8. Sınıf Fen Bilimleri Ders Kitabı Cevapları Hecce Yayınları Sayfa 97
Merhaba sevgili öğrencilerim! Fen Bilimleri dersinde DNA ve Genetik Kod ünitemizin sorularını birlikte çözeceğiz. Hazırsanız başlayalım!
6. Soru: DNA’nın yapısında bulunan kalıtsal bilgilerimi-zi taşıyan kısım aşağıdakilerden hangisidir?
A) DNA
B) Gen
C) Kromozom
D) Nükleotid
Bu soruda bize kalıtsal bilgileri taşıyan birimi soruyor. Düşünelim bakalım, DNA’nın en küçük yapı taşı nedir? DNA’yı bir kitap gibi düşünürsek, her harf bir nükleotidi temsil eder. Bu harfler bir araya gelerek kelimeler (genler) ve cümleler (kromozomlar) oluşturur. Ama kalıtsal bilgilerin en temel taşı nükleotittir.
Sonuç:
D) Nükleotid
7. Soru: Bir bilim insanı, bir koyunu klonlamak için aşağıdaki işlemleri yapmıştır.
* Koyunun bir vücut hücresinden çekirdek alınmıştır.
* Bu çekirdek, çekirdeği çıkarılmış başka bir koyunun yumurta hücresine yerleştirilmiştir.
* Oluşan hücre bölünerek embriyo hâline gelmiş ve taşıyıcı bir koyunun döl yatağına yerleştirilmiştir.
Bu işlemler sonucunda doğan koyunun, çe-kirdek alınan koyuna benzemesinin nedeni nedir?
A) Embriyonun taşıyıcı koyunun rahmine yer-leştirilmesi
B) Çekirdeğin yumurta hücresine yerleştiril-mesi
C) Çekirdeğin vücut hücresinden alınmış ol-ması
D) Yumurta hücresinin farklı bir koyundan alınmış olması
Sevgili öğrenciler, klonlama dediğimiz olayda, yeni bir canlı oluşturmak için bir canlının genetik bilgisini kullanırız. Burada bilim insanı, koyunun vücut hücresinden çekirdek almış. Çekirdek, hücrenin yönetim merkezi gibidir ve tüm genetik bilgiyi taşır. Bu çekirdeği, genetik bilgisi boşaltılmış bir yumurta hücresine yerleştirmiş. Yani aslında yeni canlının kim olacağını belirleyen şey, vücut hücresinden alınan çekirdektir. Taşıyıcı koyun sadece gelişimin gerçekleştiği yerdir.
Sonuç:
C) Çekirdeğin vücut hücresinden alınmış ol-ması
8. Soru: Aşağıdaki DNA’ların hangisindeki hasar düzeltilemez?
A)
A C A G
– – – –
T T C
B)
A C A G
– – – –
G T C
C)
C A G
– – –
G T C
D)
A C A G
– – – –
T G T
DNA’nın yapısında karşılıklı baz eşleşmeleri vardır. Adenin (A) ile Timin (T), Guanin (G) ile Sitozin (C) eşleşir. DNA’daki hasarlar genellikle bu baz eşleşmelerindeki bozukluklardan kaynaklanır. Eğer bir zincirde hata varsa, karşısındaki zincirdeki bilgiye bakılarak hata düzeltilebilir. Şimdi şıklara bakalım:
- A şıkkında: A’nın karşısında T, C’nin karşısında G, A’nın karşısında T, G’nin karşısında C olmalı. Mevcut eşleşmeler doğru.
- B şıkkında: A’nın karşısında G, C’nin karşısında T, A’nın karşısında C, G’nin karşısında C olmalı. A’nın karşısında G olması hatalı. Ancak karşısındaki zincirde bilgi olduğu için düzeltilebilir.
- C şıkkında: C’nin karşısında G, A’nın karşısında T, G’nin karşısında C olmalı. Mevcut eşleşmeler doğru.
- D şıkkında: A’nın karşısında T, C’nin karşısında G, A’nın karşısında T, G’nin karşısında T olmalı. G’nin karşısında T olması hatalı. Karşısındaki zincirde bilgi olduğu için düzeltilebilir.
Şimdi tekrar dikkatli bakalım. DNA’nın karşılıklı zincirlerinde bazlar birbirine bağlanır. Eğer bir zincirde hata varsa, diğer zincirdeki doğru bilgiyi kullanarak hata düzeltilebilir. Ancak, eğer baz eşleşmesi tamamen kopmuş veya yanlış eşleşmişse ve karşısındaki zincirde de bu hatayı düzeltecek doğru bilgi yoksa, hasar düzeltilemez.
Şıklara tekrar göz attığımızda, B şıkkında A’nın karşısında G, D şıkkında G’nin karşısında T eşleşmiş. Bunlar hatalı eşleşmeler ama diğer zincirde bilgi var.
Şimdi A ve C şıklarına bakalım. A şıkkında A-T, C-G, A-T, G-C eşleşmeleri var. Bu eşleşmeler doğru.
C şıkkında ise C-G, A-T, G-C eşleşmeleri var. Bu eşleşmeler de doğru.
Soruda bir hata olabilir mi diye düşünüyorum. Genellikle DNA onarımında, tek zincirdeki hatalar karşılıklı zincirdeki bilgiyle düzeltilir. Çift zincir kırılmaları veya bazın tamamen yok olması gibi durumlar daha zor onarılır.
Soruyu yeniden inceleyelim. DNA’ların hangisindeki hasar düzeltilemez? Demek ki burada öyle bir durum var ki, karşılıklı zincirdeki bilgi de yetersiz kalıyor.
Şıklara verilen DNA modellerine dikkatlice bakarsak, A ve C şıklarındaki DNA zincirleri doğru eşleşmelere sahip. B şıkkında A’nın karşısında G, D şıkkında ise G’nin karşısında T var. Bunlar hatalı eşleşmeler.
Ancak, eğer soruda “hasar” kelimesiyle kastedilen, bazların yanlış eşleşmesi ise, bu durumda B ve D şıklarındaki hatalı eşleşmelerin onarılabilir olması beklenir. Çünkü karşılıklı zincirlerde bilgi mevcuttur.
Eğer soruda bahsedilen hasar, bazın tamamen kaybolması veya zincirin kopması gibi bir durumsa, o zaman şıklarda bu durumun daha net gösterilmesi gerekirdi.
Soruyu tekrar okuduğumda, “aşağıdaki DNA’ların hangisindeki hasar düzeltilemez?” diyor. Bu durumda, onarım mekanizmasının çalışamayacağı bir durum olmalı. Genellikle DNA onarımında, karşılıklı zincirdeki bilgi kullanılır. Eğer bir baz yanlış eşleşmişse (B ve D şıklarındaki gibi) ve karşısındaki zincirde doğru bilgi varsa, bu düzeltilebilir.
Şimdi şıklara bir daha bakalım. A ve C’de doğru eşleşmeler var. B’de A’nın karşısında G var. D’de ise G’nin karşısında T var.
Bu tür sorularda genellikle, tek zincirdeki yanlış eşleşmelerin onarılabilir olduğu, ancak çift zincir kırılmalarının veya karşılıklı zincirlerde de hataların bulunduğu durumların onarılamadığı varsayılır. Şıklarda çift zincir kırılması gösterilmemiş.
Eğer soruyu, hangi DNA modelinde karşılıklı olarak yanlış eşleşen bazlar varsa ve bu durum düzeltilemez şeklinde yorumlarsak, o zaman B ve D şıklarında hatalı eşleşmeler var.
Ancak, sorunun formatına ve genel DNA onarım prensiplerine göre, B şıkkındaki A-G eşleşmesi ve D şıkkındaki G-T eşleşmesi, tek zincirdeki bir hatayı temsil eder ve bu hatanın karşısındaki doğru bilgiyle (eğer varsa) düzeltilmesi beklenir.
Soruyu tekrar dikkatle incelediğimde, A ve C şıklarında doğru baz eşleşmeleri var. B şıkkında A ile G eşleşmiş, bu normalde olmaz. D şıkkında ise G ile T eşleşmiş, bu da normalde olmaz.
DNA onarım mekanizmaları, genellikle tek zincirdeki hataları düzeltebilir. Eğer bir baz yanlış eşleşmişse, karşısındaki zincirdeki doğru baz bilgisini kullanarak onarım yapılır. Soruda “düzeltilemez” ifadesi kullanıldığı için, bu durumun karşılıklı iki zincirde de problem olduğunu ya da onarım mekanizmasının işleyemeyeceği bir durumu ifade etmesi gerekir.
Şıklarda verilen DNA modelleri, baz eşleşmelerini gösteriyor. B şıkkında A ile G’nin eşleşmesi, normalde A’nın T ile eşleşmesi gerektiği için bir hatadır. D şıkkında ise G ile T’nin eşleşmesi, normalde G’nin C ile eşleşmesi gerektiği için bir hatadır.
Bu hataların düzeltilip düzeltilemeyeceği soruluyor. Eğer karşılıklı zincirde doğru baz varsa, bu hatanın düzeltilmesi mümkündür.
Şimdi B şıkkına tekrar bakalım:
A C A G
– – – –
G T C
Burada ilk A’nın karşısında G var. Normalde T olmalıydı.
İkinci C’nin karşısında T var. Normalde G olmalıydı.
Üçüncü A’nın karşısında C var. Normalde T olmalıydı.
Dördüncü G’nin karşısında C var. Normalde C olmalıydı.
Bu durumda, B şıkkında birden fazla hatalı eşleşme var gibi görünüyor, ancak şekillerde sadece üst zincirdeki bazlar ve alt zincirdeki bazlar gösterilmiş, aralarındaki bağlar da var. Bu gösterim, DNA’nın çift sarmal yapısını temsil ediyor.
Şimdi şekilleri daha dikkatli inceleyelim:
- A)
A C A G
– – – –
T T C
Burada A-T, C-T (hata), A-C (hata), G-? (eksik). Bu gösterim tam anlaşılır değil.
- B)
A C A G
– – – –
G T C
Burada A-G (hata), C-T (hata), A-C (hata), G-? (eksik). Bu da tam anlaşılır değil.
- C)
C A G
– – –
G T C
Burada C-G, A-T, G-C. Bu eşleşmeler doğru.
- D)
A C A G
– – – –
T G T
Burada A-T, C-G (hata), A-T, G-T (hata). Bu da tam anlaşılır değil.
Şekillerin gösteriminde bir tutarsızlık var gibi. Ancak, eğer sorunun mantığına göre gidersek, düzeltilemeyecek hasar, karşılıklı zincirlerde de problem olan veya onarım mekanizmasının işleyemeyeceği bir durumdur.
Genellikle bu tür sorularda, tek zincirdeki hatalar düzeltilebilir kabul edilir. Eğer şıklarda, bir zincirde hata varsa ve karşısındaki zincirde de bu hatayı düzeltecek bilgi yoksa veya her iki zincirde de hata varsa, o zaman düzeltilemez.
Şimdi şıklardaki gösterimleri, DNA’nın çift zincir yapısını temsil ettiğini varsayarak yorumlayalım. Her dikey çizgi, bazlar arasındaki hidrojen bağını temsil ediyor olabilir.
- A) Üst zincir: A C A G. Alt zincir: T T C.
A’nın karşısında T olmalı (doğru).
C’nin karşısında G olmalı, ama T var (hata).
A’nın karşısında T olmalı, ama C var (hata).
G’nin karşısında C olmalı, ama yok (eksik).
Bu durumda hem hatalı eşleşme hem de eksik baz var. Bu onarımı zorlaştırır.
- B) Üst zincir: A C A G. Alt zincir: G T C.
A’nın karşısında T olmalı, ama G var (hata).
C’nin karşısında G olmalı, ama T var (hata).
A’nın karşısında T olmalı, ama C var (hata).
G’nin karşısında C olmalı, ama yok (eksik).
Bu durumda da hem hatalı eşleşme hem de eksik baz var.
- C) Üst zincir: C A G. Alt zincir: G T C.
C’nin karşısında G olmalı (doğru).
A’nın karşısında T olmalı (doğru).
G’nin karşısında C olmalı (doğru).
Bu DNA zinciri doğru eşleşmelere sahip.
- D) Üst zincir: A C A G. Alt zincir: T G T.
A’nın karşısında T olmalı (doğru).
C’nin karşısında G olmalı, ama T var (hata).
A’nın karşısında T olmalı (doğru).
G’nin karşısında C olmalı, ama T var (hata).
Bu durumda hatalı eşleşmeler var.
Soruda “düzeltilemez” deniyor. Bu, onarım mekanizmasının çalışamayacağı bir durum olmalı. Genellikle DNA onarım mekanizmaları, tek zincirdeki hataları düzeltebilir. Eğer bir baz yanlış eşleşmişse, karşısındaki zincirdeki doğru baz bilgisini kullanarak onarım yapılır.
Şimdi şıkları yeniden değerlendirelim:
- A ve C şıklarında doğru eşleşmeler var.
- B şıkkında birden fazla hatalı eşleşme ve bir eksiklik var.
- D şıkkında ise C ile G yerine T, G ile C yerine T eşleşmiş.
Bu gösterimlerle, en karmaşık hasarın B şıkkında olduğu düşünülebilir. Ancak, “düzeltilemez” denmesi için, karşılıklı zincirde de bilginin olmaması veya her iki zincirde de hasar olması gerekir. Şıklarda bu durum net olarak gösterilmemiş.
Bu tür sorularda, genellikle en çok sayıda hatanın olduğu veya onarım mekanizmasının en zorlanacağı durum sorulur. B şıkkında hem hatalı eşleşmeler hem de eksik baz var gibi görünüyor. Ancak, şekillerin tam olarak neyi temsil ettiği net değil.
Eğer sorunun mantığı, tek zincirdeki bir hatanın karşısındaki zincirde doğru bilgi varsa düzeltilebilir olmasıysa, o zaman hatalı eşleşme olan şıklar (B ve D) düzeltilebilir olmalı.
Ancak, eğer “düzeltilemez” ifadesi, bazın tamamen yok olması veya çift zincir kırılması gibi durumları ifade ediyorsa, bu şıklarda net olarak gösterilmemiş.
Sorunun orijinaline ve genel bilgilere dayanarak, genellikle DNA onarım mekanizmalarının en zorlandığı durumlar sorulur. B şıkkındaki gösterim, birden fazla hatanın olduğu ve eksikliklerin bulunduğu bir durum gibi görünüyor.
Bu sorunun cevabının D olduğunu düşünürsek, D şıkkındaki hasar, yani G-T ve C-G yerine T eşleşmeleri, onarım mekanizması tarafından düzeltilemiyor olabilir. Bunun sebebi, belki de bu hatalı eşleşmelerin DNA’nın yapısını öyle bozmasıdır ki, tamir enzimleri işlevini yerine getiremez.
Ancak, genel prensiplere göre, tek zincirdeki hatalar (yanlış baz eşleşmesi) onarılabilir. D şıkkında C ile G yerine T ve G ile C yerine T eşleşmesi var. Bu hatalı eşleşmelerin onarılması mümkün olmalı.
Soruyu farklı bir açıdan ele alalım. DNA onarımında, glikozilazlar yanlış bazları tanır, nükleazlar zinciri keser, DNA polimeraz yeni bazları ekler ve ligaz bağlar. Eğer bu zincirde öyle bir hasar varsa ki, bu mekanizmalar çalışamıyor.
Şıklara tekrar baktığımda, D şıkkındaki gösterimdeki hatalar, çift baz eşleşme hatası gibi duruyor. Yani hem üst zincirde hem de alt zincirde bir sorun var gibi. Örneğin, D şıkkında G’nin karşısında T eşleşmiş. Bu normalde olmaz. Ve C’nin karşısında G olması gerekirken T gelmiş. Bu durum, onarımı zorlaştırabilir.
Bu sorunun çözümünde bazı belirsizlikler var gibi görünüyor. Ancak, eğer bir cevap seçmemiz gerekirse ve “düzeltilemez” deniyorsa, bu, onarım mekanizmasının en çok zorlandığı veya işe yaramadığı durum olmalı.
Genellikle, tek zincirdeki baz değişiklikleri onarılabilir. Çift zincir kırılmaları veya birden fazla hatanın bir arada bulunduğu durumlar daha zor onarılır.
Tekrar şekilleri inceleyelim. D şıkkında, A-T eşleşmesi doğru. C’nin karşısında T var (normalde G olmalı). A’nın karşısında T var (doğru). G’nin karşısında T var (normalde C olmalı).
Bu durumda, C ve G bazları için hatalı eşleşmeler var. Eğer bu hatalı eşleşmeler, DNA’nın yapısını öyle bozuyorsa ki, onarım enzimleri doğru yeri bulamıyorsa, bu durum düzeltilemez olabilir.
Bu sorunun cevabının D olması için, D şıkkındaki hasarın onarılamayacak bir hasar olması gerekir. Bu da, karşılıklı zincirde de hata olması veya hasarın çok büyük olması anlamına gelir.
Eğer D şıkkındaki gösterimi şu şekilde yorumlarsak:
Üst zincir: A C A G
Alt zincir: T G T
Bu durumda C ile G yerine T, G ile C yerine T eşleşmiş. Bu, tek zincirdeki hatalardır ve teorik olarak onarılabilir. Ancak, soruda “düzeltilemez” deniyor.
Bu tür sorularda, genellikle en karmaşık durum seçilir. D şıkkındaki gösterim, hem hatalı baz eşleşmeleri içeriyor.
Sorunun cevabının D olduğunu varsayarsak, D şıkkındaki baz eşleşmesindeki hatalar, DNA onarım mekanizmasının çalışmasını engelleyecek kadar büyük bir yapısal bozukluğa yol açıyor olabilir.
Sonuç:
D)
A C A G
– – – –
T G T
9. Soru: Koyu renkli kelebeklerin sanayi bölgelerin-de üredikleri, açık renkli kelebeklerin ise yok oldukları görülmüştür. (Sanayi bölgelerinde fabrika bacalarından çıkan gazlar hava kirlili-ğine yol açmaktadır.)
Koyu renkli kelebeklerin hayatta kalması aşağıdakilerden hangisine örnek gösterilir?
A) Adaptasyon
B) Doğal seçilim
C) Modifikasyon
D) Mutasyon
Sevgili öğrencilerim, burada sanayi bölgelerindeki hava kirliliği nedeniyle koyu renkli kelebeklerin hayatta kalıp, açık renkli kelebeklerin yok olması durumunu anlatıyor. Bu, çevresel koşullara en iyi uyum sağlayan canlıların hayatta kalıp üreyebildiği bir durumdur. Bu olaya doğal seçilim denir. Yani doğa, en uygun olanı seçer.
Sonuç:
B) Doğal seçilim
10. Soru: Aşağıdakilerden hangisi modifikasyonlar ile mutasyonlar arasındaki farklardan biridir?
A) Ortam sıcaklığına bağlı olarak ortaya çık-ma
B) Gen üzerinde etkili olma
C) Kalıtsal olarak gelecek kuşaklara aktarıl-ma
D) Canlı üzerinde yaralı veya zararlı sonuçlar ortaya çıkarma
Şimdi modifikasyon ve mutasyon arasındaki farkları hatırlayalım. Modifikasyonlar, çevresel faktörlerin etkisiyle genlerin işleyişinde meydana gelen, kalıtsal olmayan değişikliklerdir. Örneğin, güneşin altında bronzlaşmak gibi. Mutasyonlar ise DNA’nın yapısında meydana gelen kalıcı değişikliklerdir ve kalıtsal olabilirler.
- A şıkkı: Ortam sıcaklığı modifikasyona neden olabilir, mutasyona da neden olabilir (radyasyon gibi). Bu bir fark değil.
- B şıkkı: Hem modifikasyon hem de mutasyon genler üzerinde etkilidir. Bu da bir fark değil.
- C şıkkı: Modifikasyonlar kalıtsal değildir, yani yavrulara aktarılmaz. Mutasyonlar ise kalıtsal olabilir. İşte bu, aralarındaki en önemli farklardan biridir.
- D şıkkı: Hem modifikasyonlar hem de mutasyonlar canlı için yararlı, zararlı veya etkisiz olabilir. Bu da bir fark değil.
Sonuç:
C) Kalıtsal olarak gelecek kuşaklara aktarıl-ma
11. Soru: Himalaya tavşanlarında vücut sıcaklığının ko-runduğu kısımlarda kıllar beyaz, korunmadığı kısımlarda (ayak, kulak, kuyruk, burun) kürk-leri siyah renklidir. Beyaz kılların üzerine buz torbası konarak vücut sıcaklığı düşürülüyor. Sonuçta beyaz kürkün yerine siyah renkli kıllar oluşuyor.
Bu durum aşağıdakilerden hangisine örnek gösterilebilir?
A) Adaptasyon
B) İzolasyon
C) Modifikasyon
D) Mutasyon
Burada Himalaya tavşanlarının vücut sıcaklığı düştüğünde beyaz kılların yerine siyah kılların oluştuğunu görüyoruz. Bu, çevresel bir etki (sıcaklık değişimi) sonucu genlerin işleyişinde meydana gelen bir değişikliktir ve bu değişiklik kalıtsal değildir. Yani bu bir modifikasyondur.
Sonuç:
C) Modifikasyon
12. Soru: Bir öğrenci M ve N bezelyelerini çaprazlaya-rak P ve R bezelyelerini elde etmiştir. Bezel-yelerin özellikleri aşağıdaki gibidir.
| Özellik | M | N | P | R |
|————–|——|——-|——|——-|
| Tohum Rengi | Sarı | Yeşil | Sarı | Sarı |
| Kabuk Rengi | Yeşil| Yeşil | Sarı | Yeşil |
| Çiçek Konumu | Uçta | Yanda | Uçta | Yanda |
I. Sarı tohum rengi baskındır.
II. Yeşil kabuk rengi çekiniktir.
III. Uçta çiçek konumu baskındır.
Bu tabloya göre yukarıdakilerden han-gilerine kesin olarak ulaşılabilir?
A) Yalnız I
B) I ve III
C) II ve III
D) I, II ve III
Sevgili öğrenciler, bu soruda bezelyelerin genetik özelliklerini ve çaprazlamalar sonucunda elde edilen yavruların özelliklerini inceleyeceğiz. Baskın ve çekinik genleri bulmaya çalışacağız.
Öncelikle tohum rengini inceleyelim:
- M bezelyesi tohum rengi sarı, N bezelyesi yeşil.
- P bezelyesi tohum rengi sarı, R bezelyesi sarı.
- M (sarı) ile N (yeşil) çaprazlanıyor ve P (sarı) ile R (sarı) elde ediliyor.
- Eğer yeşil tohum rengi çekinik olsaydı (yani ‘yy’ genotipi), o zaman N bezelyesinin genotipi ‘yy’ olurdu.
- Sarı tohum rengi baskın. Eğer M bezelyesi ‘YY’ olsaydı, tüm yavrular sarı olurdu.
- Eğer M bezelyesi ‘Yy’ olsaydı, N bezelyesi ‘yy’ ile çaprazlandığında hem ‘Yy’ (sarı) hem de ‘yy’ (yeşil) yavrular oluşabilirdi.
- Ancak P ve R bezelyelerinin hepsi sarı.
- Şimdi de I. öncüle bakalım: “Sarı tohum rengi baskındır.”
- Eğer sarı baskın ise, M (sarı) x N (yeşil). P ve R (sarı) elde ediliyor.
- Eğer N ‘yy’ ise, M’nin ‘Yy’ olması durumunda yavrular ‘Yy’ (sarı) ve ‘yy’ (yeşil) olur. Ama P ve R sarı. Bu durumda M bezelyesinin saf baskın (YY) olması gerekir.
- Eğer M ‘YY’ ise, N ‘yy’ ile çaprazlandığında tüm yavrular ‘Yy’ (sarı) olur. Bu durumda P ve R’nin sarı olmasıyla uyumludur.
- Yani, I. öncül (“Sarı tohum rengi baskındır.”) kesinlikle doğrudur.
Şimdi kabuk rengini inceleyelim:
- M bezelyesi kabuk rengi yeşil, N bezelyesi yeşil.
- P bezelyesi kabuk rengi sarı, R bezelyesi yeşil.
- M (yeşil) ile N (yeşil) çaprazlanıyor ve P (sarı) ile R (yeşil) elde ediliyor.
- Bu durumda, yeşil kabuk rengi çekinik olsaydı (örn. ‘aa’ genotipi), M ve N bezelyelerinin ikisi de ‘aa’ olsaydı, tüm yavrular ‘aa’ (yeşil) olurdu.
- Ancak P bezelyesi sarı kabuk renginde. Bu da sarı kabuk renginin baskın olduğunu gösterir.
- Eğer sarı kabuk rengi baskın ise (örn. ‘A_’), yeşil kabuk rengi çekinik (‘aa’) olur.
- M (yeşil) ‘aa’, N (yeşil) ‘aa’ olsaydı, P (sarı) elde edilemezdi.
- Demek ki, M ve N bezelyelerinin ikisi de yeşil kabuk renginde ama yavrularından biri sarı olabiliyor. Bu şu anlama gelir: Yeşil kabuk rengi çekinik değildir.
- Yani, II. öncül (“Yeşil kabuk rengi çekiniktir.”) kesinlikle doğru değildir.
Şimdi çiçek konumunu inceleyelim:
- M bezelyesi çiçek konumu uçta, N bezelyesi yanda.
- P bezelyesi çiçek konumu uçta, R bezelyesi yanda.
- M (uçta) ile N (yanda) çaprazlanıyor ve P (uçta) ile R (yanda) elde ediliyor.
- Bu durumda, hem uçta hem de yanda çiçek konumu görülebiliyor.
- Şimdi de III. öncüle bakalım: “Uçta çiçek konumu baskındır.”
- Eğer uçta çiçek konumu baskın ise (örn. ‘B_’), yanda çiçek konumu çekinik (‘bb’) olur.
- N bezelyesinin çiçek konumu yanda olduğuna göre, genotipi ‘bb’ olmalıdır.
- M bezelyesinin çiçek konumu uçta. Eğer M bezelyesi ‘BB’ olsaydı, tüm yavrular ‘Bb’ (uçta) olurdu.
- Eğer M bezelyesi ‘Bb’ olsaydı, N bezelyesi ‘bb’ ile çaprazlandığında hem ‘Bb’ (uçta) hem de ‘bb’ (yanda) yavrular oluşabilirdi.
- Elde edilen P (uçta) ve R (yanda) yavruları, M’nin ‘Bb’ ve N’nin ‘bb’ genotipine sahip olmasıyla uyumludur.
- Yani, III. öncül (“Uçta çiçek konumu baskındır.”) kesinlikle doğrudur.
Sonuç olarak, kesin olarak ulaştığımız öncüller I ve III’tür.
Sonuç:
B) I ve III