7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 2. Kitap Sayfa 112
Merhaba sevgili öğrencilerim! Bugün sizlerle, “TÜRKİYE’M, ANAYURDUM, SEBEBİM, ÇAREM!” başlıklı güzel şiirimizden yola çıkarak bazı soruları cevaplayacağız. Şiirde geçen duyguları ve anıları hatırlayarak, ülkemize olan sevgimizi ve büyüklerimizin geçmişini düşüneceğiz. Hazır mısınız?
Şimdi gelelim sorularımıza ve onların çözümlerine:
1. Ülkemizi neden sevdiğinizi üç cümle ile açıklayınız.
Çözüm:
Sevgili öğrencilerim, bu soru tamamen sizin kalbinizden gelen bir soru. Ülkemizi neden sevdiğimizi düşünürken, şiirdeki gibi kendi anılarımızı, doğayı, ailemizi ve kültürümüzü düşünebiliriz. Şair, kendi çocukluğundan, yaylalardan, kerpiç evlerden bahsederek sevgisini anlatmış. Biz de ona benzer ama kendi cümlelerimizle duygularımızı ifade edebiliriz. İşte size örnek olabilecek üç cümle:
- Ülkemi, dört mevsimi bir arada yaşatan eşsiz doğası, masmavi denizleri ve yemyeşil ormanları olduğu için çok seviyorum.
- Türkiye’mi, kalabalık sofralarımızda bir araya gelen ailemin sıcaklığı, komşuluk ilişkilerinin güzelliği ve insanlarının samimiyeti yüzünden çok değerli buluyorum.
- Bu toprakların her köşesinde bir tarih, her şehrinde ayrı bir kültür saklı olması, geçmişimizle bağ kurmamızı sağlıyor ve bu yüzden ülkem benim için paha biçilmez.
Unutmayın, bu cevaplar sadece birer örnek. Siz kendi nedenlerinizi, kendi kalbinizden gelen en samimi duygularla yazabilirsiniz. Önemli olan, ülkemize duyduğumuz bu güçlü bağı ifade edebilmek.
2. Büyüklerinizin çocukluklarının geçtiği yerler ile ilgili edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınızla paylaşınız.
Çözüm:
Bu soru için biraz dedektiflik yapmamız gerekiyor! Yani büyüklerimizle konuşup onların çocukluk anılarını dinlemeliyiz. Şiirde şairin annesinin, yağmur damlayan odalarda nasıl üzüldüğünü, kerpiç evlerin aklından çıkmadığını okumuştuk. Bu bize, eskiden hayatın ne kadar farklı olduğunu gösteriyor. Şimdi gelin, ben size hayali bir arkadaşınızın büyükannesinin anılarını anlatayım, siz de kendi büyüklerinizin anılarını bu şekilde paylaşabilirsiniz:
Merhaba arkadaşlar! Geçen gün büyükannemle sohbet ederken, onun çocukluğunun geçtiği köyü dinledim ve çok etkilendim. Tıpkı şiirdeki gibi, onların da evleri kerpiçtenmiş ve kışları yağmurlar yağdığında odaları damlarmış.
- Büyükannem, o zamanlar elektrik bile olmadığını, akşamları gaz lambası ışığında ders çalıştıklarını anlattı.
- Oyunlarının şimdiki gibi bilgisayar oyunları değil, tarlada koşmak, ağaçlara tırmanmak, derede taş sektirmek gibi doğayla iç içe olduğunu söyledi.
- En çok da komşuluk ilişkilerinden bahsetti. Herkes birbirinin kapısını çalarmış, yemekler paylaşılırmış, birinin derdi olduğunda bütün köy seferber olurmuş.
- Yazları yaylalara çıkıp hayvan otlattıklarını, o günlerin ne kadar özgür ve güzel olduğunu hep dile getirir. O tandırda pişen ekmeklerin kokusu hala burnunda tütermiş.
Büyükannemin anlattıkları, bana o günleri yaşatmış gibi hissettirdi. Gerçekten de teknoloji bu kadar gelişmemişken bile insanların ne kadar mutlu ve birbirine bağlı yaşadığını görmek çok güzel. Sizin büyükleriniz neler anlatıyor, merak ediyorum!
Bu şekilde, siz de kendi büyüklerinizden dinlediğiniz hikayeleri, onların çocukluklarının geçtiği yerleri ve o zamanki yaşam koşullarını arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz. Eminim her birinizin farklı ve ilginç hikayeleri vardır.