7. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Kitabı Cevapları Ekoyay Yayınları Sayfa 184
Merhaba sevgili öğrencilerim,
Bugünkü dersimizde sosyal bilgiler ders kitabımızda yer alan görselleri inceleyerek soruları birlikte çözeceğiz. Hazırsanız başlayalım!
Soru 1:
İlk uygulaması Eski Yunan’da Atina şehir devletinde görülen demokrasinin bazı ilkeleri ilk Türk devletlerinde de uygulanmak- taydı. İlk Türk devletlerinde insanlar arasında eşitlik olup soylular sınıfı yoktu. Tö- re adı verilen kanuna herkes uymak zorundaydı. Halk töreye uymak şartıyla özgürdü ve Türkler arasında kölelik yoktu. Hükümdarlara “kağan”, “han” veya “hakan” unvanı verilirdi. Ülke hükümdarın ve ailesinin ortak malı sayılırdı. Hükümdarlar yönetme ve egemenlik hakkını Tanrı’dan aldıklarına inanırlardı. Bu duruma “kut alma” denirdi. Hükümdarın ailesindeki erkek ço- cuklar da bu hakka sahipti. Buna rağmen ilk Türk devletlerinde hükümdarın karar alma süreci demokratik bir uygulama ile olur- du. Yandaki metinde bu uygulamaya yer verilmiştir.
Çözüm 1:
Bu soruda bizden, verilen metni okuyarak ilk Türk devletlerindeki demokratik uygulama örneklerini anlamamız isteniyor. Metin bize ilk Türk devletlerinde hukukun üstünlüğünden, halkın özgürlüğünden ve “kut alma” anlayışından bahsediyor. Bu kavramlar, egemenliğin tek bir kişinin elinde olmasından ziyade, belirli kurallara ve toplumsal kabullere dayandığını gösteriyor. Bu da bir nevi demokratik bir anlayışın varlığına işaret ediyor. Bu nedenle, metindeki bilgiler ışığında ilk Türk devletlerinde hukukun üstünlüğü ve halkın özgürlüğü gibi unsurların demokratik uygulamaların bir parçası olduğunu söyleyebiliriz.
Soru 2:
❓ İlk Türk devletlerinde kurultaylara hükümdarın eşi de ka- tılırdı. Bu durumu demokrasi ve kadın hakları açısından değerlendiriniz.
Çözüm 2:
Bu soru çok önemli bir noktaya değiniyor. İlk Türk devletlerinde kurultaylara hükümdarın eşinin de katılması, o dönemdeki kadınların toplumsal hayattaki yerini ve önemini gösteriyor.
Demokrasi Açısından:
Kurultay, devlet işlerinin görüşülüp karara bağlandığı bir meclisti. Hükümdarın eşinin de bu meclise katılması, devlet yönetiminde söz sahibi olduklarını gösterir. Bu durum, tek kişinin mutlak hakimiyetinden ziyade, danışma ve ortak karar alma mekanizmalarının varlığına işaret eder. Bu da modern demokrasilerdeki katılımcı yönetim anlayışının ilk örneklerinden biri olarak değerlendirilebilir.
Kadın Hakları Açısından:
Kadınların devlet işlerinde söz sahibi olması, o dönemde kadın haklarının günümüzdeki kadar olmasa da gelişmiş olduğunu gösterir. Kadınlar sadece ev işleriyle sınırlı kalmamış, aynı zamanda siyasi ve toplumsal konularda da aktif rol almışlardır. Bu, kadınların toplumda saygın bir yere sahip olduğunun bir kanıtıdır.
Soru 3:
Ege- menlik hakkı öncelikli olarak ka- ğanda toplanırdı. Kurultay, önemli işlerin görüşüldüğü meclisti. Kağan, uygulamaları- nı bir çeşit danışma meclisi olan kurultay kararlarına göre yapardı. Kağan seçiminde, savaş ve barış kararlarının alınmasında ku- rultayın görüşüne başvurulurdu.
İsmail Doğan, Modern Toplumda Vatan- daşlık Demokrasi ve İnsan Hakları, s. 162
Çözüm 3:
Bu metin, ilk Türk devletlerindeki yönetim biçimini ve kağan ile kurultay arasındaki ilişkiyi açıklıyor.
Adım 1: Metinde “egemenlik hakkı öncelikli olarak kağanda toplanırdı” ifadesi geçiyor. Bu, en üst düzeyde yetkinin kağanda olduğunu gösteriyor.
Adım 2: Ancak metin devamında “Kurultay, önemli işlerin görüşüldüğü meclisti” deniyor. Bu, kağanın tek başına karar vermediğini, önemli konularda bir meclisten (kurultaydan) görüş aldığını belirtiyor.
Adım 3: “Kağan, uygulamalarını bir çeşit danışma meclisi olan kurultay kararlarına göre yapardı.” cümlesi, kurultayın kağanın kararlarını etkilediğini açıkça ortaya koyuyor.
Adım 4: “Kağan seçiminde, savaş ve barış kararlarının alınmasında kurultayın görüşüne başvurulurdu.” ifadesi ise, kurultayın sadece danışma organı olmadığını, aynı zamanda önemli kararlarda (savaş, barış gibi) söz hakkı olduğunu gösteriyor.
Sonuç: Bu bilgiler ışığında, ilk Türk devletlerinde yönetimin tam anlamıyla mutlakiyetçi olmadığını, kağanın yetkisinin kurultay tarafından da denetlendiğini ve önemli kararlarda kurultayın görüşünün alındığını söyleyebiliriz. Bu da bir tür sınırlı monarşi veya danışmalı monarşi anlayışını yansıtıyor.
Soru 4:
Türklerin İslamiyet’i kabuliyle birlikte her alanda İslamiyet’in etkisi görülür oldu. Aşağıdaki metin devlet yönetiminde İslamiyet’in etkisi- ne bir örnektir.
Çözüm 4:
Bu soruda bizden, Türklerin İslamiyet’i kabulünden sonra devlet yönetiminde görülen değişimlere bir örnek vermemiz isteniyor. Metin, bu değişimin nasıl başladığını açıklıyor.
Adım 1: Metin, Türklerin İslamiyet’i kabul etmesiyle birlikte hayatın her alanında olduğu gibi devlet yönetiminde de İslamiyet’in etkisinin görüldüğünü belirtiyor.
Adım 2: Ardından, “Allah her asır ve zamanda halkın için- den birini seçerek onu padişahlık sanatla- rıyla övülmüş ve süslenmiş kılar. Dünyanın işlerinden ve kulların huzurundan onu so- rumlu kılar, fesat, karışıklık ve fitneyi onun eliyle ortadan kaldırır.” gibi dini ifadeler kullanılıyor.
Sonuç: Bu dini ifadeler, Türklerin İslamiyet’i kabul etmesiyle birlikte yönetim anlayışlarının da değiştiğini gösteriyor. Eskiden “kut alma” anlayışı varken, İslamiyet’ten sonra yönetimin Tanrı tarafından verildiği ve padişahların dini sorumlulukları olduğu inancı ön plana çıkmış. Bu, devlet yönetiminde dini meşruiyetin ve dini liderliğin etkisinin bir göstergesidir.
Soru 5:
İslamiyet’in etkisi ile birlikte öncelikle yöneticilerin unvanlarında bir de- ğişim görüldü. Yöneticiler sultan veya padişah olarak anılmaya başlandı. Ülke toprakları ilk Türk devletlerinde olduğu gibi hükümdar ve ailesinin malı sayılı- yordu. Hükümdarlık babadan oğula geçiyordu. Karar alma süreçleri ise kurultay benzeri bir meclis tarafından yapılıyordu. Bu meclise divan deniyordu. Divana hükümdar, vezirler ve üst düzeydeki devlet görevlileri katılıyordu. Divanda be- lirli günlerde halktan şikayetleri de dinleniyor ve sorunların çözümüyle ilgili ka- rar veriliyordu. Son söz ise hükümdarın oluyordu.
Çözüm 5:
Bu metin, İslamiyet’in kabulünden sonraki Türk devletlerinde yönetimde görülen değişimleri anlatıyor.
Adım 1: Metin, ilk olarak yönetici unvanlarının değiştiğini belirtiyor. “Sultan” ve “padişah” gibi unvanlar kullanılmaya başlanmış.
Adım 2: Ülke topraklarının hala hükümdar ve ailesinin malı sayıldığı belirtiliyor. Bu, ilk Türk devletlerindeki anlayışın devamı niteliğinde.
Adım 3: Hükümdarlığın babadan oğula geçtiği bilgisi veriliyor. Bu da veraset sisteminin devam ettiğini gösteriyor.
Adım 4: En önemli değişimlerden biri ise “kurultay” yerine “divan” adı verilen bir meclisin kurulması. Bu divana hükümdar, vezirler ve devlet görevlileri katılıyor.
Adım 5: Divanın görevleri de açıklanıyor: Belirli günlerde halktan şikayetleri dinlemek ve sorunlara çözüm bulmak. Ancak son sözün hala hükümdarda olduğu vurgulanıyor.
Sonuç: Bu metin, İslamiyet’in etkisiyle Türk devlet yönetiminde hem devamlılıkların (toprak anlayışı, veraset) hem de önemli değişimlerin (unvanlar, divan meclisi) yaşandığını gösteriyor. Divan, kurultayın yerini almış ve daha düzenli bir danışma ve karar alma organı haline gelmiş olsa da, nihai karar yetkisi yine hükümdardaymış.
Soru 6:
Osmanlı Devleti’nde divan kurumu devam etmiş ve Divan-ı Hümayun olarak isimlendirilmiştir. Divana Fatih Sultan Mehmet’e kadar padişahlar baş- kanlık ediyordu. Fatih Sultan Mehmet’ten sonra divana padişahtan sonraki en yetkili kişi olan sadrazam başkanlık etmeye başladı.
Çözüm 6:
Bu metin, Osmanlı Devleti’ndeki divan kurumunun yapısını ve zaman içindeki değişimini anlatıyor.
Adım 1: Metin, Osmanlı Devleti’nde de Türk devlet geleneğinin devam ettiğini ve divan kurumunun varlığını sürdürdüğünü belirtiyor. Bu divana “Divan-ı Hümayun” deniyormuş.
Adım 2: Fatih Sultan Mehmet dönemine kadar divana doğrudan padişahın başkanlık ettiği bilgisi veriliyor. Bu, padişahın yönetimdeki merkezi rolünü gösteriyor.
Adım 3: Ancak, Fatih Sultan Mehmet’ten sonra önemli bir değişiklik yaşanıyor: Divana padişahın kendisi yerine, onun en yetkili temsilcisi olan sadrazam başkanlık etmeye başlıyor.
Sonuç: Bu durum, Osmanlı Devleti’nde zamanla padişahın yetkilerinin bir kısmının sadrazama devredildiğini ve bürokrasinin daha da geliştiğini gösteriyor. Divan-ı Hümayun, devletin önemli kararlarının alındığı bir kurum olmaya devam etmiş, ancak başkanlık yetkisindeki değişim, yönetimde bir görev paylaşımının olduğunu ortaya koyuyor.
Umarım bu çözümlerimiz dersimizi daha iyi anlamanıza yardımcı olmuştur. Bir sonraki dersimizde görüşmek üzere!