, toprağın işlenmesinin ve yerleşik hayatın insanlara refah getirdiğini açıkça ifade ediyor.
Yani, özetle toprağın işlenmesi sayesinde insanlar daha fazla yiyecek üretebilmiş, daha güvenli ve düzenli yerlerde yaşamaya başlamışlar ve bu da onların refah seviyesini artırmıştır.
—
**Soru 3:** 42. Eğer bir kişi işlemek üzere bir tarlayı teslim alır ve o tarladan hiçbir mahsul elde edemezse bu onun tarlada çalışmadığını ispatlar ve bu kişi, komşusunun yetiştirdiği kadar tahılı tarla sahibine teslim etmelidir.
*Coşkun Can Aktan, Haklar ve Özgürlükler Antolojisi, s. 39-40*
Bu metne göre, tarlayı işlemek üzere alan kişi ne gibi bir sorumluluk üstlenmektedir? Açıklayınız.
Çözüm:
Bu soruda, bir tarlayı işlemek üzere alan kişinin sorumluluğu soruluyor. Metni dikkatlice okuyunca, tarlayı alan kişinin bir anlaşma yaptığını ve bu anlaşmanın belirli şartları olduğunu anlıyoruz.
* **Adım 1:** Metin diyor ki, eğer tarlayı işlemek için alan kişi, tarlayı işlediği halde hiç mahsul elde edemezse…
* **Adım 2:** Bu durumda, o kişi tarlada çalışmadığını ispatlamalıdır. Yani, çalışmadığını kanıtlaması gerekiyor.
* **Adım 3:** Ve en önemlisi, metne göre bu kişi, komşusunun tarlasından ne kadar ürün alabiliyorsa, o kadar ürünü tarlanın sahibine teslim etmek zorundadır.
Yani, tarlayı işlemek üzere alan kişinin temel sorumluluğu, tarlayı ekip biçmek ve karşılığında tarla sahibine anlaşılan miktarda ürün vermektir. Eğer bunu yapamazsa veya tarlada çalışmadığı ispatlanırsa, hem çalışmadığını göstermeli hem de komşularının yetiştirdiği ürün kadarını sahibine vermelidir. Bu, tıpkı bir kira sözleşmesi gibi düşünebilirsiniz, tarlayı kullandığı için bir bedel ödemesi gerekmektedir.
—
**Soru 4:** Metni okuyunuz. Metinde anlatılmak istenen düşünceyi yazınız.
Büyük Hun Devleti’nin komşusu olan Tunguzlar, bu devletin hükümdarı Mete’den bazı isteklerde bulundular. Mete bu istekleri yerine getirdi. Mete’nin gittikçe kuvvetlendiğini gören Tunguzlar ondan sınırdaki çorak ve işe yaramaz bir küçük toprak parçasını istediler. Mete, bu istek karşısında “Toprak devletin malıdır. Devleti başkasına kim verebilir?” demiştir.
*Bahattin Ögel, Türk Kültürünün Gelişim Çağları II, s. 28 (Düzenlenmiştir.)*
Çözüm:
Bu metin, Hun Hükümdarı Mete’nin devlet yönetimi anlayışını ve vatan sevgisini anlatıyor. Gelin birlikte metni çözümleyelim:
* **Adım 1:** Metin, Hun Devleti’nin komşusu Tunguzlar’ın Mete’den ilk başta bazı isteklerde bulunduğunu ve Mete’nin bunları yerine getirdiğini söylüyor. Bu, Mete’nin komşularıyla iyi ilişkiler kurmaya çalıştığını gösteriyor.
* **Adım 2:** Ancak, Hun Devleti’nin güçlendiğini gören Tunguzlar, bu sefer sınırdaki “çorak ve işe yaramaz” bir toprak parçasını istiyorlar. Dikkat ederseniz, burası önemsiz görünen bir yer.
* **Adım 3:** İşte tam bu noktada Mete’nin verdiği cevap çok önemli: “Toprak devletin malıdır. Devleti başkasına kim verebilir?” Bu söz, Mete’nin vatan toprağının ne kadar değerli olduğunu bildiğini ve hiçbir şekilde onu bir başkasına vermeyeceğini gösteriyor.
Bu metinden çıkarmamız gereken ana fikir şudur: Bir lider, vatan toprağının değerini çok iyi bilmeli ve hiçbir sebeple ülkesinin toprak bütünlüğünden taviz vermemelidir. Mete, vatan sevgisini ve devlet malına sahip çıkma bilincini en güzel şekilde ortaya koymuştur. Toprak, sadece bir parça yer değil, devletin kendisidir ve korunması gerekir.
Umarım bu açıklamalar soruları daha iyi anlamanıza yardımcı olmuştur. Bir sonraki dersimizde görüşmek üzere, hoşça kalın!