8. Sınıf Fen Bilimleri Ders Kitabı Cevapları Hecce Yayınları Sayfa 253
Merhaba sevgili öğrencilerim!
Bugün sizlerle 6. Ünitemiz olan “Enerji Dönüşümleri ve Çevre Bilimi” konusunun sonundaki değerlendirme sorularını birlikte çözeceğiz. Bu sorular, ünitemizde öğrendiğimiz önemli konuları ne kadar anladığımızı görmemize yardımcı olacak. Haydi başlayalım!
A. Ekolojik ayak izinizi azaltmak için neler yapabileceğinizi aşağıya yazınız.
Arkadaşlar, ekolojik ayak izi, bizim Dünya üzerinde yaşarken doğaya ne kadar “yük” olduğumuzu gösteren bir ölçümdür. Yani tükettiğimiz kaynaklar ve oluşturduğumuz atıklar için ne kadar kara ve su alanına ihtiyaç duyduğumuzu hesaplar. Bu izi küçültmek, daha sürdürülebilir ve çevre dostu bir yaşam sürmek demektir. İşte ekolojik ayak izimizi azaltmak için yapabileceğimiz bazı basit ama etkili şeyler:
- Enerji Tasarrufu Yapmak: Kullanmadığımız odaların ışıklarını kapatabilir, elektronik aletleri fişten çekebilir ve enerji tasarruflu ampuller kullanabiliriz. Bu sayede enerji üretiminde kullanılan fosil yakıtların tüketimini azaltmış oluruz.
- Su Tüketimini Azaltmak: Dişlerimizi fırçalarken veya ellerimizi sabunlarken musluğu kapatmak, daha kısa duşlar almak gibi alışkanlıklar su kaynaklarımızı korumamıza yardımcı olur.
- Geri Dönüşüme Önem Vermek: Kağıt, plastik, cam ve metal gibi atıkları ayrı kutularda biriktirerek geri dönüşüme kazandırabiliriz. Bu, yeni ürünler için daha az hammadde kullanılmasını sağlar.
- Ulaşım Tercihlerini Gözden Geçirmek: Okula veya yakın yerlere giderken yürümeyi, bisiklete binmeyi veya toplu taşıma araçlarını kullanmayı tercih edebiliriz. Bu, arabaların neden olduğu hava kirliliğini azaltır.
- Tüketim Alışkanlıklarını Değiştirmek: Gerçekten ihtiyacımız olmayan şeyleri almaktan kaçınmalıyız. “Kullan-at” ürünler yerine uzun ömürlü ve tekrar kullanılabilir ürünleri seçmeliyiz. Örneğin, plastik şişe yerine matara kullanmak gibi.
B. Azot döngüsünde baklagil köklerindeki bakterilerin rolünün ne olduğunu yazınız.
Bu çok önemli bir soru, çünkü doğadaki en harika iş birliklerinden birini anlatıyor!
Adım 1: Havadaki azot gazı (N2), atmosferin yaklaşık %78’ini oluşturur. Ancak bitkiler ve hayvanlar, azotu bu gaz halindeyken doğrudan kullanamazlar. Tıpkı bizim için pişmemiş bir yemeğin yenemeyeceği gibi, azotun da canlıların kullanabileceği bir forma “pişirilmesi” yani dönüştürülmesi gerekir.
Adım 2: İşte bu noktada sahneye baklagillerin (nohut, fasulye, mercimek gibi bitkilerin) köklerinde yaşayan özel bakteriler çıkar. Bu bakterilere azot bağlayıcı bakteriler diyoruz.
Adım 3: Bu kahraman bakteriler, havadaki serbest azotu alıp bitkinin kullanabileceği bileşiklere (amonyak, nitrat gibi) dönüştürürler. Bu olaya azot fiksasyonu (azotun bağlanması) denir.
Sonuç: Kısacası, baklagil köklerindeki bakterilerin rolü, havadaki serbest azotu bitkilerin kullanabileceği hale getirmektir. Bu sayede azot, besin zincirine girmiş olur ve diğer canlılara da aktarılır. Bu muhteşem bir ortak yaşam örneğidir; bakteri kendine bir yuva bulur, bitki ise hayati öneme sahip azotu elde eder.
C. Küresel iklim değişikliğinin ülkemizi nasıl etkilediğini yazınız.
Küresel iklim değişikliği, adından da anlaşılacağı gibi tüm dünyayı etkileyen bir sorundur ve maalesef güzel ülkemiz de bu etkilerden payını almaktadır. Gelin bu etkilerin bazılarına bakalım:
- Kuraklık ve Su Kıtlığı: Yağışlar azalıyor ve düzensizleşiyor. Bu durum, göllerimizin ve nehirlerimizin su seviyelerinin düşmesine, tarım alanlarının susuz kalmasına ve içme suyu sıkıntısı yaşamamıza neden oluyor.
- Aşırı Hava Olayları: Eskisinden daha sık ve şiddetli seller, fırtınalar, sıcak hava dalgaları ve hortumlar görüyoruz. Bu olaylar hem can hem de mal kayıplarına yol açabiliyor.
- Tarım ve Gıda Güvenliği: İklimin değişmesi, bitkilerin yetişme düzenini bozuyor. Kuraklık veya ani don olayları ürünlerin zarar görmesine, yani rekoltenin düşmesine neden olabilir. Bu da gıda fiyatlarını etkiler.
- Biyoçeşitliliğin Azalması: Sıcaklık ve yağış rejimindeki değişiklikler, bazı bitki ve hayvan türlerinin yaşam alanlarını tehdit ediyor. Onlara uygun olmayan koşullar nedeniyle bazı türler yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir.
- Deniz Seviyesinin Yükselmesi: Kutuplardaki buzulların erimesiyle deniz seviyesi yükseliyor. Bu durum, İstanbul, İzmir gibi kıyı şeridindeki şehirlerimizi gelecekte tehdit edebilir.
Ç. Aşağıdaki ifadelerden doğru olanların yanına “D”, yanlış olanların yanına “Y” yazınız.
Şimdi de bilgilerimizi test etme zamanı! Bu ifadeleri dikkatlice okuyup doğru mu yanlış mı olduklarına karar verelim.
1. Madde döngüleri, canlılar ve cansızların yaşadığı çevre arasında gerçekleşir. ( D )
Açıklama: Kesinlikle doğru! Örneğin su döngüsünü düşünelim. Su (cansız madde), okyanuslardan buharlaşır, bulutları oluşturur, yağmur olarak yeryüzüne iner ve bitkiler (canlı) tarafından kullanılır. Yani döngüler, canlı ve cansız çevre arasındaki sürekli bir alışveriştir.2. İnsanlar atmosferdeki azotu doğrudan kullanabilir. ( Y )
Açıklama: Bu ifade yanlış. Nefes aldığımızda havayla birlikte bolca azot gazı da ciğerlerimize girer ama vücudumuz onu kullanamadan aynen dışarı veririz. Biz azotu, yediğimiz bitkisel ve hayvansal besinlerden alırız.3. Ekosistemler bozulursa madde döngüleri de bozulur. ( D )
Açıklama: Çok doğru bir ifade. Mesela ormanları yok edersek, ağaçlar fotosentez yapamayacağı için karbon döngüsü olumsuz etkilenir. Veya suları kirletirsek, su döngüsündeki canlılar zarar görür. Ekosistemler, madde döngülerinin sağlıklı işlemesi için bir makine gibidir; makine bozulursa döngü de aksar.4. Sera etkisinin artması Dünya için olumsuz durumlara sebep olur. ( D )
Açıklama: Evet, bu da doğru. Normalde sera etkisi Dünya’nın yaşanabilir sıcaklıkta kalmasını sağlayan faydalı bir şeydir. Ancak fosil yakıt kullanımı gibi insan faaliyetleri nedeniyle atmosferdeki karbondioksit gibi sera gazları artınca, bu etki aşırı güçlenir. Dünya gereğinden fazla ısınır ve bu da küresel iklim değişikliğine yol açar.5. Küresel iklim değişikliği sadece ülkemizde görülür. ( Y )
Açıklama: Bu ifade kesinlikle yanlış. Adı üstünde “küresel“, yani tüm küreyi, bütün dünyayı etkileyen bir sorundur. Buzulların erimesinden Avustralya’daki yangınlara, her yer bu sorundan etkileniyor.6. Küresel iklim değişikliğini önlemek için ülkeler çeşitli önlemler almıştır. ( D )
Açıklama: Evet, doğru. Ülkeler bu büyük tehlikenin farkında ve Paris İklim Anlaşması gibi uluslararası anlaşmalarla bir araya gelerek sera gazı salınımlarını azaltma sözü veriyorlar. Yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapmak gibi birçok önlem alınıyor, ancak tabii ki daha fazlasının yapılması gerekiyor.Umarım tüm çözümler ve açıklamalar anlaşılır olmuştur. Unutmayın, bu konular sadece ders kitabı bilgisi değil, aynı zamanda gezegenimizin geleceği için hepimizin bilmesi ve sorumluluk alması gereken konulardır. Harikasınız çocuklar