7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 2. Kitap Sayfa 82
Merhaba sevgili öğrencilerim,
Bugün sizlerle “İnsanlarla Geçinme Sanatı” metniyle ilgili soruları çözeceğiz. Unutmayın, bu soruları çözerken asıl amacımız sadece doğru cevabı bulmak değil, aynı zamanda metni daha iyi anlamak ve Türkçe bilgilerimizi pekiştirmek. Hazırsanız başlayalım!
5. ETKİNLİK: Aşağıdaki yönergeleri uygulayınız.
a) “İnsanlarla Geçinme Sanatı” metninde geçen koşul anlamına sahip aşağıdaki cümleleri inceleyiniz.
Sevgili öğrenciler, bu kısım bize koşul (şart) cümlelerini hatırlatmak ve onları fark etmemizi sağlamak için verilmiş. Koşul cümleleri, bir eylemin veya durumun gerçekleşmesinin başka bir eyleme veya duruma bağlı olduğunu ifade eder. Genellikle fiillere gelen “-se, -sa” ekleriyle kurulur. Haydi örnekleri inceleyelim:
-
• Kendi kendimize problemimizin olduğunu biraz düşünürsek bulabiliriz.
Burada “düşünürsek” kelimesi, eğer düşünme eylemi gerçekleşirse, problemi bulma eyleminin de gerçekleşeceğini gösteriyor. Yani problemi bulmanın koşulu, düşünmektir.
-
• Karşımızdakini, “Ben ailem için, çalıştığım iş yeri için, bu ülke için önemli ve gerekliyim.” şeklinde düşündürebiliyorsak o kişiyle aramızdaki olumsuzluklar açık olacağı için onlarla geçinmemiz daha kolay olur.
“Düşündürebiliyorsak” kelimesi, karşımızdakini önemli hissettirme koşulu yerine gelirse, geçinmenin kolaylaşacağı sonucunu ortaya koyuyor.
-
• “Affedersiniz, dalgınlığıma gelmiş, yardım edebilirim…” dersek ortaya çıkan tablo çok farklı olacaktır.
“Dersek” kelimesi, bu sözleri söyleme koşulu gerçekleşirse, durumun değişeceğini anlatıyor.
Gördüğünüz gibi, bu cümlelerin hepsinde bir eylemin gerçekleşmesi için bir şart (koşul) öne sürülmüş. Şimdi bu bilgiyi kullanarak diğer soruya geçelim.
b) Aşağıdaki metni okuyup koşul anlamı içeren cümleleri boşluklara yazınız.
Şimdi “Misafirliğe Dair” metnini dikkatlice okuyalım ve içinde koşul anlamı taşıyan cümleleri bulalım. Koşul anlamı demek, bir şeyin olması için başka bir şeyin şart olması demekti, unutmayın.
Misafirlik samimi olmalıdır. Onun için insan kimlerle ahbaplık etmek istiyorsa onların misafirliğine gitmeli, ahbaplık etmek istemediklerinin de misafirliklerini kabul etmemeli ki samimiyet dış bir misafirlik oyunundan can sıkıcı neticelere maruz kalınmasın. Amma dikkat! Zira büyük bir misafirliğin kabulü için dahi bir hazırlık, fakat kabul bu geliş, elbise giymek, evinizin içini görmek, hâlinizi, tavrınızı süzmek içinse bir zaman mukaddes sayılmış olan misafirlik bu olmadığı için, böyle bir misafili sevmememizde hiçbir mahzur yoktur. (…)
Meşhur İmparator Ogüst zamanında vatandaşlarından kimi çağırsa onun evine misafir gidermiş, bir gün kerimesi bir vatandaşın davet etmiş, fakat İmparator İğubali davranmış, o kadar üstünkörü yemekler önüne sürmüş ki Ogüst’ün canı sıkılmış. Giderken:
Teşekkür ederim ama bu kadar dost olduğumuzu zannetmiyordum, demiş. Her misafirin, ne kadar alçak gönüllü olursa olsun, biraz itibar istediğini unutmamalı!
Metni okuduk. Şimdi koşul anlamı taşıyan cümleyi bulalım:
Çözüm:
Metinde geçen koşul anlamı taşıyan cümle şudur:
- “Fakat kabul bu geliş, elbise giymek, evinizin içini görmek, hâlinizi, tavrınızı süzmek içinse bir zaman mukaddes sayılmış olan misafirlik bu olmadığı için, böyle bir misafili sevmememizde hiçbir mahzur yoktur.”
Burada “içinse” kelimesiyle bir koşul belirtilmiştir. Eğer misafirlik sadece bu sayılan nedenler içinse, o zaman böyle bir misafirliği sevmemekte bir sakınca olmadığı söyleniyor. Yani misafirliği sevmememizin koşulu, geliş amacının sadece bu yüzeysel şeyler olmasıdır.
6. ETKİNLİK: Aşağıdaki yönergeleri uygulayınız.
a) Metinde geçen yukarıdaki paragrafta yazarın insanlarla geçinmek için önerileri nelerdir?
Şimdi bize verilen paragrafı tekrar dikkatlice okuyalım ve yazarın insanlarla iyi geçinmek için hangi tavsiyelerde bulunduğunu bulalım. Yazar, bizlere adeta bir rehber gibi yol gösteriyor.
(…) “Onunla geçinemiyorum çünkü o şöyle şöyle…” dediğimizde onun karşısında âcizliğimizi itiraf etmiş oluruz. Güzel huylu insanlarla herkes geçinir. Marifet çevremizdeki diğer insanlarla geçinebilmektir. İnsanları tanımaya çalışmak onlarla geçinmeyi kolaylaştırır. Etrafımızdaki herkese dost olmak zorunda değiliz fakat bir şekilde geçinmek zorundayız. Geçinilmesi zor insanları da idare etmesini bilmek gerekir. Ne çok uzak ne de çok yakın olup tavrımızla bu tür kişileri idare etmeye çalışmak en doğrusu olsa gerekir.
Çözüm:
Yazarın insanlarla geçinmek için verdiği önerileri şöyle sıralayabiliriz:
- İnsanları tanımaya çalışmak: Yazar, insanları tanıdıkça onlarla geçinmenin kolaylaşacağını belirtiyor. Birini ne kadar iyi tanırsak, onu anlamamız ve iletişim kurmamız da o kadar kolay olur, değil mi? Bu sayede önyargılarımız azalır, ortak noktalar buluruz.
- Geçinilmesi zor insanları idare etmesini bilmek: Herkesle iyi anlaşamayabiliriz ama yazar, zor insanlarla bile bir şekilde geçinmek zorunda olduğumuzu ve onları idare etme becerisi geliştirmemiz gerektiğini söylüyor. Bu, sosyal hayatta çok önemli bir yetenek, çünkü her yerde farklı karakterde insanlarla karşılaşacağız.
- Zor insanları idare ederken doğru tavrı sergilemek: Yazar, bu tür kişilerle ne çok uzak ne de çok yakın bir ilişki kurarak, yani dengeli bir tavırla onları idare etmeye çalışmanın en doğrusu olduğunu vurguluyor. Bu, hem kendi sınırlarımızı korumak hem de gereksiz gerginliklerden kaçınmak için önemli.
b) Siz de yazarın bu düşüncelerine katılıyor musunuz? Neden?
Bu soru, sizin kişisel düşüncelerinizi soruyor. Yazarın söylediklerine katılıp katılmadığınızı ve nedenini açıklamanızı istiyor. Unutmayın, Türkçe dersinde fikirlerinizi gerekçeleriyle birlikte açıklamak çok değerlidir.
Çözüm:
Evet, yazarın bu düşüncelerine kesinlikle katılıyorum.
- Öncelikle, insanları tanımaya çalışmak gerçekten de geçinmeyi kolaylaştırır. Bir kişinin neden öyle davrandığını anladığımızda, ona karşı daha anlayışlı olabiliriz. Mesela, bir arkadaşımız bazen sinirli olabiliyorsa, onun o gün kötü bir olay yaşadığını bilirsek, bu durumu daha iyi karşılayabiliriz. Bu da aramızdaki bağı güçlendirir ve yanlış anlaşılmaları önler.
- İkinci olarak, geçinilmesi zor insanları idare etmesini bilmek çok önemli bir hayat becerisidir. Hayatımızın her alanında farklı karakterde insanlarla karşılaşacağız: okulda, ailede, ileride işte… Herkesi sevmek zorunda değiliz ama onlarla uyum içinde yaşamak, sorunları çözmek ve ortak bir noktada buluşmak için bu beceriye sahip olmalıyız. Bu, hem kendi huzurumuz hem de toplumun genel huzuru için gereklidir.
- Son olarak, yazarın zor insanlarla olan ilişkide doğru mesafeyi bulma önerisi de çok yerinde. Ne çok samimi olup kişisel alanımıza girmelerine izin vermeli ne de tamamen uzak durup köprüleri atmalıyız. Dengeli bir yaklaşım, hem kendi huzurumuzu korur hem de gereksiz çatışmaları önler. Bu sayede daha az stresli ve daha mutlu ilişkiler kurabiliriz.
Bu nedenlerle, yazarın insanlarla geçinme sanatı hakkındaki bu akılcı ve deneyime dayalı tavsiyelerinin çok doğru olduğunu düşünüyorum. Bu tavsiyeler, hayatımızın her alanında karşımıza çıkacak sosyal ilişkilerimizi daha sağlıklı yürütmemize yardımcı olacaktır.