7. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Kitabı Cevapları Ekoyay Yayınları Sayfa 128
Merhaba sevgili öğrencilerim! Ben 7. Sınıf Sosyal Bilgiler öğretmeniniz. Kitabımızdaki “Geçmişten Günümüze Bilginin Serüveni” konusundaki bu güzel soruları şimdi hep birlikte, adım adım çözeceğiz. Hazırsanız, haydi başlayalım!
Soru 1: Aşağıdaki atasözüyle anlatılmak istenen nedir? Açıklayınız.
“Kitap alın, bildiklerinizi yazın; zira söz uçar ama yazı kalır.” (Arap atasözü)
Bu harika atasözü, sözlü bilginin geçici ve unutulabilir olduğunu, yazılı bilginin ise kalıcı ve güvenilir olduğunu anlatmak istiyor. Yani, bilgiyi korumanın ve gelecek nesillere doğru bir şekilde aktarmanın en iyi yolunun yazmak olduğunu vurguluyor.
Gelin, bunu adımlar halinde daha iyi anlayalım:
Adım 1: “Söz uçar” ne demek?
Düşünün ki arkadaşınızla bir şey konuşuyorsunuz. Bir hafta sonra o konuşmanın her kelimesini hatırlar mısınız? Muhtemelen hayır. İşte “söz uçar” bu anlama gelir. Söylenen sözler, havada kaybolup gider, unutulur veya zamanla farklı şekilde hatırlanabilir. Güvenilirliği azdır.
Adım 2: “Yazı kalır” ne demek?
Şimdi de günlüğünüze yazdığınız bir anıyı düşünün. Onu yıllar sonra bile açıp okuduğunuzda, yazdığınız her şey ilk günkü gibi orada durur. Değişmez, unutulmaz. İşte “yazı kalır” da bu demektir. Yazıya dökülen bilgi, kalıcıdır. Zamanın ve unutkanlığın etkisinden korunmuş olur. Metindeki Lascaux (Laskö) Mağarası’ndaki resimler bile bir çeşit “yazı” gibidir, binlerce yıl sonra bile bize o dönemle ilgili bilgi vermeye devam ediyorlar.
Sonuç:
Bu atasözü bize diyor ki; eğer bir bilginin, bir anının veya bir düşüncenin kaybolmasını istemiyorsan, onu mutlaka yazmalısın. Çünkü sözler unutulur gider ama yazı, o bilgiyi sonsuza dek saklar.
Soru 2: Kütüphanelerin bilginin korunması, yaygınlaştırılması ve aktarılmasındaki önemi nedir? Tartışınız.
Kütüphaneler, insanlık tarihinin en önemli kurumlarından biridir. Çünkü kütüphaneler, bilginin hem güvenli bir şekilde saklandığı kaleler, hem herkesin ulaşabildiği bilgi pınarları, hem de geçmişten geleceğe uzanan birer köprüdür. Gelin bu önemli görevleri tek tek inceleyelim.
Adım 1: Bilginin Korunması
Eski zamanlarda bilgiler kil tabletlere, papirüslere veya el yazması kitaplara yazılıyordu. Bu değerli eserlerin kaybolması, yanması veya çalınması çok kolaydı. Kütüphaneler, bu eserleri bir araya toplayarak onları güvenli bir şekilde koruma altına almıştır. Tıpkı metinde bahsedilen Asurluların Ninova’da kurduğu kütüphanenin binlerce kil tableti bir arada koruması gibi. Kütüphaneler olmasaydı, geçmişe ait pek çok bilgi günümüze asla ulaşamazdı.
Adım 2: Bilginin Yaygınlaştırılması
Herkesin her kitabı satın alması mümkün değildir. Kütüphaneler, maddi durumu ne olursa olsun, isteyen herkesin bilgiye ücretsiz bir şekilde ulaşmasını sağlar. Bir öğrenci ödevi için, bir araştırmacı projesi için veya sadece merak ettiği bir konuyu öğrenmek isteyen bir kişi kütüphaneye giderek binlerce kitaptan faydalanabilir. Böylece bilgi, sadece belirli bir zümrenin elinde kalmaz, tüm topluma yayılır.
Adım 3: Bilginin Aktarılması
Bugün Arşimet’in, İbn-i Sina’nın veya Fatih Sultan Mehmet’in dönemindeki bilgilere nasıl ulaşabiliyoruz? Elbette kütüphaneler sayesinde! Kütüphaneler, bir neslin ürettiği bilgiyi bir sonraki nesle aktarır. Bu sayede her nesil, kendinden öncekilerin birikiminin üzerine yeni bilgiler ekleyerek ilerler. Bu, insanlık medeniyetinin gelişmesindeki en temel unsurdur. Kütüphaneler, nesiller arasında bir zaman köprüsü görevi görür.
Umarım bu açıklamalar konuyu daha iyi anlamanıza yardımcı olmuştur. Unutmayın, bilgi en değerli hazinedir ve yazı ile kütüphaneler bu hazinenin en iyi koruyucularıdır. Başka sorularınız olursa çekinmeyin! İyi çalışmalar dilerim.