7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 2. Kitap Sayfa 50
Merhaba sevgili 7. sınıf öğrencim! Türkçe dersimize hoş geldin. Senin için gönderdiğin görseldeki “Derse Hazırlık” bölümündeki soruları adım adım inceleyelim ve birlikte cevaplayalım. Hazırsan başlayalım!
Soru 1: “Eserinin üzerinde imzası olmayan yegâne sanatkâr öğretmendir.” özdeyişinden yola çıkarak Atatürk’ün öğretmenler hakkındaki fikirlerini açıklayınız.
Sevgili öğrencim, bu söz Atatürk’ün öğretmenlere ne kadar değer verdiğini ve öğretmenlik mesleğinin ne kadar özel olduğunu gösteren çok anlamlı bir sözdür. Şimdi bu sözü biraz açalım:
Adım 1: Sanatkâr kelimesiyle başlayalım. Bir ressam tablo yapar, altına imzasını atar. Bir yazar kitap yazar, kapağında adı yazar. Yani yaptıkları eserin sahibi olduklarını gösterirler, değil mi? Ama Atatürk, öğretmeni “imzası olmayan sanatkâr” olarak tanımlıyor.
Adım 2: Peki, öğretmenlerin eseri nedir? Öğretmenlerin eserleri, aslında sizlersiniz! Yani öğrencileri. Öğretmenler, tıpkı bir heykeltıraşın mermere şekil vermesi gibi, bir ressamın tuvale renk katması gibi, sizlerin zihinlerini, karakterlerini, ahlakını ve bilgi birikimini şekillendirirler. Sizi iyi bir insan, vatanını seven, başarılı bir birey olarak yetiştirmek için çabalarlar.
Adım 3: Neden imzaları yok peki? Çünkü öğretmenler, yaptıkları bu büyük ve kutsal işin karşılığında bir beklenti içinde olmazlar. Onların en büyük imzası, sizin başarınız, sizin iyi bir insan olmanız ve ülkesine faydalı bir birey olmanızdır. Bir öğrenci büyüyüp başarılı olduğunda, çevresine faydalı işler yaptığında, o öğretmen bunun kendi eseri olduğunu bilir ve bununla gurur duyar. Ama bunu herkes bilsin diye bir imza atma, kendi adını öne çıkarma ihtiyacı duymaz.
Adım 4: Sonuç olarak, Atatürk bu sözüyle öğretmenlik mesleğinin sadece bilgi aktarmaktan ibaret olmadığını, aynı zamanda bir şahsiyet inşa etme sanatı olduğunu vurgulamıştır. Öğretmenler, geleceğimizin mimarlarıdır ve onların emeği, herhangi bir esere atılan imzadan çok daha kalıcı ve değerlidir. Onlar, yaptıkları işin büyüklüğünü ve fedakârlığını sadece yetiştirdikleri pırıl pırıl öğrencilerin gözlerinde görürler.
***
Soru 2: Atatürk’ün manevi kızlarından “Sabiha Gökçen” ile ilgili yaptığınız araştırmayı sınıfta paylaşınız.
Sevgili arkadaşım, Sabiha Gökçen, Atatürk’ün manevi kızlarından biri olmakla kalmayıp, Türk tarihine adını altın harflerle yazdırmış çok önemli bir şahsiyettir. Onunla ilgili araştırmamızın özetini şöyle paylaşabiliriz:
- Sabiha Gökçen, 1913 yılında Bursa’da doğmuştur. Çok küçük yaşta ailesini kaybetmiş ve zorlu bir çocukluk geçirmiştir.
- 1925 yılında, Atatürk Bursa’yı ziyaret ettiğinde, Sabiha henüz 12 yaşındaydı. Atatürk, onunla tanışınca zekasından ve öğrenme isteğinden çok etkilenmiş, onu evlat edinerek Çankaya Köşkü’ne getirmiştir. Böylece Sabiha, Atatürk’ün manevi kızı olmuştur.
- Atatürk, Sabiha’nın eğitimine büyük önem vermiştir. Onu Amerikan Kız Koleji’nde okutmuş, hatta Fransızcasını geliştirmesi için Fransa’ya bile göndermiştir.
- En dikkat çekici özelliği ise şudur: Atatürk, Türk gençlerinin havacılığa ilgi duymasını çok isterdi. 1935 yılında Türk Hava Kurumu’nun açtığı “Türk Kuşu” Sivil Havacılık Okulu’na Sabiha’yı kaydettirmiştir. Sabiha, burada hem planör hem de paraşüt eğitimleri almıştır.
- Daha sonra Eskişehir Askeri Hava Okulu’na giderek pilotaj eğitimi almış ve Türkiye’nin ilk kadın savaş pilotu unvanını kazanmıştır. Hatta o dönemde dünyadaki ilk kadın savaş pilotlarından biri olarak da kabul edilmektedir.
- 1937 yılında Dersim İsyanı sırasında askeri görevlere katılmış ve başarılı operasyonlar gerçekleştirmiştir. Bu, onun ne kadar cesur ve yetenekli bir pilot olduğunu tüm dünyaya kanıtlamıştır.
- Sabiha Gökçen, hayatı boyunca havacılığa hizmet etmiş, birçok gence ilham kaynağı olmuştur. 2001 yılında vefat etmiştir.
Kısacası, Sabiha Gökçen, Atatürk’ün kendisine sunduğu fırsatları en iyi şekilde değerlendirmiş, cesareti, azmi ve başarılarıyla Türk kadınının gücünü ve potansiyelini tüm dünyaya göstermiş, havacılık tarihimizde çok önemli bir yer edinmiş bir kahramandır.