7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 2. Kitap Sayfa 172
Merhaba sevgili 7. sınıf öğrencilerim! Türkçe dersimiz için gönderdiğiniz bu soruları birlikte adım adım inceleyelim ve en güzel şekilde cevaplandıralım. Hazır mısınız?
Soru 1: Bir ülkede veya bölgede yaşayan halkın sözlü edebiyatını, geleneklerini, törenlerini, inançlarını, müziğini, oyunlarını kısacası kültür ürünlerini incelemenin ve araştırmanın ne tür faydaları olabilir? Tartışınız.
Sevgili öğrencilerim, bu gerçekten de çok önemli ve üzerinde düşünmemiz gereken bir soru. Bir milletin veya bir bölgenin kültürünü oluşturan bu ürünleri incelemek bize sadece bilgi vermekle kalmaz, hayatımıza pek çok şey katar. Gelin, bu faydaları birlikte sıralayalım:
- Geçmişimizi Anlamamızı Sağlar: Kültür ürünleri, atalarımızın nasıl yaşadığını, neler düşündüğünü, hangi değerlere sahip olduğunu bize gösteren birer ayna gibidir. Onları inceleyerek köklerimizi, nereden geldiğimizi daha iyi anlarız. Bu da bizim için bir tarih bilinci oluşturur.
- Kimliğimizi Keşfederiz: Her milletin, her toplumun kendine özgü bir kültürü vardır. Geleneklerimiz, masallarımız, türkülerimiz bizi diğer toplumlardan ayıran özelliklerdir. Bunları öğrendikçe, “Ben kimim?”, “Biz kimiz?” gibi soruların cevabını bulur, kendi kültürel kimliğimizi daha iyi tanırız.
- Toplumsal Birliği Güçlendirir: Ortak gelenekler, bayramlar, hikayeler insanları bir araya getirir. Aynı türküleri söylemek, aynı oyunları oynamak, aynı değerlere inanmak toplumda bir birlik ve beraberlik duygusu oluşturur. Bu da bizi daha güçlü bir toplum yapar.
- Hoşgörülü Olmayı Öğretir: Kendi kültürümüzü incelerken, başka kültürleri de tanıma fırsatı buluruz. Farklı yaşam biçimlerini, inançları ve sanatsal ifadeleri görmek, bize hoşgörü ve saygı kazandırır. Böylece önyargılarımız azalır, dünyaya daha açık bir pencereden bakarız.
- Sanatsal ve Edebî Zevkimizi Geliştirir: Destanlarımız, efsanelerimiz, halk hikayelerimiz, müziklerimiz, oyunlarımız… Bunların hepsi eşsiz birer sanat eseridir. Onları incelemek, sanata ve edebiyata olan ilgimizi artırır, estetik anlayışımızı geliştirir.
- Kültürümüzü Geleceğe Taşırız: Eğer bu değerleri incelemezsek, araştırmazsak zamanla unutulup gidebilirler. Onları araştırmak, kaydetmek ve gelecek nesillere aktarmak bizim en önemli görevlerimizden biridir. Böylece kültürümüzü yaşatmış ve zenginleştirmiş oluruz.
- Sorunlara Yeni Bakış Açıları Sunar: Bazen geçmişteki bir gelenek, bir halk bilgeliği veya bir fıkra, günümüzdeki bir soruna beklenmedik bir çözüm veya farklı bir bakış açısı sunabilir. Kültürümüz, aslında bir bilgelik hazinesidir.
Gördüğünüz gibi, kültür ürünlerimizi incelemek sadece bir ders konusu olmaktan öte, bizi daha donanımlı, daha bilinçli ve daha duyarlı bireyler yapar. Bu yüzden kültürümüze sahip çıkmak çok önemli!
Soru 2: Dîvânü Lugati’t-Türk hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınızla paylaşınız.
Harika bir soru! Metni dikkatle okuduğumuza göre, Dîvânü Lugati’t-Türk’ün hem kendisinin hem de bulunma hikayesinin ne kadar özel olduğunu öğrendik. Şimdi gelin, edindiğimiz bu bilgileri madde madde özetleyelim ki arkadaşlarımızla kolayca ve etkili bir şekilde paylaşabilelim:
Adım 1: Dîvânü Lugati’t-Türk Nedir ve Neden Önemlidir?
- Dîvânü Lugati’t-Türk, Türk dili ve kültürü için paha biçilmez bir hazine, yani çok değerli bir eserdir.
- Bu eser, Kaşgarlı Mahmut tarafından 11. yüzyılda yazılmış, ilk Türkçe sözlük ve dil bilgisi kitabıdır. Ayrıca içinde Türklerin yaşadığı bölgeler, gelenekleri, inançları ve hatta haritaları bile vardır.
- Bugün elimizde, yani kütüphanelerde bulunan tek kopyası (nüshası) İstanbul’daki Millet Kütüphanesi’ndedir. Düşünün, sadece bir tane var!
Adım 2: Eserin Uzun Süre Bilinmemesi ve Rastlantısal Keşfi
- Bu kadar önemli bir eser olmasına rağmen, 1914 yılına kadar bu tek kopyasına bile ulaşmak mümkün olmamış. Yani uzun bir süre gizli kalmış diyebiliriz.
- Eserin bulunması ise tam bir tesadüf, yani şans eseri gerçekleşmiş. Eğer bazı kişiler doğru zamanda doğru yerde olmasaymış, belki de bu hazine sonsuza dek kaybolup gidecekmiş!
Adım 3: Nazif Bey ve Kitabın Satış Hikayesi
- Dîvânü Lugati’t-Türk’ün tek nüshası, o zamanlar eski Maliye Bakanlarından Nazif Bey‘in özel kitaplığında bulunuyormuş.
- Nazif Bey, kitabın Türk dili ve kültürü için ne kadar büyük bir öneme sahip olduğunu tam olarak bilemese de, onun değerli bir kitap olduğunu sezmiş.
- Nazif Bey’in yakınlarından bir kadın, maddi sıkıntıya düşmüş ve bu kitabı satmak istemiş. Nazif Bey de kadına şöyle bir öğüt vermiş: “Bak, sana bir kitap veriyorum. İyi sakla!… Sıkıştığın zaman sahaflara götür. Altın para ile otuz lira eder, aşağıya verme!”
- Bu sözler, kitabın o dönemde bile parasal bir değeri olduğunu, ama asıl kültürel değerinin henüz tam anlaşılamadığını gösteriyor.
Adım 4: Ali Emirî’nin Rolü ve Eserin Kurtarılması
- İşte tam bu noktada, Türk kültür ve edebiyatına gönül vermiş, çok önemli bir şahsiyet olan Ali Emirî devreye giriyor.
- Metinde de belirtildiği gibi, Ali Emirî’nin bilgisi, dikkati, kitap sevgisi ve çabaları olmasaydı, bu eser belki de bilgisiz kişilerin elinde yok olup gidecek, dilimiz ve kültürümüz en büyük hazinelerinden birinden mahrum kalacaktı.
- Ali Emirî, büyük bir ihtimalle bu kitabı sahaflardan (eski kitap satan yerlerden) bularak satın almış ve onu Türk kültürüne kazandırmış. Onun bu çabası sayesinde Dîvânü Lugati’t-Türk günümüze ulaşmış.
Özetle, Dîvânü Lugati’t-Türk sadece eski bir sözlük değil, aynı zamanda Türklerin yaşamına, diline ve kültürüne ışık tutan, bulunma hikayesiyle de adeta bir romana konu olabilecek eşsiz bir eserdir. Ne mutlu bize ki, bu esere sahip çıkanlar olmuş ve bizler de bugün onu tanıma fırsatı buluyoruz.