7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 2. Kitap Sayfa 221
Merhaba sevgili öğrencim, ben senin Türkçe öğretmeninim. Gördüğüm kadarıyla karşımızda hem bilgimizi tazeleyecek hem de yeni şeyler öğretecek çok güzel sorular var. Haydi, bu soruları adım adım, senin anlayacağın bir dille birlikte çözelim!
5. Aşağıda özellikler verilmiş yazın türlerini ilgili boşluğa yazınız.
Şimdi bu soruda iki ayrı kutucukta farklı yazın türlerinin (yani yazı çeşitlerinin) özellikleri verilmiş. Bizden istenen, bu özelliklere bakarak hangi tür olduklarını bulmamız.
Birinci kutucuğa bakalım:
- Günü gününe yazılır.
- Başına tarih yazılır.
- Özneldir. Derin ve içten bir anlatımı vardır.
Adım 1: “Günü gününe yazılır” ve “başına tarih yazılır” ifadeleri bize ipucu veriyor. Genellikle her gün yazılan ve her yazının başına tarih atılan yazı türü nedir? Tabii ki, günlükler!
Adım 2: “Özneldir. Derin ve içten bir anlatımı vardır.” cümlesi de bunu destekliyor. Günlüklerde kişi, yaşadıklarını, hislerini, düşüncelerini tamamen kendi bakış açısıyla, içinden geldiği gibi yazar. Bu da onu öznel yapar.
Sonuç olarak, bu özellikler Günlük türüne aittir.
İkinci kutucuğa bakalım:
- Aradan belli bir zaman geçtikten sonra yazılır.
- Nesneldir. Anlatıldığı döneme ışık tutar.
- İnsan belleğinde iz bırakan olay ve olguları anlatır.
Adım 1: “Aradan belli bir zaman geçtikten sonra yazılır” ifadesi çok önemli. Yani olay yaşandıktan hemen sonra değil, üzerinden biraz süre geçtikten sonra kaleme alınır.
Adım 2: “Nesneldir. Anlatıldığı döneme ışık tutar.” cümlesi, bu türün sadece kişisel duyguları değil, aynı zamanda o döneme ait önemli bilgileri, gerçekleri de içerdiğini gösteriyor. Nesnel olması, yazarın kendi yorumundan çok, gerçekleri aktarmaya çalışması demektir.
Adım 3: “İnsan belleğinde iz bırakan olay ve olguları anlatır.” da bu türün, kişinin hayatında önemli yer tutmuş, unutulmaz anıları ele aldığını belirtiyor.
Bu özellikler ise Anı (Hatıra) türüne aittir.
6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu yoktur?
Bu soruda bizden istenen, anlatım bozukluğu olmayan, yani dil bilgisi kurallarına uygun ve anlamca pürüzsüz olan cümleyi bulmamız. Hadi, her seçeneği tek tek inceleyelim:
a) Bir bankta oturup yosunlu deniz kokusunu içine çeker, martı seslerini dinlerdi.
Adım 1: Cümleyi okurken kulağımıza takılan ya da anlamda bir tuhaflık hissettiğimiz bir yer var mı diye bakıyoruz. “Yosunlu deniz kokusunu içine çekmek” ve “martı seslerini dinlemek” ifadelerinde bir sorun görünmüyor. Her şey yerli yerinde.
Bu cümlede bir anlatım bozukluğu bulunmuyor.
b) İstediği zaman kesin bir şiir yazabilirdi.
Adım 1: Cümlede “istediği zaman” ifadesi bir olasılığı, bir seçeneği belirtirken, “kesin” kelimesi ise bir şeyi şüphesiz, mutlaka yapacağını anlatır. Bu iki kelime birbiriyle çelişiyor, yani birbirine zıt anlamlar taşıyor.
Adım 2: Bir kişi bir şeyi “istediği zaman” yapabiliyorsa, bu onun bir yeteneği ya da olasılığıdır, “kesin” bir durum değildir. Ya “İstediği zaman bir şiir yazabilirdi” demeliyiz ya da “Kesinlikle bir şiir yazardı” demeliyiz. İkisini bir arada kullanmak anlatım bozukluğuna yol açar.
Bu cümlede anlamca çelişen sözcüklerin bir arada kullanılması nedeniyle anlatım bozukluğu vardır.
c) Havada beyaz kar taneleri uçuşuyordu.
Adım 1: Kar tanelerinin rengi zaten beyazdır, değil mi? “Kar tanesi” dediğimizde aklımıza zaten beyaz gelir.
Adım 2: Bu durumda “beyaz” kelimesini kullanmak gereksizdir. Tıpkı “yuvarlak masa” yerine “masa” demek gibi. Masanın zaten yuvarlak olduğunu biliyorsak “yuvarlak” demeye gerek kalmaz. Burada da “beyaz” kelimesi gereksiz kullanılmıştır.
Bu cümlede gereksiz sözcük kullanımı nedeniyle anlatım bozukluğu vardır. Doğrusu “Havada kar taneleri uçuşuyordu.” olmalıydı.
d) Hayatını mutlu, mesut, sevinçli yaşamıştı.
Adım 1: “Mutlu”, “mesut” ve “sevinçli” kelimeleri anlam olarak birbirine çok yakın, hatta eş anlamlı kelimelerdir.
Adım 2: Aynı anlama gelen kelimeleri art arda kullanmak, cümlede bir tekrara ve dolayısıyla anlatım bozukluğuna yol açar. Bu kelimelerden sadece birini kullanmak yeterli olurdu. Örneğin, “Hayatını mutlu yaşamıştı.” demek anlamı tam olarak karşılar.
Bu cümlede eş anlamlı sözcüklerin bir arada kullanılması (gereksiz sözcük kullanımı) nedeniyle anlatım bozukluğu vardır.
Sonuç olarak, anlatım bozukluğu olmayan cümle a) Bir bankta oturup yosunlu deniz kokusunu içine çeker, martı seslerini dinlerdi. seçeneğidir.
7. “dikmek, oturmak, çürümek” fiilleri anlam özelliklerine göre hangi seçenekte doğru sırayla verilmiştir?
Fiillerin anlam özelliklerini hatırlayalım:
- İş (Kılış) Fiilleri: Bir nesneye ihtiyaç duyan, öznenin (işi yapanın) isteğiyle gerçekleşen fiillerdir. “Neyi, kimi?” sorularına cevap verirler. Örneğin: okumak (kitabı okumak), yemek (elmayı yemek).
- Durum Fiilleri: Öznenin içinde bulunduğu bir durumu anlatan, nesneye ihtiyaç duymayan (yani “neyi, kimi?” sorularına cevap vermeyen), öznenin isteğiyle gerçekleşen fiillerdir. Örneğin: uyumak, gülmek, ağlamak.
- Oluş Fiilleri: Öznenin isteği dışında, zamanla kendiliğinden gerçekleşen, bir değişim veya gelişmeyi anlatan fiillerdir. Örneğin: büyümek, sararmak, paslanmak.
Şimdi bu bilgilere göre verilen fiilleri inceleyelim:
Adım 1: “dikmek” fiili
- “Neyi dikmek?” diye sorduğumuzda cevap alabiliyoruz: “Ağaç dikmek”, “elbise dikmek”.
- Bu işi yapan kişi kendi isteğiyle yapar.
- Bir nesneyi etkiler.
Bu yüzden “dikmek” fiili bir İş (Kılış) fiilidir.
Adım 2: “oturmak” fiili
- “Neyi oturmak?” ya da “Kimi oturmak?” diye sorduğumuzda cevap alamıyoruz.
- Oturma eylemini kişi kendi isteğiyle yapar.
- Bu fiil, öznenin içinde bulunduğu bir durumu anlatır.
Bu yüzden “oturmak” fiili bir Durum fiilidir.
Adım 3: “çürümek” fiili
- “Neyi çürümek?” ya da “Kimi çürümek?” diye sorduğumuzda cevap alamıyoruz.
- Bir meyve ya da sebze kendi isteğiyle çürümez, bu durum zamanla kendiliğinden gerçekleşen bir değişimdir.
Bu yüzden “çürümek” fiili bir Oluş fiilidir.
Fiillerin doğru sıralaması: İş – Durum – Oluş.
Şıklara baktığımızda bu sıralama B seçeneğinde verilmiştir.
Sonuç: B) İş – Durum – Oluş
8. Aşağıdaki altı çizili kelimelerin hangisinde zaman kavramı yoktur?
Bu soruda bizden, altı çizili kelimelerin hangisinin bir zaman anlamı taşımadığını bulmamız isteniyor. Zaman kavramı, fiillerin ne zaman (geçmişte, şimdi, gelecekte veya her zaman) yapıldığını gösteren kiplerle ilgilidir.
a) O seni değiştirse bile sen değişme.
Adım 1: Buradaki “değişme” kelimesi bir fiil ve birine “değişmemesini” emrediyor, yani bir emir kipi kullanılmış. Emir kipinde zaman anlamı yoktur, doğrudan bir buyruk, bir istek ifade edilir.
Bu kelimede zaman kavramı yoktur.
b) Kardeşim yeni aldığı telefonu değiştirmiş.
Adım 1: “Değiştirmiş” fiili, geçmişte yapılmış bir eylemi anlatıyor ama bu eylemin yapıldığına sonradan tanık olunduğunu veya başkasından öğrenildiğini (“-miş” eki) belirtiyor. Buna duyulan geçmiş zaman deriz.
Bu kelimede zaman kavramı vardır.
c) Herkes sınavdan önce bu kitabı okuyacak.
Adım 1: “Okuyacak” fiili, eylemin henüz gerçekleşmediğini, gelecekte yapılacağını ifade ediyor. Buradaki “-acak, -ecek” eki gelecek zaman ekidir.
Bu kelimede zaman kavramı vardır.
d) Babam her akşam en az bir saat gazete ve dergi okur.
Adım 1: “Okur” fiili, babanın bu eylemi her akşam, yani düzenli olarak yaptığını, bir alışkanlık olduğunu belirtiyor. Buradaki “-r” eki geniş zaman ekidir. Geniş zaman, eylemin her zaman yapıldığını veya genel bir geçerliliği olduğunu anlatır.
Bu kelimede zaman kavramı vardır.
Sonuç olarak, zaman kavramı olmayan kelime a) O seni değiştirse bile sen değişme. cümlesindeki “değişme” kelimesidir.
9. Gezileri sırasında gençlikte oluşturduğu uçma sevgisiyle bir havacılık okulu açmayı düşünür Vecihi Bey. 21 Nisan 1932’de ilk “Türk Sivil Havacılık Okulu”nu kurar. İkisi kız olmak üzere 12 öğrenci kaydolur. Okulun sonunda sınıfın %100’ü mezun olmuştur.
Yukarıdaki paragrafta düşünceyi geliştirme yollarından hangisi kullanılmıştır?
Düşünceyi geliştirme yolları, bir metinde anlatılanları daha anlaşılır, daha inandırıcı kılmak için kullanılan tekniklerdir. Şimdi paragrafı inceleyelim ve hangi yöntemin kullanıldığını bulalım:
Adım 1: Paragrafı dikkatlice okuyalım:
Gezileri sırasında gençlikte oluşturduğu uçma sevgisiyle bir havacılık okulu açmayı düşünür Vecihi Bey. 21 Nisan 1932‘de ilk “Türk Sivil Havacılık Okulu”nu kurar. İkisi kız olmak üzere 12 öğrenci kaydolur. Okulun sonunda sınıfın %100‘ü mezun olmuştur.
Adım 2: Paragraftaki altı çizili yerlere dikkat edelim:
- “21 Nisan 1932” – Bu bir tarih, yani bir sayısal veri.
- “12 öğrenci” – Bu da bir sayısal veri, öğrenci sayısını belirtiyor.
- “%100” – Bu da bir yüzde ifadesi, yani sayısal bir veri.
Adım 3: Seçenekleri değerlendirelim:
- a) Örneklendirme: Bir konuyu açıklamak için somut örnekler verme. Burada doğrudan örnekler verilmemiş.
- b) Sayısal verilerden yararlanma: Anlatılanları kanıtlamak veya somutlaştırmak için sayısal bilgilere (tarih, rakam, yüzde vb.) başvurma. İşte tam da bizim paragrafımızda gördüğümüz bu!
- c) Tanımlama: Bir kavramın ne olduğunu, özelliklerini açıklama. Paragraf bir şeyin tanımını yapmıyor.
- d) Karşılaştırma: İki farklı şey arasındaki benzerlikleri veya farklılıkları ortaya koyma. Paragrafta herhangi bir karşılaştırma yapılmamış.
Gördüğün gibi, metinde belirli bir tarih, öğrenci sayısı ve başarı yüzdesi gibi sayısal bilgiler kullanılarak anlatılanlar daha somut ve inandırıcı hale getirilmiş.
Sonuç: B) Sayısal verilerden yararlanma