7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 2. Kitap Sayfa 226
Merhaba sevgili öğrencilerim,
Bugün sizlerle “İstanbul” temalı bir metin üzerinden dil bilgisi ve anlama becerilerimizi geliştireceğiz. İkinci sayfadaki şiiri dikkatlice okuyarak, ilk sayfada verilen etkinlikleri adım adım çözelim.
1. ETKİNLİK: Aşağıdaki yönergeyi uygulayınız.
Bu etkinlikte, şiirden seçtiğimiz kelimelerin anlamlarını önce tahmin edeceğiz, sonra sözlükten kontrol edip son olarak da cümle içinde kullanacağız. Bu sayede kelime dağarcığımızı geliştireceğiz.
Anlamını bilmediğim kelime: mektep
Metinde hangi cümlede? “Durmuş bir tepende okuduğum mektep,”
Tahminim: Okul, ders görülen yer.
Sözlük anlamı: Okul. Öğrenim yapılan yer.
Cümlede kullanımım!: Dedem, eski bir mektepte okuduğunu ve oranın bahçesinde çok güzel anıları olduğunu anlatırdı.
Anlamını bilmediğim kelime: kışla
Metinde hangi cümlede? “Askerlik ettiğim kışladır ötesi,”
Tahminim: Askerlerin kaldığı, eğitim gördüğü yer.
Sözlük anlamı: Askerlerin sürekli olarak barındıkları, eğitim ve öğretim gördükleri büyük yapı veya yapılar topluluğu.
Cümlede kullanımım!: Amcam askerliğini yaparken bir süre kışlada kalmış, sonra başka bir yere tayin edilmiş.
Anlamını bilmediğim kelime: ötesi
Metinde hangi cümlede? “Askerlik ettiğim kışladır ötesi,”
Tahminim: Diğer tarafı, ilerisi.
Sözlük anlamı: Bir şeyin berisinde, yakınında olmayan karşı veya arka yanı, ilerisi.
Cümlede kullanımım!: Dağların ötesinde yemyeşil bir vadi olduğunu duymuştuk.
Anlamını bilmediğim kelime: toprağı
Metinde hangi cümlede? “Anamın toprağı Eyüp Sultan.”
Tahminim: Burada sadece toprak değil, bir kişinin doğduğu, büyüdüğü, ait olduğu yer, vatan anlamında kullanılmış.
Sözlük anlamı: Bu bağlamda: Bir kimsenin doğup büyüdüğü yer, yurt, vatan.
Cümlede kullanımım!: Şair, şiirlerinde hep Anadolu’nun bereketli topraklarından ve insanlarından bahsederdi.
2. ETKİNLİK: Aşağıdaki soruları metinden hareketle yanıtlayınız.
1. Şiirde şairin yaşamının belli dönemlerini yansıtan mekânlar nerelerdir?
Şairin şiirde bahsettiği ve yaşamının farklı dönemleriyle ilişkilendirdiği mekânlar şunlardır:
- Doğduğu kıyılar: Beşiktaş
- Okuduğu yer: Bir tepedeki mektep (okul)
- Askerlik yaptığı yer: Kışla
- Evlendiği yer: Evlendirme dairesi
- Annesinin memleketi/doğduğu yer: Eyüp Sultan
2. Şairin yaşadığı yerleri her görüşünde başından geçen olayları tekrar yaşamasının sebebi ne olabilir?
Şairin yaşadığı yerleri her gördüğünde geçmişteki olayları tekrar yaşıyor gibi hissetmesinin temel sebebi, o yerlerle arasında kurduğu güçlü duygusal bağ ve anılarıdır. Her köşe, her semt ona geçmişte yaşadığı anları, çocukluğunu, gençliğini ve önemli olayları hatırlatıyor. Bu durum, yerlerin insan ruhu üzerindeki derin etkisini ve anıların ne kadar canlı kalabildiğini gösteriyor.
3. Sizin de yaşadığınız şehirle özdeşleşen mekânlar nelerdir? Paylaşınız.
Elbette, benim de yaşadığım şehirle özdeşleşen ve bana özel anılarımı hatırlatan yerler var. Mesela:
- Çocukluğumun geçtiği, arkadaşlarımla top oynadığımız mahalle parkı.
- Her sabah ders için gittiğim okulum.
- Ailemle birlikte sık sık ziyaret ettiğimiz, tarihi dokusunu çok sevdiğim Eski Çarşı.
- Hafta sonları yürüyüş yaptığımız, şehrin kalabalığından uzaklaştığımız göl kenarı.
Bu yerler sadece birer konum değil, aynı zamanda benim için birer anı defteri gibidir.
4. Hangi şehirde yaşamak isterdiniz? Neden?
Ben, doğanın ve tarihin iç içe olduğu, yemyeşil alanları ve masmavi denizi olan bir şehirde yaşamak isterdim. Örneğin, İzmir gibi hem modern hem de tarihi dokusu olan, insanlarının sıcakkanlı olduğu bir şehirde yaşamak bana çok keyif verirdi. Böyle bir şehirde hem kültürel etkinliklere katılabilir hem de doğayla iç içe huzurlu bir yaşam sürebilirdim. Ayrıca, Ege mutfağının lezzetlerini tatmak da cabası olurdu!
5. Fatih Sultan Mehmet zamanında İstanbul’da yaşayan biri bu şiiri okuduğunda şair ile benzer duygular taşır mı? Tartışınız.
Fatih Sultan Mehmet zamanında yaşamış birisi ile günümüz şairinin İstanbul’a dair duyguları arasında hem benzerlikler hem de farklılıklar olurdu diye düşünüyorum. Şöyle ki:
- Benzerlikler: Her iki kişi de İstanbul’a karşı derin bir sevgi, aidiyet duygusu ve hayranlık beslerdi. Şehrin tarihi dokusu, eşsiz konumu ve kültürel zenginliği o dönemde de büyüleyiciydi. Şehrin insanları kendine çekme gücü, Fatih döneminde de bugünkü şairin hissettikleri gibi güçlü olabilirdi. Şehri kendi evi, kendi vatanı gibi görme duygusu zamandan bağımsızdır.
- Farklılıklar: Şiirde geçen “vapur”, “Kız Kulesi” (bugünkü haliyle), “evlendirme dairesi” gibi unsurlar Fatih döneminde ya yoktu ya da farklı anlamlara geliyordu. Fatih dönemindeki İstanbul daha çok bir imparatorluk başkenti kimliğindeydi, şairin kişisel anılarında yer alan “mektep”, “kışla” gibi modern kurumlar o dönemde farklı şekillerde işliyordu. Dolayısıyla, şairin şiirde anlattığı kişisel yaşanmışlıklar ve modern İstanbul’a özgü detaylar Fatih dönemindeki birinin hisleriyle birebir örtüşmezdi.
Kısacası, İstanbul’a duyulan genel sevgi ve hayranlık ortak olsa da, şehrin fiziksel ve sosyal yapısındaki değişiklikler nedeniyle deneyimler ve dolayısıyla duyguların detayları farklılık gösterirdi.
6. “Bu şehir çok değişti.” ifadesini değişen şehir midir, o şehirde yaşayan insanlar mıdır? Tartışınız.
“Bu şehir çok değişti.” derken aslında hem şehri hem de şehirde yaşayan insanları kastediyoruz. Bu iki kavram birbirinden ayrı düşünülemez, çünkü birbirlerini sürekli etkilerler:
- Değişen şehir: Bir şehrin fiziksel yapısı zamanla değişir. Yeni binalar yapılır, eski binalar yıkılır veya restore edilir, yollar, köprüler, parklar eklenir. Nüfus artar, trafik yoğunlaşır, yeşil alanlar azalır veya yeni yeşil alanlar oluşturulur. Şehirlerin mimarisi, ulaşım ağları, altyapısı sürekli bir dönüşüm içindedir.
- Değişen insanlar: Şehirde yaşayan insanların yaşam tarzları, kültürel alışkanlıkları, beklentileri ve demografik yapıları da zamanla değişir. Yeni nesiller gelir, farklı kültürlerden insanlar şehre göç eder. İnsanların tüketim alışkanlıkları, eğlence anlayışları, komşuluk ilişkileri de zamanla farklılaşır.
Şehir, yaşayan bir organizma gibidir ve içinde yaşayan insanlarla birlikte nefes alır. İnsanların ihtiyaçları, talepleri ve tercihleri şehri şekillendirirken, şehrin değişen yapısı da insanların yaşam biçimlerini etkiler. Yani, “Bu şehir çok değişti.” derken, aslında şehrin fiziksel görünümünün yanı sıra, o şehirdeki yaşamın ruhunun ve insanların kendilerinin de değiştiğini anlatmaya çalışırız. İkisi de birbirinin aynasıdır.
Umarım bu açıklamalar, soruları daha iyi anlamanıza yardımcı olmuştur. Unutmayın, okuduğumuzu anlamak ve yorumlamak, Türkçe dersinin en önemli becerilerindendir!