7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 2. Kitap Sayfa 236
Merhaba sevgili 7. sınıf öğrencim! Türkçe dersinde karşına çıkan bu ilginç ve düşündürücü soruları birlikte adım adım çözelim. Hem hikaye yazmayı öğreneceğiz hem de deyimlerin ve atasözlerinin dilimize kattığı güzellikleri keşfedeceğiz. Hazır mısın?
Şimdi ilk olarak 8. ETKİNLİK ile başlayalım. Bu etkinlikte bizden bir hikaye haritasındaki bilgilere dayanarak bir hikaye yazmamız ve bu hikayeyi deyimlerle, atasözleriyle zenginleştirmemiz isteniyor. Hadi bakalım, bu haritayı kullanarak nasıl güzel bir hikaye oluştururuz görelim:
8. ETKİNLİK: Aşağıdaki hikaye haritasından hareketle anlatım biçimlerini de kullanarak bir hikaye yazınız. Yazınızı deyim ve atasözleriyle zenginleştiriniz.
Hikaye Haritası Bilgileri:
- Kişiler: Muhtar, öğretmen, köy imamı, köylüler.
- Yer: Anadolu’da bir köy.
- Zaman: İlkbahar.
- Olay örgüsü: Köydeki su sorununun çözümü için toplanılması. İmece usulüyle suyun tarlalardan geçirilerek köye ulaştırılması. Bazı köylülerin bu işin esnasında kendi tarlasından su hattını geçirmek istememesi.
- Ana fikir: Verilen sözde durmamak hedefe ulaşmayı engeller.
Şimdi bu bilgilere dayanarak bir hikaye oluşturalım. Hikayeyi yazarken olay örgüsünü takip edeceğiz ve ana fikri hikayemize güzelce yedireceğiz. Ayrıca deyim ve atasözlerini de kullanmayı unutmayalım!
Hikayemizin Çözümü:
Baharın tüm güzelliğiyle Anadolu’nun şirin bir köyü uyanıyordu. Toprak uyanıyor, ağaçlar çiçek açıyordu ama köy halkının içini kemiren büyük bir dert vardı: Su! Kurak geçen kışın ardından tarlaları sulayacak yeterli su yoktu. Köylülerin yüzleri asıktı, herkes kara kara düşünüyordu.
Bu önemli sorunu çözmek için köyün bilge Muhtarı, sözü dinlenen Öğretmen ve herkesin sevdiği Köy İmamı bir araya gelerek köy meydanında bir toplantı düzenlemeye karar verdiler. Tüm köylüler toplantıya akın etti. Muhtar, “Sevgili köylülerim,” diye söze başladı, “bu su derdi hepimizin ortak sorunu. Eğer bir elin nesi var, iki elin sesi var dersek, el ele verirsek bu işi başarırız.” Öğretmen ve İmam da bu fikri destekleyerek, uzaklardaki pınardan köye su getirmek için imece usulüyle bir su kanalı yapmayı teklif ettiler. Herkes bu fikre sıcak baktı, coşkuyla onayladı ve su kanalının geçeceği güzergah üzerinde anlaştılar. Herkes kendi tarlasından geçecek kısım için “Tamam!” dedi, söz verildi, söz alındı.
Ertesi gün sabahın erken saatlerinde, tüm köylüler kazma küreklerle işe koyuldu. İlk başta her şey yolunda gidiyordu. Ancak su kanalı, köyün ileri gelenlerinden iki kişinin, Dursun Amca ile Hasan Dayı’nın tarlalarına geldiğinde işler karıştı. Dursun Amca, “Benim tarlamdan su geçemez, ürünlerim zarar görür!” diye ayak diredi. Hasan Dayı da ona katılarak, “Benim tarlamın ortasından kanal geçmez, başka yol bulun!” dedi. Oysa ikisi de toplantıda bu plana onay vermiş, söz vermişlerdi. Şimdi ise sözlerinde durmuyorlardı.
Muhtar, öğretmen ve imam, Dursun Amca ile Hasan Dayı’yı ikna etmeye çalıştılar. “Bu su hepimizin suyu,” dediler, “eğer şimdi bu işi bitiremezsek, hepimiz susuz kalırız. Et tırnaktan ayrılmaz, hepimiz bir aileyiz!” Ama iki köylü de burnundan kıl aldırmıyor, kendi çıkarlarından başka bir şey düşünmüyordu.
İki köylünün sözünde durmaması yüzünden su kanalı yapımı durdu. Zaman ilerliyor, tarlalar susuzluktan boynu bükük kalıyordu. Köy halkı büyük bir hayal kırıklığı yaşıyordu. Verilen sözde durulmadığı için ortak hedefe ulaşmak imkansız hale gelmişti. Bu olay, köyde uzun süre konuşuldu ve herkese şu gerçeği bir kez daha öğretti: Verilen sözde durmamak, bir hedefe ulaşmayı engeller ve toplumu zor durumda bırakır.
Kullanılan Deyimler ve Atasözleri:
- Yüzü asık olmak: Üzgün veya mutsuz görünmek.
- Kara kara düşünmek: Bir sorun üzerinde endişeyle düşünmek.
- Bir elin nesi var, iki elin sesi var: Birlik ve beraberliğin gücünü anlatan bir atasözü.
- İmece usulüyle: Halkın el birliğiyle, yardımlaşarak yaptığı iş.
- Söz vermek/almak: Bir şeyi yapacağına dair taahhütte bulunmak/taahhüt almak.
- Ayak diremek: Bir konuda inat etmek, direnmek.
- Sözünde durmak/durmamak: Verdiği sözü yerine getirmek/getirmemek.
- Et tırnaktan ayrılmaz: Çok yakın ve ayrılmaz bağları olan insanlar için kullanılan bir atasözü.
- Burnundan kıl aldırmamak: Çok gururlu, kibirli ve söz dinlemez olmak.
- Boynu bükük kalmak: Çaresiz, üzgün ve mahzun bir durumda kalmak.
Gördün mü sevgili öğrencim, hikaye haritasındaki bilgileri nasıl da güzel bir hikayeye dönüştürdük ve deyimlerle, atasözleriyle süsledik! Şimdi sıra diğer sorularımızda.
***
Şimdi de GELECEK DERSE HAZIRLIK sorularına göz atalım. Bu sorular, bir sonraki ders için bize yol gösteren, bizi düşünmeye ve araştırmaya iten sorulardır.
1. Sınıfınızda “Ülkeler arasındaki kültürel etkileşim, toplumların birbirine bakış açısını değiştirir mi, değiştirmez mi?” konusunda düzenlenecek münazara için hazırlık yapınız.
Çözüm:
Sevgili öğrencim, bu soru senden bir münazara (tartışma) için hazırlık yapmanı istiyor. Münazara, belli bir konuda farklı görüşleri olan iki grubun, kendi görüşlerini kanıtlarla savunması ve karşı tarafı ikna etmeye çalışmasıdır. Bu soru için yapman gerekenler şunlar:
- Konuyu Anla: “Ülkeler arasındaki kültürel etkileşim, toplumların birbirine bakış açısını değiştirir mi, değiştirmez mi?” cümlesini iyice oku ve ne anlama geldiğini düşün. Yani, farklı ülkelerin kültürleri birbirini etkilediğinde, insanlar başka milletlere karşı olan düşüncelerini değiştirir mi, yoksa aynı mı kalır?
- Tarafını Seç: Bu konuda “Evet, değiştirir” diyen taraf mı olacaksın, yoksa “Hayır, değiştirmez” diyen taraf mı? Hangisini daha çok desteklediğini veya hangisini savunmak istediğini belirle.
- Araştırma Yap: Seçtiğin tarafı destekleyecek bilgiler bul. Örneğin, eğer “değiştirir” dersen, farklı kültürlerin birbirini nasıl etkilediğine (yemek, müzik, giyim, dil gibi) ve bu etkileşimlerin insanların önyargılarını nasıl azalttığına dair örnekler bulabilirsin. Eğer “değiştirmez” dersen, kültürel farklılıkların bazen yanlış anlaşılmalara yol açtığını veya insanların kendi kültürlerine sıkı sıkıya bağlı kaldığını gösteren örnekler arayabilirsin.
- Kanıt Topla: Tarihten, güncel olaylardan, filmlerden, kitaplardan veya kendi gözlemlerinden örnekler, istatistikler veya alıntılar bularak argümanlarını güçlendir.
- Argümanlarını Oluştur: Neden bu görüşü savunduğunu maddeler halinde yaz. Her argümanını bir kanıtla destekle.
- Karşı Tarafın Argümanlarını Düşün: Karşı tarafın ne gibi argümanlar sunabileceğini tahmin et ve bunlara nasıl cevap vereceğini planla.
Bu hazırlıklar seni münazaraya hem bilgi hem de düşünce olarak donanımlı hale getirecek. Unutma, önemli olan saygılı bir şekilde kendi görüşünü savunabilmek!
***
Şimdi de ikinci görseldeki metnin hemen altındaki DERSE HAZIRLIK sorularına geçelim. Bu sorular, hem genel kültürümüzü yoklayacak hem de okuduğumuz metinle ilgili olacak.
1. Bildiğiniz bir Nasreddin Hoca fıkrasını anlatınız.
Çözüm:
Nasreddin Hoca, Türk mizahının ve zekasının simgelerinden biridir. Onun fıkraları hem güldürür hem de düşündürür. İşte sana bildiğim fıkralarından biri:
Kazan Doğurdu
Nasreddin Hoca bir gün komşusundan bir kazan ödünç alır. Birkaç gün sonra kazanı geri verirken içine küçük bir tencere koyar.
Komşusu şaşırır: “Hocam, bu tencere neyin nesi?”
Hoca gülümseyerek cevap verir: “Senin kazanın doğurdu komşu, hayırlı olsun!”
Komşusu hem şaşırır hem de sevinir, “Kazan doğurur mu hiç?” diye düşünse de işine geldiği için sesini çıkarmaz.
Bir süre sonra Hoca tekrar komşusundan kazanı ödünç ister. Komşusu sevinçle verir, belki yine doğurur diye düşünür.
Aradan günler geçer, haftalar geçer, Hoca kazanı bir türlü geri getirmez. Komşusu meraklanır, Hoca’nın kapısını çalar ve kazanı sorar.
Hoca üzgün bir yüzle: “Ah komşu, ah! Senin kazan vefat etti, başın sağ olsun!” der.
Komşusu sinirlenir: “Hocam, hiç kazan ölür mü?”
Hoca hemen cevabı yapıştırır: “Doğurduğuna inandın da öldüğüne mi inanmıyorsun komşu!”
Bu fıkra, Hoca’nın kıvrak zekasını ve insanların çıkarları söz konusu olduğunda nelere inanmaya meyilli olduğunu ne güzel anlatıyor değil mi?
2. “Sözünde durmak!” ifadesinden ne anlıyorsunuz?
Çözüm:
“Sözünde durmak” demek, birine verdiğin bir sözü, bir taahhüdü veya yaptığın bir anlaşmayı zamanında ve eksiksiz bir şekilde yerine getirmek demektir sevgili öğrencim. Bu ifade, dürüstlük, güvenilirlik ve sorumluluk gibi çok önemli değerleri içinde barındırır. Eğer birisi sözünde duruyorsa, o kişiye güvenilir, yaptığı işleri ciddiye alan ve sorumluluk sahibi biri gözüyle bakarız. Sözünde duran insanlar, hem kendi itibarlarını korur hem de toplumda daha çok saygı görürler. Bu, tıpkı bir köprünün sağlam olması gibidir; eğer köprü sağlam değilse, üzerinden geçmeye cesaret edemeyiz. İnsanlar arasındaki ilişkiler de böyledir; sözler tutulmazsa güven sarsılır, ilişkiler zayıflar.
3. Metindeki deyimleri not alarak metni okuyunuz.
Çözüm:
Okuduğumuz “AKŞEHİR’DE BİR FİL” metninde geçen bazı deyimleri senin için not aldım. Deyimler, dilimize zenginlik katan, genellikle birden fazla kelimeden oluşan ve kendine özgü bir anlam taşıyan kalıplaşmış ifadelerdir. Hadi bakalım, hangi deyimler varmış:
- Rahat durmak: Uslu durmak, yaramazlık yapmamak, sakin olmak. (Metinde filin rahat durmadığından bahsediliyor.)
- Silip süpürmek: Bir şeyi tamamen yemek, bitirmek veya ortadan kaldırmak. (Filin ne bulursa silip süpürdüğünden bahsediliyor.)
- Başı çekmek: Bir işte önde olmak, liderlik etmek, bir grubun başında bulunmak. (Kurulun başında Hoca’nın olduğundan bahsediliyor.)
- Astığı astık kestiği kestik: Çok sert, dediğim dedik, sözü dinlenmez tavır sergileyen, otoriter kişi. (Şehzade’nin bu özelliği anlatılıyor.)
Bu deyimler, metindeki anlatımı daha canlı ve etkileyici hale getirmiş değil mi?
Umarım bu çözümler ve açıklamalar senin için faydalı olmuştur sevgili öğrencim. Türkçe dersini severek öğrenmeye devam et!