7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 2. Kitap Sayfa 187
Merhaba sevgili öğrencilerim,
Bugün sizinle birlikte çok önemli ve üzerinde düşünmemiz gereken konuları ele alacağız. Görseldeki soruları tek tek inceleyip, hem bilgi edinecek hem de düşünce dünyamızı zenginleştireceğiz. Hazırsanız başlayalım!
9. ETKİNLİK: Aşağıdaki yönergeleri uygulayınız.
a) Yandaki grafikte bir anket çalışmasından elde edilen Türkiye’nin kitap okuma oranı gösterilmiştir. Grafiği inceleyerek aşağıdaki soruların yanıtlarını içeren bir konuşma hazırlayınız.
-
Siz hangi dilimde bulunuyorsunuz?
Merhaba arkadaşlar, öğretmenim ve sevgili dinleyiciler! Bugün sizinle kitap okuma alışkanlıklarımız üzerine konuşmak istiyorum. Öncelikle grafiğe baktığımızda, ülkemizde kitap okuma oranının %68 olduğunu görüyoruz. Yani her 100 kişiden 68’i kitap okuyor diyebiliriz. Peki, geri kalan %32’lik kesim ne yapıyor? Onlar hiç kitap okumayanlar.
Ben kendime baktığımda, açıkçası “sıklıkla okurum” diliminde olduğumu söyleyebilirim. Kitap okumayı çok seviyorum ve boş zamanlarımda mutlaka bir şeyler okumaya çalışıyorum. Sizler hangi dilimdesiniz, hiç düşündünüz mü? Belki de bu konuşma sizin de kendinizi bu grafik üzerinde bir yere koymanıza yardımcı olur.
-
Ülkemizdeki hiç kitap okumayan %32’lik kesimin kitap okumama gerekçeleri neler olabilir?
Şimdi gelelim grafiğin bizi en çok düşündürmesi gereken kısmına: Hiç kitap okumayan %32’lik kesim. Neden bu kadar çok insan kitap okumuyor olabilir? Bence bunun birçok sebebi var.
- Birincisi, belki de kitap okumayı sıkıcı buluyorlar veya küçük yaşlardan itibaren bu alışkanlığı edinmemişler.
- İkincisi, günümüzde teknoloji çok gelişti. Telefonlar, tabletler, bilgisayarlar… Vaktimizin çoğunu sosyal medyada, oyunlarda veya dizi/film izleyerek geçiriyoruz. Kitap okumaya zaman kalmıyor.
- Üçüncüsü, kitap fiyatları bazen yüksek olabiliyor. Herkesin her istediği kitabı alabilme imkanı olmayabilir. Kütüphaneler var tabii ama belki de insanlar kütüphane kullanma alışkanlığına sahip değil.
- Dördüncüsü, belki de doğru kitabı bulamamışlardır. Herkesin ilgi alanı farklıdır. Kimi macera sever, kimi bilim kurgu, kimi tarih… Doğru kitapla karşılaşmamış olmak da okumama sebebi olabilir.
- Son olarak, bazı insanlar için okuduğunu anlama zorluğu da bir etken olabilir. Okumak için çaba sarf etmek gerekiyor, bu da bazılarına yorucu gelebilir.
-
Ülkemizde kitap okuma oranını artırmak için neler yapılabilir?
Peki, bu durumu nasıl değiştirebiliriz? Ülkemizde kitap okuma oranını artırmak için neler yapmalıyız? İşte benim bazı önerilerim:
- Öncelikle, okuma alışkanlığını küçük yaşlardan itibaren kazandırmalıyız. Aileler çocuklarına masallar okumalı, onları kütüphanelere götürmeli. Okullarda okuma saatleri, kitap kulüpleri daha aktif hale getirilmeli.
- Kütüphanelerimizi daha çekici hale getirebiliriz. Sadece sessiz bir yer olmak yerine, etkinliklerin, yazar söyleşilerinin yapıldığı, öğrencilerin rahatça vakit geçirebileceği modern mekanlar oluşturabiliriz.
- Kitaplara erişimi kolaylaştırmalıyız. Belki belediyeler veya sivil toplum kuruluşları aracılığıyla ücretsiz kitap dağıtımları yapılabilir, kitap kafeler artırılabilir.
- Okulda ve evde örnek olmalıyız. Öğretmenlerimiz ve ailelerimiz kitap okuyarak bize iyi bir örnek olurlarsa, biz de okumaya daha çok hevesleniriz.
- Son olarak, farklı türlerde kitapları tanıtmalıyız. Herkesin ilgisini çekecek bir kitap mutlaka vardır. Kitap tanıtım günleri, okuma festivalleri düzenleyerek insanları farklı kitaplarla buluşturabiliriz.
Unutmayalım ki okumak, sadece bilgi edinmek değil, aynı zamanda hayal gücümüzü geliştirmek, farklı dünyalara yolculuk yapmak demektir. Hep birlikte daha çok okuyan, daha çok düşünen bir toplum olabiliriz. Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.
b) Konuşmanızı aşağıdaki forma göre değerlendiriniz.
Şimdi de az önceki konuşmamızı, bir öğrencinin kendi konuşmasını değerlendirdiği gibi değerlendirelim. Bakalım ben ne kadar başarılı oldum?
-
Konuşurken beden dilini etkili bir şekilde kullandım.
Cevap: Kısmen
Açıklama: Bir konuşma yaparken sadece kelimelerle değil, vücudumuzla da mesaj veririz. Göz teması kurmak, el hareketleri yapmak, duruşumuz; dinleyicinin dikkatini çekmek ve anlattıklarımızı daha iyi anlamasını sağlamak için çok önemlidir. Ben şu an size yazarak anlattığım için beden dilimi kullanamadım ama bir konuşma yapsaydım, bu konuya dikkat ederdim.
-
Kelimeleri anlamlarına uygun kullandım.
Cevap: Evet
Açıklama: Konuşurken doğru kelimeleri, doğru yerlerde kullanmak çok önemlidir. Böylece ne demek istediğimiz net bir şekilde anlaşılır ve herhangi bir yanlış anlaşılma olmaz. Ben de kelimeleri seçerken özen gösterdim ve anlamlarına uygun kullandım.
-
Konuşmamda uygun geçiş ve bağlantı ifadelerini kullandım.
Cevap: Evet
Açıklama: Konuşmanın akıcı olması, bir konudan diğerine geçerken dinleyicinin kafasının karışmaması için “öncelikle”, “ikincisi”, “son olarak”, “peki şimdi gelelim” gibi ifadeleri kullanırız. Bu ifadelere geçiş ve bağlantı ifadeleri denir. Ben de konuşmamda bu ifadeleri kullanarak konular arasında yumuşak geçişler yapmaya çalıştım.
-
Konuşmamda yabancı dillerden alınmış, dilimize henüz yerleşmemiş kelimelerin Türkçelerini kullandım.
Cevap: Evet
Açıklama: Dilimiz çok zengin. Yabancı dillerden gelen birçok kelime yerine kendi güzel Türkçemizde karşılıkları var. Örneğin “laptop” yerine “dizüstü bilgisayar”, “online” yerine “çevrimiçi” diyebiliriz. Konuşmalarımızda ve yazılarımızda dilimizi doğru ve etkili kullanmak, Türkçemize sahip çıkmak demektir. Ben de bu konuda hassas olmaya çalıştım.
10. ETKİNLİK: Turistik bir gezi esnasında tabelalardaki yabancı kelimeleri gören bir turistin ülkemiz ile ilgili düşünceleri ne olurdu? Düşüncelerinizi sosyal medya mesajı olarak arkadaşınızla paylaşınız.
Sevgili öğrencilerim, bu soru da dilimizin önemi üzerine bizi düşündürüyor. Bir turistin gözünden bakalım, yabancı kelimelerin çok kullanılması nasıl bir etki bırakır?
Çözüm:
Şöyle bir sosyal medya mesajı yazabiliriz:
Merhaba arkadaşlar! 👋 Türkiye gezimden harika kareler paylaşmaya devam ediyorum. Ülke gerçekten büyüleyici! Tarihi, doğası, insanları… Her şey muhteşem! Ama bir şey dikkatimi çekti: Özellikle büyük şehirlerdeki tabelalarda, dükkan isimlerinde çok fazla yabancı kelime görüyorum. Sanki bazen hangi ülkede olduğumu unutur gibi oluyorum. 😅
Mesela, “sale” yazan bir yer görünce hemen “indirim” olduğunu anlamak biraz zaman alıyor. Ya da “concept store” gibi isimler… Türkçenin o kadar güzel kelimeleri varken neden yabancı karşılıkları tercih ediliyor, anlamıyorum. 🤔 Bence Türkçenin zenginliğini ve güzelliğini daha çok ön plana çıkarmalılar. Bu, ülkenin kendi kültürel kimliğini koruması açısından da çok önemli. Bir turist olarak ben, geldiğim ülkenin dilini ve kültürünü daha çok hissetmek isterim.
Yine de bu durum, Türkiye’ye olan hayranlığımı azaltmıyor elbette. Sadece küçük bir gözlemim. Belki bu konuda biraz daha dikkatli olunabilir. 😉 Yarın yeni maceralara atılmak için sabırsızlanıyorum! #Türkiye #Türkçe #Kültür #GezginNotları
Gördüğünüz gibi, turist hem ülkeyi beğeniyor hem de bu konuda nazikçe bir eleştiri getiriyor. Bu, dilimizin ne kadar kıymetli olduğunu ve onu her yerde kullanmamız gerektiğini bize hatırlatıyor.
GELECEK DERSE HAZIRLIK
1. Severek okuduğunuz bir kitabı tanıtmak için görsellerle desteklenmiş bir sunum hazırlayınız. Sunum öncesi prova yapınız.
Açıklama: Bu, bir sonraki ders için yapmanız gereken bir hazırlık ödevi. Severek okuduğunuz bir kitabı seçip, o kitabı arkadaşlarınızla paylaşmak için bir sunum hazırlayacaksınız. Sunumunuzu daha ilgi çekici hale getirmek için kitaptan görseller, belki yazarın fotoğrafı veya kitabın konusuna uygun başka resimler kullanabilirsiniz. Sunum yapmadan önce mutlaka prova yapın ki akıcı ve kendinize güvenli bir şekilde konuşabilesiniz. Bu, hem okuma alışkanlığınızı pekiştirir hem de sunum becerilerinizi geliştirir. Şimdiden kolay gelsin!