7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 2. Kitap Sayfa 169
Merhaba sevgili öğrencim, 7. sınıf Türkçe dersimizdeki bu güzel etkinlikleri birlikte yapalım. Soruları dikkatlice okuyup, adım adım çözümleyeceğiz. Hazırsan başlayalım!
5. ETKİNLİK: Okuduğunuz metinden alınan bölümlerde kullanılan düşünceyi geliştirme yollarını sebepleriyle birlikte yazınız.
Sevgili öğrencim, düşünceyi geliştirme yolları, yazarın anlattığı konuyu daha anlaşılır, daha ikna edici ve daha etkili hale getirmek için kullandığı yöntemlerdir. Şimdi metinleri inceleyelim ve hangi yollar kullanılmış, neden kullanılmış bulalım:
Adım 1: İlk metni okuyup düşünceyi geliştirme yollarını tespit edelim.
Edebiyat eğlenceden, boş zaman aktivitesinden ibaret değildir. Okuduğumuz metinlerde yeni bir gerçeklikle, yeni bir hayat teklifiyle karşı karşıyayızdır. Hayatın bize vermediğini, eksik olan yanlarımızı, iyi olana karşı duyduğumuz açlığı, samimiyeti, heyecanı, deneyimi kurmacalı metinlerde buluruz. Carlos Fuentes bir yazısında şöyle der: “Kurmacayı yalnızca tek bir hayatımız varken pek çok hayatı yaşayabilmek için yaratırız.”
Bu metinde kullanılan düşünceyi geliştirme yolları şunlardır:
- Açıklama: Metnin başında edebiyatın ne olmadığını ve ne olduğunu anlatarak, okuyucuya bilgi veriliyor. “Edebiyat eğlenceden ibaret değildir… yeni bir gerçeklikle karşı karşıyayızdır.” gibi ifadelerle edebiyatın tanımı ve işlevi açıklanıyor.
- Karşılaştırma: Edebiyatın sadece eğlence olmadığını, bundan daha fazlasını sunduğunu söyleyerek, edebiyatı eğlence ile karşılaştırıyor. “Edebiyat eğlenceden, boş zaman aktivitesinden ibaret değildir.” cümlesiyle bu karşılaştırma yapılıyor.
- Tanık Gösterme: Yazar, düşüncesini daha inandırıcı kılmak için ünlü bir yazar olan Carlos Fuentes’in sözünü kullanmış. “Carlos Fuentes bir yazısında şöyle der: ‘Kurmacayı yalnızca tek bir hayatımız varken pek çok hayatı yaşayabilmek için yaratırız.'” Bu alıntı, yazarın kendi fikrini destekliyor.
Adım 2: İkinci metni okuyup düşünceyi geliştirme yollarını tespit edelim.
Bu yüzden iyi kitaplarda bir insan tasarımı vardır. Orada karakter iyi olabilir, kötü olabilir; başarılı da olabilir başarısız da. Hepsinin altında kişinin kendini keşfetmesine olanak sunan çağrışımlar vardır. Şimdi Balzac’ın Goriot Baba’sı bütün parasını kızlarının mutluluğu için harcayan bir enayi midir yoksa evlat sevgisinin bir babayı ne hâle getirdiğinin bir örneği mi? Suç ve Ceza’yı okuduğunuzda Raskolnikov’un vicdan azabına şahit olmaz mıyız? Tanpınar’ın Huzur’unu okuduğumuzda aslında okuduğumuz şey nedir? Var olmaya çalışan, yeni kültürle hayatı benimseyememiş sorunlu aydın bunalımı ve toplum baskısının bir aşkı ne hâle getirdiğidir konu. Ya da Peyami Safa’nın Fatih Harbiye romanı… Örnekler çok.
Bu metinde kullanılan düşünceyi geliştirme yolları şunlardır:
- Örnekleme: Yazar, okuduğumuz kitapların bize neler kazandırdığını veya ne tür konuları işlediğini somutlaştırmak için dünyaca ünlü eserlerden örnekler veriyor. “Balzac’ın Goriot Baba’sı”, “Suç ve Ceza”, “Tanpınar’ın Huzur’u”, “Peyami Safa’nın Fatih Harbiye romanı” gibi eserler, anlatılanları daha anlaşılır kılıyor.
- Karşılaştırma: Kitaplardaki karakterlerin farklı özelliklere sahip olabileceğini belirtirken karşılaştırma yapıyor. “Karakter iyi olabilir, kötü olabilir; başarılı da olabilir başarısız da.” cümleleriyle zıt durumlar karşılaştırılıyor.
- Soru Sorma (Soru Yoluyla Düşünceyi Geliştirme): Metinde yer alan “bir enayi midir yoksa evlat sevgisinin bir babayı ne hâle getirdiğinin bir örneği mi?”, “Raskolnikov’un vicdan azabına şahit olmaz mıyız?”, “okuduğumuz şey nedir?” gibi sorularla okuyucunun düşünmeye ve konuya daha aktif katılmaya davet edildiğini görüyoruz.
- Açıklama: Kitapların içeriği, karakterlerin özellikleri ve eserlerin ana temaları genel olarak açıklanarak okuyucuya bilgi aktarılıyor.
Sonuç: Her iki metinde de yazar, okuma kültürünün ve edebiyatın insan hayatındaki önemini, farklı düşünceyi geliştirme yolları kullanarak bize anlatmış. Özellikle örneklemelerle ve tanık göstermeyle fikirlerini çok daha güçlü hale getirmiş.
***
6. ETKİNLİK: Aşağıdaki cümlelerde gereksiz sözcük veya sözcük gruplarının kullanımından kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır. Örnekteki gibi bu sözcüklerin altını çiziniz.
Anlatım bozuklukları, cümlelerimizi kurarken bazen farkında olmadan yaptığımız hatalardır. Gereksiz sözcük kullanımı da bunlardan biridir. Bir sözcük cümleden çıkarıldığında cümlenin anlamı bozulmuyorsa, o sözcük gereksizdir ve anlatım bozukluğuna yol açar. Haydi, cümleleri tek tek inceleyelim:
1. Hava sıcaklığı sıfırın altında eksi on derecedeymiş.
Çözüm:
Adım 1: Cümleyi okuyalım.
Adım 2: “Sıfırın altında” ifadesi zaten bir değerin eksi olduğunu anlatır. Örneğin, hava sıcaklığı sıfırın altında 5 derece demek, -5 derece demektir.
Adım 3: Bu durumda “eksi” kelimesini kullanmaya gerek yoktur.
Sonuç: “Hava sıcaklığı sıfırın altında eksi on derecedeymiş.” cümlesinde eksi kelimesi gereksizdir.
2. İstemeyerek de olsa elimde olmadan ablamın kalbini kırdım.
Çözüm:
Adım 1: Cümleyi okuyalım.
Adım 2: “İstemeyerek de olsa” ifadesi, zaten bir şeyi kendi isteği dışında, elinde olmadan yaptığını anlatır.
Adım 3: Bu durumda “elimde olmadan” kelime grubu gereksizdir. İkisinden birini kullanmak yeterlidir.
Sonuç: “İstemeyerek de olsa elimde olmadan ablamın kalbini kırdım.” cümlesinde elimde olmadan kelime grubu gereksizdir.
3. Bu yol yaya yürüyerek bitmez.
Çözüm:
Adım 1: Cümleyi okuyalım.
Adım 2: “Yürümek” eylemi zaten ayaklarla, yani yaya olarak yapılır.
Adım 3: Bu yüzden “yaya” kelimesi gereksizdir.
Sonuç: “Bu yol yaya yürüyerek bitmez.” cümlesinde yaya kelimesi gereksizdir.
4. Çekingen ve utangaç bir gençti şair.
Çözüm:
Adım 1: Cümleyi okuyalım.
Adım 2: “Çekingen” ve “utangaç” kelimeleri eş anlamlıdır, yani aynı anlama gelirler.
Adım 3: İki eş anlamlı kelimeyi aynı cümlede kullanmak anlatım bozukluğuna yol açar. Birini kullanmak yeterlidir.
Sonuç: “Çekingen ve utangaç bir gençti şair.” cümlesinde utangaç (veya çekingen) kelimesi gereksizdir.
5. Açılışa gelen konuk ve misafirlere ikram yapıldı.
Çözüm:
Adım 1: Cümleyi okuyalım.
Adım 2: “Konuk” ve “misafir” kelimeleri de tıpkı yukarıdaki örnekte olduğu gibi eş anlamlıdır.
Adım 3: İki eş anlamlı kelimeyi aynı cümlede kullanmak anlatım bozukluğudur. Birini kullanmak yeterlidir.
Sonuç: “Açılışa gelen konuk ve misafirlere ikram yapıldı.” cümlesinde misafir (veya konuk) kelimesi gereksizdir.
6. Bu sorun karşılıklı konuşarak çözülecek.
Çözüm:
Adım 1: Cümleyi okuyalım.
Adım 2: “Konuşmak” eylemi, zaten en az iki kişi arasında, yani karşılıklı yapılan bir eylemdir.
Adım 3: Bu yüzden “karşılıklı” kelimesi gereksizdir.
Sonuç: “Bu sorun karşılıklı konuşarak çözülecek.” cümlesinde karşılıklı kelimesi gereksizdir.
7. Seninle birlikte kütüphaneye gelebilirim.
Çözüm:
Adım 1: Cümleyi okuyalım.
Adım 2: “Seninle” ifadesi, zaten bir başkasıyla, yani birlikte anlamını içerir.
Adım 3: Bu durumda “birlikte” kelimesi gereksizdir.
Sonuç: “Seninle birlikte kütüphaneye gelebilirim.” cümlesinde birlikte kelimesi gereksizdir.
8. Bize merhameti de acımayı da annemiz öğretti.
Çözüm:
Adım 1: Cümleyi okuyalım.
Adım 2: “Merhamet” ve “acımak” kelimeleri anlamca birbirine çok yakındır, hatta aynı anlamda kullanılabilirler.
Adım 3: İkisini aynı anda kullanmak anlatım bozukluğuna yol açar. Birini kullanmak yeterlidir.
Sonuç: “Bize merhameti de acımayı da annemiz öğretti.” cümlesinde acımayı da kelime grubu gereksizdir.
Aferin sana! Gördüğün gibi, Türkçe’mizi doğru ve güzel kullanmak için kelimeleri özenle seçmemiz gerekiyor. Bu etkinlikleri yaparak anlatım bozukluklarını daha iyi anladığını düşünüyorum. Başarılar dilerim!