7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 2. Kitap Sayfa 28
Merhaba sevgili 7. sınıf öğrencim! Türkçe dersimizin bu önemli bölümünde, fiillerin zaman ve kiplerini, ardından da dostluk kavramı üzerine düşüncelerimizi ele alacağız. Hazırsan, adım adım soruları çözmeye başlayalım!
—
5. ETKİNLİK: Aşağıdaki eylemlerden zaman bildirenleri saatin yanına, zaman bildirmeyenleri dilek kuyusunun yanına yazınız.
Sevgili öğrencim, bu soruda bize verilen eylemleri iki gruba ayıracağız: zaman bildirenler ve dilek kipi bildirenler. Hatırlarsan, fiillerin ne zaman yapıldığını (şimdiki, gelecek, geçmiş, geniş zaman) gösteren eklere “zaman eki” deriz. Bir de fiilin bir isteği, şartı, gerekliliği veya emri ifade ettiğini gösteren “dilek kipleri” vardır. Dilek kipleri, zaman anlamı taşımazlar.
Şimdi eylemleri tek tek inceleyelim:
- okuyor: “-yor” eki şimdiki zamanı gösterir. Yani bu bir zaman bildiren eylemdir.
- yap: Bu eylemde herhangi bir zaman eki yok, doğrudan bir emir veriyor. Yani bu bir dilek kipi (Emir Kipi) bildiren eylemdir.
- aldı: “-dı” eki görülen geçmiş zamanı gösterir. Yani bu bir zaman bildiren eylemdir.
- susmuş: “-muş” eki duyulan geçmiş zamanı gösterir. Yani bu bir zaman bildiren eylemdir.
- gezmeliyiz: “-meli” eki gereklilik kipini gösterir, bir zorunluluğu ifade eder. Yani bu bir dilek kipi (Gereklilik Kipi) bildiren eylemdir.
- çizer: “-er” eki geniş zamanı gösterir. Yani bu bir zaman bildiren eylemdir.
- baksa: “-sa” eki şart kipini gösterir, bir koşulu ifade eder. Yani bu bir dilek kipi (Şart Kipi) bildiren eylemdir.
- soralım: “-alım” eki istek kipini gösterir, bir isteği veya teklifi ifade eder. Yani bu bir dilek kipi (İstek Kipi) bildiren eylemdir.
- konuşacak: “-acak” eki gelecek zamanı gösterir. Yani bu bir zaman bildiren eylemdir.
Şimdi bu bilgileri kullanarak eylemleri doğru yerlere yazalım:
Sonuç:
Zaman Bildirenler (Saatin Yanına):
- okuyor
- aldı
- susmuş
- çizer
- konuşacak
Zaman Bildirmeyenler (Dilek Kuyusunun Yanına):
- yap
- gezmeliyiz
- baksa
- soralım
—
6. ETKİNLİK: Aşağıdaki eylemleri, belirtilen kiplerde çekimleyerek birer cümle içinde kullanınız.
Bu etkinlikte, bize verilen fiil köklerini istenen zaman ve dilek kiplerine göre çekimleyeceğiz. Çekimlerken fiil köküne uygun ekleri getirmeyi unutmayacağız. Sonra da her çekimlediğimiz fiili anlamlı bir cümle içinde kullanacağız.
Adım 1: “dinle-” fiilini çekimleyelim ve cümle kuralım.
-
Şimdiki Zaman:
Fiil köküne “-yor” ekini getiriyoruz.
dinle- + -yor = dinliyor
Cümle: Kardeşim şu an odasında müzik dinliyor.
-
Gelecek Zaman:
Fiil köküne “-ecek / -acak” ekini getiriyoruz. “dinle-” fiilinde ünlü uyumuna göre “-yecek” olur.
dinle- + -yecek = dinleyecek
Cümle: Yarın okulda öğretmenimizin konuşmasını dikkatle dinleyecek.
-
Geniş Zaman:
Fiil köküne “-r / -ar / -er” ekini getiriyoruz. “dinle-” fiilinde ünlü uyumuna göre “-r” olur.
dinle- + -r = dinler
Cümle: Dedem her sabah radyodan haberleri dinler.
-
Görülen Geçmiş Zaman:
Fiil köküne “-dı / -di / -du / -dü / -tı / -ti / -tu / -tü” ekini getiriyoruz. “dinle-” fiilinde ünlü uyumuna göre “-di” olur.
dinle- + -di = dinledi
Cümle: Dün akşamki hikayeyi herkes merakla dinledi.
-
Duyulan Geçmiş Zaman:
Fiil köküne “-mış / -miş / -muş / -müş” ekini getiriyoruz. “dinle-” fiilinde ünlü uyumuna göre “-miş” olur.
dinle- + -miş = dinlemiş
Cümle: Meğerse o konuyu daha önce hiç dinlememiş.
Adım 2: “anla-” fiilini çekimleyelim ve cümle kuralım.
-
Gereklilik Kipi:
Fiil köküne “-malı / -meli” ekini getiriyoruz. “anla-” fiilinde ünlü uyumuna göre “-malı” olur.
anla- + -malı = anlamalı
Cümle: Bu konuyu derste iyi anlamalıyız ki sınava hazır olalım.
-
Şart Kipi:
Fiil köküne “-sa / -se” ekini getiriyoruz. “anla-” fiilinde ünlü uyumuna göre “-sa” olur.
anla- + -sa = anlasa
Cümle: Eğer konuyu anlasa, soruları da rahatça çözerdi.
-
İstek Kipi:
Fiil köküne “-a / -e” ekini getiriyoruz. “anla-” fiilinde ünlü uyumuna göre “-a” olur.
anla- + -a = anlaya
Cümle: Keşke herkes birbirini daha iyi anlaya.
-
Emir Kipi:
Fiil köküne herhangi bir ek gelmez, doğrudan fiil kökü emri ifade eder. Genellikle ikinci tekil şahıs için kullanılır.
anla- = anla (sen)
Cümle: Öğretmeninin dediklerini iyi anla ve uygula.
—
7. ETKİNLİK: “Dostluk” hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Kısaca anlatınız.
Sevgili öğrencim, şimdi sıra geldi metindeki Karagöz ile Hacivat’ın konuşmasından yola çıkarak “dostluk” üzerine kendi düşüncelerimizi ifade etmeye. Metinde Hacivat, dostluğun fedakarlık, güven ve vefa olduğunu savunurken, Karagöz ise daha çok çıkar ilişkisi ve maddi beklentilerle yaklaşıyordu. Bu iki farklı bakış açısı, dostluğun ne kadar derin ve çeşitli bir kavram olduğunu gösteriyor. Ayrıca, konuşmamızda “oysaki, başka bir deyişle, özellikle, ilk olarak, son olarak” ifadelerini kullanmaya dikkat edeceğiz.
Sonuç:
Dostluk, bence bir insanın hayatındaki en değerli hazinelerden biridir. İlk olarak, gerçek dostluk karşılıklı güven, anlayış ve koşulsuz destek üzerine kuruludur. Tıpkı metindeki Hacivat’ın Karagöz’ün huysuzluklarına rağmen onu affetme ve barışma çabası gibi, gerçek dostlar birbirlerinin hatalarını hoş görür ve en zor anlarda bile yanlarında olurlar. Özellikle, bir dostun sadece mutlu ve başarılı olduğumuzda değil, düştüğümüzde, üzüldüğümüzde de elimizi tutması, bize güç vermesi çok önemlidir. Hacivat’ın “Başın düşünce dara, yanında olandır dost” sözü, bu fedakar dostluk anlayışını çok güzel özetliyor.
Oysaki, bazı insanlar dostluğu Karagöz gibi maddi çıkarlara bağlayabilir. “El pençedir gönüller, varsa paralı dost” veya “işinde gücünde eğer, kötü günde yalandır dost” gibi ifadeler, ne yazık ki dostluğu bir araç olarak gören yanlış bir anlayışı yansıtıyor. Başka bir deyişle, gerçek dostluk, bir hediye beklentisiyle ya da bir çıkar uğruna kurulmaz; kalpten gelen bir sevgi ve bağlılıkla beslenir. Hacivat’ın Karagöz’e hediye alması, bir zorunluluktan çok, barışma ve dostluğu yeniden inşa etme arzusundan kaynaklanıyordu.
Son olarak, dostluk sürekli emek ve özen ister. Tıpkı bir çiçeği büyütmek gibi, dostluk ilişkileri de zamanla gelişir ve güçlenir. Küçük anlaşmazlıklar ve kırgınlıklar olsa bile, karşılıklı konuşarak, affederek ve anlayış göstererek dostluklarımızı ayakta tutmalıyız. Hacivat’ın Karagöz’e “küstüğünü bile hatırlamıyorsun, bırak şu inadı” diyerek onu barışmaya ikna etmeye çalışması, dostluğun sürdürülebilirliği için gösterilen çabanın ve değerin bir göstergesidir.
Kısacası, dostluk; güven, anlayış, fedakarlık ve karşılıksız sevgiyle beslenen, hayatımızı zenginleştiren paha biçilmez bir bağdır.