7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 2. Kitap Sayfa 235
Merhaba sevgili öğrenciler! Bugün “Akşehir’de Bir Fil” metnimizle ilgili etkinlikleri birlikte çözeceğiz. Unutmayın, okuduğumuzu anlamak ve yorumlamak çok önemli. Haydi başlayalım!
4. ETKİNLİK: “Akşehir’de Bir Fil” metninden alınan aşağıdaki bölümü okuyunuz. Kasabalıların fille ilgili sorununa farklı bir çözüm üretiniz.
Eziyetlerinden vazgeçtik; bir de
Filler varmiş askerlerin,
Bari o rahat dursay!
Çarşıda, pazarda, bağda, bahçede
Silip süpürüyormuş, ne bulursa.
(Öyle ki daha iyi, sel olsa, dolu vursa!)
Allah cümlesine yardım ede!
Aç kalmış kasabalı, fili doyurmuş.
Çözüm:
Sevgili çocuklar, metinde kasabalıların filin yaptığı zararlardan çok çektiğini ve hatta çaresizlikten aç kalmalarına rağmen fili doyurmak zorunda kaldıklarını görüyoruz. Bu, aslında bir çözüm değil, bir mecburiyet. Bizden istenen ise bu duruma farklı, daha kalıcı bir çözüm bulmak. Hadi birlikte düşünelim:
Adım 1: Sorunu Anlamak
Sorun şu: Fil, kasabada serbestçe dolaşıyor, her şeyi yiyip bitiriyor ve insanlara zarar veriyor. Kasabalılar da ondan korktuğu için bir şey yapamıyor, hatta kendi yiyeceklerini bile fille paylaşıyorlar.
Adım 2: Farklı Çözüm Yolları Üretmek
Bu duruma karşı birkaç farklı çözüm önerebiliriz. İşte size bir örnek:
- Kasabalılar, filin sahipleri olan askerlerle veya şehzadeyle konuşup durumu anlatmalı ve filin kasabadan uzaklaştırılmasını veya güvenli bir yere kapatılmasını talep etmeli.
- Eğer filin gitmesi mümkün değilse, kasabanın etrafına filin giremeyeceği sağlam bir çit veya duvar örmek gibi fiziksel önlemler alınabilir.
- Ya da fil için kasabanın dışında, kimseye zarar vermeyeceği geniş bir alan belirlenip oraya yerleştirilmesi ve yiyeceğinin düzenli olarak oraya bırakılması sağlanabilir.
Benim önerim şu olurdu:
Kasabalılar, Nasrettin Hoca’nın da yaptığı gibi, durumu şehzadeye veya filin sahibi olan komutanlara güzel bir dille anlatmalı ve filin kasaba dışında, insanlara zarar vermeyeceği, özel olarak hazırlanmış bir alana taşınmasını istemeliydi. Böylece hem fil güvende olur hem de kasabalılar huzura kavuşurdu.
5. ETKİNLİK: “Akşehir’de Bir Fil” metninden iki abartma cümlesi örneği yazınız.
Çözüm:
Abartma, bir şeyi olduğundan çok daha büyük, çok daha küçük, çok daha önemli veya önemsiz göstermektir. Metni dikkatlice okuduğumuzda, kasabalıların yaşadığı zorlukları anlatan bazı abartılı ifadeler görüyoruz. İşte size iki örnek:
Adım 1: Metni Tarama
Metni abartma içeren ifadeler bulmak için yeniden okuyorum.
Adım 2: Abartma Cümlelerini Belirleme
İki tane abartma cümlesi buldum:
a) “Anadolu’yu kaplayan bir kara su yağ.”
Burada “kara suyun Anadolu’yu kaplaması” ifadesi, yaşanan felaketin boyutunu abartarak anlatıyor. Gerçekten tüm Anadolu’yu kaplayan bir su olmasa da, felaketin çok büyük olduğunu vurgulamak için kullanılmış.
b) “(Öyle ki daha iyi, sel olsa, dolu vursa!)”
Bu cümle, filin verdiği zararın o kadar büyük olduğunu ve insanların o kadar çaresiz kaldığını gösteriyor ki, selin veya dolunun bile bundan daha iyi olacağını söylüyorlar. Bu, yaşadıkları sıkıntının boyutunu abartılı bir şekilde ifade ediyor.
6. ETKİNLİK: Aşağıdaki cümlelerde yer alan fiilleri cümleye uygun farklı kip ve kişi ekleriyle tamamlayınız.
Çözüm:
Şimdi de fiillerimizi, cümlenin anlamını ve akışını bozmadan, doğru kip ve kişi ekleriyle tamamlayalım. Her cümlede farklı bir kip veya kişi kullanmaya çalışalım ki fiillerin ne kadar zengin olduğunu görelim.
- Anadolu’yu kaplayan bir kara su yağdı.
- Adam koskoca çadırını getirdi.
- Kasabanın tam ortasına kurdu.
- Kasabalı fili doyurdu.
- Kışın soğuğu bütün korkuları bastırır.
- Ocağına düşe şahzadem!
- Hoca artık huzurda bulunmalı.
- Ne diller döktü dil benden.
- Yarın Akşehir’e gezmeye gitmeliyiz.
- Fil için teşekkürlerimizi arz edelim.
- Hocam sizinle birlikte şehzadeye gitsin.
- File bir eş gönderilmesi için ferman buyurunuz.
(Burada geçmişte kesin olarak yaşanmış bir olayı anlattığımız için “-dı” geçmiş zaman ekini kullandık.)
(Yine geçmişte, hikaye içinde olan bir eylemi anlattık, “-di” geçmiş zaman eki.)
(Çadırın kasabanın ortasına kurulduğunu anlatan bir geçmiş zaman cümlesi.)
(Metinde geçen, kasabalıların fili doyurma eylemini geçmiş zamanla ifade ettik.)
(Bu, genel bir yargı, her zaman olan bir durumu anlattığı için geniş zaman “-ır” ekini kullandık.)
(Burada bir dilek, istek var. “Ocağına düşmek” bir deyimdir ve “başına bela gelsin” gibi bir anlam taşır. Dilek kipi “-e” ile tamamladık.)
(Hocanın huzurda olması gerektiğini belirten bir gereklilik kipi kullandık.)
(Bu bir deyimdir, “diller dökmek” yani çok dil dökmek, ikna etmeye çalışmak anlamında kullanılır. Geçmiş zamanla tamamladık.)
(Yarın yapılacak bir eylem için gereklilik ve birinci çoğul şahıs ekini kullandık.)
(Bir şeyi yapma önerisi veya isteği belirten “-elim” ekiyle tamamladık.)
(Hocanın şehzadeye gitmesini isteyen bir emir, istek kipi kullandık.)
(Bir yetkiliye hitaben rica veya emri ifade eden saygılı bir emir kipi kullandık.)
7. ETKİNLİK: Alınan bir karara, bazı kişilerin uymaması sonucunda ne tür sorunlar ortaya çıkabilir? Arkadaşlarınızla tartışınız.
Çözüm:
Bu soru, günlük hayatta da sıkça karşılaştığımız önemli bir konuyu tartışmamızı istiyor. Bir karar alındığında, herkesin bu karara uyması toplum düzeni ve işleyişi için çok önemlidir. Peki, bazı kişiler uymazsa neler olur? Hadi adım adım inceleyelim:
Adım 1: Karar ve Uyumun Önemi
Bir okulda, ailede veya bir ülkede alınan kararlar, genellikle ortak bir amaca ulaşmak veya bir sorunu çözmek için yapılır. Bu kararların başarılı olabilmesi için herkesin bu kurallara veya kararlara uyması gerekir.
Adım 2: Uyumsuzluğun Sonuçları
Eğer bir karara herkes uymazsa, işte şu gibi sorunlar ortaya çıkabilir:
- Düzensizlik ve Kaos: Herkes kendi bildiğini yapmaya başlar, bu da bir kargaşa ortamı yaratır. Örneğin, bir sınıfta ders kurallarına uymayanlar olursa ders işlenemez hale gelir.
- Haksızlık ve Güven Kaybı: Kurallara uyanlar kendilerini aptal veya haksızlığa uğramış hisseder. “Ben uyuyorsam o neden uymuyor?” düşüncesi ortaya çıkar. Bu da toplumda veya grupta güveni zedeler.
- Kararın Başarısız Olması: Alınan kararın amacı gerçekleşmez. Örneğin, salgın döneminde maske takma kararına herkes uymazsa, salgın yayılmaya devam eder ve karar işe yaramaz.
- Anlaşmazlıklar ve Çatışmalar: Kurallara uymayanlar ile uyanlar arasında tartışmalar, kavgalar çıkabilir. İnsanlar birbirine karşı cephe alabilir.
- Otoriteye Saygının Azalması: Kararları alan kişilere veya kurumlara olan saygı azalır. “Zaten kimse uymuyor, ben de uymasam ne olur?” düşüncesi yayılır.
- Toplumsal Zararlar: Eğer alınan karar toplumsal bir iyilik içinse (trafik kuralları, çevre temizliği gibi), bu kurallara uyulmaması tüm topluma zarar verir. Kazalar artar, çevre kirlenir.
Kısacası, bir karara uyulmaması, zincirleme bir reaksiyon gibi birçok olumsuz sonucu beraberinde getirir. Bu yüzden, toplu yaşamda alınan kararlara uymak, hem kendi iyiliğimiz hem de başkalarının iyiliği için çok önemlidir.
Umarım bu açıklamalar size yardımcı olmuştur sevgili öğrenciler! Bir sonraki derste görüşmek üzere!