7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 2. Kitap Sayfa 176
Merhaba sevgili öğrencim,
Bugün seninle birlikte Dîvânu Lugâti’t-Türk’ün Bulunuş Hikâyesi başlıklı metni inceleyip, metinle ilgili soruları adım adım çözeceğiz. Hazırsan başlayalım!
Şimdi ilk olarak, metinde geçen bazı kelimelerin anlamlarını tahmin edip, ardından metin içerisindeki kullanımına göre anlamlarını belirleyelim.
2. ETKİNLİK: Aşağıdaki okuduğunuz metinde geçen bazı cümleler verilmiştir. Bu cümlelerden hareketle kelimelerin anlamlarını tahmin ediniz. Tahminlerinizin doğruluğunu TDK Türkçe Sözlük’ten kontrol ediniz.
Öğretmen notu: Burada aslında TDK Türkçe Sözlük’ten kontrol etmemiz isteniyor ama biz metnin içindeki cümlelerden ve genel bilgimizden yola çıkarak bu kelimelerin anlamlarını bulacağız.
-
Kelime: cevahir
Tahmin: Metinde “Türk dilinde şimdiye kadar bunun gibi bir kitap yazılmamıştır. Bu kitaba hakiki kıymet verilmek lazım gelirse cihanın hazineleri kâfi gelmez.” cümlesinde geçiyor. Burada “cihanın hazineleri” ile birlikte kullanıldığı için çok değerli, paha biçilmez şeyler anlamına geldiğini düşünebiliriz. Aklımıza ilk gelen değerli taşlar, mücevherler oluyor, değil mi?
Sözlük Anlamı: Mücevher, değerli taş.
-
Kelime: kâfi
Tahmin: Yine aynı cümlede “cihanın hazineleri kâfi gelmez.” diyor. Yani dünyanın bütün hazineleri bile bu kitabın değerini karşılamaya yetmez demek istiyor. Buradan yola çıkarak “yeterli” anlamına geldiğini tahmin edebiliriz.
Sözlük Anlamı: Yeterli.
-
Kelime: bahşiş
Tahmin: “Ali Emiri otuz lira bahşiş vermiştir ama Burhan Bey bir de bahşiş istemektedir.” cümlesinde geçiyor. Bir hizmet veya satış sonrası verilen ek para, armağan gibi bir anlamı olmalı.
Sözlük Anlamı: Hizmet karşılığı verilen para, armağan.
-
Kelime: rivayet
Tahmin: “Bu rivayet doğru.” cümlesinde geçiyor. Bir olayın veya sözün anlatılması, söylenmesi anlamında kullanılmış. Yani “söylenti” ya da “hikaye” diyebiliriz.
Sözlük Anlamı: Söylenti, anlatılan haber.
-
Kelime: ihtimal
Tahmin: “Eve gidip gelecek olsa kitabın bir başkasına satılması ihtimali bulunmaktadır.” cümlesinde geçiyor. Bir şeyin olma olasılığı, olabilirlik anlamında kullanılmış.
Sözlük Anlamı: Olabilirlik, olasılık.
-
Kelime: sahaf
Tahmin: “Sıkıştığın zaman sahaflara götür.” cümlesinde geçiyor. Eski ve ikinci el kitap alıp satan dükkanlara veya kişilere verilen isimdir. Kitaplarla ilgili bir yer olduğu açık.
Sözlük Anlamı: Eski ve ikinci el kitap alıp satan kimse veya dükkan.
-
Kelime: nüsha
Tahmin: “Bugün tek nüshası İstanbul’daki Millet Kütüphanesinde olan Dîvânu Lugâti’t-Türk’ün bulunuşu…” cümlesinde geçiyor. Burada “tek nüsha” denildiği için bir kitabın kopyası, örneği anlamına geldiğini düşünebiliriz.
Sözlük Anlamı: Bir yazmanın veya basılı eserin kopyası, örneği.
-
Kelime: rastlantı
Tahmin: “Esere bulunuşu tamamen bir rastlantı sonucudur.” cümlesinde geçiyor. Yani beklenmedik bir şekilde, tesadüfen bulunmuş. “Tesadüf” diyebiliriz.
Sözlük Anlamı: Tesadüf, beklenmedik olay.
Şimdi de metni dikkatlice okuyarak soruları cevaplamaya geçelim.
3. ETKİNLİK: Aşağıdaki soruları okuduğunuz metinden hareketle yanıtlayınız.
1. Dîvânu Lugâti’t-Türk’ün değerini bilmeyen kişiler kimlerdir?
Çözüm:
Sevgili öğrencim, metni okuduğumuzda Dîvânu Lugâti’t-Türk’ün ne kadar değerli bir eser olduğunu anlıyoruz. Ama herkes bu değeri hemen anlamamış. Metinde geçen bilgilere göre:
- Ali Emiri Efendi’ye kitabı satan Burhan Bey, kitabın değerini bilmeyip üzerine bir de bahşiş istemiş.
- Kitabı “altın para ile otuz lira eder” diyerek satmaya çalışan kadın da aslında kitabın gerçek kültürel değerinden habersiz.
- İkinci metinde de “bilgisiz ellerce belki de yok edilecek” ifadesiyle, kitabın değerini anlamayan genel bir kesimden bahsediliyor.
Yani özetle, kitabın maddi değerine odaklanan ve kültürel önemini kavrayamayan kişiler Dîvânu Lugâti’t-Türk’ün gerçek değerini bilmeyenlerdir diyebiliriz.
2. Dîvânu Lugâti’t-Türk’ün değerini ve önemini hemen kavrayan Ali Emiri Efendi kimdir?
Çözüm:
Metinde Ali Emiri Efendi’den çok önemli bir kişi olarak bahsediliyor. Onun sayesinde bu değerli eserin günümüze ulaştığını öğreniyoruz. İkinci görseldeki metinde şöyle deniyor: “Kitap dostu Ali Emiri’nin bilgisi, dikkati, kitap sevgisi ve çabaları olmasaydı eser bilgisiz ellerce belki de yok edilecek, dilimizin ve kültürümüzün en büyük hazinesinden mahrum kalacaktık.”
Bu cümlelerden de anladığımız gibi, Ali Emiri Efendi, Türk dili ve kültürüne değer veren, kitapları çok seven, bilgili ve dikkatli bir kültür adamıdır. O, Dîvânu Lugâti’t-Türk’ün kıymetini hemen anlamış ve onun korunarak yayımlanması için büyük çaba göstermiştir.
3. Dîvânu Lugâti’t-Türk neden önemli bir eserdir?
Çözüm:
Dîvânu Lugâti’t-Türk’ün neden bu kadar önemli olduğunu metin bize çok güzel açıklıyor:
- Öncelikle, metnin başında “Türk dilinde şimdiye kadar bunun gibi bir kitap yazılmamıştır.” denilmesi, onun eşsiz ve benzersiz bir eser olduğunu gösteriyor.
- Ayrıca “Bu kitaba hakiki kıymet verilmek lazım gelirse cihanın hazineleri kâfi gelmez.” ifadesiyle, dünyanın bütün hazinelerinden daha değerli olduğu vurgulanıyor.
- İkinci görseldeki metinde ise açıkça belirtildiği üzere, bu eser Türk dili ve kültürümüzün en büyük hazinesidir. Türkçenin ilk sözlüğü ve ansiklopedisi olma özelliği taşır.
Kısacası, Dîvânu Lugâti’t-Türk, Türk dilinin zenginliğini, kelimelerini, gramer yapısını, o dönemki Türk boylarının yaşam biçimlerini, geleneklerini ve kültürlerini anlatan çok kapsamlı ve paha biçilmez bir kültürel mirastır.
4. Bir kitabın değerli ve özel olduğuna kimler karar vermelidir?
Çözüm:
Metinde Ali Emiri Efendi’nin bu eserin değerini hemen anladığını, diğer bazı kişilerin ise sadece maddi değerine baktığını gördük, değil mi? Buradan şu çıkarımı yapabiliriz:
Bir kitabın gerçekten değerli ve özel olup olmadığına karar verecek kişiler, o alanda bilgili, eğitimli ve uzman olan kişiler olmalıdır. Yani edebiyatçılar, tarihçiler, dilbilimciler, kütüphaneciler veya koleksiyonerler gibi kitapları ve kültürel mirasımızı tanıyan ve değerini bilen kişiler bu konuda en doğru kararı verebilir. Çünkü onlar, eserin içeriğini, tarihi önemini ve kültüre katkısını anlayabilecek bilgiye sahiptirler.
5. Bir kitabın değerini belirleyen tek nüsha olması mıdır, içeriği midir? Tartışınız.
Çözüm:
Bu çok güzel bir tartışma sorusu! Hadi birlikte düşünelim:
Adım 1: Tek Nüsha Olması
Metinde Dîvânu Lugâti’t-Türk’ün “tek nüshası” olduğundan bahsediliyor. Bir eserin tek nüsha olması, yani dünyada ondan sadece bir tane bulunması, o eseri çok nadir ve özel yapar. Bu durum, eserin tarihi ve koleksiyon değeri açısından önemini artırır. Tıpkı çok eski ve tek kalmış bir antika eşya gibi, tek nüsha bir kitap da bu özelliğiyle çok kıymetli sayılır.
Adım 2: İçeriği Olması
Ancak metnin bütününe baktığımızda, Dîvânu Lugâti’t-Türk’ün asıl değerinin Türk dili ve kültürü için taşıdığı zengin içerik olduğu vurgulanıyor. “Cihanın hazineleri kâfi gelmez” veya “dilimizin ve kültürümüzün en büyük hazinesi” gibi ifadeler, eserin içindeki bilginin, dilin ve kültürün ne kadar paha biçilmez olduğunu anlatıyor.
Sonuç:
Bence bir kitabın değerini belirleyen asıl şey içeriğidir. Eğer bir kitabın içeriği boş veya anlamsız olsaydı, tek nüsha bile olsa kültürel açıdan bu kadar büyük bir önemi olmazdı. Tek nüsha olması, esere ekstra bir nadirlik ve tarihi bir değer katar ama onu gerçekten “değerli” kılan, içindeki bilgi, kültür ve sanatsal zenginliktir. Dîvânu Lugâti’t-Türk de hem tek nüsha olmasıyla çok nadir hem de Türk dili ve kültürü için taşıdığı eşsiz içerikle paha biçilmezdir. Yani ikisi de önemli ama içerik, eserin özünü ve kalıcı değerini oluşturur.
6. Çok değerli olduğuna inandığınız el yazması bir eser bulursanız ne yaparsınız?
Çözüm:
Harika bir soru! Dîvânu Lugâti’t-Türk’ün hikayesini okuduktan sonra, böyle bir durumda ne yapmamız gerektiğini daha iyi anlarız, değil mi? Eğer ben çok değerli olduğuna inandığım bir el yazması eser bulsaydım, şunları yapardım:
- Öncelikle, esere çok dikkatli davranır, zarar görmemesi için özen gösterirdim. Çünkü bu tür eserler çok hassas olabilir.
- Sonra, bu konuda uzman kişilere veya kurumlara danışırdım. Örneğin, üniversitelerin tarih veya Türk dili ve edebiyatı bölümlerindeki akademisyenlere, müzelerdeki veya kütüphanelerdeki uzmanlara başvururdum. Onlar eserin gerçek değerini, hangi döneme ait olduğunu ve ne anlattığını belirlememe yardımcı olurlardı.
- Eserin gerçek değeri anlaşıldıktan sonra, onun korunması ve gelecek nesillere aktarılması için en uygun yolu seçerdim. Bu, eseri bir müzeye, kütüphaneye veya arşiv kurumuna bağışlamak olabilir. Böylece eser, herkesin erişimine açılır, bilimsel araştırmalarda kullanılır ve güvenli bir şekilde saklanmış olur.
Unutmayalım ki, bu tür eserler sadece kişisel bir keşif değil, aynı zamanda tüm insanlığın ortak kültürel mirasıdır. Onları korumak ve paylaşmak hepimizin görevidir.