7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 2. Kitap Sayfa 106
Merhaba sevgili öğrencilerim!
Bugün sizlerle, büyük usta Mimar Sinan hakkında okuduğumuz metinle ilgili soruları çözeceğiz. Unutmayın, bu soruların cevaplarını sadece okuduğumuz metinden yola çıkarak bulacağız. Haydi başlayalım!
***
2. ETKİNLİK: Aşağıdaki soruları metinden hareketle yanıtlayınız.
1. Mimar Sinan’ın çıraklık, kalfalık ve ustalık dönemi eserlerini sıralayınız.
Çözüm:
Sevgili öğrencilerim, metni dikkatlice okuduğumuzda Mimar Sinan’ın çıraklık, kalfalık ve ustalık dönemlerine ait eserleri tek tek, isimleriyle sıralanmamış. Ancak metinde bazı ipuçları var:
-
Adım 1: Çıraklık Dönemi
Metinde bu döneme ait belirli bir eser adı geçmiyor. Ancak Mimar Sinan’ın İstanbul’a geldiğinde “Ayasofya’yı” inceleyerek “mühendisliğin ve mimarlığın inceliklerini öğrendiği” anlatılıyor. Yani bu dönemde daha çok gözlem ve öğrenme süreci var diyebiliriz.
-
Adım 2: Kalfalık Dönemi
Metinde Mimar Sinan, “İlk büyük eserim, işte bu Şehzade Camisi’dir.” diyerek kalfalık dönemine denk gelen önemli bir eserinden bahsediyor. Demek ki Şehzade Camii, onun büyük eserlerinden ilkiymiş.
-
Adım 3: Ustalık Dönemi
Metinde, “Bir kubbe tamamlamamışım. Bu kubbe, ustalık dönemimin kanıtıydı.” ifadesi geçiyor. Bu, onun ustalık döneminde yaptığı, ancak metinde adı belirtilmeyen bir kubbe olduğunu gösteriyor. Metin bize bu kubbenin adını vermiyor, sadece ustalık döneminin bir göstergesi olduğunu söylüyor.
Sonuç:
- Çıraklık Dönemi: Metinde adı geçen belirli bir eser yok, ancak Ayasofya’yı inceleyerek mimarlık inceliklerini öğrendiği dönemdir.
- Kalfalık Dönemi: Şehzade Camii (Metinde “ilk büyük eserim” olarak bahsedilmiştir.)
- Ustalık Dönemi: Metinde adı belirtilmeyen, ancak “ustalık dönemimin kanıtı” olarak bahsedilen bir kubbe.
***
2. Yabancı mimarların hangi sözü, Mimar Sinan’ı derinden etkilemiştir?
Çözüm:
Metni dikkatlice okuduğumuzda Mimar Sinan’ın yüreğini yaralayan ve onu hırslandıran bir sözden bahsedildiğini görüyoruz:
-
Adım 1: İlgili bölümü bulma
Mimar Sinan, metinde “Mimarların söylediğini duyduğumuz şu yaman sözleri, yüreğimi yaralıyordu.” dedikten sonra, bu sözün ne olduğunu açıklıyor.
-
Adım 2: Sözü tespit etme
Metinde “SES: İslam mimarlığına hiçbir yerde, Ayasofya kubbesi gibi bir kubbe yapmayı başaramamıştır.” şeklinde bir ifade yer alıyor. İşte bu söz, Mimar Sinan’ı derinden etkileyen ve ona meydan okuyan sözdür.
Sonuç:
Yabancı mimarların “İslam mimarlığına hiçbir yerde, Ayasofya kubbesi gibi bir kubbe yapmayı başaramamıştır.” sözü Mimar Sinan’ı derinden etkilemiştir.
***
3. Mimar Sinan’ın hayatı nedir ve nasıl gerçekleşmiştir?
Çözüm:
Metindeki bilgileri toparlayarak Mimar Sinan’ın hayat öyküsünü özetleyelim:
-
Adım 1: Doğumu ve Gençliği
Mimar Sinan, 29 Mayıs 1490’da Kayseri’nin Ağırnas köyünde doğmuş ve 98 yıl yaşamıştır. Yavuz Sultan Selim döneminde, birkaç yıllık bir eğitimden sonra İstanbul’daki askeri ocağa alınmıştır. Küçük Ağırnas köyünden sonra İstanbul’un ona çok ilginç geldiğini belirtiyor.
-
Adım 2: Mimarlık Tutkusu ve Öğrenimi
İstanbul’da Ayasofya’yı dikkatle incelemiş, mühendisliğin ve mimarlığın inceliklerini öğrenmeye başlamıştır. Yabancı mimarların Ayasofya kubbesi gibi bir kubbenin İslam mimarlığında yapılmadığına dair sözleri onu çok etkilemiş ve “bizden biri bu kubbeyi yenilemeli!” diye düşünmesine neden olmuştur.
-
Adım 3: Önemli Eserleri ve Hizmetleri
Kanuni Sultan Süleyman’ın isteği üzerine, Şehzade Mehmet’in anısına “ilk büyük eserim” dediği Şehzade Camii’ni yapmıştır. Ayrıca ustalık döneminin kanıtı olarak adını vermediği bir kubbeyi tamamladığından bahseder. Devlete tam 70 yıl hizmet etmiştir.
Sonuç:
Mimar Sinan, 1490’da Kayseri Ağırnas’ta doğmuş, 98 yıl yaşamış ve 70 yıl devlete hizmet etmiştir. Yavuz Sultan Selim döneminde İstanbul’a gelip askeri ocağa katılmıştır. Ayasofya’yı inceleyerek mimarlık sanatını öğrenmiş, yabancı mimarların meydan okuyan sözleri üzerine daha büyük eserler yapma azmiyle dolmuştur. İlk büyük eseri Şehzade Camii’dir ve ustalık döneminin kanıtı olarak bir kubbeden bahsetmiştir. Hayatını mimarlığa adamış büyük bir ustadır.
***
4. Mimar olsaydınız, ne tür bir eser yapmak isterdiniz?
Çözüm:
Bu soruya vereceğiniz cevap tamamen size özel olmalı! Hayal gücünüzü kullanın. Ben bir örnek vereyim, siz de kendi hayallerinizi yazın:
Eğer ben bir mimar olsaydım, insanların sadece içinde yaşayacağı değil, aynı zamanda huzur bulacağı, doğayla iç içe, bol ışıklı ve ferah yaşam alanları tasarlamak isterdim. Özellikle çocukların koşup oynayabileceği, yaşlıların rahatça dinlenebileceği geniş bahçeleri olan, enerji verimliliği yüksek, modern ama aynı zamanda geleneksel mimarimizin izlerini taşıyan konutlar ve kütüphaneler yapmak çok hoşuma giderdi. Bence bir yapı sadece güzel değil, aynı zamanda kullanışlı ve insanlara iyi hissettirmeli.
***
5. Mimar Sinan’ın yaşadığı dönemde yapacağı bir eserin olması, onun sanatını ve ustalığını nasıl etkilemiştir?
Çözüm:
Mimar Sinan’ın yaşadığı dönem, Osmanlı İmparatorluğu’nun en güçlü ve parlak zamanlarından biriydi. Bu durum, onun sanatı ve ustalığı üzerinde çok büyük bir etki yaratmıştır.
-
Adım 1: İmparatorluğun Gücü ve Kaynakları
Metinde Mimar Sinan’ın “Bir imparatorluğun yüreğinde dolaşıyordum.” demesi, onun güçlü bir devletin imkanlarından faydalandığını gösterir. Bu dönemde büyük projeler için bolca kaynak (para, malzeme, iş gücü) mevcuttu. Bu sayede Mimar Sinan, küçük çaplı işler yerine, devasa ve gösterişli camiler, köprüler, külliyeler gibi büyük eserler tasarlama fırsatı bulmuştur.
-
Adım 2: Sanatsal ve Kültürel Ortam
Dönemin sanata ve bilime verdiği önem, mimaride de yenilikçi ve iddialı eserlerin ortaya çıkmasını teşvik etmiştir. Mimar Sinan, Ayasofya gibi büyük yapıları inceleyerek ilham almış, yabancı mimarların sözleriyle de kendini aşma konusunda hırslanmıştır. Bu ortam, onun sürekli öğrenmesini, kendini geliştirmesini ve yeni teknikler denemesini sağlamıştır.
-
Adım 3: Rekabet ve Gelişim
Mimar Sinan’ın metinde “bizden biri bu kubbeyi yenilemeli!” demesi, onun dönemin mimari anlayışını aşma ve daha iyisini yapma arayışında olduğunu gösterir. Bu rekabet ortamı ve büyük beklentiler, onun sanatını zirveye taşımasında önemli bir etken olmuştur.
Sonuç:
Mimar Sinan’ın yaşadığı dönemdeki güçlü Osmanlı İmparatorluğu, ona büyük projelere imza atma imkanı sunmuştur. Zengin kaynaklar, sanata ve bilime verilen önem, Ayasofya gibi ilham verici yapılar ve mimarlar arasındaki rekabet, Mimar Sinan’ın sanatını ve ustalığını sürekli geliştirmesine, kendini aşmasına ve günümüze kadar ulaşan başyapıtlar ortaya koymasına olanak sağlamıştır.
***
6. Mimar Sinan, Kanuni Sultan Süleyman’ın mimarı değil de önceki yüzyıllarda yaşamış bir mimar olsaydı bu eserleri yapabilir miydi? Tartışınız.
Çözüm:
Bu çok güzel bir düşünme sorusu! Bir mimarın eserleri, sadece kendi yeteneğiyle değil, yaşadığı dönemin imkanlarıyla da şekillenir. Hadi bunu adım adım inceleyelim:
-
Adım 1: Dönemin Teknolojisi ve Bilgisi
Önceki yüzyıllarda inşaat teknikleri, mühendislik bilgisi ve kullanılan malzemeler, Kanuni dönemindeki kadar gelişmiş değildi. Mimar Sinan’ın eserlerindeki büyük kubbeler, karmaşık taşıyıcı sistemler ve estetik detaylar, o dönemin ileri mimarlık bilgisi ve teknolojisi sayesinde mümkün olmuştur. Daha eski dönemlerde bu bilgi ve teknikler yeterli olmayabilirdi.
-
Adım 2: Ekonomik ve Siyasi Güç
Kanuni Sultan Süleyman dönemi, Osmanlı İmparatorluğu’nun zirveye çıktığı, ekonomik ve siyasi olarak en güçlü olduğu zamanlardan biriydi. Bu durum, Mimar Sinan gibi bir mimarın büyük çaplı ve maliyetli projeleri hayata geçirmesi için gerekli finansmanı ve desteği sağlamıştır. Önceki yüzyıllarda, özellikle savaşların ve ekonomik sıkıntıların yaşandığı dönemlerde, bu kadar büyük ve gösterişli eserlere yatırım yapmak mümkün olmayabilirdi.
-
Adım 3: Sanatsal Anlayış ve İhtiyaçlar
Her dönemin kendine özgü sanatsal anlayışı ve ihtiyaçları vardır. Kanuni dönemi, imparatorluğun gücünü ve ihtişamını yansıtan anıtsal yapılar yapma arayışındaydı. Önceki yüzyıllarda belki daha farklı tipte, daha küçük ölçekli veya farklı estetik anlayışa sahip yapılar tercih edilirdi. Mimar Sinan’ın dehası, dönemin bu beklentileriyle birleşince ortaya eşsiz eserler çıkmıştır.
Sonuç:
Mimar Sinan, Kanuni Sultan Süleyman’ın mimarı değil de önceki yüzyıllarda yaşamış olsaydı, muhtemelen aynı büyüklükte, aynı teknolojik gelişmişlikte ve aynı estetik anlayışta eserleri yapamazdı. Çünkü bir mimarın dehası ne kadar büyük olursa olsun, eserlerini ortaya koyabilmesi için dönemin teknolojik imkanlarına, ekonomik gücüne ve sanatsal beklentilerine ihtiyaç duyar. Kanuni dönemi, Mimar Sinan’ın dehasını tam anlamıyla sergileyebilmesi için en uygun ortamı sağlamıştır.
***
7. Bir mimari eserin önemini ve değerini belirleyen ölçütler neler olabilir?
Çözüm:
Bir mimari eserin önemli ve değerli sayılması için birçok farklı özellik taşıması gerekir. Metinden ve genel bilgilerimizden yola çıkarak bu ölçütleri sıralayalım:
-
Adım 1: Estetik Güzellik ve Tasarım
Bir yapının görsel olarak çekici, dengeli ve uyumlu olması önemlidir. Sanatsal değeri, kullanılan formlar, renkler ve detaylarla ortaya çıkar.
-
Adım 2: Teknik Üstünlük ve Mühendislik
Metinde Mimar Sinan’ın “bu kadar büyük bir kubbeyi, bu kadar yükseğe oturtabilmenin olağanüstülüğünü anlıyordum” demesi, bu özelliğe dikkat çekiyor. Bir yapının sağlamlığı, dayanıklılığı, inşaatındaki zorlukların üstesinden gelinmesi ve dönemine göre yenilikçi mühendislik çözümleri içermesi çok değerlidir.
-
Adım 3: Fonksiyonellik (İşlevsellik)
Yapının tasarlandığı amaca uygun olarak iyi hizmet etmesi, kullanıcılarına rahat ve verimli bir ortam sunması önemlidir. Örneğin bir cami ibadet için, bir köprü geçiş için ne kadar elverişli?
-
Adım 4: Tarihsel ve Kültürel Değer
Yapının inşa edildiği dönemin kültürel özelliklerini yansıtması, önemli bir tarihi olaya veya kişiliğe tanıklık etmesi, o toplumun kimliğinin bir parçası olması değerini artırır.
-
Adım 5: Özgünlük ve Yenilikçilik
Metinde Mimar Sinan’ın “bizden biri bu kubbeyi yenilemeli!” demesi gibi, bir yapının kendi döneminde veya sonrasında taklit edilen, yeni bir akım başlatan, özgün bir tarza sahip olması onu farklı kılar.
-
Adım 6: Dayanıklılık ve Zamanı Aşması
Yüzyıllar boyunca ayakta kalabilmesi, doğal afetlere ve zamana karşı direnç göstermesi, bir eserin kalitesini ve değerini gösterir.
Sonuç:
Bir mimari eserin önemini ve değerini belirleyen ölçütler; estetik güzelliği, teknik üstünlüğü, işlevselliği, tarihsel ve kültürel değeri, özgünlüğü, yenilikçiliği ve zamanın yıpratıcı etkilerine karşı dayanıklılığıdır. Bu özelliklerin birçoğunu taşıyan eserler, yüzyıllar boyunca hayranlıkla anılmaya devam eder.
***
3. ETKİNLİK: Mimar Sinan’ın kişilik özelliklerini okuduğunuz metinden hareketle yazınız.
Çözüm:
Mimar Sinan’ın kendi ağzından anlattıklarından, onun hakkında birçok şey öğrenebiliyoruz. Hadi bu özellikleri listeleyelim:
-
Adım 1: Meraklı ve Gözlemci
“Benim için küçük Ağırnas köyünden sonra, İstanbul’da her şey ilginçti.” ve “Ayasofya’ydı… Mühendisliğin ve mimarlığın inceliklerini öğrendikçe…” ifadeleri, onun çevresine karşı meraklı ve her şeyi dikkatlice gözlemleyen biri olduğunu gösterir.
-
Adım 2: Öğrenmeye Açık ve Azimli
“Mühendisliğin ve mimarlığın inceliklerini öğrendikçe…” sözleri, onun sürekli öğrenme ve kendini geliştirme çabası içinde olduğunu gösterir.
-
Adım 3: Duyarlı ve Hırslı
“Mimarların söylediğini duyduğumuz şu yaman sözleri, yüreğimi yaralıyordu.” ve “Ama bizden biri bu kubbeyi yenilemeli!” ifadeleri, onun eleştirilere karşı duyarlı olduğunu, ancak bu duyarlılığın onu daha iyisini yapmaya iten bir hırsa dönüştüğünü gösterir.
-
Adım 4: Özgüvenli ve Meydan Okuyan
“Ama bizden biri bu kubbeyi yenilemeli!” sözü, onun kendine güvenen ve büyük zorlukların üstesinden gelmeye hazır, meydan okuyucu bir kişiliğe sahip olduğunu gösterir.
-
Adım 5: Çalışkan ve Üretken
“Devlete tam 70 yıl hizmet ettim.” ve “İlk büyük eserim, işte bu Şehzade Camisi’dir.” ifadeleri, onun ömrünün büyük bir kısmını çalışmaya ve eserler üretmeye adadığını gösterir.
-
Adım 6: Usta ve Başarılı
“Bu kubbe, ustalık dönemimin kanıtıydı.” sözü, onun mesleğinde zirveye ulaşmış, başarılı bir usta olduğunu açıkça ortaya koyar.
Sonuç:
Mimar Sinan, metinden anladığımız kadarıyla; meraklı, gözlemci, öğrenmeye açık, azimli, duyarlı, hırslı, özgüvenli, meydan okuyan, çalışkan, üretken, usta ve başarılı bir kişiliğe sahiptir.
***
4. ETKİNLİK: Okuduğunuz metnin ana fikrini ve yardımcı fikirlerini bulunuz.
Çözüm:
Bir metnin ana fikri, yazarın bize vermek istediği en temel mesajdır. Yardımcı fikirler ise bu ana fikri destekleyen, açıklayan detaylardır.
-
Adım 1: Ana Fikri Bulma
Metin genel olarak Mimar Sinan’ın hayatını, mimarlığa olan tutkusunu, karşılaştığı zorlukları ve bu zorlukların üstesinden gelerek nasıl büyük bir usta olduğunu anlatıyor. Onun azmini, çalışkanlığını ve mimariye adanmışlığını vurguluyor.
Ana Fikir: Mimar Sinan, mimarlık sanatına olan tutkusu, öğrenme azmi ve meydan okuyan kişiliği sayesinde Osmanlı mimarisinin en büyük ustalarından biri olmuş, ömrünü bu sanata ve devlete adamıştır.
-
Adım 2: Yardımcı Fikirleri Bulma
Ana fikri destekleyen, metindeki önemli noktaları belirleyelim:
- Mimar Sinan’ın doğumu, gençliği ve İstanbul’a gelişi.
- Ayasofya’nın ona ilham vermesi ve mimarlık inceliklerini öğrenmesi.
- Yabancı mimarların sözlerinin onu daha iyisini yapmaya teşvik etmesi.
- Şehzade Camii’nin onun ilk büyük eseri olması ve ustalık dönemi eserlerinden bahsetmesi.
- Devlete uzun yıllar hizmet etmesi.
Sonuç:
Ana Fikir:
Mimar Sinan, mimarlık sanatına olan tutkusu, öğrenme azmi ve meydan okuyan kişiliği sayesinde Osmanlı mimarisinin en büyük ustalarından biri olmuş, ömrünü bu sanata ve devlete adamıştır.
Yardımcı Fikirler:
- Mimar Sinan’ın hayatının önemli dönüm noktaları (doğumu, İstanbul’a gelişi, askerlik dönemi).
- Ayasofya’nın Mimar Sinan üzerindeki etkisi ve mimarlık bilgisini geliştirme süreci.
- Yabancı mimarların sözlerinin Mimar Sinan’ı daha büyük eserler yapmaya teşvik etmesi.
- Mimar Sinan’ın Şehzade Camii gibi önemli eserlere imza atması ve ustalığını kanıtlaması.
- Mimar Sinan’ın devlete uzun yıllar hizmet etmesi ve çağını anlatmak istemesi.
***
5. ETKİNLİK: Aşağıdaki metinleri okuyunuz. Metinlerde anlatımın kaçıncı kişinin ağzından yapıldığını yazınız.
Çözüm:
Bir metinde anlatımın kaçıncı kişi ağzından yapıldığını anlamak için fiillere ve kullanılan zamirlere bakmamız gerekir. “Ben” veya “biz” varsa birinci kişi, “o” veya “onlar” varsa üçüncü kişidir.
-
Adım 1: “Ben Mimar Sinan” metnini inceleyelim.
- “doğdum“
- “yaşadım“
- “hizmet ettim“
- “anlatmak istiyorum“
Bu fiil çekimlerinden ve metnin genelinden, Mimar Sinan’ın kendi hayatını anlattığını, yani anlatımın “ben” diliyle yapıldığını anlıyoruz.
-
Adım 2: “Suna’nın Son Öyküsü” metnini inceleyelim.
- “güçlendirdi“
- “götürdü“
Bu fiil çekimlerinden, Suna’dan bahseden başka bir kişinin anlatımını okuduğumuzu anlıyoruz. Yani “o” diliyle anlatım var.
Sonuç:
- Ben Mimar Sinan: Metinde anlatım birinci kişi ağzından (Mimar Sinan’ın kendisi) yapılmıştır.
- Suna’nın Son Öyküsü: Metinde anlatım üçüncü kişi ağzından (bir başkası Suna’nın hikayesini anlatıyor) yapılmıştır.
***
Umarım bu açıklamalar Mimar Sinan’ı daha iyi anlamanıza yardımcı olmuştur. Unutmayın, okuduğunuz her metin size yeni kapılar açar!