7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 2. Kitap Sayfa 84
Merhaba sevgili öğrencim! Bugün seninle çok güzel ve düşündürücü sorulara birlikte cevap arayacağız. Hem görseli yorumlayacağız hem de insan ilişkileri üzerine konuşacağız. Hazır mısın? Başlayalım!
9. ETKİNLİK: Yandaki karikatürü inceleyiniz. İncelediğiniz karikatürden hareketle “yaşama ve olaylara bakış açısı” konusundaki duygu ve düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız. Bunu yaparken aşağıdaki sorulara vereceğiniz cevaplardan faydalanınız.
Evet, karikatüre dikkatlice baktığımızda bir tarafta siyah bir kalem görüyoruz, bir şeyler çizmiş ve etrafında silgi tozu var gibi. Diğer tarafta ise rengarenk bir kalem var ve sanki o siyah kalemin çizdiklerini siliyor, kendi renkli izini bırakıyor. Bu görsel bize hayatta olaylara nasıl baktığımızı, bazen bir şeyleri silip yeniden başlama veya farklı bir bakış açısı getirme ihtiyacımızı anlatıyor gibi. Şimdi sorularımıza geçelim:
a) Yaşamdaki kırmızı çizgiler (sınır koymak) ne anlama gelmektedir? Sizin kırmızı çizgileriniz nelerdir?
Sevgili öğrencim, yaşamdaki kırmızı çizgiler aslında bizim için çok önemli olan, asla ödün vermeyeceğimiz değerler, kurallar veya prensipler demektir. Bunlar bizim kişiliğimizi ve duruşumuzu belirler. Yani bir nevi “buraya kadar!” dediğimiz noktalardır.
Benim kırmızı çizgilerim:
- Dürüstlük: Her zaman doğruyu söylemek, yalan söylememek benim için çok önemlidir.
- Saygı: Başkalarına ve onların düşüncelerine saygı duymak, kimseyi kırmamak.
- Adalet: Haksızlığa uğrayan birini gördüğümde sessiz kalmamak, herkesin eşit davranılmasını istemek.
- Çalışkanlık: Tembellik yapmamak, sorumluluklarımı yerine getirmek.
Senin de mutlaka böyle kırmızı çizgilerin vardır, değil mi? Bunlar seni sen yapan değerlerdir.
b) İki kalemden biri çizerken diğerinin silmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu karikatürdeki kalemlerin hareketi bana hayatın kendisini hatırlatıyor.
Adım 1: Siyah Kalem ve Çizdikleri: Siyah kalem sanki geçmişte yapılan hataları, olumsuzlukları, belki de yanlış kararları temsil ediyor. Hani bazen bir şeyler yaparız da sonradan pişman oluruz ya, işte o anlar gibi. Ya da hayatımızda bizi üzen, yoran olaylar olur. Siyah kalem bunları çiziyor, yani bir şekilde var ediyor.
Adım 2: Renkli Kalem ve Sildikleri: Renkli kalem ise umudu, değişimi, yeni başlangıçları ve olumlu bakış açısını temsil ediyor. O siyah kalemin çizdiklerini siliyor çünkü hayat bize her zaman yeniden başlama, hatalarımızdan ders çıkarma ve olumsuzlukları geride bırakma şansı sunar. Renkli kalem, hayatımıza neşe, farklılık ve güzellik katmak için eski olumsuzlukları temizliyor. Bu da bence hayatın bize verdiği ikinci şansları, affetmeyi ve ileriye bakmayı temsil ediyor. Yani biri bir şeyler yaratırken, diğeri onu daha iyi hale getirmek için yok ediyor ya da değiştiriyor.
c) Yaşanan olayları sadece “siyah ya da beyaz” olarak görmek ne kadar doğrudur?
Aslında bu, hayatın karmaşıklığını anlamak için çok önemli bir soru.
Adım 1: Siyah ve Beyaz Bakış Açısı: Olayları sadece “siyah ya da beyaz” olarak görmek, yani ya tamamen iyi ya da tamamen kötü, ya haklı ya haksız olarak değerlendirmek çok da doğru değil. Çünkü hayatımızda karşılaştığımız çoğu durum, olay veya insan bu kadar kesin çizgilerle ayrılmaz.
Adım 2: Hayatın Renkleri: Hayat tıpkı o renkli kalem gibi, aslında birçok farklı renkten oluşur. Bir olayın içinde hem iyi hem kötü yönler olabilir. Bir insanın hem sevdiğimiz hem de hoşlanmadığımız özellikleri bulunabilir. Bu nedenle olaylara tek bir açıdan bakmak yerine, farklı bakış açılarını, ara tonları görmeye çalışmak bizi daha anlayışlı ve hoşgörülü yapar. Her şeyin bir nedeni ve birden fazla sonucu olabilir. Bu yüzden “gri” alanları, yani farklı ihtimalleri ve bakış açılarını da göz önünde bulundurmalıyız. Bu, hem kendimizi hem de başkalarını daha iyi anlamamızı sağlar.
10. ETKİNLİK: Okuduğunuz metinde geçen aşağıdaki paragraftan hareketle “insanlarla geçinme sanatı” üzerine kısa bir yazı yazınız.
“Yanlışlıkla çarpıp elindeki dosyaları düşürmesine sebep olduğumuz öfkeli biri, ‘Kör müsün kardeşim?’ dediğinde biz, ‘Affedersiniz, dalgınlığıma gelmiş, yardım edebilirim…’ dersek ortaya çıkan tablo çok farklı olacaktır. Uzlaşmacı bir tutum sahibi olmak kadar güzel konuşmasını bilmek de insanlarla geçinmekte önemli bir husustur.”
Sevgili öğrencim, bu paragraf bize insanlarla iyi geçinmenin ne kadar önemli olduğunu ve bunun bir sanat gibi incelikleri olduğunu çok güzel anlatıyor.
Çözüm:
İnsanlarla bir arada yaşamak, tıpkı bir orkestrada farklı enstrümanların uyum içinde çalması gibidir. Herkesin kendine özgü bir sesi, bir karakteri vardır ve bu farklılıklar bazen yanlış anlaşılmalara ya da küçük sürtüşmelere yol açabilir. İşte tam da bu noktada “insanlarla geçinme sanatı” devreye girer. Bu sanat, sadece haklı olmak değil, aynı zamanda empati kurabilmek, doğru zamanda doğru kelimeleri seçebilmek ve uzlaşmacı bir tavır sergileyebilmektir.
Metinde verilen örnek, bu sanatın temelini çok güzel açıklıyor. Düşünsene, yanlışlıkla birine çarptın ve o kişi sana sinirle tepki verdi. Eğer sen de aynı sertlikle karşılık verirsen, o anki küçük bir kaza, büyük bir kavgaya dönüşebilir. Ama “Affedersiniz, dalgınlığıma gelmiş, yardım edebilirim…” gibi sihirli cümleler kurduğunda, ortamın gerginliği bir anda yumuşar. Karşındaki kişi senin iyi niyetini ve saygını görür. Bu, olumsuz bir durumu olumluya çevirme gücüdür.
İnsanlarla iyi geçinmek için sadece “haklı” olmak yetmez. Bazen haklı olsak bile, durumu daha da kötüleştirmemek adına alttan almak, karşımızdakinin duygularını anlamaya çalışmak gerekir. Güzel konuşmak, nazik olmak, özür dilemeyi bilmek ve yardımsever olmak, ilişkilerimizi güçlendiren önemli adımlardır. Unutmayalım ki, hepimiz hata yapabiliriz. Önemli olan, bu hataları nasıl telafi ettiğimiz ve insanlarla aramızdaki bağı nasıl koruduğumuzdur. Kısacası, insanlarla geçinmek, karşılıklı anlayış, saygı ve güzel iletişimle örülen bir köprü inşa etmektir. Bu köprü ne kadar sağlam olursa, hayatımız da o kadar huzurlu ve mutlu olur.